ALACA
Rüya görüyor olmalıydım yani bu olanların başka açıklaması olamazdı her şeyi anlardım ama Ayazın at kafası takmasını anlayamazdım. Ayaz kafasında neden at kafasıyla dolaşıyordu insan niye böyle bir kafalık takardı ki? Ayrıca herkes niye hayvan kostümü giymişti? Herkes burada kalmanın yaşattığı şok ile kafayı falan mı sıyırmıştı?
“Ne yapıyorsunuz lan siz?”diye sesimi yükselttiğimde kimse beni takmayıp tam gaz yaptıkları partiye devam etmişlerdi. Biri içine girdiği rakun kostümünün kafasını çıkarttığında gördüğüm Bağdaş ile kahkaha atmaya başlamıştım. O kadar hayvanın içinde ola ola rakun mu olmuştu yani? Hayır bu nasıl bir kafaydı anlamıyordum. Etrafta Dalyayı aramaya başlamıştım onu da eşek kostümünün içinde bulunca kendimi tutamayıp daha çok güldüm. Dalya oldu olası eşekleri çok severdi özellikle gözlerini eşeklerin koca koca tatlı siyah böyle boncuk gibi gözleri vardı ve çok şirindiler. Bence dünyadaki en ponçik hayvanlardan biri de eşekti yani kankamın bu seçimini okeyliyordum.
Etrafta dolaşırken ne olduğunu anlayamadığım için merdivenlere ilerledim ve hızlıca yukarıya çıktım. Sindy odaya girerken görmüştüm hızlı adımlarla yanına ilerledim yanına geldiğimde bende odaya girmiştim Sindy nin pantolonunun arkasından daha doğrusu poposundan sarkan kuyruğu gördüğümde yanlış gördüğümü falan sanmıştım. Gözlerimi ovuştururken tekrar baktım ama hayır baya baya arkasında kuyruk vardı! Allahım bana ne oluyordu böyle tövbe tövbe resmen insanları insan olarak göremiyordum. Kafamı kaşırken bana ne oldu dercesine kafasını sallamıştı yatağımın yanına gelip oturduğumda dehşetle konuştum.
“Ne oluyor ya herkese herkes bir hallere girmiş?”diye sinirle konuştuğumda göz devirdi ve ellerimden tutup beni dolabın yanına getirdi.
“Eğleniyoruz alt tarafı hep kriz hep aksiyon nereye kadar hadi sende seç bir tane.”karşımdaki kostümlere bakmaya başladım herkes cins cins hayvan kostümleri giyiyordu benim normal bir şey giymem olmazdı galiba. Aklımı okumuşçasına Sindy dolaptan koala kostümü alıp bana vermişti tembel bir insan değildim ama olsun bunu giyecektim. En seksi koala ben olacağım değermişim neyse giyelim bakalım neler olacak. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarttığımda koala kostümünü giymiştim Sindy ile kol kola girdiğimizde odadan çıkıp partiye inmiştik Dalya yanıma geldiğinde bana bakıp harika olmuşsun işareti yaptı ve eğlenmeye devam etti.
Kostümümün kuyruğunu bulduğumda yumuşacık olduğunu fark ettim dokunup ellemeye başladım kuyruğu o kadar ponçikti ki ama bana seslenen Ayaz ile birlikte etrafıma bakınmaya başladım.
“Alaca!”Ayaza döndüğümde deli gibi dans ettiğini görmüştüm. “Alaca uyansana!”birinin beni dürtüklediğini hissettiğimde hızla gözlerimi açmıştım yataktı diklenirken etrafıma bakınıyordum herkesin uyuduğunu gördüğümde rahat bir nefes alıp mırıldandım.
“Ne manyak bir rüyaydı ya o neyse en azından kabus görmedim.”diye sızlanırken bana seslenen Ayaza döndüm ama elimin Ayazın özel bölgesinde olduğunu gördüğünde gözlerimi kapatıp hızla elimi çektim ve utançla dudaklarımı ısırdım. Resmen kostümün kuyruğu diye Ayazın şeyine dokunup sıkmıştım allahım beni yok et yok et beni kaybet! “Ço-çook özür dilerim Ayaz gerçekten çok özür dilerim ayy ben böyle bir şeyi nasıl yaptım çok utanıyorum şuan aşırı derecede hem de.”
“Ya tamam o kadar da şey yapma oldu bir defa boş ver biz en iyisi birbirimize sırtımızı dönüp yatalım çünkü oldukça tehlikeli bir hal almaya başlıyor bu durum.”diye sızlandığında haklıydı kafamı salladığımda birbirimize sırtımızı dönerek uzanmıştık. Ben hala yaptığım ve farkında olmadığım şeyden dolayı utanç duyarken onun sessizce kıkırdadığını fark ettim. Bu beni daha çok utandırırken dönüp kafasına bir tane patlatma isteği ile dolup taşıyordum.
En sonunda onu takmamaya karar verdiğimde derin bir nefes aldım ve ona dönmeden bende uyudum. Birkaç saat sonra zaten sabah olacaktı ve kalkacaktım ama şuan mahvolan utanç verici uykuma devam etmek istiyordum. Burada kapana kısılmışken mecburen uyuyorduk yani kırk gün başka ne yapa bilirdik ki resmen eziyet gibi geçecek bir kırk günümüz vardı kafayı yemek üzereydim. Sabah beni Dalya uyandırmıştı uykusuzluktan ölüyor gibiydi ben kalktığımda benim yerime o yatmıştı o ve Sindy birlikte yatarlarken Bağdaşta Efsanın kalktığı yatağa yatmıştı. Şimdi onlar uyuyacaktı bizde birlikte koridorda takılacaktık bu kırk gün birbirimizi kollamamız gerekiyordu.
Dün gece olaysız geçmişti sanırım. Şimdi ki ekipte ben, Ayaz ve Efsan vardık üst katlarda kendince ayarlamışlardı aralarındaki ekibi. Efsanın erkek arkadaşı Sam kendine gelip o katil ruh halinden çıktığında onu çözmüştük buda demek oluyordu ki sıradaki başka bir kurbandı. Efsan’ın o yaşanan son olaydan sonra Sam ile konuşmak istememesini normal karşılamıştık oda biliyordu bilerek yapmadığını ama yaşadığı dehşeti unutamıyordu demek ki. Sam’e sadece sarılıp geçiştirmişti ama gözlerindeki korku barizdi ben olsam bende korkardım sevgilin tam seksin en ateşli anında bir katile dönüşüp seni kıtır kıtır doğramaya kalkıyordu bence korkması normaldi.
Ona sonuna kadar destek çıkıyordum yaşadığı travma kolayca atlatılamazdı. Birlikte koridordaki koltuğa oturduğumuzda Ayaz benim yanıma oturmuştu Efsan da diğer yanıma oturduğunda ortada sıkışmanın ne kadar kötü olduğunu ancak fark etmiştim. Telefonumu arka cebimden aldığımda sıkıntıyla bir şarkı çevirdim ve telefonu bacaklarımın üzerine bırakıp kafamı Ayazın omzuna yasladım. Canım oldukça sıkılıyordu bu otel beni boğazlıyordu ama dayanmaya çalışıyordum bir şekilde dayanmak zorundaydım. Şarkı çalmaya başladığında bende çalan şarkıya mırıltıyla eşlik etmeye başladım bu kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyordu.
Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler Önümdeki lean, değil o Volim Görünmezim, görmedim hemen ödeyin Başarıdan değil, kasvetten değil Paramızdan bahsettim, almıştım risk Zorlamışım şansımı, gelmedi polis
Pek de duman almadım, gördüm halis Trafiğe kapılıp da yattın hapis İçime tıkanıp da kaldı bu his Yarım kalan duygular var
Çok değişik uydurmalar Soyutlandım hiç durmadan Boyutlandım hiç sormadan Yorulmadım, dans ettim Antalya'da Her yanı duman ettim angaryada Hep bi' yanda bekledi anne, baba Sen beni anlayıp da kaçmadın ha Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler Bu gözler gerçekten üzgün (yeah) Ordan belli değil mi? (yeah) Geçmişim değil elimde
Şu anda kalamadım hiç (yeah) Kötüler cehennemi niçin var? Bu dünya kötüden ibaretse Sorun var, olamıyorum kibar Ya bu günler sadece lanetse Kaçamam, peşimdeler yolu çiz Artık tiz gelmemeli sesimiz Duymazsan anons verebiliriz Anla ki her şekil çözebiliriz
Siz yaşıyonuz, peki niçin? Bildiğinizden emin misiniz? Deşiyorum yaralarımı, oyun değil Onu bıraktım, büyümeyi beklemedim (eh-yeah) Gerçekten üzgün bu gözler (ey) Gerçekten üzgün bu gözler (ay-yay) Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler, aynalar gülmeyi özler Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler Gerçekten üzgün bu gözler Aynalar gülmeyi özler Sözleri çok fazla duydum ben Gerçekten üzgün bu gözler (gerçekten)
Ayaz kollarını bana sardığında şarkı bitmişti bende ona sarılırken Efsan bize hasretle baktı oda Sam’e böyle sarılmak istiyordu biliyordum ama korkuyordu. Sam ona kendini bir şekilde affetirecektir ama eminim ben buna. Gözlerinde görmüştüm Efsan Sam’i çok seviyordu onu çözdüğümüz ilk an koşup sarılmıştı Sam’e hiçbir şeyi umursamadan sonra geri çekilip tribini atmaya başlamıştı. Buraya da Sam’i odaya yerleştirip öyle gelmişti öyle nöbet tutmaya başlamıştı içi rahat bir şekilde. Elimi onun koluna koyduğumda samimi bir şekilde gülümsedim oda yanıma uzanıp kafasını omzuma yasladığında yıkılmış domino taşlarına benziyorduk.
Gerçi biz yıkılmamıştık ama ayakta da sayılmazdık. Koridorun sonundaki merdivenlerde annemi gördüğümde kaşlarım çatılmıştı ellerimle gözlerimi ovarken gözlerimi kırpıştırdım ve tekrar oraya bakmaya başladım. Bana dönüp gülümseyen annemi gördüğümde bir anda hızla ayağa kalkmıştım benim kalkmamla Efsan omzuma yaslı olduğu için hafifçe yana düşmüştü. İkisi de bana şaşkınca bakarken onlara döndüm şimdi onlara annemi gördüğümü söylesem bunun cadının bir oyunu olduğunu söyleyeceklerdi. Bunun farkındaydım o cadı şimdide benim üzerimden oyun kuruyordu ama annemi böyle kanlı canlı görmek o kadar güzeldi ki bu fırsatı elimle çöpe atmak istemiyordum gidip onu izlemek istiyordum.
“Şey su içmeye gideceğim su isteyen var mı?”diye mırıldandığımda ikisi de istemediklerini söylemişlerdi hafif bir tebessüm sunup o hayalin peşinden ilerledim. Merdivenleri bir bir inmeye başladım her yerde annemi arıyordum en sonunda köşeden dönen beyaz elbisenin eteklerini gördüğümde bende peşinden hızlıca mutfağa ilerledim. Annem mutfaktaydı bana arkası dönüktü bende mutfak kapısından girmeden onu izliyordum. Eline aldığı bıçakla sebze doğruyordu küçükken olduğu gibi bize yemek hazırlıyordu yüzü bana doğru döndüğünde beni görmemişti ama gülümsüyordu onu o kadar özlemiştim ki. Gidip sarılmak istiyordum ama bunu yapamazdım o hayalden ibaretti ona sarılamazdım insan bir hayalete sarılamazdı ki eğer ona sarılırsam dokunursam gerçekliğini yitirir kaybolurdu.
Ona biraz daha yakın olmak istiyordum dayanamayıp yanına ilerledim adım adım yanına geldim ve tam yanında durdum. Bana döndüğünde sıcacık gülümsemişti içim o kadar değişik olmuştu ki kendimi şefkatle harmanlanırken buldum. Gözlerim dolarken ağlamamak için kendimi zor tutmuştum elimle ağzımı kapatırken ağzımdan ufak bir hıçkırık kaçtı. Canım annem o kadar özlemiştim ki onu tekrar görmek için gerekirse canımı bile verebilirdim ama bu yaşayan ve beni seven insanlara yapacağım en büyük bencillik olurdu. “Annem.”diye fısıldadım. Elini uzatıp saçlarımı okşadığında gözlerimden birkaç damla yaş akmıştı ona hasretle bakıyordum bir daha asla geri gelemeyeceğini biliyordum ama olsun şuan karşımda duruyordu.
Kollarını açtığında kendime hakim olamamıştım ona sarılmak için hareketlendiğimde bende kollarımı ona dolamıştım. Kaybolduğunu biliyordum o yüzden gözlerimi sımsıkı yumdum sanki bir daha açılmayacakmış gibi yumdum gözlerimi kollarımı daha sıkı sardım ve derin bir nefes aldım. Kokusu yoktu işte o gerçek değildi zaten gerçek olamayacak kadar da güzeldi kaybolup gitmişti yine beni öylece bir başıma bırakmıştı. Sırtıma saplanan sert şeyi hissettiğimde gözlerim kocaman açılırken sert bir acıyla çığlık attım. Öne doğru düştüğümü hissederken mutfak tezgahına tutundum bakışlarımı arkama çevirdiğimde tam hatırlamıyordum ama sanırım adı Emma ya da Emily gibi bir şeydi o kızı görmüştüm elindeki bıçağı bana saplamıştı ve galiba bıçak hala sırtımdaydı.
Bir anda geriye doğru sendelerken tam üzerime gelecekti ki yüz üstü yere düşmüştüm. Sırtımdaki bıçak yarası o kadar acıyordu ki ama asıl acıdan kalbimin ortasındaki derin yaraydı. Beni asıl sırtımdan değil annemden vurmuşlardı ben anneme diye gelmiştim tam da tuzağın ortasına çekilmiştim geleceğimi çok iyi biliyordu çünkü. Kendimi sanki annem bana ihanet etmiş gibi hissediyordum ama bu yanlıştı o gördüğüm sadece bir yansımaydı şimdi ise annemin ta kendisine ulaşacaktım. Sırtımdaki acıyı artık hissetmiyordum tek acı kalbimdeydi ben kalbimdeki çukurun en dibine saplanıyordum. Gözlerimden yaşlar akarken zorla bir tebessüm ettim ölmek babamı bırakmak istemiyordum ama bir o kadar da ölüp anneme kavuşmak istiyordum.
Babamın sıcak kollarını özlemiştim keşke onun kollarında olabilseydim keşke onun kollarında ölebilseydim. “Alaca?”Efsan’ın sesini duyduğumda o kızın hala burada olabileceği korkusuyla içim sıkışıp kalmıştı. Sesimi çıkartamazken dilim içime kaçmış gibiydi zorla bir nefes çekerken konuşmaya çalıştım ama nafile acıdan inleyemiyordum bile.
“Ala- Ahhh!”Efsanın güçlü çığlığının peşi sıra görüş alanıma girmişlerdi. O kız elindeki kasap bıçağını Efsanın boğazına yaslamıştı sıkıca Efsana sarılmıştı Efsan da iki eliyle onu engellemek için tüm gücünü sarf ediyordu. O kadar çabalıyordu ki terlemişti ona yardım etmem gerekiyordu bu siktiğimin yerinde ölmeyi beklemeyecektim ayağa kalk Alaca! Yapa bilirsin tutunacak bir şey bul bir yer bul ve kalk. Çekmecenin kulpuna tut hadi kaldır kolunu! Kolumu kaldırdım ve tutundum sertçe çekip ayağa kalkmaya başladım her hareketimle canım daha çok yanıyor nefes almakta zorluk çekiyordum ama Efsanın yardıma ihtiyacı vardı.
Yukarıdakiler sanırım uyuyorlardı güya burada nöbet tutuyorduk ama kimse bizim çığlıklarımızı duymuyor muydu? Bu otel önceden defalarca restorasyon görmüştü içinde ses yalıtımı olabilir miydi? Ama hayır biz diğerlerinin çığlıklarını duymuştuk. Kenarda duran porselen tabağı elime aldığımda arkalarına gelmiştim onlar birbirleriyle mücadele ettikleri için beni fark etmemişlerdi bile. Tüm gücümü kullanıp elimdeki porselen tabağı onun kafasında patlattığımda Efsanı bırakmak zorunda kalmıştı. Sendeleyip yüz üstü yere yıkıldığında bende düşmek üzereydim ki Efsan hızlıca kolumun altına girip beni mutfaktan çıkartmıştı.
Bende içimde kalan son eneriyle çığlık atmaya başlamıştım. “İmdat!”Efsan da bana eşlik ettiğinde hem hızlıca hareket etmeye çalışıp hem de yangın alarmı gibi ötüyorduk. Birlikte revirden içeriye girdiğimizde Ayaz da Sam ile birlikte aşağıya gelmişti diğerlerine katlarda kalmalarını söyleyip bir diğer guruba da mutfaktakini almalarını kendine gelene kadar klasik yöntemi kullanmalarını söylemişti.
Efsan ve Sam in yardımıyla revirdeki yatağa yüz üstü yatmıştım sırtımda bir bıçakla dolaşıyordum sabahtan beri. Efsan telaşla Sam’e dönüp konuşmaya başladı. “Ne olacak şimdi hadi bir şey yap doktor değil misin sen?”Sam’in doktor olduğunu şuan öğreniyordum ve şok olmuştum madem doktordu niye bir şey söylememişti.
“Ben yeni mezunum ama elimden geleni yapacağım sanırım elimizde başka bir şans da yok.”diye fısıldadı Sam. Anlaşılan bir stajerin eline kalmıştım inşallah kazayla falan öldürmezdi beni yoksa bok yoluna gittiğim için çok üzülürdüm. Eline eldiven taktığında sırtımdaki bıçak yarasına dokunmaya başlamıştı. Hafifçe inlerken odadaki küçük röntgen cihazı ile ufak bir çekim yapmıştı sanırım bıçağın tam olarak nereye saplandığını anlamaya çalışıyordu. Kenardaki eski cihazdan görüntülere baktıktan sonra yanıma gelmiş ve benimle konuşmaya başlamıştı.
“Şimdi bıçağı çekeceğim kötü bir yere saplanmamış sadece dikiş atmam gerek ama narkozu bulamıyorum ya da uyuşturucu iğneyi sanırım yok ya da bitmiş olmalı sadece biraz dayanmanı isteyeceğim.”dediğinde kafamı sallamıştım Efsan kenarda duran bezi ağzıma uzattığında dişlerim arasına aldım ve gözlerimi korkuyla sıkıca yumdum. Sırtımdaki bıçağa dokunduklarımı hissettim ve kendimi sıktım. Canım yanıyordu hem de çok fazla yanıyordu sırtımdaki bıçağın sıyrılışını hissettiğimde derince inledim ve sızlanmaya başladım dişlerimi sıkıyordum çünkü acıyordu. Dayanamayacak gibi hissediyordum ama dayanmak zorundaydım sırtıma pansuman yapmaya başlamıştı önce güzelce temizlemişti sonra mikrop kapmamam için alkol dökmeye başlamıştı yandığımı hissettiğimde güçlü bir çığlık attım aşırı yanıyordu. Efsan hafifçe eğilip yarama üflemeye başladı yanma biraz daha azalmıştı derince iç çekerken ağlıyordum bunun daha dikiş kısmına geçmemiştik bile.
Ayaz yanımıza geldiğinde kaşları çatılmıştı hızla yanıma gelirken sımsıkı elimi tuttu gözleri kızarmıştı ağlıyordu bakışları Sam’e dönerken sinirle konuştu. “Ne yapıyorsun sen?”diye hırsla bağırdığında Sam göz devirdi.
“Ne yaptığımı biliyorum herhalde doktorum hastanede cerrahi asistanıyım daha çok ama yakında asistanlığım bitecekti şimdi izin ver işimi yapayım yoksa çok zor olur iyileşmesi kesik çok derin çünkü.”dediğinde izin vermekten başka çaresi olmadığını oda biliyordu. Kafasını salladığında tekrar yanıma çömelip elimi sıkıca tutmuştu bende dişlerimi sıkarken onun tuttuğu elimi sıktım canım çok yanacaktı ve korkuyordum ki Sam’den işaret geldi. “Hazır mısın? Derin bir nefes al ve kendini hazır hissettiğinde kafanı salla hızlı olmaya çalışacağım.”dediğinde derin bir nefes çektim içime ve kafamı sallayıp gözlerimi sıkıca yumdum Ayazın elini sıkarken derince yutkundum.
Sırtımdan giren iğnenin acısıyla birlikte ağzımdaki beze rağmen bağırmaya çalışıyordum Ayazın elini o kadar sıkı tutuyordum ki elimde olsa yataktan kalkıp kaçardım. O kadar canım yanıyordu hıçkırarak ağlamaya başladığımda gözlerimi açmıştım bakışlarımı Ayaza çevirdiğimde onun da ağladığını gördüm oda benim gibi hıçkırarak ağlıyordu. Sırtımdaki acı dayanılmaz bir hal aldığında yüzümü yastığa bastırmıştım kafamı yastığa vururken çığlık atıyordum ki Sam tekrar konuştu. “Yavaş ol hareket edersen düzgün yapamam!”dediğinde kafamı salladım ve elimden geldiğince hareket etmemeye çalıştım. Ayaz elini uzatıp saçımı okşadığında gözlerine yalvararak baktım sanki acımı içimden söküp alabilecek olsa yapacaktı ama mümkün değildi işte.
Derin derin nefesler alıyordum Sam işini bitirdiğini söylediğinde sırtıma sanki yüzlerce diken batıyormuşçasına sızlıyordu ama eskisi kadar can yakmıyordu. Bu sızlanmalara da dayanamıyordum ağrı gittikçe artıyordu kenardaki ilaç dolabına ilerleyip karıştırmaya başladı ve aradığı ilacı bulmuş olacak ki kenardaki paketli şırıngayı alıp açtı. İlacı şırıngaya çektiğinde hızlıca yanıma geldi ve omzumdan ağrı kesici olduğunu düşündüğüm bir iğne vurmuştu. Ağrım yavaş yavaş kesilirken gözlerim kapanıyordu ağrım tamamen dindiğinde derin rahatlamanın verdiği huzurla gözlerimi yummuştum. Ayaz başımda Efsan ve Sam de başımdaydı uyuyanlar hariç gerisi ayaklanmıştı bundan sonra sadece geceleri nöbet tutmaya karar vermiştik sırayla çünkü gündüzleri nöbette olmayanlar zaten uyanık olacaklardı.
Ben burada uyuyordum ve onlarda beni uyandırmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı bir anda birden fazla can dostum olmuştu. Bu yönden kendimi şanslı hissediyordum ama olan biteni açıkladığımda bana gelecek olan azarları düşündükçe bu rahatlığım kaçıyordu sanırım biraz hak etmiştim sen ne diye seni kandıran o cadının yolladığı annen kılıklı hayaletin peşinden gidersin ki. Al işte bak cezası da bu kadar acı verici olur. Eee ne derler bilirsiniz her yanlışın bir sonucu her hatanın da bir bedeli vardır bende herkes gibi bu bedeli feci dedim. Tabi canım daha az yansa da olurdu ama ne yapayım annemi görünce dayanamamıştım bir anda kendimi transa geçmiş gibi onun yanında bulmuştum.
Annesizlik ne kadar kötüydü öyle. Küçükken annem yeni öldüğü zamanlarda halamlarla pazara giderdik ve ben orada hep bir başkası annem zannedip arkasından sarılırdım o kişi de bana döndüğünde çok utandığımı hissederdim. Hem utanırdım hem de annem olmadığı için çok üzülürdüm halam ve babam bana defalarca açıklamaya çalışırlardı ama ben yine de her anneme benzettiğime sarılırdım böyle bir fobim vardı benim de adeta psikopat gibiydim. Artık pazara geldiğimde herkes beni tanırdı aaa şu kız tanımadığı herkese sarılan kız değil mi diye parmakla gösterirlerdi çok komik olurdu.
Ama büyüdükçe bu olay beni utandırmaya başlamıştı herkes beni parmakla göstermeye başladıkça bende halamla bir daha pazara gelmemiştim. Çünkü hiç bitmiyordu hiç unutmuyorlardı bu olayı o kadar çok kez kendimi rezil etmiştim ki onlarda üstüne tuzu biberi olmuşlardı. Beni her gördüklerinde aaa şu annesi ölen kız herkese sarılıyor derlerdi ve ben daha çok üzülürdüm bu yüzden halamla pazara gitmeyi kesmiştim. Halam kendi alışverişiyle birlikte bizimkini de o yapardı o zamanlar sonra hizmetli teyze gelince oda bir daha bizim Pazar alışverişimizi yapmamıştı. Halamla küçükken pazara gitmek bile çok eğlenceliydi halamı da babam kadar çok severdim bizim üzerimizde onun da çok emeği vardı.
Canım halam annemi ne zaman özlesem en çok ona sarılırdım çünkü oda bir anneydi neden olmasındı? Ona sarılınca da sanki huzur bulurdum bayramlarda bütün teyzelerime tek tek sarılırdım ama en çok Hatice teyzeme sarılırdım çünkü o anneme en çok benzeyen teyzemdi ve ona sarıldığımda sanki annemin kokusunu da duyardım. Eee kokuları da benziyor demek ki neticede kardeşler öyle değil mi? Anneannemi görmeyi de çok severdim canım anneannem kızını kaybettikten sonra bizimle avutmuştu kendini önceden hep ziyaretimize gelirdi ama şimdi çok yaşlanmıştı biz onun ziyaretine giderdik ama okul falan derken artık onun da ziyaretine gidemez olmuştuk.
Babamın sürekli işleri ve anneannemin İstanbul dışında oturması bize büyük bir engeldi gittikçe ailemizin tamamından uzaklaşmıştık özellikle de babam sürekli iş yapıyordu annem aklına gelmesin diye hep daha çok çalışıyordu akşamları da bizimle vakit öldürüyordu onun hayatı da hep aynıydı. Eskiden ona evlenmesini söylüyordum çünkü yanlı mutsuzdu biliyordum ama o her seferinde reddediyor ve ondan geçtiğini söylüyordu belki de istemiyordur kim bilir? Ala ise benim tam tersimdi babam evlenecek diye ödü kopardı o kadar kıskanç bir kızdı ki bizi kimseyle paylaşamazdı babamı sürekli kıskanırdı beni de sürekli arkadaşlarımdan kıskanırdı ama Dalyadan kıskanmazdı. Dalya da bizim kardeşimiz gibiydi çünkü Dalyayı da dışarıya karşı kıskanıp bunaltırdı insan bunaltmada üzerine yoktu Alanın sanırım en kötü huyu buydu kıskançlık!
Bir keresinde aynı şeyi bende ona yapmıştım onu arkadaşlarından kıskanmış gibi davranıp her lafına maydanoz olmaya başlamış her arkadaşına karışmıştım bizim fotoğraflarımızı zorla paylaştırmaya çalışıp en sonunda ona cinnet geçirtmiştim. Bize yaptıklarının anca farkına vara bilmişti hanım efendi ama iyi de olmuştu bir daha asla beni bunaltacak şeylere kalkışmamış dersini almıştı. Benim cadı kardeşim onu bile o kadar özledim ki özellikle böyle küs ayrılmak bize hiç yakışmadı ben onu bu kadar severken keşke böyle yapmasaydım o kadar üzülmüştüm ki keşke gitmeden gönlümü almasına izin verseydim.
En büyük pişmanlıklarımdan biriydi buda keşkeler hayatımızda hep vardı ve daima da olacaktı. Hep keşkelerin içinde yüzmeme rağmen hala keşke keşke diyordum buna izin vermemem gerekiyordu ama insan oğlu işte keşke içeren bir şey yapmadan duramıyordu. Uyanmıştım saatler sonra tabi ama düz yatamıyordum dikişlerim acıyordu sırtım sızlıyordu ve düz dönemiyordum yüz üstü yattığım için de iç organlarım ezilmiş gibi hissediyordum. Saatlerdir pozisyon değiştirmeden duruyordum göğüslerim bile düzleşmiş olabilirdi şuan ahh ahh resmen belim ağrımıştı böyle kalmaktan ameliyat olan insanlar günlerce nasıl yatıyorlardı böyle resmen eziyetti ayağa kalkıp gezsem daha rahat olurdum belki de ama hareket ettikçe bir yanma oluyordu böyle direk gibi kalkmam gerekiyordu.
Derince iç çektim ve yattığım yerde kalkmaya çalıştım başarılı da olmuştum kalktığım da ilk işim banyoya girmek olmuştu tuvalete ilerleyip girdiğimde işimi halledip çıkmıştım ellerimi yıkadığımda odaya geri döndüm. Karnımın kazındığını hissettiğimde revirden çıktım ve mutfağa ilerledim salonda bir iki kişi vardı mutfağa girdiğimde Ayazın bir şeyler hazırladığını gördüm tam da karnım kazınmışken bu çok iyi olmuştu. Yanına geldiğimde hafifçe koluna dokundum bakışları bana döndüğünde hafifçe gülümsedi ama telaşla konuştu.
“Niye kalktın güzelim gidip yatsana dinlenmen lazım hem yaralısın hem de böyle kötü bir olay yaşadın.”kafamı hafifçe salladım ve gülümseyip konuşmaya başladım.
“Hayır iyiyim ben zaten yatmaktan göğsüme ağrı girdi sürekli aynı şekil yatmak ne zormuş insanın canını alıyor. Hem karnım acıktı zaten tuvalete de gitmem gerekiyordu kalkmam iyi oldu yani öyle.”diye mırıldandım tavaya sucukları dizmişti galiba sucuklu yumurta kıracaktı öğlen öğlen hem de.
“Kaç yumurta istersin?”diye sorduğunda düşüncelerimden anca çıkabilmiştim.
“Bir tane kır bana.”sandalyeye oturduğumda sucuklu yumurtanın içine üç yumurta kırmıştı ikisi kendineydi sanırım. Pişirdiğinde tavayı masaya bırakmıştı ekmek de dilimdeliğinde bardaklara su koyup oda oturmuştu ama sonra çayı unuttuğunu fark edip kalktı. Demlediği çayı bardağa koyduğunda önümüze bırakmıştı çaya şeker atarken karıştırmaya başlamıştım. Bitirdiğimde üfleyerek bir yudum aldım ve ekmek kopartıp sucuklu yumurtaya ekmek banmaya başladım. Karnımızı ağır ağır doyurmuştuk tadına vara vara en güzeli de buydu tadını alarak yemek.
Yemeğimi yediğimde Ayaz ile kol kola girmiştik birlikte bahçeye çıkıp temiz hava almaya başladık. Adımlayarak yürümeye başladık bahçenin her köşesini turluyorduk ki Ayaz sessizliği bozup konuşmaya başladı. “Çok korktum seni öyle görünce üstelik Sam bir şeyler yaparken üzerinde bilmeden bir şeyler yapıyor sandım sonra doktor olduğunu öğrenmem içimi rahatlattı. Ama yine de canının öyle yandığını görmek beni bitirdi diye bilirim keşke benim başıma gelseydi keşke yalnız mutfağa gitmene izin vermeseydim diyorum kendimi suçlamaktan alıkoyamıyorum aynı Sindy gibi düşünmeye başladım sanırım ben seninle gelseydim böyle olmazdı bundan sonra tuvalete gitsen haberim olacak.”diye tembihlediğinde gülmeye başladım.
“Ya saçmalama o kadar da değil yani. Tuvalete gitsen haberim olacak diyorsun da biraz abarttın yani tövbe tövbe sıçarken haber vereyim mi? Yoksa sen girerken sorar mısın?”diye kafa bulduğumda gür bir kahkaha atmıştı.
“Tamam canım biraz abarttım kabul ama sonuçta su içmeye giderken yaşadın bunu nasıl fark etmedin anlamıyorum gerçi.”ona gerçeği söylemeli miydim? Söylemeliydim sonuçta o benim sevgilimdi ve bana kızacaksa da bunu hak ediyordum.
“Aslında su içmeye gitmemiştim ben annemi gördüm sandım ve bir şekilde kendimi kaptırdım annemin hayaletinin peşinden ilerledim ona sarılıp hasret gidermek istedim ama sadece bir hayaldi sonra da sırtıma bir bıçak saplandı o olay yaşandı işte.”diye mırıldandım Ayaz olduğu yerde dururken bana döndü kaşları çatılmıştı kafamı hafifçe eğdiğimde burnumu çekmiştim ki Ayaz derin bir nefes aldı.
“Bunun bir oyun bir halisünasyon olduğunun farkındasın öyle değil mi?”diye sinirle soludu. “Bu başlı başına bir tuzaktı zaten! Nasıl buna kanarsın ya nasıl peşinden gidersin resmen bile bile lades demişsin kendi ayaklarınla ölüme gitmişsin madem gidiyorsun bari söyle beraber gidelim neden tek başına hayatını tehlikeye atıyorsun sen kafayı mı üşüttün?”diye sinirle sızlandığında yutkundum.
“Tamam bir dahaki ne sana da söyleyeceğim habersiz öyle gitmeyeceğim ama sende beni anla lütfen annemi öyle karşımda görünce dayanamadım arkasından gittim gerçekmiş gibiydi ona sarılmak istedim biraz daha kalsın kaybolmasın istedim azıcık daha görmek istedim hepsi bu.”beni kendine çektiğinde dikkatlice sarıldı bende ona kollarımı sararken derin derin nefesler alıyordum. Gözlerim dolu doluydu ağlamamak için kendimi çok zor tutmuştum Ayaz saçlarımı okşarken hafifçe burnumu çektim.
Birlikte yürümeye başladığımızda otele ilerledik otelden içeriye girdiğimizde merdivenlerden çıkıp boş odaya girmiştik daha doğrusu Ayaz ile Bağdaşın odasına girmiştik. Ayaz yatağa uzandığında beni de kendi üzerine çekmişti onun üstünde uzanıyordum ve sırtım acımıyordu böylelikle. Rahat etmiştim biraz dolaşmak iyi gelmişti kafamı onun göğsüne yaslarken hafifçe tebessüm ettim bu çocuktan hoşlanıyordum hatta seviyordum benim yanımda olmasını elimi tutmasını benimle ağlayıp benimle gülmesini beni sevmesini bana sarılıp uyumasını her şeyini çok seviyordum.
Benimle ilgilenmesi gururumla birlikte kalbimi de okşuyordu. O yanımdan gitsin hiç istemiyordum elimizden gelse sonsuza dek birlikte olmayı dilerdim umarım da olurduk. Hiç belli olmaz kader bu belki ilerde biz de onunla evlenirdik neden olmasın ki değil mi? Düşünceme kıkırdamıştım bakışlarımı ona çevirdiğimde beni kendine çekip öpmüştü. Öpüşüne karşılık verdiğimde geri çekildim ve tebessüm ettim kafamı tekrar onun göğsüne yasladığımda sırtımdaki ağrı tekrar baş göstermeye başlamıştı.
Hafifçe dudaklarımı büzdüğümde gözyaşlarım da sınıra dayanmıştı ağlamak istemiyordum o yüzden uyumaya çalışacaktım başarılı olur muydum ama tek bildiğim bu sıcacık kollarda uyuyacağımdı…