İKİNCİ GÜN PART 2

1000 Kelimeler
ALACA Bu otelin içerisindeki tuhaflıkları çözmek için zeki olmaya gerek yok ama insan yine de aklından tereddüt eder. Benim yaşadıklarım gördüklerim duyduklarım yetmezmiş gibi bir de çevrem de oluşan tuhaflıkları görüyordum Dalyanın bana sebepsiz öfkesi dün gece ki çıldırması Sindynin merdivenlerden düşüp bacağını kırması derken işler iyiden iyiye tuhaf bir hal almaya başlamıştı daha kime ne olacak diye düşünüyordum düşünmeden edemiyordum. Kabuslarım hala devam ediyordu sürekli o yüzünü göremediğim adamı görüyordum sürekli beni o havuzda boğmaya çalışıyordu. İçinde olduğum havuza çevirdim bakışlarımı kaşlarım çatılırken suyu avuçlarım arasında tutup elimi havaya kaldırıyordum avuçlarım arasından akıp giden suya gülümseyerek baktım su demek huzur demekti resmen. Bakışlarımı Dalyaya çevirdiğimde elindeki kitabı bırakıp bana hafifçe el sallamıştı kocaman gülümserken yüzmeye devam etmiştim kulaç atarak bir uçtan bir uça giderken dalış yapmaya karar vermiştim hızlı bir şekilde havuzun dibine inerken kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissediyordum. Tekrar yüzeye çıkmak istediğimde ayak bileğimde bir el hissetmiştim bakışlarımı ayağıma doğru çevirdiğimde suyun bulandığını fark ettim zaten net olmayan su iyiyen iyiye bulandığında bir gölgeden başka hiç bir şey göremez olmuştum. Bileğimi çekiştirmeye başladım ama bırakmıyordu yüzeye çıkmaya uğraştım ama beni daha fazla aşağıya çekmişti. Çırpındıkça çırpındım ama nefesim artık beni idare etmiyordu telaşla ağzımdan bir çığlık kaçtı tabi su içinde olunca daha çok hava kabarcığı çıktı ama olsun. Nefes alamazken bir sürü su yutmaya başlamıştım ciğerlerime inen suyla alev alev yandığımı hissettim canım o kadar acıyordu ki organlarım basınçtan patlayacak sanmıştım gözlerim kararırken çırpınmayı kesmiştim beni yormaktan başka bir işe yaramıyordu. Ölmek böyle bir şey miydi? Boğularak ölmek bence en kötüsü boğularak ölmek bir insan hem boğulurken hem de nasıl cayır cayır yanar eğer ciğerlerine su doluyorsa yanar. Ölüme yanaşıyordum anneme yaklaşıyordum ama beni üzen kardeşimle babamdan ayrı kalmak olacaktı. Birine ne kadar yakınsam diğerlerine o kadar uzağım, annemin gölgesi düşüyor üzerime ellerini tutuyorum beni kendine çekiyor sarıp sarmalıyor seviyor beni göğsüne bastırıyor bir güzel uyutmaya çalışıyor benim ise dilimden bir tek şarkı mırıltıları dökülüyor... Kalbimi kırıyorlar anne Her gün biraz daha ağır Yalanlar söylüyorlar Her söz bir öncekine sağır Ağır ağır iyileşiyor Bağır çağır yaralarım Bir yanım masum çocukluğum Bir yanım çıkmaz sokak anne Vazgeçmek istemiyorum Kendimce direniyorum Bir yanım hâlâ savaşıyor Bir yanım çoktan yenik anne Anne, beni anlayan yok Omuzumda yüklerim çok Seninkinde yer kaldıysa Başımı koysam biraz anne Anne, derdim dağlardan çok Sorma hâlimi, hiç gücüm yok Elinde derman kaldıysa Başımı okşa biraz anne Anne, beni anlayan yok Omuzumda yüklerim çok Seninkinde yer kaldıysa Başımı koysam biraz anne Anne, derdim dağlardan çok Sorma hâlimi, hiç gücüm yok Elinde derman kaldıysa Başımı okşa biraz anne Anne, beni anlayan yok Omuzumda yüklerim çok Seninkinde yer kaldıysa Başımı koysam biraz anne Anne, derdim dağlardan çok Sorma hâlimi, hiç gücüm yok Elinde derman kaldıysa Başımı okşa biraz anne Ağır ağır iyileşiyor Bağır çağır yaralarım Bir yanım masum çocukluğum Bir yanım çıkmaz sokak anne DALYA Havuzun üzerindeki dalgalanmayı fark ettiğimde kaşlarım çatılmıştı elimdeki kitabı kenara bıraktığımda ayağa kalktım sekerek havuza yaklaşırken Alacanın hala çıkmadığını fark ettim ayağımdaki yarayı siktir ederken acımı yok sayıp koşmaya başladım havuza atladığımda hızla dibe dalmıştım. Dip de öylece hareketsiz duruyordu hiç bir şey yapmıyordu koltuk altlarımdan tuttuğumda kendimle birlikte yukarıya çektim. Onu çekerek havuzun kıyısına attığımda bize doğru gelen Bağdaşı gördüm telaşla yanımıza geldiğinde şaşkınca bakıyordu. "Bakma öyle çabuk suni teneffüs yap!"diye cırladığımda eli ayağına karışmıştı hızlıca kafasını sallarken ilk önce kalp masajına başladı beşe kadar saydı sonra dudaklarıyla dudaklarını birleştirip nefes oldu Alacaya. Bağdaşın arkasından Ayaz da geldiğinde kardeşine şokla bakıyordu neden böyle baktığını sorgulayacak zaman değildi şimdi hoş umurumda da değildi ya. Normalde olsa Alacaya suni tenefüsü bende yapardım ama beni kesin öldürürdü hazır bir yakışıklı varken o yapsın öyle değil mi? Yine çok düşünceliyim ama. Bir anda ağzından bütün suyu tükürüp kusmaya başladığında yan çevirmiştik Ayaz da yardım ettiğinde hemen hemen bütün suyu boşaltmıştı Ayaz Alacayı kucakladığında birlikte revire ilerlemiştik. Bu aralar revire ne çok kişi düşmüştü öyle. Ayağımdaki dikişler umarım enfeksiyon kapmazdı bir de onunla uğraşamazdım çünkü. Revirdeki yatağa yatırdığımızda başında beklemeye başladık erkekler otururken etrafa bakıyordum bulduğum iki yorganı da alıp ıslak üşümüş bedenini sardım. Bağdaş üzerindeki tişörtü çıkarttığında bana uzattı bende giydim çünkü hala ıslak bikiniyle duruyordum. Alaca uyanana kadar üzerimi değiştirmeye gideceğimi sanmıyordum burada acayip şeyler oluyordu ve bu acayip şeyleri çözmek zorundaydık. Alacanın yanından ayrılmamalarını tembih edip hızlıca odaya çıktım üzerimi değiştirmeyeceğimi söylemiştim ama vazgeçtim bir şeylere erkenden başlamak gerekiyordu. Başımıza yeterince şey gelmişti ne kadar erken o kadar hızlı demişler odaya girdiğimde şort ve tişört almıştım temiz iç çamaşırlarıyla birlikte giydiğimde saçlarımın nemini alıp at kuyruğu yaptım ve hızlı adımlarla aşağıya indim. Hızlı adımlarla Piyale Hanımın odasının önüne geldim ve kapıyı şiddetle vurmaya başladım bir kaç dakika sonra kapı açıldığında samimiyetle gülümsemişti. "Bir şey mi oldu?"dediğinde kafamı hırsla salladım. "Oldu önce Alacanın kabusları başladı sonra burun kanamaları sonra Sindynin birisinin odasına daldığını söylemesi ama aslında orada kimse olmaması ve merdivenlerden düşüp bacağını kırması birinin onu ittiğini düşünür ve sonra benim yaşadıklarım. Ne oluyor burada de bakalım?"soruma kaşlarını çatarken hafifçe güldü. "Ne olabilir ki birer tesadüf hepsi bu burası gerici bir havaya sahip eski bir otel yabancılamış olmalılar ya da biri onlara oyun oynamış olmalı burada herkes birbirini sevemez öyle değil mi?"dediğinde omuz silktim. "Haklısınız öyle herkes burada birbirini sevemez ama kimse kimseye de kast edecek kadar da kötü değildir." "Ben diyeceğimi dedim."odasına girdiğinde ardından kapısını kilitlemişti farklı bir durum olmadıkça bu odadan çıkmıyordu neden bu odadaydı onu bile bilmiyordum. Bir insan hiç mi dışarıya çıkmazdı? Ama yok sadece başımıza bir şey gelirse dışarıya çıkardı. Piyale Hanım bu halleri de beni delirtiyordu oda bir şeyler çeviriyordu bir otelde iki görevli olması zaten başlı başına bir garipti içimden bir ses buradan gitmemiz gerektiğini söylüyordu hem de derin bir ses yüreğimin ortasına karanlık gibi çökmüştü. Burada olan biteni çözmeden gitmek yoktu ama burada başımıza gelen şeylerin kasıtlı yapıldığını ispatlayacaktım mutlaka elimden ne gelirse gelsin bunu yapacaktım ölmek var ıspat etmeden dönmek yok! Tabi ölmek var derken mecaz anlamda sonuçta atalarımızın sözü bu yönde değiştirmek olmazdı. Her kata bakacaktım her yeri inceleyecektim gerekirse Piyale Hanımı odasından çıkartıp o odaya da bakacaktım hatta Pekin Beyin de odasına bakacaktım hepsinin.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE