Herkese selaaam ?
Nasılsınız? Umarım iyisinizdir.
Sizleri uzun bir bölüm bekliyor.
Lütfen ama lütfen yorum yapmayı unutmayın.
Bu yola oy verilsin trendlere gireyim kitabım çok okunsun diye girmedim.
Kurgu aklımdan çıkmıyordu bende becerebildiğim kadar aktarmaya çalışıyorum.
Sizden oy istemiyorum arkadaşlar hiçbir bölümde oy atmayı unutmayın diye bir şey söylemedim. ( isteyen yazarlar var hakkımızdır tabii ama kimseyi bu konuda zorlayamam)
Benim tek isteğim var sizlerden sadece bölüm içinde ne düşünüyorsanız onları öğrenebilmek istiyorum.
Başarabiliyor muyum diye merak ettiğimden. Kendi kitabım olduğu için ben objektif yaklaşamıyorum ancak sizlerin yaptığı yorumlar sayesinde anlıyorum.
Söylemek istediklerimi söyleyebilmiş miyim? İyi gidiyor mu? Sıkıcı mı? İlk kitabım olduğu için acemiyim ve bu konuda sizlerden yardım istiyorum. Sadece görüşlerinizi bildiren yorumlar..
Şimdiden çok teşekkür ederim. Uzun uzadıya konuşup sıkmak istemem sizleri.
O yüzden iyi okumalar?
Bazı anlar vardır. Birisi size sürpriz yapmak ister ve ne olacağını bilmeden içiniz kıpır kıpır her şeyi yanınızdakine bıraktığınız anlar...
Evet tam olarak normal insanlar böyle yapardı. Karşıdaki kişi 'sana bir sürprizim var' derdi ve normal insanlar da meraklı ve heyecanlı bir şekilde hazırlanırdı.
Birlikte yola çıktıklarında birkaç kez 'Sürpriz ne? Nereye gidiyoruz? Ne yapacağız?' Gibi sorularla sürprizi hazırlayan kişileri 'sürprizinle ilgileniyorum' mesajı altında mutlu ederlerdi.
Ancak dediğim gibi normal insanlar böyle yapardı. Ve ben normalin yanından bile geçmiyordum. Tamamen mantıktan oluşan Beren Karaca- belki de kalpsiz Beren demeliyim- bilinmezliğin içine gidemezdi.
Gidemezdi çünkü ne güvenip koşulsuz şartsız yanında gideceği biri vardı ne de sürpriz yapan biri.
Toprak'ın son sözlerinden sonra uyandığım odaya çıkmıştım. İçimdeki gerginliği atabilmek adına koyu tonların hakim olduğu büyük odayı inceliyordum.
Diğer evlerinde olduğu gibi burada da fazlaca kapı vardı.
Biri banyo iken sanırım diğeri giyinme odasıydı. Ancak yine kapısı kilitli bir oda daha vardı.
Toprak bu kadar önemli ne saklıyordu ki bu odalarda?
İlla bir şey saklaması mı gerekiyor Beren? Belki çalışma odası falandır.
Umursamadan odanın içinde dönerken kapı tıklatıldı.
"Gelebilirsin."
Kapının ardındaki Toprak odaya girdiğinde beni ayakta aynı kıyafetlerimle görünce soru sorar bir bakış yerleşti yüzüne.
Yüzüne baktığına şükret! Tüm akşam sessiz kalıp bakmamıştı ya hani!
"Neden giyinmedin?"
Sana güvenmiyorum nereye gideceğimizi söylemeden hazırlanmam?
Tamam bu akşamlık Toprak'ı kırma kotamı doldurmuştum. O yüzden omuz silktim.
"Nereye gideceğimizi bilmediğimden ne giymem gerektiğine karar veremedim."
İçimden kendimi alkışlarken aynı zamanda hayret doluydum.
Demek ki bende insanları kırmadan konuşabiliyormuşum!
"Biraz daha kapalı şeyler giymelisin. Ayrıca üzerine de ceket al."
Yaza başlamıştık ancak akşamları serin oluyordu fakat ceket de mi almalıydım?
ALLAH AŞKINA BİZ NEREYE GİDİYORUZ?!
Tabiki kendimi zorlukla tutup sadece içimden kendi kendime bağırdım.
Bir şey dememe kalmadan giyinme odası olduğunu düşündüğüm yere giren Toprak kapıyı tam kapatmamıştı.
Gözlerimin ihanetine uğrayıp bir sapık gibi bakışlarım azıcık aralık kalmış kapıdan Toprak'ın sırtını bulmuştu.
Giyinme odası mükemmeldi!
Siz ne sandınız? Toprak'ı giyinirken izleyeceğimi falan mı? Çok fesatsınız!
Odanın büyük çoğunluğunu oluşturan dolaplar ve aynaya bakarken Toprak'ın eli ensesine gidip üzerindeki tişörtü tutmuştu.
Bende bilinçsizce nefesimi tutarken gelecek şeye kendimi hazırlamaya çalıştım.
Saniyeler içinde tuttuğu tişörtü çekip çıkartırken kulaklarım uğuldamaya başlamıştı. Ancak o kadar kendimden geçmiştim ki kapıya yaklaştığımın bile farkında değildim.
Pürüzsüz esmer sırtı üzerindeki kaslar abartılacak düzeyde değildi. Ancak kendilerini belli ediyordu. Bronzlaşmış gibi duran teni nasıl bu kadar pürüzsüz olabilirdi?
Diğer kolunda göremediğim bir dövmesi vardı.
Dolaptan aldığı siyah tişörtü üzerine geçirirken yanaklarım hatta kulaklarım bile yanıyordu.
Nefes almaya çalışırken altı kilometre koştuğum zamanlarda bile bu kadar kötü olmadığım aklıma düştü.
Önümdeki görüntünün etkisini değil altı altmış altı kilometre koşsam yine yaratamazdı.
Üzerini giymişken hüsranla kalakaldım. Böyle bir şey mümkün olamazdı!
Mesleğimden ötürü çok kez çıplak beden görmüştüm..
Yaşlısından gencine, kaslı iri vücuttan zayıfına kadar hemde..
Ancak hiçbiri böyle değildi. Ne olmuştu bana? Hayal falan mı görmüştüm acaba?
Gelen kemer sesiyle birlikte kendimi sorgulamayı bırakıp titreyen bacaklarımla kendimi oradan uzaklaştırdım.
Banyoya girdiğim gibi yüzüme soğuk su çarparken tam da tahmin ettiğim gibi kulaklarım bile kıpkırmızıydı.
Derin derin nefes alıp nefes idmanı yaparken sakinleşmeye uğraşıyordum.
Aradan geçen zamanla sonunda sakinleşmeye başlamışken akan makyajımı temizledim.
Koyu tonlarda buğulu bir göz makyajı yapıp gözlerimi ön plana çıkarırken kirpiklerimi maskaraya boğdum.
Ne yapayım uzun şekilli kirpikleri çok seviyordum.
Odaya geri döndüğümde Toprak da nihayet giyinme odasından çıkmıştı.
"Aşağıdayım."
Onu bir baş sallamayla onaylarken odadan çıkana kadar süzdüm.
Göz var nizam var arkadaşlar! Yakışıklı olmadığını söylersem çarpılırım.
Güzel gözlerini kapatan uzun kirpikleri, biçimli burnu, dolgun dudakları ve dolgun dudaklarının etrafındaki muhtemelen hepsinin boyu aynı olan kirli sakalları keskin çenesi ile ona da itiraf ettiğim gibi yüzü mükemmeldi.
Kokusunu odada bırakıp çıkan Toprak siyah tişörtü siyah pantolonu ve siyah deri ceketiyle aşık olduğum renge bürünmüştü.
Omuz silktim. O zaman bende öyle giyinirdim.
Üzerime giydiğim siyah dar kolsuzu altıma giydiğim siyah dar kot pantolonun içine soktum. Ayaklarıma da siyah sporlarımı giyip tekrar banyoya geçtim.
Dudaklarıma nude bir ruj sürerken üzerine de parlatıcı sürdüm. Saçlarımı dağıtıp doğal haliyle bırakırken üzerime deri ceketimi giyip siyah çantamın içine de gerekli şeyleri koydum.
Odadan çıkıp aşağı inerken gelen sesler ile Ozan'ın geldiğini anlamıştım.
Anlaşılan onlar film keyfi yaparken biz dışarı çıkacaktık.
Toprak'ı içeride göremezken Kaya ile başlayan ıslığa Ozan ve Özgür de katılmıştı.
Onların tepkisine gülerken sonunda son verip konuşmuştu Kaya.
"Toprak- Beren çifti uyumlu da giyinmeye başlamış. Hayırdır siz yukarıda ne giysek tartışması mı yaptınız?"
"Uyumlu değil aynı giyinmişler gerizekalı."
Özgür Kaya'ya sataşırken onların arasında başlayan kavga ile Ozan kolumdan tutup çekiştirdi.
"Bizi hayatta fark etmezler. Şuradan bi kaçalım hadi."
Salondan çıktığımız gibi karşıdan gelen Toprak'la karşılaştık. Kulağındaki telefon ile karşıdakine emirler yağdırırken yanımıza vardığında kapatmıştı.
Alaylı bir bakışla beni süzdükten sonra ne diyeceğini tahmin ederek omuz silktim.
Elimi tutup beni yanına çektiği gibi kolumdaki Ozan'ın eli düşmüş oldu.
Aralarında tuhaf bir bakışma geçerken ellerini havaya kaldırıp teslim oluyormuş gibi yapan Ozan sonrasında yanımızdan uzaklaştı.
"Gidelim."
Evden çıktığımızda gördüğüm şeyle yerime mıhlanırken 'acaba hayal mi görüyorum?' Diye düşünmeden edemedim.
Kendime attığım tokatla gözlerimi kapayıp açtım. Ancak hala orada duruyordu.
"B-bu n-nasıl olur?"
Yüzündeki sırıtmayla beni izleyen Toprak'ı boşverip hayatımın en güzel manzarasına ilerledim.
Elim kaputunun üzerinde öylece kalırken dokunmaya kıyamamıştım. Son derece görgüsüz gözüktüğümü boşverip Toprak'a döndüm.
"Bundan Türkiye'de kaç tane var biliyor musun sen?!"
Benimki de soru mu tabiki biliyordu!
Adam sahibi sonuçta!
"Sadece 7 tane."
Kafamı iki yana salladım. Yanlış biliyordu ya da hava atmak istememişti.
"Mat siyah hiç yok diye biliyordum ben!"
Gülerek yanıma gelirken konuştu.
"Demek ki varmış."
Dolanıp benim için kapıyı açarken şaşkınlıkla bakakaldım.
Bu muhteşem şeye ben mi binecektim?
"E hadi tüm geceyi böyle geçirmeyeceğiz değil mi?"
Hafifçe silkelenip kendime gelmeye çalışırken Toprak'ın açtığı kapıdan yolcu koltuğuna yerleştim.
Kemerini okşayarak takarken Toprak'da bu muhteşem şeye yerleşmişti.
Muhtemelen ne olduğunu anlamışsınızdır ancak böyle muhteşem bir şeyin ne olduğunu söyleyip geçemezdim.
Yola çıktığımızda Toprak kısık seste müzik açmıştı.
Sessizliğin içinde muhteşem bir yolculuk yaparken bana kısa gelen ama muhtemelen uzun bir yolculuk sonrasında daha bozuk bir yola dönerken Toprak bana dönüp yüzündeki gülümsemeyle mırıldandı.
"Umarım korkmazsın."
Ne demek istediğini sorarcasına ona bakarken o yola dönmüştü.
Yaklaşık onbeş dakika sonunda gördüğüm şeylerle gözlerim büyüdü.
"ŞAKA YAPIYORSUN!"
Ses tonumu ayarlayamayazken Toprak yavaşlamaya başlamıştı.
Büyük bir kalabalığın yanı sıra yolun kenarlarındaki lambalarla geceyi gündüz yaparken başlangıç çizgisinde son derece mükemmel arabalar vardı.
Durduğumuzda bakışları bana döndü.
"Çok ciddiyim. Ancak bazı kurallar var Beren."
Son derece ciddi çıkan sesiyle konuşurken heyecanla kafa salladım.
Şu an ne derse yapabilirdim.
"Yanımdan asla ayrılmayacaksın."
İyi de yarışırken zaten öyle olurdu?
"Yarışmayacak mıyız?"
Somurtarak söylediğim şeyle yüzündeki şeytani gülümseme ile konuştu.
"İzlemeye gelmedik."
"E o zaman zaten yanında olacağım ki?"
Soru sorar gibi çıkan sesimle kafasını iki yana salladı.
"Seni buraya getiren aklımı sikeyim!"
Toprak benim yanımda küfür mü etmişti?
Hani şu centilmen olan Toprak? Hani şu kibar olan Toprak?
Yok canım kulaklarım bana oyun oynamıştır.
Yüzünü buruşturmuş bir şekilde bana dönüp özür dilercesine baktı.
Bir an önce gitmek istediğim için boşver manasında elimi salladım.
"Hadi gidelim!"
Coşkulu çıkan sesime itiraz gecikmemişti.
"Kurallar var dedim Beren!"
"Tamam ya dinliyorum söyle."
"Yanımdan asla ayrılmayacaksın."
Allahım salak mı vardı karşısında?
"Anladım onu. Merak etme arabadan atlamaya kalkışmam."
Sabır dilenircesine derin bir nefes alıp sakin tutmaya çalıştığı sesiyle konuştu.
"Aşağı indiğimizde diyorum Beren, elimi bırakmak yok!"
İyice sinirlendirip vazgeçmesinden korkarak uslu bir şekilde kafamı salladım.
"Her zamankinden daha fazla benim kadınım olduğunu belli edeceğiz, feministliğin tutmasın."
Göz devirip bakışlarımı dışarı çevirdim.
Yarış cazibesini kaybetmeye başlıyordu!
"İşte tam da bundan bahsediyorum,orada benimle kavga etmek de yok. Tut içinde sonra kavga ederiz."
Ayol tuvaletim mi geliyor sanki tutayım içimde?
Uzatma işte Beren, kaç dakika dışarıda kalacaksınız sanki! Yarışıp gideceksiniz!
İç sesime hak vererek uslu uslu bunu da onayladım.
"Orada birilerine laf sokmak, kavga çıkartmak da yok. Kimseyi umursama hiçbiri senden önemli değil "
Buna da kafamı salladım.
"Son kural olarak da saçlarını topla."
Anlamsızca ona baksamda bileğimdeki tokayı işaret etmesiyle saçlarımı topladım.
Emin olamayan bakışlarıyla kararsızca önüne döndü Toprak.
"O zaman yarış başlasın!"
Kendi kendime heyecanlanırken Toprak arabayı-üzgünüm canım sen daha iyi tanımlamaları hak ediyorsun- az ilerideki kalabalığın yanına sürdü.
Bir sürü araç, motor varken onlara eşlik eden insanlar ise garip tiplerdi. İri yarı dövmeli adamlar neredeyse çıplak güzel fizikli kadınlar....
İstisnasız tüm kadınlar ya şort ya da mini etek giyip bu soğukta bacaklarını açmışlardı. Ayrıca sadece bacaklarını açmakla kalmayıp üstlerini de açmışlardı.
Tamam ben bu kadar açık giyinmiyordum ancak bilseydim en azından topuklu giyerdim!
Bana kapalı giyin diyen Toprak aracı ortada bırakıp indi. Onun inmesiyle bende inerken Toprak'ın yanına adımladım.
Kimisi aracına yaslanıp sevgilisi olduğunu düşündüğüm kişiyle yiyişirken kimileri de toplanmış bir arada gülüşüyorlardı.
Yanına vardığımda elime resmen yapışan Toprak ile kaşlarım çatıldı.
Hem bana kapalı giyin diyerek ortamda yabancılaştırmıştı hem de elimi sanki kaybolmasından korktuğu bir çocukmuşum gibi anında tutmuştu.
Sakin ol Beren. Toprak'ı daha az önce onayladın!
Kendi içimde hesaplaşırken yanımıza gelen çift ile Toprak beni mümkünmüş gibi iyice dibine çekip elimi bırakıp belime sardığı koluyla beni göğsüne bastırdı.
Sanki sadece sarılıyormuş havası versin diye-yoksa insanlar beni boğduğunu düşünebilirdi - kafamı yan çevirip yanımızdaki çifte hafif bir tebessüm ettim.
Kulağıma fısıldayan Toprak'la somurtmamak için kendimi zor tuttum.
"Gülme kimseye."
Yüzümdeki ufak gülümsemeyi de yok edip anında yanımızda biten gotik çifte odaklandım.
Adamın kaslı kolları belim kadarken bir de o kollarına dövme yaptırmıştı.
Kızın üstündeki siyah crop ve kısa kot şort normalde cici kıyafetlerken esmer saçları ve tekinsiz yüzü sebebiyle hiç de cici durmuyordu.
Tepeden tırnağa bana belli ederek beni süzerken yüzündeki alaylı gülüş ile sevgilisinin konuşmasını dinledi.
"Uzun zamandır gelmiyorsun Toprak. Hangi rüzgar attı seni buraya?"
"Gelmek istedim geldim. Hesap mı vereceğim sana?"
Kesinlikle şu anki Toprak benim sevgili rolü oynadığım adam değildi. Sert sesi tavizsizken bakışları da son derece aşağılayıcıydı!
Oğlan diyecek bir şey bulamamış olmalı ki bu kez kız konuştu.
"Kızını yanlış seçmişsin. Epey korkmuş duruyor."
Daha sonra da bana dönüp devam etti.
"Daha başlamadık tatlım. Şimdiden korkuyorsan gönderelim seni."
Gözüm sinirden seğirmeye başlarken tam konuşacaktım ki Toprak beni kendine bastırıp-evet tek beden olduk artık- susturdu beni.
"Sevgilim hakkında doğru konuş Gamze. Senin de ilk günlerini biliyoruz."
Pardon? Sen Gamze muşmulasının ilk günlerini nereden biliyorsun acaba?
Öhöm odaklanmam gerek.
Çok şükür ki Toprak yapıştığımızı fark edip aramıza en azından hava geçecek kadar boşluk bırakmayı akıl edebilmişti.
Susturduğu çiftin yanından geçip gidecekken kendimi durduramadım.
"Bol şans. İhtiyacınız olacak."
Beni çekeleyen Toprak ile onun adımlarına ayak uydururken sesinden güldüğü anlaşılan Toprak konuştu.
"Laf sokmak zorundaydın değil mi?"
Hafifçe omuz silkip aramızdaki mesafeyi bir tık daha açtım.
"Altta kalamam."
Girdiğimiz bar tarzı yerde viski isteyen Toprak ile gözlerim kocaman açıldı.
"Araba yarışına katılacaksın farkındasın değil mi?"
"1 taneden bir şey olmaz."
Bar koltuğuna yan yana oturduğumuzda önümüze bırakılan rotasyon kağıdı ile Toprak'ın içkisi de gelmişti.
"Bak şimdi..."
Harita üzerinden anlattıkları ile kafamı salladım.
"Yapacaklarım bu kadar mı?"
Kafasını sallayan Toprak ile bardan çıkıp aracın başına ilerlerken yiyişen çift sayısı iyice artmıştı.
"Bakma öyle. Her yarış öncesi olan şeyler."
Arabasına yaslanmış sevgilisinin kucağında olan Gamze'ye igrenircesine baktıktan sonra Toprak'ı yanıtladım.
"Neden ki ?"
Omuz silken Toprak kaputun üstüne koyduğu haritayı tekrar açtı.
"Şans getirdiğine inanıyorlar."
"Sende öyle düşünüyorsan şansına küsebilirsin."
Sırıtarak bana dönen Toprak konuştu.
"Aslında tek sebebi şans getirdiğine inanmaları değil. Herkesin kızı belli oluyor ve ondan diğerleri uzak duruyor."
Tepki vermeme kalmadan arabayla arasına beni sıkıştıran Toprak suratıma doğru fısıldadı.
"O yüzden..."
Soluğum içime kaçarken Toprak'ın öylece bana bakan bakışları dudaklarıma kayıp iyice bana eğildi.
Tek kaşımı kaldırarak ona karşı çıkarken yanlış bir şey yapmayacağından emindim.
Bu çok.. tuhaftı.
Şu an savunmasızca kollarındaydım. Arabadan bile kıskanmış vaziyette bir kolu belime dolanıp kendisine çekmişti.
Ona bu akşam ima ettiğim gibi istediği bir öpücük olsaydı çoktan beni öpmüş olabilirdi. Ancak öylece duruyordu.
Gözlerime değen gözleri içimdeki soruları görmüş gibi cevapladı.
"Sahne sanatı... Baktığın açıya göre değişse de şu an bize bakan birileri öpüştüğümüzü düşünecek. Ancak benim istediğim seni öpmek değil."
Anlamaya çalışıyordum onu. Hayatın renginin gri olduğunu küçüklüğümden beri savunurdum.
Yani hiç kimsenin hayatı beyaz ya da tamamen siyah değildi. Belki koyu gri belki kirlenmiş beyaz ama asla tamamen beyaz ya da siyah değildi.
Bugün Toprak'a hayatının bembeyaz olduğunu söylerken de bu görüşteydim.
Sadece öyle söylediğim için sinirlenmeliydi. Öyle bir sinirlenmeliydi ki bana düşünmeyecek hale gelip 'hayır öyle biri değilim şu yüzden böyle davranıyorum' diye itiraf etmeliydi.
Ancak ya çok sabırlıydı ya da çok zekiydi.
Ki zeki olduğunu gayet iyi anlamıştım.
Sabırlı da olsa bana bir tepki verirdi. Ancak o alaya almış ve 'ne yapmaya çalıştığını görebiliyorum' demişti.
Sana gerçek Toprak'ı tanıtacağım demişti.
Oturup kendini anlatmasını,birkaç çocukluk anısı ekleyip ben böyle yetiştirildim demesini beklerdim eğer normal biri olsaydı.
Ancak Toprak da en az benim kadar normal değildi.
Hangi insan kendini aklamaya çalışırken yiyişen çiftlerle dolu her an kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan muhtemelen ölümle burun buruna olacağımız yarışa getirirdi ki?
Toprak tam olarak öyle yapmıştı ve bu benim hoşuma gidiyordu.
Zeki insanları severdim ve Toprak tam bana göreydi.
Toprak'ın önümden çekilmesiyle herkesin arabalara bindiğini fark etmiştim.
Hiçbir şey söylemeden rotasyon kağıdı ile yerime yerleşip kemerimi taktım.
Toprak'ın kemerimi kontrol etmesiyle ona dil çıkardım.
Madem çocuk muamelesi yapıyordu o zaman bende tam bir çocuk olurdum.
Tepkime şaşırdıktan sonra burnumu sıkıp yerleşti.
Arabayı çalıştırıp hazırda beklerken gelen araba sesleri ile heyecanım artmıştı.
Yarı çıplak kızın bayrağı indirmesiyle harekete geçerken motordan gelen sesler eşliğinde her saniye hızlanıyorduk.
"Bas bas bas!"
Önümüze geçmiş 2 araç varken gerginlikle yerimden kıpırdayamıyordum.
Diğeri çoktan basıp neredeyse görünmez olmuşken önümüzdeki ise geçit vermemek için yolda zikzak çiziyordu.
Sol tarafımızdayken sollayamayacağımıza eminken gazı köklediği gibi önümüzdeki aracı sallayan (!) Toprak ile dudaklarımdan hayret nidası döküldü.
Nasıl geçmiştik biz onu ya?
Arkamızdan gelen araç sesleri ile her an bizi geçeceklermiş gibi hissederken Toprak aşırı rahattı.
"Bunu da geçersek bizimdir!"
Sonunda gözüken araç ile Toprak'a çok güzel yardımcı olurken virajda yakaladığımız araç viraj nedeniyle hızını bir miktar düşürürken gaza iyice yapışan Toprak ile gözlerim büyüdü.
Muhtemelen birazdan ölecektik ve son gördüğüm şeyin yakışıklı bir yüze ait olması güzel olurdu.
Gözlerindeki garip parıltı dudaklarındaki şeytani gülümseme ile çok güzel bir manzaraydı.
Hosçakal Patron, son günlerde unuttuğun annen ölüyor. Umarım Toprak yaşayabilirdi.
Onu seven çok fazla insan vardı. Benim gibi belki de 'iyiki öldü' diyecek insanlardan daha çok.
Israrla gelmeyen acı ile bakışlarım Toprak'ın güzel yüzünden yola çevirdiğimde önümüzün boş olmasıyla arkaya döndüm.
"Ne yani kazanıyor muyuz?"
"Aynen öyle."
Beyefendinin rahatlığına bakın sanki sahilde sürüyor!
Bitiş çizgisi ile birlikte içim kıpır kıpır olurken araba yavaşlayarak durdu.
Durduğumuz gibi Toprak'ın boynuna sarılırken çok geçmeden ellerini belimde hissettim.
Kapılarımız görevli tarafından açılırken Toprak'tan ayrılıp arabadan indim.
Yanımıza doğru gelen insanları umursamadan bana adımlayan Toprak'a koşup sarıldım.
"Kazandık be!"
Belime sarılıp beni döndürürken gülüşlerimiz birbirine karışmıştı.
Ayaklarım yerle buluştuğunda ne olduğunu anlamadan Toprak konuştu.
"Bunu yapmam lazım."
Alnıma kondurduğu öpücükle birlikte nefesim kesilirken yanımıza tebrik etmeye gelenlerden dolayı neyseki Toprak bir şey çakmamıştı.
Çoğu kişinin garip olduğu toplulukta tabiki tebrik etmeleri de garip olmuştu.
Gördüğüm Gamze ve sevgilisi de yanımıza geldiklerinde sevgilisi konuştu.
"Öpüşme baya işe yaradı ha?"
"İşine bak Arslan. Git biraz pratik yap da şimdiye kadar kaybettiğin gibi sonrasında da kaybetme."
Arslan'ın surat ifadesi bozulurken yine de geri kalmamıştı.
"Boşver beni. Bakalım diğer yarışta da olacak mısınız?"
Bir tane daha mı vardı? Ölüm planları bile yapmıştım ben bunda oysaki!
Dizlerimin hafiften titrediğini gizlemeyeceğim sizden.
"Bu kadar yeter."
Çaktırmadan derin bir nefes verdim. Toprak yarıştayken ne kadar deli olduğunu görmüştüm.
"Seninki de soru mu aşkım? Baksana şu kıza, Toprak'ın yanında otururken ne hale gelmiş. Yarışamaz bu masum kız."
Ardından sanki komikmiş gibi kahkaha atmıştı.
Ne yani diğer yarışta yardımcılar mı yarışıyordu?
Toprak'a çevirdiğim bakışlarım ile Toprak ne yapacağımı anlamış hayır anlamında kafasını çoktan sallamıştı ancak çok geçti.
Gamze denen muşmula Beren Karaca kim bilmiyordu!
"Baksana Gamze'ydi değil mi?"
"Evet" Alayla bana bakarken aynı şekilde karşılık verdim.
"Arabayı istiyorum."
Kolumdan tutup çekiştiren Toprak asla istemezken Gamze'nin anlamsız bakışları beni bulmuştu hissediyordum.
"Efendim?"
Yerdeki bakışlarımı kaldırıp tek kaşım havada cevapladım onu.
"Yarışalım diyorum."
Derin bir nefes alıp devam ettim.
"Arabasına"
Eveet şimdiye kadar ki en uzun bölüm oldu galiba 2581 kelime...
Pekiii bölümü nasıl buldunuz?
Toprak'ın davranışları?
Arslan-Gamze çifti?
Beren- Gamze çatışması?
Beren mi Gamze mi sizce nxndmdmfmmf
Toprak hız bağımlısı çıktı iyi mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın ?