Bölüm 30

1204 Kelimeler
Herkese merhaba arkadaşlarr Bölüm yazmayı hem özleyip hem de unuttuğumu düşünüyorum. Pek içime sinmedi açıkçası ama daha fazla gecikmesin. Buyrun sizi bölümle başbaşa bırakıyorum. Bölüm sonunda görüşmek üzere. Yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar ? Kaya'dan aldığım bilgiler doğrultusunda taksiye binmiş ve karakola doğru harekete geçmiştim. Takside boynumdaki kızarıklıkları görebildiğim kadarıyla kapatıcıyla kapatmış dizlerimi ise çantamdaki dezenfektan ve mendille temizlemiştim. Kollarımdaki morartıyla birlikte kızarıklığı da kapatıcı sürerek yok etmeye çalışmıştım fakat kolumda oluşan renk farklılığıyla yüzüm buruşmuştu. Yüzüme hiç sürmediğim kapatıcı neden çantamdaydı bilmiyordum fakat sürdüğüm anda rahatsız etmişti bile. Boşvererek çantamı kapatarak yolun geri kalanında dışarıyı izlemiştim. Neler olabileceğini tahmin etmiştim fakat bu derece olmasını asla beklemiyordum. Geldiğim karakol ile taksiye parasını ödeyip hızlı adımlarla içeri girdim. Birkaç dakikalık arayış sonrası Kaya'yı fark ederek ona seslendiğimde yaslandığı duvardan ayrılarak yanıma adımladı. Ortada buluştuğumuzda sıkıntılı ifadesi içimi huzursuz etmişti. "Ne oluyor Kaya?" Sıkıntılı bir nefesi bırakarak etrafta gezdirdiği yorgun bakışlarını bana çevirdi. "Abim Mert'le izbe bir yerde buluşmuş. Birbirine girmişler. Etraftan sesleri duyan olmuş. Şikayet etmişler. Şimdi de nezaretteler." 'Beren benim' diye Cihan'a bağırıyordu. Mert'e neler demiştir! Sakin kalmalıydım. "Neden kavga etmişler?" Sanki bilmiyorsun gibi. "Konu sence de belli değil mi Beren? O herifin sana bakışları kaç kilometre öteden belli oluyor!" Kaşlarım çatıldı. Beni mi suçluyordu? "Beni mi suçluyorsun? Konudan haberim bile yokken üstelik!" Kafasını iki yana sallarken sinirli gibiydi. "Seni suçlamıyorum ancak abim böyle biri değildi! Sana olan aşkı ona zarar veriyor. Hepimize zarar veriyor!" Sana olan aşkı ona zarar veriyor. Ben? Beren Karaca' ya aşk? Buna günlerce gülebilirim! Anlaşılan Toprak boşuna ünlü değildi. O çok iyi bir oyuncuydu! Üstelik kendi öz kardeşine bile inandıracak kadar iyi bir oyuncu! Ya öyle değ- Kesinlikle öyleydi! Aksi mümkün değildi! Kaya'nın beklediği duvarın yanındaki kapı açıldığında içeriden önce Erol Dolunay arkasından da bir hışımla Mehmet Çağlayan çıkmıştı. İki baba.. İki oğul.. Koca iki ün... Tek bir suçlu.. Ben. Beni görmesiyle üzerime doğru hızlı adımlarla ilerleyen Mehmet Çağlayan karakolun ortasında bağırdı. "Her şey senin yüzünden! Önce oğlumdan ettin beni! Şimdi de rezil ettin bizi! Bundan sonra batacak olsam da hastaneme adım atmayacaksın! Bitti Beren Karaca! Kovuldun!" Gelen geçen acımadan bana vuruyordu. Erol amcaya dönen bakışlarım onun gözlerini benden kaçırmasıyla Kaya'ya döndü. Ancak o da bana bakmıyordu. Hak ettiğini düşünüyorlar! Artık Erol amcam yoktu dimi? Madem bunu ben yapmıştım, temizlemesi de bana düşerdi. Kaya babasının yanına ilerlerken Erol Bey'in çıktığı odaya, başkomiserin odasına, kapıyı tıklayarak girdim. Polis üniforması içinde masasında alnını sıvazlayan 40'lı yaşlardaki başkomiserin bakışları bana döndüğünde konuşacaktım ki benden önce davrandı. "Ne için geldiğini tahmin ediyorum kızım. İki tarafta birbirinden şikayetçi. Babaları da anlaşmaya yanaşmıyor. Benim yapabileceğim bir şey yok." Anladığımı belli edercesine başımı salladım. "Görebilir miyim?" Beni onayladıktan sonra bir polisi çağırmış ve yardımcı olmasını istemişti. Yanımdaki polisle birlikte nezarethane kısmına geldiğimde demir parmaklıkların ardında birbiriyle hala kavga eden iki adam vardı. Adım seslerimizin duyulmasıyla oluşan kısa sessizlikte gözlerim Toprak'ı bulmuştu bile. Kısaca üzerinde gözlerimi gezdirip durumunu kontrol ettim. Üzerindeki kıyafetler tozlanmışken yüzündeki geçmemiş yaralara yenileri eklenmişti. Hemen yanındaki bölmede Mert'e baktığımda onun da aynı durumda olduğunu görmüştüm. İkisinin de temizlenmiş hali bile berbatken yüzündeki yaraları kendini belli ediyordu. İkisi de kötü vaziyetteydi. En azından kavga edecek halleri kalmıştı. "Beren" "Beren" İki adamdan da aynı anda çıkan sesle ne yapacağımı şaşırırken bana fırsat tanımadan aralarındaki kavga yeniden başladı. "Onun adını ağzına alma!" "Sen kimsin ya! Alooo sevgilisi değilsin sen onun!" "Susun!" Polisin uyarısıyla birlikte sessizlik oluşmuştu. Polis memuru bana dönüp kısa bir süre görüşme iznimin olduğunu söyleyerek yanımızdan ayrılmıştı. Polisin gitmesiyle Mert konuştu. "Beren ben öğrendim. Yemin ederim ki öğrendim. Bu herif seni sözleşme imzalamaya nasıl itti bilmiyorum ama rol yapmana gerek yok. Biliyordum ki! Ben biliyordum! Beren bu! Bir anda birini sevgilisi yapmaz! Yapamaz!" Delirmişcesine sayıklayan yerinde duramadan bir yerden sonra kendi kendine konuşmaya başlayan Mert'e Toprak'tan sert tepki gecikmemişti. "Beren benim! Ne o aptal sözleşme buna engel ne de senin öğrenmen! Ben onu hiç zorlamadım! Sikik kafana bunu yaz! Beren benim!" Pardon? Bunlara ne oluyor! Tek deli sen değilsin anlaşılan Beren! Ellerimi kulaklarıma bastırarak hem içimdeki hem de dışarıdaki sesleri bastırmaya çalıştım. "YETER! YETER SUSUN ARTIK!" Dışarıdaki sesler susarken ellerim saçlarımı sıkıca kavramıştı. "İkinizde bana karışamazsınız. Sözleşmeyi öğrendin de ne oldu sanki Mert? Sana mı döneceğim sandın? Ben sana hiç gelmedim ki!" Ağır konuşuyorsun. Sonrasında kaldıramayacağın kalp kırıklıkları yaratma! Mert'in yere çevrilen bakışları ile bu kez Toprak'a döndüm. "Sen kimsin Toprak? Sözleşmeyi nasıl unutuyorsun?! Akıllanmadın mı hala?" "Ben buldurdum sana ben! Yerini sana söyleyen bendim sen neyi bulmuşsun!" "Evet,sırf Cihan'a ona buna senin malınmışım diye konuştuğun için! En gıcık olduğun insanın öğrenmesini sağladım. Çünkü Beren Karaca kimsenin değil! Siz kimsiniz?!" Saçlarımdaki ellerim boynumu açığa çıkarmışken suskun iki adam benim volta atmamı izliyordu. Farkındaydım. "Şimdi ikinizde şikayetinizi geri çekeceksiniz! Be-" "Boynun" Toprak'tan gelen ses cümlemi keserken kısık sesi güçlenmişti. "Beren saçını tam kaldır. Yaklaş biraz." Sakin kalmaya çalışan garip ses tonu ile gözlerimi sımsıkı yumdum. Tam kapanmamış mıydı? Anında saçlarımı indirirken Toprak'a döndüm. "Ben ne diyorum burda? Dinlemiyor musun beni? Neys-" "Beren aç şu boynunu?! Kim yaptı?!" Demir parmaklığa yapıştırdığı yumruk ile yerimden sıçrarken bağırdı. "Açın şunu! Beren kim yaptı!" "El izi gibi biri sıkmış. Beren?" Mert'in cılız sesi zar zor duyulurken Toprak çıldırmış gibiydi. Polis memurları yanımıza gelmişti ancak Toprak'ın bağırışları azalmamıştı. "Yeter! Daha fazla olay çıkartmayın! Dışarı çıkmanızın tek yolu şikayetin çekilmesi. Yapacak bir şey yok!" "Beren iyi değil, lütfen iki dakika açın bakayım. Sarılayım. İyi gelir ona." Polis memuruna olan yalvarmasıyla bakışlarımı kaçırıp gitmek için arkamı döndüm. Bana neden böyle davranıyordu? Biliyorsun! Kabul et artık! Polis memuruyla olan konuşmalarına kulaklarımı kapamaya çalıştım. "Beren... Beren gitme!" "İyi değil ki o. Bırakın beni. Bakışından anlarım be-" Toprak kendi kendine durakladığında ne olduğunu merak etmiştim. Geriye dönüp baktığımda Mert'e çevrili bakışları beni buldu. "Tamam. Şikayetimi geri çekiyorum. En azından o baksın. Hadi çıkarın onu. Beren yalvarırım gitme. Hem doktor o. Yaralarına baksın." Yaralarımı nasıl anlamıştı? Takılacağın nokta bu değil! Sırf sen iyi ol diye nefret ettiği adamı çıkarmalarını istiyor! Kafamın içinde susmak bilmeyen sesler konuşmaya devam ederken çıkmaya çalıştım. Yol büyüyor gözümün önü kararıyordu. Nefes almakta zorluk yaşıyordum. Yalnız kalmalı krizi tek başıma atlatmalıydım. Zorlukla içime çekmeye çalıştığım nefesler bana birkaç saat öncesini hatırlatmıştı. Nefesim bugün mü kesilecekti? Kim kesecekti bilmiyordum ancak kesileceğinden emin olmuştum. Nefes alamazken yemin ederim hissettim. Hemen arkamda saç telimin önüme gelmesini sağlayan nefesini hissettim. Kendi nefesimi hissedemezken. Adımlarım kalakalırken çok geçmeden tanıdık kollar karnıma dolanıp beni kendine çekmek istedi ancak nereden geldiğini bilmediğim güçle kendimi ittim. Ona sarılırsam hep sarılmak isterim ki Başım dönerken ona döndüm. Mert şikayetini mi çekmişti yoksa memurları ikna mi etmişti bilmiyorum ama hemen bir iki adım ötemde bana bakıyordu. "Neden? Neden bırakmıyorsun beni? Bırak da gideyim." Yalvarırcasına çıkan fısıltım az önceki gücüme tezat bir şekilde güçsüzdü. Ellerim mi titriyordu yoksa gözlerim mi öyle görüyordu? Bedenimin hakimiyetini kaybederken az önce ittiğim kollar etrafıma sarıldı. Başım kalbinin üstüne düşerken saçlarımı koklayarak sımsıkı sarılmıştı bana. Ellerimin tekrar itmek için hareketlendiğini düşünürken sırtına tutunmasıyla şaşıracak halimin olmadığını anlamıştım. Başıma kondurduğu öpücükten sonra kulağıma fısıldayarak boynumdaki muhtemelen kızarıklığın üzerine dudakları kapanmıştı. "Anlatacağım. Yemin ederim ki her şeyi öğreneceksin. Bundan sonra sır yok!" Eveeeett diğer bölüm bazı şeylerin yerine oturmasını sağlayacak. Şimdii bölüme gelirsek Bölüm sonu düşünceleriniz? Toprak'ın tavırları nasıldı? Beren'in tavırları? Mert? Mehmet Çağlayan 'ı seviyor musunuz Beren'i kovmakta haklı mıydı? Erol Dolunay sizce Beren'i mi suçluyor? Kaya Beren'e karşı mı geliyor haklı mı? Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın ?
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE