BEŞİNCİ GÜN

3846 Kelimeler
BAĞDAŞ Oturuyordum. Öylece olduğum yerde oturuyordum her zaman yaptığım gibi. Genelde evde de hep otururdum pek bir işe yaramazdım ama bugün bir işe yarayacağım tutmuştu gerçi az kalsın Efsan denen kız tarafından öldürülecektim bir kıza bile karşı koyamıyordum gerçekten bir işe yaramazdım. Her zaman aferimleri Ayaz toplardı ben ise komik sempatik goygoycu çocuk ünvanını taşırdım güya hiçbir şeyi takmazdım ben. Ama öyle değildi bende insandım gayette her şeyi takan bir insandım ben göründüğümden daha çekingen biriydim daha üzgün ve kırgındım ama belli etmiyordum. Herkes beni neşeli sanmaya devam ediyordu böyle sanmaları çoğu zaman hoşuma gitse de bazen de gitmiyordu. Herkes birbirinin yarasını sarıyordu ama beni tanıyanlar yani tanıdıklarını sananlar ihtiyacım olmadığını düşündükleri için sarılmazlardı bile. Ben onlara göre derdi tasası olmayan lavbali goygoycu hiçbir şeyi kale almayan gereksiz ve fazla mutlu bir çocuktum. Kendi annemden bile dertlerimi saklaya bilecek kadar ustalaşmıştım ya da annem benim dertlerimle ilgilenmiyordu bilemiyorum. Kafamı havaya kaldırırken hafifçe esnedim ve merdivenleri çıkmaya başladım kızların yanına gidecektim bir başlarına kalmışlardı. Yukarıya çıktığımda koridorda ağlayan Sindy görmüştüm karşısında bom boş duvarla konuşuyordu bu yaptığı garibime gitmişti. Bakışlarını duvardan çekip koridorun sonuna yöneltmişti. Konuşarak koridorun sonundaki pencerenin yanına kadar ilerlediğinde hafifçe açık pervaza yasladı sırtını ve burukça gülüp konuşmaya devam etti. Sanki ben yokmuşum gibiydi sanki ben görünmezmişim de oda bambaşka birisiyle konuşuyormuş gibiydi ama koridorda o ve benden başkası yoktu. Yanına yaklaştım yine de beni görmedi gözlerine perde inmiş gibiydi yanına yaklaştıkça konuşmaları netleşmişti. “Cake öldün diye çok korktum tanrı aşkına böyle atraksiyonlara ne gerek vardı?”diye ağlayarak sızlanmıştı Sindy. Cake nin hayaliyle konuşması normal bir şey olamazdı öyle değil mi? Adamı biz gömmüştük neticede! “Cake seni o kadar özledim ki.”kollarını görünmeyen bir şeye sarmıştı daha çok kendine sarılıyor gibiydi o kadar ürkütücü görünüyordu ki ne yapacağımı bilememiştim. Bir anda belini sertçe camın pervazına çarptığında camdan dışarıya düşecekti ki bacaklarından yakalamıştım gördüğü hayal kaybolmuş olacak ki gerçekliğe dönmüştü. “Ahh! Bağdaş sakın bırakma beni düşeceğim!”diye çığlık çığlığa bağırdığında bacaklarından tutup tüm gücümle içeriye çekmiştim ben onu kaldıramadığım için çekiştirmem belini ve sırtını acıtmıştı ama yapacak bir şey yoktu onu kurtarmak için yapmıştım. Acı içinde inleyerek sırtını ve belini eliyle ovmuştu yanına eğilip oturduğumda koluna dokundum. “İyi misin Sindy?”kafasını olumsuz anlamda sallarken gözleri tekrar dolu dolu olmuştu. “Cake gördüm bana ölmediğini söylüyordu benim için döndüğünü o kadar gerçekti ki ona sarılırken bir anda beni camdan itti ne olduğunu anlamadım bile.”gözlerimi yumarken sinirle derin bir nefes aldım ve iç çektim gözlerimi araladığımda hafifçe gülümsedim. “Gördüm sen kendin söyledin aşağıda bizi zorlayacak dedin hassas noktalarımızdan vuracak dedin şimdi nasıl oldu da kandın?”diye yanağını okşayıp akan yaşı silmiştim zorla yutkunurken derin bir nefes aldı. “Cake olunca ister istemez kandım işte o kadar gerçekti ki kafamı çevirip gidemedim bile elim kolum bağlandı sandım bir an.”diye sızlandı bana sarıldığında bir an afallamıştım ama kollarımı beline sarmadan edemedim. Merdivenlerden çıkan Dalyayla göz göze geldiğimizde bir anlığına gözlerinden bir hüznün süzüldüğünü görmüştüm ama garipsedim benden ilk andan beri nefret ediyordu şimdi böyle bakması garibime gitmişti. Kafamı iki yana sallarken göz devirdim ve derin bir nefes aldım Sindy sakinleştirdiğimizde hepimiz odaya girmiştik. Alaca ve Dalya yatakta uzanmış olan Efsana ağrı kesici içiriyorlardı ki Dalya bir anda bana laf sokmaya başlamıştı. “Biz burada uğraşalım bey efendi koridorlarda aşna fişna yapsın!”diye sitem ettiğinde göz devirmiştim gereksiz laf sokmasını anlayamıyordum ne yapmıştım ben bu kıza? “En azından biriyle sevişmiyordum.”diye topu Efsana attığımda Efsan kıpkırmızı olmuştu Dalya bana daha çok uyuz olmuş Alaca ise alttan alttan gülmüştü Sindy ise alışkın olduğu bir şeymişçesine umursamadı hatta Dalyaya bir lafta o soktu. “Aşan fişna falan yoktu Bağdaş hayatımı kurtardı dışarıdan her şeyi böyle yargıladığını bilseydik rahibe Teresa muhabbeti kurardık!”alttan alttan gülen bu kez ben olmuştu Dalya göz devirirken önüne dönmüştü. Bu kız bana aşık olmasın sakın? En büyük aşklar nefretle başlar diye bir klişe vardır ya hani ya buda ondansa. Yok artık bu cadı benim neyimi sevsin o sevse ben sevmem ulan bununla çıkılır mı tam baş belası! “Tamam daha fazla saçmalamayın da kesin sesinizi her kata üç kişi koymuşlar Ayaz söyledi bizim katın üçlüsü de Sindy, Bağdaş ve Dalya ilk gecenin şanslı talihlileri sizsiniz aşklar.”diyen Alaca ile derin bir nefes aldım ben bu iki deli kızla ne yapacaktım bütün gece Allah bize sabır versin artık yurttan sesler korosuna dönerdik. “Bu ikisiyle mi?”diye gıcıkça konuştu Dalya onun bu sözleriyle Sindy de yüzünü buruşturmuştu bir anda iki kızın arasına kara kedi gibi girmiştim resmen. “Beğenemedin mi tatlım ne tesadüf bende seni beğenemedim!”diye sitem etti Sindy. Göz devirirken ikisinin de arasında duruyordum bunlar bütün gece şovalye gibi birbirlerini yerdiler lan hatta yetmez arada beni de kemirirlerdi. Göz devirdim ben bütün gece bu ikisiyle ne yapacaktım acaba bari mutfaktan atıştıracak bir şeyler alayım da gece beni ya da birbirlerini yemek yerine atıştırmalık kemirsinler. “Ya tamam birbirinizle kedi köpek gibi tartışmayın zaten başım ağrıyor kozlarınızı sonra paylaşırsınız.”diye hafifçe bağırdım odadan çıktığımda koridorun sonuna gelip merdivenlerden inmeye başladım. Karnım kazınmıştı gidip kendime bir ekmek arası yapmak istiyordum arkamdan gelen Sindy gördüğümde sesimi çıkartmamıştım birlikte mutfağa girdiğimizde en sonunda ağzındaki baklayı çıkartmıştı. “Acıktın mı?”diye sorduğunda omuz silktim. “Mutfakta olduğuma ve elime ekmek aldığıma göre sence?”diye laf çarptığımda yüzü düşmüştü şimdi anlıyordum bu kız ben kimseyle küs kalamam triplerine giren kızlardandı. “Ya özür dilerim öyle tartışmak istemedim ucu seni rahatsız etti sanırım gerçekten rahatsız etmek istememiştim yani böyle biri benim yüzümden huzursuz olunca kendimi çok kötü hissediyorum.”tam tahmin ettiğim gibi bu kız o ota boka üzülen tribe giren kızlardandı yazık bu halde çabuk yaşlanı verir bu kız saçlarında şimdiden stresten olmaz beyazlar çıkmış bile. “Neyse canım sorun değil olur öyle şeyler ekmek arası ister misin?”diye sorduğumda gülümseyip kafasını sallamıştı bende iki ekmek bölmüştüm bıçakla. Ekmeklerin arasına labneyi yaymıştım mis gibiydi salamları kızartıp arasına ekledim domates ve marul da koyduğumda hazırdı bir tanesini ona verip diğerini ben yemeğe başlamıştım. Birkaç dakika sonra inadını kırıp Dalya da geldiğinde kendine bir kahve yapıp yanımıza oturmuştu bana dönerken oda mutsuz görünüyordu. “Kusura bakma Sindy gereksiz bir laf sokma çabasıydı ve özür dilerim Bağdaş seninle ilk tanıştığımız andan beri yıldızımız barışmadı sürekli seni tersliyorum neden bilmiyorum ama gerçekten üzgünüm beni affede bilir misin? Böyle davranırken içim rahat etmiyor.”dediğinde derin bir nefes alıp güldüm. “Sakin olun kızlar biliyorum bana ve kaprislerime bayılıyor hatta beni paylaşamıyorsunuz ama kavgaya hiç gerek yok!”diye dalga geçtiğimde ikisi de aynı anda göz devirmişlerdi hatta Dalya sitemle konuştu. “Bayılıyoruz ya sana.”dediğinde Sindy de onu onayladı. “Haklı çok bayılıyoruz kendini beğenmişe bak ya!”dedi Sindy ikisinin de tipine kıkır kıkır gülmeye başladım. Elimdeki ekmek arasını yerden onlar da iki kadın konuşuyorlardı ben pek onlara odaklanmamıştım dinlemiyordum hatta. Ekmek arasını yerken dikkatim başka bir yerdeydi bakışlarım duvardaydı ama aklım evdeydi. Annemle babamı merak ediyordum şimdi telefon çekse her gün arardım ben yalnızlığa gelemeyen bir adamdım her şeye katlana bilir dayanabilirdim ama en büyük fobim yapayalnız kalmaktı. Yapayalnız kalmanın düşüncesi bile beni delirtiyordu ruhum daralıyordu kendimi kapana kısılmış gibi hissediyordum. Sanki nefesim kesiliyordu nefes almam zorlaşıyordu kendimi bir bataklığın içine düşmüş çırpındıkça daha derine batıyormuşçasına bir karamsarlığın içinde hissediyordum bunların hiç biri normal olamazdı. Ablam öldükten sonra başlamıştı her şey bütün acılarım bütün bu paranoyaklığım önceden böyle rahat bir çocuk da değildim Ayaz nasılsa bende öyleydim ablamdan sonra bozuldum. Resmen ayarlarım kaydı arkadaş ablamın ölümü bende büyük bir travma yaşatmıştı o yaşta üstelik uzun süre ablamın hastaneden dönmesini beklemiştim ve aldığım sonuç ablamın ölümü koca bir mezar kuru bir toprak. O gün bu gün yalnız kalmaktan ölesiye korkuyordum yalnız kalacağım diye ödüm kopuyordu. Okulda arkadaşlarımla küstüğümde bile bir saniye dayanamazdım onlar da beni bırakıp gidecekler diye ödüm kopardı o kadar paranoyaklaşmıştım ki sabah annem bırakır akşam babam alırdı o derece delirmiştim. Sonra bir psikologla terapiye başladım uzun süre tedavi gördüm gittim geldim ilaçlar kullandım bir ara beni kliniğe bıraktılar ama sadece üç gün dayanabildim üçüncü günün sonunda terk edilmişlik hissi iliklerime kadar işlerken ateşlenip hastanelik oldum. Doktorlar da benim evde kalmamın daha sağlıklı olacağına karar vermişlerdi. Ayaz olmasa asla bu otele tek başıma gelemezdim yabancı insanların olduğu ortamlara asla tek giremiyordum kafayı yiyecek gibi oluyordum. Sırf bu yüzden annem bana çok kızardı. Sürekli beni azarlardı insan içine çıkmamı isterdi yeni insanlar tanımamı içime kapanmamamı isterdi ama bu benim elimde olan bir şey değildi ki. Bunu zor da olsa annemde anlamıştı ve üzerimdeki baskıyı kaldırmıştı en çok o zaman rahatlamıştım. Ben anneme babama ve Ayaza bir şey olacak diye kafayı yiyordum her gün her gece işkence gibi geçiyordu kullandığım psikolojik ilaçlar ne zaman bitse ya da ne zaman içmeyi unutsam hemen bir paranoya tutuluyordu kalbimde. Sürekli onlara bir şey olacak düşüncesi bana kafayı yedirtiyordu ne yapacağımı bilemiyordum elim ayağıma dolaşıyordu. Keşke annem burada olsaydı tamam komik biliyorum ama bazen annemle uyuyordum bence bazen her genç annesiyle uyurdu. Anneyle uyumak en iyi terapi gibiydi tabi Ayaz çoğu zaman benimle kafa bulurdu bu konuda hatta babamda bazen annemi çaldığımla ilgili benimle dalga geçerdi ama olsun onları böyle seviyordum. Babama veya Ayaza kızamıyordum çünkü alışmıştım ara sıra annemle uyumak bana en güzel terapi şekliydi onun yanında tıpkı küçükken olduğum gibi güvende hissediyordum. İnsan annesinin yanında da güvende hissedemeyecekse ölsün arkadaş böyle yaşanır mı? Yok ya ölmesin ya da ne cani anneler var öyle değil mi? Bence annesiz yaşamak tüm dünyada ki en yürek isteyen şey. İnsan annesinden ailesinden uzak kaldıkça yüreği sökülecek gibi oluyor bir de onlarsız yaşayanlar düşünemiyordum bile. Ben ablam ölene kadar ailemdeki herkesi ölümsüz falan zannediyordum sanırım ablam öldüğü zaman onunda ölebileceğini ancak anlamıştım. Ailemden birinin ölebileceği kafama anca dank etmişti o kadar inanmıştım ki onlara asla bir şey olmayacağına o kadar kendimi kandırmıştım ki bu gerçekle bir anda yüzleşince suratıma koca bir tokat gibi inmişti. İnsanların sevdikleri ölüyormuş insanların sevdikleri ölebiliyormuş. Bu kafama ancak dank edebilmişti artık diğer insanların acılarına üzülmeyi de öğrenmiştim vicdanım daha da yumuşamıştı ama Ayaz benim tam tersimdi ben ne kadar zayıfsam o o kadar güçlüydü ben ne kadar terssem o o kadar düzdü birbirimizin zıttı haline gelmiştik. Ayaz sert yapılı ciddi cesur tam yakışıklı ilişki adamıydı bende yakışlı bir ilişki adamıydım ama ona göre daha çok sevimli vicdanlı biraz sulu ama çokça duygusal bir adamdım. Duygusal olmak erkeklerde bazen çok kötü görünüyordu bu yönüm yüzünden insanlar tarafından ezildiğimi gördüğümde böyle ciddiyetsiz olmaya mahkum edilmiş gibi hissetmiştim kendimi. Herkesi her şeyi yapmaya iten mutlaka güçlü sebepler vardır. İnsan durduk yere hiçbir şey yapmaz hele ki küçüklükten başlayan şeyler. İnsan en çok küçüklükten etkilenirmiş küçükken etkilendiği şeyler büyüyünce insanın kimliğini ve kişiliğini etkilermiş ben ergenken erkeklerden çok hoşlanırdım annemle babama anlattığımda normal karşılamışlardı bana kızmamışlardı ama benimsememişlerdi de bir süre sonra bu takıntım geçer sanmışlardı Ayaz gibi kızlardan hoşlanmaya başlarım sanmışlardı ama öyle olmadı ben daima erkeklerden hoşlanır olarak kalmıştım. Günümüzde gay insanlar pek fazla hoş karşılanmıyordu ama umurumda değildi bende böyleydim beni kabul eden böyle etsin. Böyle şeyler yaşamak bende istemezdim ama yaşanmıştı bir kere dur diyemezdim ya. Bir aralar gerçekten kafayı yediğimi düşünmeye başlamış evin içinde deli değilim diye ağlaşmaya başlamıştım o aralar ağır ergenlikte geçiriyordum ailem en büyük yakınlarım olmuştu yaralarımı onlarla sarmıştım ama Ayaz da benden utanmaya başlamıştı. Ayaz da küçüktü o zamanlar herkes sürekli psikolojik sorunlarımdan ötürü ağlaştığım için onunla dalga geçerlerdi. Ayaz da bir süre sonra beni korumaktan bıkmıştı artık bana arka çıkmamaya başlamıştı ama sonra ezildikçe ezildiğimi gördüğünde dayanamamıştı. Tabi ki dayanamazdı ben onun ikiziydim ben onun her şeyiydim onun canından kanından bir insandım. Annem hep anlatırdı biz doğarken birbirimizin elini tutmuşuz diye birbirimizi hissedip birbirimize destek olmuşuz diye söylerdi. İnsan diğer yarısı için her şeyi yapardı bizde birbirimize yaptıklarımız için pişman olmuştuk ve okulda birbirimize destek olmaya başlamıştık. Her anlamda birbirimizi sevip destek olmaya başlamıştık Ayaz benimle dalga geçen o concon çocukları dövmeye başlamıştı tabi bende onları ayırmaya çalışırken arada kaynayıp dayak yemiştim ama olsun gerçekten güzel günlerdi. Ayazın tüm kavgaları beni ezdirmemek için çıkardı benim yüzümden tam üç okuldan atılmıştı artık derdimizi kimseye anlatamaz olmuştuk benim yaptıklarım yüzünden oda sinir hastası olmuştu uzun bir süre oda terapi gördü ve iyileşti. Melek gibi bir insana dönüştü kardeşim artık o eski öfkeli hallerinden eser kalmadı birisi benimle uğraştığı zamanlarda onunla elinden geldiğinde şiddetle karşılık vermemeye çalışırdı hep bana destek çıkar insanları diliyle döverdi. Bir ben beceremiyordum şu kendimi savunma işlerini ama yapacaktım bir şekilde mutlaka bunu becerecektim çünkü Ayaz sonsuza dek benim yanımda olamazdı. Er ya da geç mutlaka herkes gibi bende bir başıma kalacaktım buna alışmam gerekiyordu her ne kadar katlanamasam da bunu öğrenmem gerekiyordu artık zayıf olmamalıydım artık daha güçlü bir adam olmalıydım korkak olmamalıydım. Yemeğimizi bitirdiğimizde herkes her gün yaptığı gibi odalarına çekilmişti biz nöbet tutacaklar hariç. Otelde üç kat vardı o üz katta da üç nöbetçi vardı aklıma bir an sokak nöbetçileri geldiğinde kendi kendime gülmeye başladım. Koridorun ortasına ikili koltuğu çıkartmış üç kişi sığışıp oturmuştuk iki kızın ortasında kalmış arada sıkışmış patates püresi gibi hissediyordum. Arada ezildiğim için kollarım içime geçmiş gibi bir görüntü oluşmuştu o kadar komik görünüyordum ki kendime gülmeden edememiştim omuzlarıma bir ağırlık çöktüğünde iki kızın da uyuya kaldığını fark ettim ikisi de kafalarını benim omuzlarıma yaslamış mışıl mışıl uyuyorlardı. İkisi de ayrı ateş parçalarıydı ama işte tipim değillerdi ben erkeklerden hoşlanıyordum onları sadece arkadaş kabul edebilirdim. Kollarımı göğsümde birleştirirken uyumalarını umursamadan tek başıma nöbete devam ettim bir ara uyuyacak gibi olduğumda telefonumu çıkartıp indirdiğim uygulamadan internetsiz film izlemeye başlamıştım. Hafifçe burnumu kaşıdığımda film arıyordum hangi filmi izlesem diye düşünüyordum. En sonunda bir tanesinde karar kılmıştım bir komedi filmi açmıştım eğer sıkılırsam daha çok uykum gelirdi ve uyuya kalırdım bende sabaha kadar sabretmem gerekiyordu. Hafifçe kafamı kaşıdığımda sürekli hareket etmemden ötürü Sindy uyanmıştı gözlerini elleriyle kaşıyıp bakışlarını bana çevirdi. “Beni neden uyandırmadın tek başına duruyorsun böyle.”diye sızlandığında omuz silktim. “Uyuyun diye bıraktım.”dediğimde tebessüm etmişti tekrar omzuma yaslanırken oda benimle birlikte film izliyordu. Beraber Şhrek izlemeye başlamıştık bir yandan da sesimiz çıkmasın da Dalya uyanmasın diye çaba sarf ediyorduk Sindy iki kahve yapmak için mutfağa indiğinde Dalya omzuma yaslandığı için onu tek bırakamamıştım. Dalya sayıklamaya başladığında bakışlarımı ona çevirdim uyurken bile mutsuzdu sanki gözlerini açacakta beni paralayacakmış gibi bir havası vardı. “Anne onu giymek istemiyorum bu daha rahat bunu giymek istiyorum.”diye mırıldanıyordu bu kız hep böyle huysuz muydu? İnsan uyurken bile şikayet eder miydi arkadaş? “Kusursuz olmak umurumda değil neden anlamıyorsun?”diye mırıldandı bu kez yüzünü buruşturdu ağladı ağlayacak gibi olmuştu derin nefesler alırken onu omuzlarından sarsmaya başladım beni azarlaması umurumda değildi kabus görüyordu. “Dalya uyan Dalya sadece kabus uyan!”onu iyice sarstığımda gözlerini açmıştı bir anda ayağa fırladığında camın yanına ilerledi kendini cama atarken derin nefesler alıp saçlarını arkaya atıyordu. Terlemiş ve korkmuş görünüyordu yanına ilerlediğimde bir anda bana sarılmıştı canından zoru var gibiydi kıp kırmızı olmuştu ona destek çıkmak amacıyla sarılmasına karşılık verip saçlarını şefkatle okşadım. “Tamam sakin ol geçti aptal bir kabus sadece uyandın ve bitti.”diye fısıldadım benden ayrıldığında hafifçe yutkunup kafasını salladı. Gözleri dolu dolu olmuştu çok şirin bir kız çocuğu gibi bakıyordu içim şefkatle sıcacık olmuştu onu gerisin geri koltuğa oturttuğumda Sindy elinde kahvelerle gelmişti benim kahvemi alıp diz çöktüm ve Dalyaya verdim. Dalya da hafifçe üfleyerek içmeye başladığında Sindy de yanına oturmuştu iki kız koltukta rahatça otursunlar diye sırtımı cama yaslamıştım kollarımı da göğsümde bağlarken onları izliyordum. Dalya ancak içtiği kahveyle kendine gelebilmişti Sindy nin de uykusu açılmıştı ortalarını açtıklarında bende gelip oturmuştum. Üst kattakiler ne alemdeydi acaba biraz merak etmiyor değildim çıkıp bakmayı düşünmüştüm ama çok üşenmiştim. Bu gece rahat geçsin istiyordum bir şekilde huzurlu geçmesini diliyordum en azından sabaha karşı çıkacaksa sorun çıksın. Ya da biz nöbeti devredip zıbarıp yatarken bir şeyler olsun. Tamam ben daha birkaç saat önce korkak olmayacağım demiştim öyle değil mi? Neyse kızlar için cesur kalmak zorundaydım onlar için ne kadar cesur kalırsam o kadar iyi çünkü şuan benden destek alıyor gibiydiler. İki kızın ortasında kalmıştım yine başka bir erkek olsa kendini şanslı kılıp bayram edebilirdi ama kızlardan hoşlanmayan bir erkek olarak sanırım bayram edeceğim en son şeydi. Ayaz cumaları benimle camiye gitmeye korkardı ne sanıyordu anlamıyorum cumadaki adamları mı kesecektim namaz kılmak yerine? Bazen gerçekten manyaklaşıyordu da bu Ayaz. Ellerimle yüzümü örterken kafamı öne eğdim başım ağrıyordu ne zaman uykusuz kalsam ya da düzenim bozulsa başım ağrımaya midem bulanmaya başlardı stres mideme aşırı vuruyordu. “İyi misin Bağdaş?”diye mırıldandı Dalya elini koluma koyduğunda ellerimi yüzümden çekmek zorunda kalmıştım. “İyiyim iyiyim sadece stres mideme vurdu hepsi bu.” “Sana nane limon yapa bilirim istersen?”dediğinde kafamı usulca salladım Dalya bitirdiği boş kahve fincanı ile merdivenlere ilerledi merdivenlerden indiğinde mutfağa girmişti. Sindy ile yan yana kalmıştık Sindy bana dönerken sıkıntıyla derin bir nefes aldı. “Çok sıkıldım ne zamandır hiçbir şey de olmuyor aksiyon falan da göremedik bütün garezi bizeydi bu cadoloz cadının galiba baksana anca bize saldırıyor.”hafifçe güldüğümde kendimi tutamayıp kahkaha atmaya başlamıştım oda benimle birlikte güldüğünde kendimi zor durdurmuştum. “Ulan bu cadı da onunla böyle taşak geçtiğimizi görüp de bizi çarpmaz inşallah bir şey diyeyim mi? Beni katil yaparsa acıma sakın kurtar kendini tamam mı?”dediğimde kafasını hızlıca salladı. “Sende öyle yap o zaman kadınım diye gurur yapma sonuçta içimize canavar kaçmış gibi oluyoruz seni kazayla öldüre bilirim.”dediğinde bende onu onaylayarak kafamı salladım Dalya elindeki nane limonla yanımıza geldiğinde ona da yer açmıştık ve elindeki nane limonu almıştım. “Çok teşekkür ederim Dalya.” “Sorun değil.”diye mırıldandı ve devam etti. “Ne konuşuyordunuz fısır fısır?”omuz silktim ve konuştum. “Eğer birimiz katil olursa diğerimiz ona acımayacak ve kendini koruyacak bundan bahsediyorduk.”dediğimde oda kafasını salladı. “Canice ama mantıklı kendimizi korumamız gerek bunun için belki de biraz bencil olabiliriz ama ben size kıyamam ki? Yani sizden biri katil olsa ben kendimi korumak için bile olsa size kıyamam hem biz dostuz artık siz sahte arkadaşlardan değilsiniz gerçekten adam gibi adam olan arkadaşlardansınız ben sizi kaybetmek istemiyorum hatta gerekirse hep beraber ölelim ama buradan bir kişi eksik çıkmayalım.”diye mırıldanırken gözleri dolmuştu benimde gözlerim dolarken Sindy çoktan su koyuvermiş bir şekilde ağlamaya başlamıştı bile. Herkes kendi gözlerini silmeye başladığında alttan alttan gülüyordum resmen kendi yaralarımızı kendimiz sarıyorduk hani o filmlerdeki yakışıklı ya da güzel sevgililer neredeler onların silmesi gerekirdi bizim gözümüzün yaşını. “Off bu otelde de ne yakışıklı erkekler var öyle değil mi? Ama hepsini yelloz yelloz kızlar almış vallahi insan bir bize de bırakırdı.”diye sızlandığımda ikisinin de şaşkın bakışları üzerime dönmüştü. Kaşları çatık bir halde beni izliyorlardı tabi gay olduğumu bilmedikleri için bu kadar garipsemeleri normal. “Bizim için dedin herhalde öyle şeyi?”dedi Dalya şaşkınlıkla ve ekledi. “Ama Bağdaş sende çok yakışıklısın.”diye mırıldandığında Sindy de onu onayladı. “Evet Bağdaş sende çok yakışıklısın neşelisin tatlısın bence kendine sağlam bir kız bulursun öyle değil mi?”dediğinde omuz silktim. “Ben kızlardan hoşlanmıyorum aslında onu da kendim için demiştim.”diye sızlandığımda gözleri kocaman olmuştu. “Nasıl yani sen?”diye şüpheyle söylenirken takılı kalmıştı Sindy. “Oha sen gay misin?”dedi Dalya bir anda. “Evet ne var bunda canım? Ayrıca bence gayette modern bir şey bu bazı geri kafalılar anlamasa da öyle bu bir cinsel seçenek kimseyi ilgilendirmez sizi de öyle!”diye sitem ettiğimde derin bir nefes alıp alacağım binlerce ayıplamaya kendimi hazırlamaya başladım. Hep böyle olurdu zaten ne zaman kim gay olduğumu öğrense böyle triplere girerdi. “Hayır haklısın aslında bu bir seçenek değil mi? İnsan kimi ya da neyi seveceğini seçemez ki? Çok haklısın aslında ben seni destekliyorum.”diye mırıldandı Dalya. “Aynen öyle bende seni destekliyorum lgbt kötü bir şey değil bize de bir zararı yok dışarıdaki ön yargılı insanların abartması hepsi sadece.”hafifçe kafamı salladım ve minnettarca ikisinin de elini tuttum. “Çok teşekkürler kızlar inanın gay olmasam birinizle çıkabilirdim ikinizde ateşli hatunlarsınız!”dediğimde Dalya göz devirirken Sindy kendi üzerine alınmış tatlı tatlı gülüyordu Dalya ise utanmıştı yanakları pembe pembe olmuştu. “Yaa çok sağ ol sende çok ateşli oğlansın yani kendine haksızlık etme.”diye mırıldandı Sindy. “Şöyle laflar etme bir daha utanıyorum.”dedi Dalya. “Neden utanıyorsun ki?”diye sordu Sindy. “Sana normal gelebilir ama bizim TR de bunlar pek normal değil o yüzden utandım sanırım boş ver.”diye mırıldandı Dalya. Tek eliyle saçını kulağının arkasına attı ve hafifçe gülümserken çenesini eline yasladı bende elimdeki soğumuş nane limonu tekte bitirmiştim kaç saattir soğumasını bekliyordum amele gibi. “Kaç saattir de hiçbir aksiyon olmuyor ya aksiyonsuzluktan öleceğim yemin ederim azıcık adrenalin lazım azıcık hareket lazım bize yani kimseye de bir şey olmasın ama üzülürüm sonra çok mutsuz olurum.”dedi Sindy oda benim gibiydi vicdan azabına gelemiyordu tabi onlarda bu daha başka bir şekilde yorumlanıyordu sonuçta Sindy hristiyandı. Biz tövbe ederdik taa kiliseye gider papazla günah çıkartır öyle rahatlardı burada papaz da olmadığını göre mecburen rahatlamak adına bizimle idare edecekti artık. “Sizde bu günah çıkartma falan nasıl oluyor Sindy?”diye merakla sorduğumda umursamazca omuz silkti. “Kliseye gidiyoruz eğer papaz müsaitse günah çıkartmak istediğimizi söyleyip kabinlere ilerleriz ve günahımızı itiraf edip tövbe ederiz papaz da bizi dinler hepsi bu.”dedi Sindy aslında kolaymış. “Kendini daha rahat hissedeceksen araya perde çekeriz beni papaz olarak hayal edip günah çıkarta bilirsin yani tabi istemezsen anlarım sonuçta yabancıyım.”diye sızlandım. “Papazda bir yabancı Bağdaş!”dedi Dalya sitemle haklıydı papazda bir yabancıydı hem insan içini yabancıya dökünce daha da rahatlardı. “Haklısınız aslında tamam yapalım hadi sanırım buna ihtiyacım var.”diye heyecanla konuştuğunda Dalya koşarak odaya gitmişti mavi bir çarşaf kapıp gelmişti çarşafı aramıza astığımızda bir şekilde tavana tutturmuştuk aramızda perde gibi olurken bir yanında ben bir yanında Sindy vardı Dalya da yanıma gelip bir araya sıkışmamak için benim tarafımdaki koltuğun koluna oturmuştu. “Şimdi anlat bakalım yavrum dök içini çıkart günahlarını rahatla.”diye konuştuğumda Dalya ağzını tutmuş gülmemek için kendini zor zapt ediyordu ki Sindy derin bir nefes alıp konuşmaya başladı. “Papaz efendi çok mutsuzum çok üzgünüm çok günah işledim günahlarımı tanrı affeder mi?”diye sorduğunda dudaklarımı ısırdım ve boğazımı temizleyip ciddi bir şekilde konuşmaya başladım. “Affeder evladım.”dediğimde Dalya kulağıma doğru fısıldadı. “Nasıl gülmüyorsun lan çok komik!”diye kıkırdadığında parmağımla sus işareti yapmaya başladım Sindy nin üzülmesini istemiyordum. “Cake ile fazla ilgilenemedim belki onunla eskisi kadar ilgilenseydim ölmezdi.”diye başladı. “Bilmiyorum kendimi çok suçlu hissediyorum Cake uyuşturucudan kurtulduğunda bile onun yanındaydım her an her saniye ama buraya gelince nasıl olsa bulamaz diye düşünmüştüm rahatlamıştım rahatlamamam gerekirdi hiçbir şekilde. Onu yalnız bırakmamam ve asla yanından ayrılmamam gerekirdi bunun için kendimi çok suçlu hissediyordum ilk tanıştığımızdan beri annesi gibi peşinde dolaşırken onu bir anda böyle boşlukta bıraktım bir nevi benim suçum. Onu ben öldürmedim belki ama yanında olsaydım engelleye bilirdim.”derin bir nefes aldığında kafasını eğip hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Kendini bu kadar suçlu gördüğünü bilmiyordum hiç dışarıdan böyle görünmüyordu ama içi yangın yeri gibiydi. “Hey hey Sindy bu senin suçun değil ki bunun için kendini suçlayamazsın lütfen.”onu kollarıma alıp sarılmaya başladığımda Dalya da diğer tarafına geçip sarılmıştı. “Benim suçum değil değil mi?”dediğinde kafamı salladım. “Senin suçun değil Sindy.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE