ALACA
Saat 00.00 olmuştu bir gün daha geçmişti en olaylı günümüz. Sindy bizim odaya almıştık bizimle birlikte yatıyordu daha doğrusu Dalyanın yatağını almıştı bizde Dalya ile koyun koyunaydık. O odada tek kalmak istememişti çok tedirgin oluyordu yarın buradan çıkmanın başka bir yolunu deneyecektik olanlardan sonra kimse ağzına tek bir lokma alamamıştı bende öyle midem almamıştı ama şimdi karnımda resmen fillerin tepiniyordu. Eee giden gidiyor kalan yaşamına devam ediyordu acıyan yer farklı acıkan yer farklı derdi hep babam haklıydı da. Cake çok tanımıyordum ama çok üzülmüştüm ölmesine keşke böyle gitmeseydi Sindy bu kadar kötü bir halde bırakmasaydı ama artık yapacak bir şey yok.
Daha fazla bu konu hakkında düşünemeyeceğim artık kalkıp midemi doyurmak istiyordum yoksa açlıktan ölecektim. Yataktan usulca kalktığımda parmak uçlarımda odanın dışına ilerledim kimseyi uyandırmadan odadan çıktığım da hızlı adımlarla merdivenlerden indim ve mutfağa ilerledim ışıkları yaktığımda ortam loş bir ışığa bürünmüştü yeterince aydınlatmıyordu ama etrafı görebiliyordun hiç değilse. Adımlarımla etrafta dolaşmaya başladım yemek yoktu yemek yapmalıydım yoksa aç kalacaktım. Canım mercimek çorbası çekmişti en kolay yine onu yapardım bende malzemeleri aramaya başladım. Malzemeleri bulduğumda tencereye yağ döktüm ve ocağın altını yakıp ocağı yaktım soğanın kabuğunu soyup küp küp doğramıştım soğanların pembeleşinceye kadar kızarmasını beklemeye başladım bu sırada mercimeği yıkamış ve kenara bırakmıştım bir tane de havuç alıp doğradım soğanlar pembeleşince hepsini katıp biraz kavurdum ve havuç ekledim. İyice pişirmeye başladım güzelce haşladım içindeki havucun iyice eridiğini fark ettiğimde robotu bulmuştum robota koydum ve iyice parçaladım çorba tamamen pürüssüz olmuştu iyice pişirdiğimde bir kase alıp içine koymuştum.
Kaseyi masanın üzerine bıraktığımda bir kaşık aldım ve bir kaç parça da ekmek aldım. Tam masaya geçecekken Ayaz girmişti mutfaktan içeriye bana bakıp hafifçe gülümsedi ve derin bir nefes aldı. "Ne güzel mercimek kokuyor sen mi yaptın?"dediğinde kafamı salladım.
"Otur sana da koyayım."dediğimde geçip oturmuştu bir kase daha alıp onun içine de çorba koydum ve kaşık alıp ona verdim. Önüne koyduğumda yemeğe başlamıştı bende yerime geçip ekmek doğradım ve öyle yemeğe başladım ancak öyle karnımı doyururdu da ondan. Birlikte çorbayı yediğimizde bulaşıkları elimizde yıkamaya başlamıştık bulaşıkları da yıkadığımızda dışarıya çıktık ve bahçede yere uzanıp yıldızları seyretmeye başladık.
"Cake gerçekten öldü."diye lafa girdim ne desem bilememiştim ne söylesem düşünememiştim doğrusu aklıma bir şeyler gelmiyordu sohbet etmek istiyordum ama dilim lal gibiydi olanlardan sonra ne konuşa bileceğimi bilmiyordum ölüler cenazeler morglar her şey beni fena sarsıyordu eski hatıraları hatırlıyordum ve bunlar kötü hissetmeme sebep oluyordu. Derince iç çektim ve yutkundum hafifçe öksürdüm boğulma hadisesinden sonra bir de başıma hastalık ve boğaz ağrısı çıkmıştı üzerine halsizlik de tuzla biber olmuştu.
"Evet öyle oldu allah rahmet etsin."diye mırıldandı ve parmaklarıyla oynamaya başladı oda benim gibi konuşmak istemiyordu belli ki. Kafamı onun omzuna yasladığımda oda kafasını benim kafama yaslamıştı birlikte yıldızları seyrediyordu içimden bir sürü şey konuşmak geçiyordu ama ne söylesem ne yapsam bilemiyordum. Çok tatlı bir adamdı başımda beklemişti hiç usanmadan gözlerimi açtığımda ilk onu görmüştüm bu olaydan sonra beni kucaklayıp revire getiren de oydu. Bu yüzden ona karşı güzel şeyler barındırmaya başlamıştım içimde bu biraz da olsa beni ürkütüyordu erkeklere güvenemiyordum geçmiş sevgililik tecrübelerim yüzünden erkeklere pek güvenemiyordum güvendiğim tek erkek babam oluyordu.
"Amin."diye mırıldandım. Bakışlarımı ona çevirdiğimde onun da bana baktığını fark ettim gülümsememe neden olmuştu bir anda elimi tuttuğunda bu üç günde onun da bana karşı bir şeyler hissettiğini düşündüm sanki.
"İyi misin?"dediğinde kafamı salladım.
"İyiyim daha iyi sadece biraz hasta oldum boğazlarım acıyor ve öksürüyorum o kadar fazla bir şeyim yok çorba içtim sıcak sıcak iyi gelir o. İçimde bir sıkıntı var biliyor musun? Kendimi çok kötü hissediyorum buraya geldiğimden beri sanki her gün ağlamak istiyorum içimde tuhaf bir karanlık var bu karanlık beni yutuyor içinde tutuyor gibi ne kadar çırpınsam da çıkamıyorum içinden kendimi çok perişan hissediyorum bu yüzden."dediğimde beni iyice kendine çekip sarılmıştı.
"Sarılmak her zaman iyi gelir içindeki karanlığa dokunmama izin verirsen eğer içine birer umut tohumları yeşerte bilirim bu tohumlar sana ışık olur."dediğinde dudaklarım büzülmüştü gözlerim dolmuştu burnumun direği sızlıyordu kendimi ağlamamak için zor tutuyordum. Elimle gözlerimi sildim ağlamamak için kendimi zor tutuyordum saçlarımı okşadığında babamdan sonra birinin varlığı daha iyi gelmişti. "Sakin ol biraz ağla ağla ki içinde ki o kötü duygular akıp gitsin kendini inan bana daha iyi hissedeceksin şimdi kendini sıktıkça daha kötü olacaksın emin ol ağla benden utanma ya da çekinme hatta beraber ağlaya biliriz istersen."dediğinde hafifçe güldüm ama sonra gözlerimdeki dolan yaşlar akmaya başlamıştı.
Ona sarıldığımda kafamı göğsüne bastırmıştım ağlıyordum olan biten ağır gelmişti ağlama sebebim bu olmalıydı çünkü ağlamak için başka herhangi bir sebebim yoktu benim. Şimdi ise dediği gibi içimi rahatlatıyordu ağlamak içimi boşaltıyordu ağladıkça rahatladığımı hissediyordum en sonunda gözlerimi sildim ve ağlamayı bıraktım derince iç çektim.
"Babamı çok özledim keşke telefon çekseydi."diye sızlandım parmaklarımı kıtlatmaya başladım saçımı kulağımın arkasına attığımda yıldızları izlemeye devam ediyordum Ayaz bir süre öylece sessizce durduktan sonra konuştu.
"Telefonunun çekmesini sağlaya bilseydim keşke."diye mırıldandığında tebessüm ettim ama bunu yapamayacağını ikimizde biliyorduk boynumu iki yana esnettim soğuktan tutulmuş gibiydi. Boynumu ovmaya başladım ellerimle Ayazda boynumun tutulmuş olduğunu anlamış olacak ki kalkıp içeriye ilerledi içeriden bir şal alıp geri geldiğinde omuzlarıma bırakmış ve arkama oturmuştu boynumu ovmaya başladığında esnedim bu masajlar beni mayıştırıyordu.
Kafamı hafifçe eğdiğimde konuşmaya başladım. "Çok rahatladım resmen ohh."diye mırıldandığımda arkamdaki kıkırdamasını duymuştum daha güzel ve sert ovmaya başlamıştı onun yanında kendimi güvende hissediyordum ve bunu yeni yeni fark etmiştim. İnsan bir babasının bir de sevdiği adamın yanında güvende hissedermiş bende güvende hissediyordum Ayazdan hoşlanıyor muydum? Bu kadar kısa sürede olmaz diyordum için için ama babam hep derdi aşk dediğin beklenerek gelmez aşk dediğin ansızın öyle bir gelir ki sen bile anlayamazsın.
Onlar annemle de böyle tanışmışlar mesela. Ansızın aşık olmuşlar mesela babam üniversite sınavına yetişmek için çabalarken anneme bisikletle çarpmış ve ikisi de hastanelik oldukları için bir sene kaybetmişler. Bu hikayeye hep çok gülerdim babamın dikkatsizliği yüzünden ikisi de bir seneyi çöpe atmışlar. Annemin bu kaza yüzünden bacağı kırılmış bisiklet tekeri bacağını ezmiş ve babam da bisikletten uçup hem kolunu kırmış hem de kafasını yarmış. Trafik kazası geçirseler daha az bile yara alabilirlermiş o derece bir talihsiz kaza geçirmişler. Buna kıkırdamadan edememiştim kendi düşüncelerime gülmeyi seviyorum ve bu hikayede düşüncelerimle ilgili beni güldürüyor keşke beni de babamın annemi ezdiği gibi biri ezse de aşık olsam.
Tabi annem hastanede gözlerini açtığında yani odaya alındığında ki babamla aynı odaya alınmış o eline ne geçtiyse öfkeyle babama fırlatırken babamın tek yaptığı anneme güzel gözlerinden bahsede bilmekmiş. Annemin bal rengi harika gözleri varmış güneş gibi parlıyormuş tıpkı. Hastanede annem babamın kafasına ne bulduysa öfkeyle fırlattığı için anneme bir sakinleştirici yapmışlar onu ancak böyle yatıştıra bilmişler işte. Annem kendine geldiğinde daha adam akıllı düşüne biliyormuş ve babam ondan özür dilemiş barışmışlar ama babam hep anlatır ona çarptığımda bile bana bakan gözleri vardı sadece kalbimde diye.
Böyle bir aşk istiyordum işte tıpa tıp aynısı. Ve sanırım bu aşkı alacaktım bu aşkı Ayazda bulmuş olabilir miydim? Ayaz bana aşık olabilir miydi? Ya onun da bana karşı duyguları varsa bunu ona sorsa mıydım ayıp olur muydu beni yanlış anlar mıydı? Meraktan ölürdüm yoksa mutlaka sormam gerekiyordu ona döndüm.
"Hayatında birisi var mı?"diye mırıldandım bir anda bu ani sorum onu afallatmaya yetmişti ama kendini çabuk toparladı sıcacık gülümserken kafasını olumsuzca salladı.
"Bir zamanlar vardı tabi beni aptal yerine koyup aldatmasaydı."dediğinde kaşlarım şaşkınlıkla havaya fırladı gerçi benden bir aralar böyle bir şeyden şüpheleniyordum ama bilememiştim tabi yine de bu şüpheye dayanamamış ve ondan ayrılmıştım insan hayatında şüphelerle yaşıyamıyordu.
"Anlatmak istersen dinlerim."diye fısıldadım. Elimi elinin üzerine koydum ona destek olmak istiyordum hafifçe tebessüm ettim birbirimizin acılarına destek olabilirdik buradan çıkıp bir psikoloğa gidemiyorduk ama kendi kendimize delirecek kadar da salak değildik.
"Olur anlatayım sende tarafsız bir şekilde beni dinle."dediğinde kafamı sallamakla yetindim. "Aslında olay basit her zaman ki hikaye yani yeni iş bulmuştum bende çalıştığım yerden erken çıktım doğun günüydü erkenden yanına gitmek istedim güzel bir buket çiçek yaptırdım ve bir taksiye binip evine geldim. Apartmana girip onun dairesinin önüne kadar geldim ve saksının içine koyduğu yedek anahtarla sürpriz yapmak için kapıyı açıp evine girdim içeriye girdiğimde bazı sesler duymuştum bende o seslerin geldiği yatak odasına ilerledim ve onu en yakın arkadaşımla sevişirken yakaladım."bu kadar soğuk kanlı anlatması beni şaşırtmıştı gerçi böyle toparlanması aşırı iyiydi değmeyecek birisi için kendini üzüp perişan etmemeliydi insanlar hak etmiyorlardı özellikle bunun gibi iki yüzlü kadınlar.
"Adi kadın seni gerçekten hak etmemiş demek ki umarım onun arkasından çok üzülmemişsindir çünkü hiç hak etmeyecek birisi."buruk bir gülümseme olmuştu yüzünde.
"Hayır o kadar da değil tamam biraz üzüldüm biraz perişan oldum ama hepsi geçip gitti ben kendimi toparladım gerçekten de değmeyecek insanlar için hayatının geri kalanını mahvetmek anlamsız oluyor bu çok doğru peki sen senin hayatında birisi var mı?"dediğinde omuz silktim.
"Kimse yok eski sevgilimde beni aldattı aslında tam aldattı diyemeyiz ama derin şüphelerim vardı ve bu şüphelerle birlikte onunla bir birlikteliğe devam etmek istemedim bende ayrıldım."
"Haklısın içerisinde güven olmadığında bir ilişki yürümez hatta temeli sağlam olmaz ve temeli sağlam olmayan her şey yıkılmaya mahkumdur."haklıydı bu bir hayat felsefesiydi temeli sağlam olmayan her şey yıkılmaya mahkumdur. Bu konuda aşırı haklıydı kafamı hafifçe sallarken onu onayladım ve dudaklarımı birbirine bastırıp tırnaklarıma baktım keşke ojelerimi de yanımda getirmeyi akıl etseydim ojelerim çıkmıştı şimdi yenilerini süre bilirdim.
"Ne oldu?"diye sorduğunda bakışlarımı tekrar ona çevirdim ve hafifçe güldüm.
"Bir şey olmadı tırnaklarıma bakıyordum sadece ojelerim çıkmış bende kendi kendime dedim ki keşke oje getirmeyi akıl etseydim şimdi tazelerdim diye her şeyi bavuluma koymayı akıl ettim ama bunu akıl etmedim tırnaklarıma baksana çok kötü görünüyorlar gerçekten moralimi bozdu şuan. Acaba evde kızlardan birinde oje var mıdır? Hiç Dalyaya da sormadım umarım onda vardır baksana hep soyulmuş kötü görünüyor buradan çıktığımda güzel bir maniküre gitmek istiyorum tırnaklarım yıpranmış neden böyle oldular anlamadım ki buraya gelmeden önce yaptırmıştım kesin yapan kişi kötü yaptı. Baksana bu bile moralimi bozmaya yetiyor benim moralim de bozulacak yer arıyor benim sinirlerim neden bu kadar yıprandı anlamadım ki ben."diye hıçkırarak ağlamaya başladığımda tekrar bana sarılmıştı.
"Çok normal değil mi günler önce dost olduğumuz adam uyuşturucu komasına girip öldü ve bizde buradan çıkamadığımız için onu arka bahçeye gömdük bu yaşadıklarımız normal şeyler değil. Ben hayatımda ilk defa ceset gömdüm cenazede bile bu tür şeylere dayanamazdım en fazla bir kürek toprak atmışımdır o kadar daha fazlası değil yani bana bile ağır geldi hele cesedi taşımamız çukuru kazmamız gömmemiz falan inan uyku girmedi gözüme. Baksana daha saatler önce konuşup eğlendiğimiz Cakeden bile ceset diye bahsediyoruz hayat bu kadar kısa ve ucuz işte hiç değmeyecek bir hayatı yaşıyoruz ansızın ölüp gidebiliriz şu an bile."
"Tövbe tövbe ya!"
"Yalan mı mesela şurada tükürcüğüm boğazıma kaçsa ben hık der giderim yani."hafifçe güldüğümde o anı bir gözümün önüne getirdim ama sonra telaşla yutkundum ve koluna dokundum.
"Sen sakın aman diyeyim hık diye gitme korkudan ne yapacağımı şaşırırım hatta aklımı kaçırırım yani."gür bir kahkaha attığında kafasını sallamakla yetindi tekrar çimenlere uzandığımda bakışlarımı gök yüzüne çevirdim ve yıldızları izlemeye başladım oda tekrar yanıma uzandığında birlikte yıldızlara bakıyorduk bir anda bir yıldız kaydığında heyecanla bağırdım. "Yıldız kaydı!"diye cıvıldadığımda oda gülümsemişti.
"Dilek tut hemen."dediğinde gözlerimi hafifçe yumdum ellerimi birleştirdiğimde içimden ne istediğimi düşünmeye başladım.
Ayazla sevgili olalım onunla mutlu bir ilişki hissediyorum ve bunun gerçek olmasını diliyorum...
"Diledim dileğimi şimdi sıra da gerçek olmasını beklemek var kusura bakma sana ne dilediğimi söylerdim ama olmaz yoksa dileğim kabul olmaz."diye mırıldandım ona sarıldığında kafamı omzuna koydum ne düşüneceği ne tepki vereceği umurumda değildi sadece anı yaşamak canım ne istiyorsa onu yaşamak istiyordum pişman olacaksam da tek başıma pişman olmak istiyordum. Eğer yanlış bir şey yapıyorsam cezam neysem çekerim bu umurumda olan bir şey değildi ben ceza çekmeye alışkındım. Bu kez mutlu olmak istiyordum burada başlayan ilişkim güzel ilerlesin istiyordum tabi onun da hislerinden emin olmalıydım biraz dürüst olmayı deneyelim. "Peki burada kalan birine karşı bir şeyler hissediyor musun? Seni bilmem ama burada aşırı taş erkekler var bence hemde her cinsten oldukça da hoş görünüyorlar eminim senin ilgini çeken bir kızda vardır."dediğimde hafifçe güldü.
"Var aslında birinden hoşlanıyorum aslında ilk geldiğimden beri bayadır hoşlanıyorum ama biraz sert yapınca irkildim doğrusu onunla konuşamadım o yüzden kardeşimi tersledi çünkü tanırsın o senin arkadaşın Dalya bence tam bir prenses gibi oldukça da tatlı ve güzel. Biraz sert ama olsun bizi tanımadığı için öyle olduğunu düşünüyorum normalde sert bir yapısı olan birine benzemiyor çünkü."dediğinde yüzüm düşmüştü gözlerim dolarken dudağımı ısırdım beni değil Dalyayı seviyormuş. "Hadi ama sadece dalga geçiyordum."dediğinde gözlerimi belerterek ona baktım.
"Ne? Neden şaka yaptın ki niye böyle saçma bir şey yaptın şimdi anlamadım."dediğimde gür bir kahkaha patlattı.
"Senden hoşlanıyorum aslında ama ağzımı aramaya çalıştığını fark ettiğimde sana ufak bir oyun yapmak istedim sadece lütfen kızma Dalyadan falan hoşlandığım yok prenses misali kızlardan da hoşlanmam zaten bana senin gibi cesur yürekli kızlar lazım. Diğer kızlara gelirsek evvela hoş kızlar ama gözüm yok allah sahiplerine bağışlasın hepsini ama seni bana bağışlaya bilir mesela güzel olurdu bu. Benden hoşlandığını nasıl anladığıma gelirsek bu geceden diyelim duygularım karşılıklıymış doğrusu bunu anladığıma sevindim bu konuşmalarımızdan sonra anlamamak büyük salaklık olurdu şu taş bile dile gelir anlardı senin benden hoşlandığını."dediğinde yanaklarımın kızardığını hissettim kafamı hafifçe eğip kıkır kıkır gülerken elimle anlımı ovdum.
"Gerçekten bu kadar belli ettim mi? Ahh sana rezil oldum öyle değil mi? Ne kadar utanç verici bana için için gülüyorsundur da sen şimdi ama gül valla bak gül çünkü ben halime gülünmeyi çok hak ettim fena kaşındım ben ilk sorudan sonra sana medeni durumunla ilgili hiç bir şey sormamalıydım salak gibi ileriye gittim kendimi açık ettim hiç beceremiyorum şu ağız arama işlerini bana bu konuda sıfır verebilirsin bak ben yalanda söyleyemem kesin yandım değil mi?"dediğimde kıkırdadı ve kafasını sallayıp yanaklarımı okşadı.
"Sen düşündüğümden daha tatlısın ve şirinsin telaşın paniğin bile çok tatlı. Gerçekten güzelsin Alaca adın gibi renklerin karışımı alacasın sen o kadar güzelsin ki bütün renkleri görebiliyorum sen ay yüzüne baktığımda en çok da bu parıldayan yüzünü sevdim tabi kalbinden önce o kadar güzel bakıyorsun ki bakışların insanın kalbine işliyor öyle güzel yemyeşil gözlerin var ki şu çimenlerden bile daha hakiki görünüyor. Sana olan hoşlantımın git gide ilerlediğini ve aşk yolunda olduğunu düşünüyorum ben sana fütursuzca kendimi kaptırıyorum ya inan bana zerre pişmanlık duymuyorum ve seni de pişman etmeyeceğime söz veriyorum."dediğinde mest olmuştum dudaklarım kıvrılırken baş parmağı ile dudağımın üzerini okşamıştı.
Yüzlerimiz birbirine yaklaşırken gözlerim ağır ağır kısılmıştı uzanıp dudaklarıma dudaklarını dokundurduğunda gözlerim kapanmıştı. Öpüşmeye başladığımızda heyecanla yumruklarımı sıkıyordum yanlış bir şey yapıp bu anı bozacağımdan deli gibi korkuyordum. Heyecandan nefes bile alamıyordum kesik kesik nefes alıyordum aldığım nefesin bile onu rahatsız etmesinden korkuyordum acaba aynı duyguları oda yaşıyor muydu? Yaşıyor olmalıydı mutlaka benim kadar heyecanlanıyordur en azından çeyreğini yaşıyordur eşek değilse tabi. Oda bir insan neticede duyguları var bunlar güzel şeyler. Yumruk yaptığım ellerimi güzelce tuttuğunda yumruklarım açılmıştı kendimi daha serbest bıraktığımda derin bir nefes aldım ve dudakları dudaklarımdayken gülümsedim.
Birbirimizden ayrıldığımızda elim ayağıma dolanmıştı resmen ne yapacağımı şaşırmıştım kafamı eğip parmaklarımla oynamaya başladım. Kocaman gülümserken içimdeki heyecan patlamasını sonuna kadar yaşamak istiyordum çığlık çığlığa bağıra çağıra aşk sen ne güzel bir duygusun diye dans etmek istiyordum ama herkes uyuyordu bunu yapamazdım. Hafifçe alt dudağımı ısırdım ve kıkırdadım saçlarımı kulağımın arkasına atarken bakışlarımı ona çevirdim.
"Biz şimdi neyiz?"gibisinden saçma salak bir soru sorduğumda göz devirmişti.
"Bulaşık süngeriyle cif sen ne olmak isterdin?"diye benimle kafa bulduğunda kendime gülmeye başlamıştım iyice şaşırmıştım resmen panten altın kelebek ödüllerinde ödül alan Melis Sezen kafası yaşıyordum birazdan bağıra çağıra bu adam benim çünkü sevgilim diye saçma sapan bir çıkış yapa bilirdim.
"Yaa özür dilerim gerçekten aptallığıma denk geldi yoksa sevgili olduğumuzu anladım yani sevgiliyiz öyle değil mi?"diye mırıldandığımda kafasını sallamıştı.
"Herhalde sevgiliyiz tamam biraz ani gelişti haklısın ama olsun biz zamanla da birbirimizi tanıya biliriz."ellerimin üzerine okşadığında dudaklarına yaklaştırıp ellerime birer öpücük kondurdu. "Seni seviyorum ve daima çok sevmeye devam edeceğim."diye mırıldandığında içimde bir şeyler sıcacık olmuş akıp gitmişti. Karnımda kelebekler uçuşuyordu mideme kramplar giriyordu ama bu kez sevinçten oluyordu tüm bunlar ben çok mutluydum aylar sonra bu kadar mutluydum onunla da mutlu olabileceğime inanıyordum. Buradan ayrılıp İstanbula döndüğümüzde onu babamla tanıştırmak için yanıp tutuşuyordum resmen.
Babam o kadar medeni bir insandı ki ilk erkek arkadaşıma kadar hepsiyle tanışmıştı gerçi topu topu iki tane falan olmuştu Ayaz üçüncü oluyordu babam ise yargılamadan ikisiyle de tanışmıştı hatta sırf benim için hoşlanmasa da hoşlandım der surat asmazdı. Canım babam onu bir kez daha özledim keşke sesini duymanın bir yolu olsa ama yok işte neden bu lanet yerde telefon çekmez ki burayı yapanlar hiç mi düşünmedi arkadaş ya ölsek kalsak o zaman ne bok yiyeceğiz acaba diye vallahi gamsız arkadaş burayı yapan. Çok da ıssız bir yer arkadaş biz bu hayvan kafesi gibi yerden nasıl kurtulacağız acaba çok merak ediyorum.
"Buradan nasıl çıkacağız sence?"dediğimde omuz silkti ve yüzünü buruşturdu oda bilmiyordu nasıl çıkacağımızı ama bir şeyler düşünmeye başladı elini çenesine yasladığında yüz üstü uzanmış çimenleri izliyordu bende aynısını yaptım tek fark kafamı ellerimin üzerine yatırıp onu izlemeye başladım. O ise bana bakmadan gözlerini bir noktada birleştirmiş buradan çıkmanın bir yolunu düşünüyordu ortam o kadar sessizdi ki adeta huzur ortamıydı tabi az ilerimizde bir ceset yatıyor olmasaydı tamamen huzur ortamı olabilirdi. Oraya gitmeye bile korkardım bu karanlıkta mezardı sonuçta cesetti yani korkardım ben yanımda biri olmadan gidemezdim ama Dalya giderdi o her zaman cesurdu yapardı yani ben onun kadar cesaretli değildim bu konularda ödüm patlardı öyle şeylerden.
Ecinnilerden feci korkardım fobi gibiydi konusu açıldığında hep kaçmaya kalkışırdım Dalya da benimle alay ederdi ama haklıydı alay etmekle evet korkuyordum. Üç kez cin dediğimde bile çarpılacağımı düşünürdüm hatta tövbe çekerdim o derece korkardım. Neden korkuyorsam sanki onlarda bizim gibi birer canlı değiller mi netice de kimse kimseye durduk yerde bir şey yapmıyor. Onlarda bizim gibi bu dünya üzerinde yaşıyorlar bizde bu dünya üzerinde yaşıyoruz buraları paylaşıyoruz belki de aynı otelde şuan bile kalıyoruz ayy allahım kendimi durduk yere de ne güzel korkutuyorum böyle allah beni bildiği gibi yapsın ne gerek vardı yani sus kız sus düşünme.
"Bula bildin mi bir çözüm?"dediğinde kafasını salladı.
"Cakeyi gömdüğümüz kürek ile yarın sabah şu bahçe duvarlarının altını kazacağım öyle buradan çıkabiliriz yani biraz uzun sürecek ve yorucu olacak ama aklıma gelen tek çözüm yolu bu başka da bir seçenek gelmiyor sonra bir yer bulana kadar mecburen yürüyeceğiz ya bir yer bulacağız ya da telefonlarımızın çektiği bir yere kadar yürüyeceğiz ondan sonra bizi kurtarmaları için birilerine telefon edebiliriz ya da birilerine söyleye biliriz bu lanet yerden kurtuluruz yere batsın tatili de başımıza buraya geldiğimizden beri gelmeyen kalmadı resmen. Ne lanet bir otelmiş adı da kendi gibi dehşet verici bir otel buraya gelmek en büyük yanlıştı nereden çıktıysa zaten bize piyango burada olmamın tek güzel sebebi sensin iyi ki seninle tanıştım buraya gelip tekrar seninle tanışacağımı bilsem tekrar gelirdim bir tanem."sözleri beni mest ederken kocaman gülümsemiştim.
"Midem kazınmaya başladı benim."diye mırıldandığımda kaşları çatıldı.
"Çorba içmiştik."
"Beni tok tutmaya yetmedi ama hem üzerinden saatler geçti."kolumdaki kol saatine baktım. "Saat gecenin dördü olmuş biz yediğimizde saat on birdi acıkmam normal yani sen acıkmadın mı? Yani ekmek falan da yemedin nasıl oluyor miden kazınmadı mı lan? Ne mide varmış çelik gibi hem ben çok fazla yemek yapamıyorum öyle hadi kalk da bize güzel yemek yap."dediğimde omuz silkti.
"Makarna yapa bilirim sadece bir de domates sosu."dediğinde ellerimi ovuşturdum ve ayaklandım.
"Hadi o halde yap da görelim ben kurt gibi açım çünkü."oda ayağa kalktığında yanıma gelip karnımı ovalamıştı.
"Hadi bu göbeği doyuralım."bana elini uzattığında elini tuttum ve birlikte otele ilerledik otelden içeriye girdiğimizde ışıkları yakıp tek tek bütün şamdanları yakmaya başlamıştık. İşimiz bittiğinde mutfağa ilerledik birlikte ben mutfaktaki masaya oturduğumda onu izliyordum bir tencerenin içine su doldurup ocağın üzerine koydu ve su kaynatmaya başladı. Su kaynamaya başlarken oda makarnayı arıyordu tüm dolapları karıştırıp çubuk makarna bulmuştu bir tencere makarnayı kaynayan suyun içine kırdığında bir kaşık alıp karıştırdı. O orada pişerken Ayaz da yana geçip sosu yapıyordu domatesleri kesti dilimledi bir kaba aldı üzerine bir sürü baharat attı yağ ve salça da eklemişti bir kaç diş sarımsak da ezip kestiğinde ocağa aldı onu da güzelce pişirmeye başladı ve biraz su ekledi arada tadına bakıyordu bir süre sonra ikisini de pişirmeye bıraktı. Yanıma oturduğunda biraz beklemiştik sonra da sosun altını kapatmıştı makarnaya baktığında pişmeye ramak kaldığını fark etti. Biraz daha beklediğimizde pişmişti tencerenin altını kapattığında makarnayı süzdü ve güzelce yağladı bitirdiğinde iki tabak koymuştu ve tabağın üzerine de sosları dökmüştü iki çatalla birlikte masaya bırakmıştı tabakları.
Çubuk makarnayı güzelce çatalıma doladığımda ağzıma götürdüm ve yemeğe başladım damağıma yayılan o güzel tat ile gülümserken gözlerim dehşet içinde açılmıştı telaşla bağırmaya başladım. "Mmmm! Muhteşem olmuş ayy hayatımda yediğim en güzel makarna olabilir şuan şüphesiz cidden bu kadar iyisini restoranda bile yemedim ben görmeden bu sosun içine farklı şeyler mi attın yani gerçi hepsini göremedim çünkü önünde duruyordun her ne kattıysan harika olmuş bayılacağım şimdi sosundan kaldı değil mi? Çünkü ben bununla doymam illa ki bir tabak daha isterim. Ahh aşırı güzel nasıl öğrendin bunu yapmayı bana da öğret bir dahakine beraber yapalım tamam mı?"
"Tamam tamam sırayla gel. İlk önce daha var istediğin kadar yiyebilirsin ikincisi annem öğretti üçüncüsü de evet sana öğretirim merak etme."diye kıkırdadığında bende güldüm.
"Çok konuştum değil mi? Vallahi Dalyaya çenesi düşük diyorum ama resmen motor gibi sıraladım da sıraladım değil mi? Çok özür dilerim."diye mırıldandım.
"Sorun değil senin böyle şen şakrak konuşma hallerin beni çok mesut ediyor o kadar tatlı geliyorsun ki gözüme seni öpmemek için zor tutuyorum kendimi eee bölüm olarak üniversitede hangisini seçmeyi düşünüyorsun gerçi seçimlerini çoktan yapmışsın çünkü tarihe göre bu zamana kalmamış olması gerek gerçekten açıkta kalırsın yaptın seçimini öyle değil mi?"diye sorduğunda kafamı huzurla salladım.
"Puanlarım çok yüksekti dört yüze çıkmıştım yani tıp okumak istiyordum bende kadın doğum uzmanı olmak bir sürü bebeğin dünyaya gelmesini sağlamak istiyordum o yüzden kadın doğum bölümünü yazdı yani o bölüme denk gelen şeyi şuan aklıma gelmiyor da ondan tıkandım umarım tutar da istediğim okulda istediğim bölüme giderim."
"Hangi okula gideceksin?"
"Ankaraya gitmek istiyorum ÖDTÜ'ye umarım kazanırım da inşallah giderim."
"Ben sana inanıyorum senin isteyip de kazanamayacağın hiç bir şey yoktur Alaca çünkü sen tuttuğunu koparan zeki bir kadına benziyorsun. Başarılısın güzelsin tatlısın şirinsin zekisin kısaca muhteşemsin dışarıdan bakılınca da kusursuzsun herkes senin gibi olmak ister ama sen bir başkasın."
"Beni övmeyi ne zaman bırakırsın tahmini sevgililiğimizin hangi aşamasında?"dediğimde omuz silkti.
"Sanırım anca ayrıldığımızda çünkü bu güzellik bu zeka öve öve bitirilemez."
"Ayy Ayaz sen bu kadar yağcı bir adam mısın? Dakika da kaç tane övgü sözcüğü ve yağ çektin öyle sayamadım vallahi bak yağa bu kadar zam gelmişken sen bu yeteneğini hiç heba etme istersen seni çalıştırmak isteyen çok yağ fabrikası çıkar."diye dalga geçip güldüğümde göz devirmişti çatalıma taktığım ve tabağımdaki bütün makarnaları ağzıma tıkarak bitirdiğimde ayaklandım ve tencereye gidip tabağıma yenisini doldurmaya başladım kenarda kalan sosu da üzerine döktüğümde hazırdı çatalımla bütün makarnayı karıştırmaya başladım hepsini karıştırdığımda hazırdı. Masaya geçtiğimde onu da gömmeye başlamıştım kendi tabağını bitiren Ayaz da kalanı kendisi almıştı azıcık daha sos vardı ama tabağımdakini bir an önce bitirip onu da ben yiyecektim şuan feci göz koymuş durumdaydım ve yaptığım aç gözlülük umurumda bile değildi.
Sanırım öğrenci hayatının en faydalı anları feci şekilde leziz makarna yapmayı öğrenmek olmalıydı tabi öğrenciler makarnadan başka şey yapıp yiyemedikleri için makarna konusunda usta oluyorlardı. Makarna oldukça da pratik bir yemekti ahh güzelim hamur topu makarna ben ne çok severim seni ya vallahi ne güzel yenirsin sen de canım da iyice çektirdim dolu midemi de acıktırdım ya helal bana yüz külo çıkarım artık bu mutfaktan. Yemeklerimizi bitirdiğimizde daha fazla ayakta kalmak istememiştik ama odaya dönmek de istemiyordum zaten iki kız vardı odada ve Sindy gördükçe ağlayasım geliyordu o yüzden Ayazların odasına çıkmıştık.
Odadan içeriye girdiğimizde Ayazın ikizi Bağdaş altında sadece şortla uyuyordu Ayaz kardeşinin üzerini örttüğünde bende parmak uçlarımda yatağa ilerledim yatağın üzerine oturduğumda oda yanıma gelmişti oturduğunda birlikte uzanmıştık kafamı göğsüne yaslarken oda belime sarılıp beni iyice kendine çekti. Birlikte sessizce uzanmıştık birbirimizin kokusunda avunuyor gibiydik. Bana garip geliyordu ama sanki Ayaz babam gibi kokuyordu neden birden böyle bir hisse kapılmıştım anlayamıyordum. Bakışlarım komodinin üzerine döndüğünde kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Babamın parfümünün aynını kullanıyordu demek ki doğru almışım kokuyu harikaymış canım sevgilim demek babamla zevkleriniz benzer bak bu hoşuma gitti.
Ayazı babam da sevecek demektir ben sevdiysem oda sever hem o insan ayırt etmez ki ben nasıl mutluysam ona tamam der. Acaba Ayazla olan bu samimiyetimizi görse ne yapardı çok merak ediyorum öylesine buluşmaya gezmeye falan okey bir adamdır ama böyle aynı yatakta sarılıp uyumaya çalıştığımızı görse herhalde kızardı yani sonuçta bir kız babası ve doğal olarak beni kıskanırdı o halde iyi ki babam şuan burada değil yoksa Ayazı fena paralardı acaba bu tatlı anları yaşaya bilecek miyim? Ayazla olan ilişkimiz ne kadar devam edecek ne kadar yolunda olucak mesela? Bu da merak konusu doğrusu.
Ahh Ayaz ahh kalbimi bir anda nasıl da böyle fethettin anlamadım ki. Keşke kendimi sana böylesine kaptırmasaydım bir anda öyle korkuyorum ki şimdi beni yüz üstü mal gibi bırakıp gideceksin diye eğer öyle bir şey yaparsa vallahi onu gebertirdim benimle oynamak neymiş onu pişman ederek gösterirdim gününü. Kafasını kopartmak gerekirdi onun neyse şimdi yapmadığı bir şey için paranoyaya girip akıl bulandırmaya gerek yoktu ayrıca beni terk etmesini de nereden çıkarttım bir anda nasıl da aklımda yazıp çiziyorum.
Ahh Alaca azıcık aklını korur musun? Bir gün deliye çıkacak adım böyle paranoya yapmaktan bende buna engel olamayacağım vallahi ondan korkuyorum. Milletin aklına fitneyi fesadı çevresindeki iğrenç insanlar sokar ben kendi aklıma kendim sokuyorum fazla evhamlıyım babam hep öyle der biraz fazla vesveseliyim hepsi bu. Vesvese yapmak kötüdür derdi babam hep insan kendi düşüncelerini bulandırıp kendi sağlığını bozarmış bence çok doğruydu. Ayazın göğsüne kafamı yerleştirmiş öylece duruyordum bakışlarımı yüzüne çevirdiğimde kaşlarım şaşkınlıkla havalandı ne ara uyumuştu farkına bile varmamıştım. Resmen jet hızıyla uykuya dalmıştı çocuk dudaklarımı ısırdım şimdi ben nasıl uyuyacaktım hiç değilse bir şarkı mırıldansaydı sikeyim ya neden uyumam bu kadar uzun sürüyor ki herkes kış uykusuna yatmış gibi bir ben sürüden kopmuşum galiba tipe bak.
"Uyuyamıyor musun?"dediğinde bir anda irkilip yerimde sıçramıştım elimi ağzıma götürüp baş parmağımı dişime bastırdığımda bana baktığını fark ettim.
"Sen uyumadın mı ya?"diye sızlandığımda hafifçe güldü.
"Az daha uyuyordum ama sen kafanı kaldırınca uyandım."dediğinde göz devirdim ve kafamı tekrar yasladım.
"Benim için şarkı mırıldanır mısın? Ben uyuyamayınca küçükken hep babam başımda şarkı mırıldanırdı sesi o kadar huzurlu güvende hissettirici ve iyi gelirdi ki hemen uyurdum bir saniyesi bile şaşmazdı sesi kötü olsa bile benim için böyleydi yeter ki sevdiğim birisi söylesin başka hiç bir şey istemiyorum gerçekten hepsi bu kadar ama söylemek istemezsen anlarım yani."diye mırıldandım.
"Sorun değil söylerim."dediğinde yüzümde bir gülümseme oluştu ben derin bir nefes alıp gözlerimi yumarken onun şarkı sözlerini dinlemeye başladım.
Nasıl başlarsa Öyle bitermiş aşklar da Yaşım başım olmadan Bildiğim bir tek şey varUnutma Seni benden daha çok Seven asla bulamazsın Bulamazsın her yerde arasan daİnsan sahipsiz kalır ya Anlar o zaman Hep sendin hep özeldin Nefes almak zorÜstüm başım altüst olmuşum Bana verilen candan hesap sormuşum Bir varmışım bir yokmuşum Acı çekerek ölmek için doğmuşum Ömrümün en güzel yıllarında Bir deli kara sevdaya tutulmuşum Haberin yok mu zalim Ben sen diye kalbimi mahvedip durmuşumİnsan sahipsiz kalır ya Anlar o zaman Hep sendin hep özeldin Nefes almak zorÜstüm başım altüst olmuşum Bana verilen candan hesap sormuşum Bir varmışım bir yokmuşum Acı çekerek ölmek için doğmuşumÖmrümün en güzel yıllarında Bir deli kara sevdaya tutulmuşum Haberin yok mu zalim Ben sen diye kalbimi mahvedip durmuşum
Gözlerimi yumarken tek hatırladığım onun benim için mırıldandığı şarkının son satırlarıydı sesi güzeldi hem de çok güzel hayatımda duyduğum en güzel sade ses olabilirdi biraz kalındı ama olsun melodiye de çok uymuştu hemencecik uykumu getirmişti kendimi o küçük kız gibi hissetmiştim uyuyamadığı için babasının başında şarkı mırıldandığı o küçük kız gibiydim bu gece...