Günlerce, belki aylarca hayalini kurduğum o ana çok yakındık: Cihat’ın da akşam yemeği için oturduğumuz masada olduğu, bahçemizdeki ahşap bankta çay içtiğimiz, beraber gülüp eğlendiğimiz, şakalaştığımız, geçmiş anılarımdan beslenen hayallerim… Akif ve Cihat’la beraber iki katlı müstakil evimizin bahçesine girerken içimdeki heyecanı bastıramadım. Kıpır kıpırdı yüreğim. Abimin öfkesine bile hazır hissediyordum kendimi. Vereceğim hesap, duyacağım azar yoktu gözümde. Çok şükür ki Akif kendi kişiliğine dönüp suskunluğuna bürünmüştü, Cihat ise mahcubiyetten ağzını açıp tek kelime edememişti. Böylece sükûnet korunmuştu; kimse kimseyle dalaşmıyordu. Evime sağ salim, ikisiyle dönmüştüm ya, yeterdi. Mutluluk sarhoşu olduğumdan mıdır bilmem, elimi kaldırıp zile basarken yüzümdeki aptal sırıtışı

