Herkese selaam
Hepiniz hoşgeldiniz. Biliyorum çok beklettim. Özür dilerim ?
Amaa sürprizli bir bölümle geldim ve oldukça uzun :)
Yorumlarınızı bekliyorum kaybedenler kulübü üyeleri! ?
"Yarışalım diyorum."
Derin bir nefes alıp devam ettim.
"Arabasına."
Alayla bana bakarken attığı kahkaha ile yüzümde ufak bir gülümseme oldu.
Gözlerimi kırpmadan ona bakmaya devam ederken kahkahasını kesip konuştu.
"Sen ciddisin yani?"
"Son derece ciddiyim."
Tepeden tırnağa beni süzüp konuştu.
"Tatlım alınma ama sen araba kullanmayı biliyor musun ki yarış yapmak istiyorsun?"
Hafifçe omuz silkip cevapladım.
"Bırak da o benim sorunum olsun tatlım."
"Pekala bunu sen istedin."
Toprak'a kayan bakışları ile tepki vermemek için kendimi tuttum.
Umarım Toprak'la ilgili bir şey istemez. Umarım Toprak'la ilgili bir şey iste-
"Toprak'ın arabasını istiyorum. Aynı zamanda benimle sevişmeyi kabul edecek."
Bir dakika ne?
Ateş saçtığından emin olduğum gözlerimi Toprak'a bakan Gamze'nin üzerine iyice dikip Toprak'ın önüne geçtim.
Aynen Beren bak şu an görmüyor Toprak'ı!
Sakinliğimi bozmamaya çalıştım. Sonuçta sevgilisi olan bir kız böyle bir şeyi sadece şaka yapmak için demiştir değil mi?
Berbat bir motivasyon konuşmasıydı bu Beren.
Sevgilisine baktığımda onun sırıtıyor olduğunu görmemle midemin ağzıma gelmesi aynı anda olmuştu.
Bir şey diyemeyecek kadar hem şoka uğramıştım hem de midem bulanmıştı.
"Gamze kes şunu! Midemi bulandırıyorsun!"
Toprak'ın tepkisi gecikmezken Gamze'nin kaşları çatılmıştı.
"Anlaşma anlaşmadır Toprak. Beni reddedemezsin. Bu defa olmaz. "
Küstah bir bakışla bana döndü.
"Elinden her şeyini alacağım tatlım. Emin misin?"
"Hiçbir şey alamazsın. İstemiyorum diyorum nesini anlamıyorsun?! Ayrıca yarış falan da yok gidiyoruz Beren!"
Ellerimi sıkıca yumruk yaparak bakışlarımı yere indirdim. Hayır sakin olmalıydım.
Bu nasıl bir kadındı böyle? Kendisini reddeden bir erkek için hâlâ uğraşıyordu?
Sen düşünedur kız yalandan sevgilini alacak!
Bir şeyler yapmalıydım. Kaybetme ihtimalimi düşünmek bile birilerini öldürmem için yeterliydi.
Gerçeğine dayanamazdım.
Sonra o fısıldadı. Ara ara uğrayıp bana şeytani planlar yaptıran karanlık iç sesim...
Birinin bunun mümkün olmasını düşünmesi bile senin suçun. Kim yanındaki sevgilisine birisinin böyle ahlaksız teklifte bulunmasını sağlar ki senin dışında!
Kolumdan tutulduğumu hissettim. Toprak zarar vermek istemezcesine nazikçe tutmuştu. Bir şeyler söylüyordu.
Sesler kulağıma uğultu halinde gelirken gözlerimi sımsıkı kapatıp kendimi soyutladım.
Fısıltı tekrar yükseldi. Sanki hep anını bekliyormuşcasına her anımda ani planları olabiliyordu fakat her zaman kendini göstermeyi sevmiyordu.
Teklifi kabul et!
Kaybetme ihtimalini göze alamazdım.
Kaybetmeyeceksin! Hızlı olacaksın! Hiçbir şey olmayacak!
"Kızın her şeyini almaya kalktın. Nasıl korktu?!"
"Bana baksana sen. Seni öldürürüm!"
Toprak'ın Aslan'ın üzerine yürümesiyle aceleyle kolundan tuttum. Kolundaki elimden kurtulan Toprak Arslan'a yürürken araya girdim.
Sinirli solukları, kasılmış çenesi ve keskin bakışlarıyla son derece korkutucu görünen Toprak'ın yanaklarına ellerimi koyup bana bakmasını sağladım.
"Hiçbir şey olmayacak. Bana güven lütfen!"
Güven...
Sahi bu dünyada bana güvenen biri var mıydı ki?
Konunun dağılmaya başlamasıyla ısrarla bana bakmayan Toprak'ın suratını suratıma eğdirdim.
Sonunda bana dönen bakışları her şeyi unutturacak kadar derin bakıyorken alnını alnıma yaslamasıyla nefesimi tuttum.
Birkaç derin nefes alan Toprak mırıldandı. Şaşırtıcı derecede sakinleşmiş görünüyordu.
"Kaybetmen umrumda değil. O kal- kızın dediği gibi onunla olmayacağım. Araba da umrumda değil. Sen nasıl istersen öyle olsun."
Alnıma kondurduğu öpücük saçlarıma çıkarken ona sarılarak fısıldadım.
"Teşekkür ederim."
Gürültülü ortamda duyulmazken Toprak'tan ayrıldım.
Beni tekrar kendisine çekerken konuştum.
"Sözleşmeler hazırlansın o zaman."
Birkaç adam bizi onaylarken Toprak'ın viski içtiği mekana girdik.
Geniş bir masaya karşılıklı oturduğumuz Gamze ve Arslan ile sinirlerim gerilirken sözleşmeler hazırlanmaya başlamıştı.
Rotasyon haritası da önümüze geldiğinde Toprak'la incelemeye başladık.
"Sözleşme hazır Toprak Bey. İmzalayacak kişilerin isimlerini öğrenebilir miyim?"
Toprak'ın konuşmasına kalmadan yaşı ilerlemiş adamı cevapladım.
"Beren... Beren Karaca."
Gamze'ye de sorulan sorudan sonra ikimizde adımızın altını imzaladık.
Adam belgeyi alıp yanımızdan uzaklaşırken noter onaylı olacağını ikimizde biliyorduk.
Yani sonuç ne olursa olsun gerçekleşecekti.
Arabalara yerleştiğimizde yolcu koltuğundaki Toprak'a yandan bir bakış attım.
"Umarım korkmazsın."
Yarış alanına girerken bana söylediği cümleyi ona iade edince gözlerinden garip bir parıltı geçti.
Motorlardan gelen kükreme sesleri ile kendime gelerek önüme döndüm.
Ortadaki kızın yarışı başlatmasıyla herkes gazı köklerken üç araba arkasında kalmıştık.
Her yeri duman kaplarken gitgide hızlanmış önümdeki aracı geçmiştim.
Rotasyon haritasını incelediğimde fark ettiğim uzun yola saparken herkesin benim aptal olduğumu düşündüğünü tahmin edebiliyordum.
Boş yolda hızımı iyice arttırırken diğer araçların sesi uzaktan duyuluyordu.
"Buraya döndüğüm için kızmayacak mısın?"
Sonunda arabadaki sessizliği bozup Toprak'a sorduğumda yola bakarken cevapladı beni.
"Dar ve bir sürü aracın olduğu bir yoldansa boş ve uzun yolda yapacağın hız daha mantıklı."
Sonra da devam etti.
"Mantıklı ve güvenli. Ancak şu an istersen uçuruma bile sürebilirsin. Keyfin nasıl isterse."
Söyledikleriyle sessiz kalıp geldiğimiz yol ayrımında durdum. Buradan sonrası tek bir yoldu ve ben beklemek istiyordum.
"Yarışın ortasında durmak ne kadar mantıklı?"
"Yarış umrumda değil. Ben Gamze'yi çıldırtmak istiyorum sadece."
Kafasını iki yana sallayan Toprak konuştu.
"Bunu yarışı kazanarak yapabilirsin farkında mısın?"
Yaklaşan araba sesleri ile farları kapatıp dikkat çekmemeye çalıştım.
"Yarışı zaten kazanacağım. Ancak kazanmaya çok yakınken kaybetmek ona daha çok koyar."
Önde Gamze'nin aracı ardında bir başka araç hızlıca geçince anında yola koyuldum.
Önümdeki araçla yan yana gelince Gamze'nin araba camından elini çıkarıp orta parmağını göstermesiyle artık son raddeye gelmiştik.
Ölüm pahasına yapacaksın! Yarışı kaybedersen yaşamanın bir anlamı kalmayacak zaten!
Yine ölmemi fısıldıyordu ancak Beren'i kandırmak o kadar kolay değildi!
Bir elim direksiyondayken diğer elimle arabayı okşadım.
" Sıra bizde güzelim!"
Başa baş gittiğimiz diğer araçla iken önümüzde ortadan giden ve geçmememiz için makas atan Gamze ile bir anda herkesin şaşıracağı bir şey yaparak gazı kökledim.
İbre neredeyse sona vuracakken bir şey yapacağımı anlayan Gamze önüme geçmeye çalışmıştı.
Ani bir manevra ile arabanın önünü geçeceği yere uzatırken önümü kapatmasına izin vermedim.
Onunda hızı artarken arabanın önü ile Gamze'nin aracının arkası birbirine neredeyse teğetti.
İbreyi sonuna getirip sessiz arabayı bağıttırırken camımı indirdim.
Geçişime izin vermek istemeyen Gamze üstüme doğru gelirken ben çoktan yol kenarı ile Gamze arasından teğet geçecek şekilde çıkmıştım.
Orta parmağımı dışarı çıkarırken görünen bitiş çizgisi ile dudaklarımdan bir kıkırtı döküldü.
Arabayı durdurduğumda Toprak'a döndüm.
Gözlerindeki ifade o kadar keskindi ki titrediğimden haberim yoktu.
Bakışları o kadar gerçekçiydi ki şimdiye kadar hep ifadelerini çok iyi sakladığını anladım.
Bir insan böyle bakamaz. Hayal görüyorsun!
Yine bir halisünasyon görüyor olmalıydım!
Kapıların açılmasıyla önüme dönerken titriyordum.
Nefes almaya çalışırken görevli bir şeylerin ters gittiğini anlayıp kolumu düşme ihtimalime karşı tutmuştu.
Anında yanıma gelen Toprak görevlinin kolunu itip elini belime sararak yardımcı oldu.
"İyi misin güzelim?"
Ona sarılarak ondan dolayı hissettiğim biyolojik ritim bozukluğunu yok etmeye çalıştım.
" Aa- adrenalinden olmalı. Ölmek üzereydik."
Sarılışıma karşılık vererek beni iyice kendine çekmesiyle toplu saçlarımı bileğine dolayarak saçlarımla oynamaya başlamıştı.
Bu çok... Güzel hissettiriyormuş.
Hayır güzel yetersiz kalan bi kelimeydi. Ancak tarif edecek kelime bulamıyordum.
Toprak'ın hangi ara görevliden istediğini bilmediğim su yine Toprak yardımıyla dudaklarıma ulaşmıştı.
İçtiğim birkaç yudum su kendimi daha iyi hissettirirken mecburen Toprak'tan ayrılmıştım.
"Teşekkür ederim. İyiyim."
Tebrik eden insanlar, sönen araba motorları, kimilerinin yuhlanması bir süreliğine duyma yetimi kaybetmişim gibi hissettirmişti.
Kalabalıktan uzakta gördüğüm bir çift kızgın boğa ile kendime gelirken güldüm.
Sözleşmeleri hazırlayıp resmiyete döken adam bize doğru gelirken Gamze de üzerime yürüyordu.
"Senin yüzünden ölüyordum kaltak! Deli gibiydin ruh hastası manyak!"
Araya giren görevliler bana saldırmasını engellerken kahkahamı serbest bıraktım.
"Beni bu kadar sevmen gözlerimi yaşartıyor tatlım. En sevdiğim sıfatları bu kadar çok tüketme. Sonraya da kalsın dimi ama?"
"Ne sonrası be ne sonrası? Öldüreceğim seni!"
Kıkırtılarıma hakim olamazken Toprak araya girdi.
"Laflarına da hareketlerine de dikkat et Gamze. Kadınsın diye bir şey yapamayacağımı sanıyorsan çok fena yanılıyorsun!"
Şımarık bir şekilde Toprak'ın koluna girdim.
"Ama sakin ol sevgilim. İki medeni insan olarak anlaşma yaptık zaten. Değil mi Gamzeciğim?"
Gamze'nin bir şeyler söylemesine engel olup devam ettim.
"Kesinlikle. Bende aynısını diyorum zaten tatlım. Ama ne yaparsın işte sevgilimin hemen kavgaya karışası geliyor. Bunların hepsi çok sevmekten!"
Şımarık bir tavırla yerimde sallandım.
"Ne dedin? Evet ya artık arabamı alayım seni de kırmayayım. Malum saat de geç oldu. Arabayı alıp gidelim biz. Sende soğuk bir su içip uyursun artık."
Arabanın anahtarı elime bırakılırken bir de dosya uzatılmıştı.
Arabanın tapusu artık bendeydi.
"Şunu tutar mısın canım? Ben bi arabama bakayım. "
Toprak'a uzattığım tapu belgesini almasıyla uzaktaki arabaya yürümeye başladım.
Daha varamadan aklıma takılan şeyle geriye dönüp baktım.
Tüm insanlar bana bakarken bir çocuk masumluğuyla konuştum.
"Ya şimdi iki kez yarıştı bu araba. Gerçi boşa gitti o benzinler de. Kısacası benzin bitmiştir. Benzin alabilir miyim lütfen?"
İnsanlar anlamsız isteğime boş bakarken sonunda gözlerimi üzerine diktiğim görevli harekete geçti.
"teşekkür ederim."
Arkamı dönüp arabaya yürüdüm.
"Baya bir yeniliğe ihtiyacı var. Neyse zamanla hallederim artık."
Arabaya bindiğim gibi fazla bir yerine temas etmemeye çalıştım.
Muşmula Gamze her yerine sinmiş olabilirdi.
İnsanlardan uzağa ancak yine de net görebilecekleri bir yere yolun tam ortasına olacak şekilde aracı durdurdum.
İnsanlar aracı neden yolun ortasında bıraktığımı merak ederek bana bakarken arabadan indim.
Benzinin bittiğini düşünüp koşarak benzini getiren görevli ile gülümsedim.
"Çakmağını verir misin?"
Gözleri irice açılan koruma ile şaşırdım.
"Heey ruh hastası değilim! Sadece yeni arabamı kutlamak için sigara yakacağım."
Hoşnutsuzca uzatılan çakmağı elinden aldım.
Aldığım bir bidon benzini yere bırakıp görevliye elimle uzaklaşmasını işaret ettim.
Yanıma doğru adımlayan Toprak ile ona döndüm.
"Geliyorum sevgilim. Orada bekle beni!"
Ne olduğuna anlam vermese de beni ikiletmeyen Toprak sayesinde memnun olmuşcasına gülümsedim.
"Önce bi hasar kontrolü yapayım değil mi ama?"
Arabanın etrafında yavaşca bir tur attım. Camında gördüğüm yansıma ile göz kırptım.
İlk kez bana güldü. Bende ona gülüp yerdeki benzin bidonunu aldım.
Seni dinlediğimi sanma. Sadece eğlenceli!
Söylediklerim üzerine gülüşü solarken üzerimde gücünün geçmemesinin onu kızdırdığını bir kez daha anladım.
Belli ki her anımda bana bir şeyler yaptırmak istiyordu ancak karşı koyduğumu bildiğinden ortaya çıkmak için delirdiğim anları bekliyordu.
"cık bu araba düzelmez."
"Gamzeciğim hiç iyi bakamamışsın ama!"
Bidonun ağzını açtığım gibi anında dökmeye başladım.
Çığlıklar yükselirken bana doğru koşan Toprak ile çakmağı havaya kaldırdım.
"Yaklaşmayın yakarım! Sende Toprak! Hem ben sana demedim mi yanına geleceğim diye azıcık sabretsene?"
Gamze'ye döndüm bu kez de.
"Gamzeciğim görüyor musun iki dakika uzak kalamıyor sevgilisinden?!"
Yakınırcasına çıkan sesim 'ne yapayım ben' dercesineydi.
Arabanın her yerine döktüğüm benzin ile biraz da yola dökerek küçük bir benzin yolu oluşturdum.
Benzin yolu? Hayal gücün çok iyi!
Hayal gücümü bilmem ama tahminlerim kuvvetliydi.
Öyle ki en fazla beş saniye içinde ateşin arabaya varacağını tahmin ediyordum.
Arabadan uzaklaşıp hala çığlık atan insanlara kaşlarımı çatarak bağırdım.
"Kesin sesinizi be! Şurada bir deney yapıyorum. Bilime hiç saygınız kalmamış!"
Azalmaya başlayan seslerle devam ettim.
"Ah sormanıza çok sevindim. Benzinin ne kadar hızlı yandığını her petrole girdiğimde merak ederdim. Yaşasın bugün öğreneceğiz!"
Benzin yolunun başına gelerek çakmağı çaktım.
Çığlıklar yükselirken yasa dışı ve normal insanların hiç bilmediği yarış alanında kendi malımı yakacaktım.
Söz dinlemeyip yanımda biten Toprak ile mızmızlanarak ona döndüm.
"Sana beni bekle demiştim!"
"Seni yalnız bırakacağımı mı sandın?"
"Abartma Toprak alt tarafı araba yakıyorum kendimi değil!"
Kafasını sallayan Toprak beni onaylayarak devam etti.
"Bence de önemli bir şey değil. Amaa"
"Amaa?"
"Yerinde olsam arabanın içinde oturuyor olurdum. Çakmağı da başkasına verip bu benzin yoluna atmasını isterdim."
Benzin yolu... Benim gibi düşünen biri..
"İşin tüm güzel yanı o çakmağı atmak zaten!"
Tekrar beni onaylayan Toprak ile insanların seslerinin azaldığını fark ettim.
Sanırım Toprak'ın beni ikna ettiğini sanıyorlardı.
Aslında tam da ikna yolunda!
" Haklısın o zaman şoför koltuğunun camından dakikada oniki hızla eğik atış şeklinde atarsak benzin yolunun başlangıcına düşer."
"Bu da yaklaşık olarak otuz saniyeye tekabül eder. O sırada da dünyana bakabilirsin. Güzel bir ölüm yöntemi"
Şokla Toprak'a bakarken neye inanacağımı şaşırmıştım.
Şimdiye kadar ki Toprak neredeydi? Kim çaldı onu?
"Bugün sadece araba yanacak. Onu sonra düşünürüz."
Çakmağı attığımda büyük bir ateş yükselecekti. Ancak bana gözlerini dikmiş karşımdaki adamla aramızda yanacak olan ateşin yanında hiçbir şeydi.
Belki de o ateş çoktan yanmıştı ancak benim o ateşi sevmeme daha çok vardı.
Toprak'la geri sayım yapmış ve çakmağı fırlatmıştım.
Anında el ele uzaklaşırken arkamızda yanan ateşin birleşmiş ellerimizin gölgesini oluşturuyordu.
Belki de bizim ateşimiz orada o araba sayesinde başlamıştı.
Henüz cevabını bilmediğim çok soru vardı.
Patlama sesi gelir gelmez üzerime atlayan ve bizi yerde yuvarlanmak zorunda bırakan Toprak'la nefes nefese kalmıştım.
Üzerimdeki Toprak boynuma soktuğu kafasıyla soluklanırken kafasını kaldırıp gözlerime baktı.
Yüzlerimiz arasında mesafe azken tüm vücudumuz birleşmişti.
Tamamen üzerimdeyken uzanıp dağılmış vaziyette olan at kuyruğumdaki tokayı çekti.
Saçlarım asfalta yayılırken bakışları saçlarımda gezindi. Gözlerimi bulan gözleri tıpkı arabada baktığı gibi bakıyordu.
Perdesiz, saf ve ne olduğunu bilmediğim bir duyguya ev sahipliği yapıyordu.
Arabanın yanış çıtırtıları etrafta duyulurken kendimi o arabaya benzetmiştim.
Beni benzin ve çakmak yerine üzerimdeki adam yakıyordu.
Vücudumun yanmayan tek bir parçası kalmamışken duyduğum susuzluk hissi ile dudaklarım ihtiyaçla aralandı.
Üzerimdeki adam ise acımadan yüzümün her bir zerresinde ezberlemeye çalışırcasına dolaştırdığı bakışları ile beni daha çok yakıyordu.
Muhtemelen arabadan kaynaklı bir şekilde suratımın her yeri isle kaplıydı ancak Toprak karşısında tanrıça varmışcasına hayranlıkla bakıyordu.
Önce onun mu davrandığı yoksa benim mi davrandığım daha sonrasında tartışma konusu olacaktı ama orada yanan arabanın uzağında asfaltta uzanırken ilk öpücüğümü kaybetmiştim.
Kafamı yerden kaldırdığım gibi bana yaklaşmakta olan Toprak ile dudaklarımız belki de yolun ortasında kavuştu.
Ben Beren Karaca...
Öpüşme sahnesi gördüğünde bile kusan, sevgi sözcükleri duyduğunda iğrenen o kız...
Sanırım o kız Toprak'ın öncelikle dudaklarına aşık olmuştu.
Herkese yeniden selam?
Bomba gibi bir bölümle birlikte geldim umarım bir aylık yokluğumu kapatır ?
Affedin bu yazarı ya ama ?
Neysee bölüm nasıldı??
Toprak hakkında ne düşünüyorsunuz?
"Bence çok değiştin Toprak. Akıllı yakışıklı centilmen bir şeydin sen hayırdır diyenler var mı?"
Beren hakkında ne düşünüyorsunuz?
"Senden böyle bir delilik bekliyordum güzelim diyenler var mı?"