Kırılma

676 Kelimeler
Servet’in okuldaki günleri beklediğinden de güzel geçiyordu. Çocukları bu kadar çok sevdiğini bilmiyordu ya da biliyordu ama mağazada sürekli alım satım hesap kitap yaparken o koşuşturmada unutmuştu. Okulda da derslerine severek çalışır hep en yüksek notları alırdı, matematik onun için eğlence gibi bulmaca gibi bir şeydi. Bu bulmacaya minik kalpleri de dahil etmek beklediğinden de mutlu etmişti kendini. Bir yandan kendi işini yapmak bir yandan iş arkadaşlarının çok sıcakkanlı olması ve ailesinin bakış açısı bile değişmişti. Gözlerindeki değeri artmıştı. Kardeşi hemşireydi hastanede çalıştığı için profesör muamelesi yapılıyordu ama kendisi mağazada çalıştığı için babası insanlara bunu söylemeye bile çekiniyordu. O yüzden birçok akrabası ilk defa işe başladığını düşünerek tebrik telefonu bile açtı. Asıl güzel detay ise İnci’ydi her şeyin değişimini, güzelleşmesini sağlayan ona ışık saçan. İnci’nin son yılıydı hem uygulama hem teorik dersleri çok yoğundu kendisi de okula adapte sürecinde işi çok boşlamamak istiyordu. Bu yüzden her gün konuşup mesajlaşsalar da 10 günde bir ancak görüşüyorlardı. Yine bir cumartesi günü pastanede buluşup ardından sinemaya gitmeye karar verdiler. Servet  buluşma saatinden 10 dakika önce gelip bir çay söyledi bir haftadır görmediği için heyecanlıydı çok da özlemişti.  Hemen birkaç dakika sonra ise İnci içeri girdi. Askılı mat kırmızı bir bluz, altında ise dizinin hemen üstünde mavi kot bir etek vardı. Tamam ağustos ayında idiler ve hava çok sıcaktı ama bu kadar dikkat çekici giyinmeye ne gerek var diye düşündü. İnci geldi selamlaşıp masaya otururken “Nasılsın? Biraz yorgun gibisin sanki hasta mısın ?” diye sordu. “İyiyim merak etme tatlım ama seni ilk defa bu kadar kısa bir etekle görüyorum ve herkes de sana bakıyor rahatsız olmuyor musun?”. Şimdi yüzünü düşürme sırası İnci’ye gelmişti, bir an duraksayıp sonra cevap verdi. “Hastanede muayene ve tedavi sırasında etekle çok rahat edemediğimden ki zaten şuanda da forma zorunluluğu var tercih etmiyorum evet. Ama normalde hava sıcaksa severek giyiyorum etek ve elbise giymek bana çok iyi geliyor özellikle yazın. Hem canım biz bu konuları konuşmamış mıydık? Sen benim kıyafetlerime karışmayacaktın? Hiç de karışmazdın? Ben de hiçbir zaman senin telefonunu karıştırmam mesela değil mi?”. Servet biraz bozulmuştu çünkü içten İçe İnci’nin haklı olduğunun farkındaydı. Nasıl onun kıyafetine karışabilirdi ki? Zaten onun şu anlık sevgilisiydi ama bakalım İnci buna devam etmek istiyor muydu? Servet hatasını kabul etti mesele tatlıya bağlandı, İnci’yi üzmek istemiyordu. İstiyordu ki kendini çıkarsız olarak seven, her zaman içten davranan bu tatlı kız hiç üzülmesin. Birer çay ve dereotlu poğaçayı bitirdikten sonra kalktılar sinemada istedikleri gibi bir film olmayınca biraz yürüyüş yaptılar. O esnada Servet fırsattan istifade İnci’ye kot bir ceket hediye etti. İnci aslında temel sebebin ne olduğunu anlasa da sevgilisinin iyi niyetli olduğunu bildiği için bir şey demedi. Her zamanki gibi olağan bir şekilde ayrılacaklardı, Servet İnci’nin elini tuttu ona yine gülen gözleriyle baktı ve dudağının tam kenarına minik bir öpücük bıraktı. İnci ne diyeceğini şaşırmıştı. Sadece sessizce gülümsedi. Servet de en çok onun bu sessiz ama mutlu, narin hallerini seviyordu zaten. Susarak İnci’nin otobüsünü beklediler susarak gittiler. Servet yol boyunca İnci’nin elini hiç bırakmadı. Sonra İnci “Sen inme ben giderim, hoşça kal” dedi yine gülümseyerek ve durakta indi. Boynunun arkasından şöyle bir bakmayı ihmal etmemişti. Servet o an keskin gözleriyle bakıp gülümseyerek bir öpücük daha göndermeyi ihmal etmedi. İnci hızlıca eve doğru gitti. Servet kararını vermişti. Ertesi Cuma günü Servet öğretmenlikten kazandığı ilk maaşını almıştı. Babasının hakkı mı vardı sanki biraz? İlk defa para kazanmış gibi hissediyordu. Psikolojik hafifliğin de etkisi vardı galiba. Maaşından ev masrafları ve annesi için bir kenara bir şeyler ayırdıktan sonra kuyumcuya gitti. Oradan İnci için bütçesine uygun ama en az onun kadar zarif ve güzel bir yüzük aldı. Zaten İnci’nin on bin karatlık mevzularda merakının olmadığını biliyordu. Kendisi için en önemli şey aşkına inanması ve onu sevmesiydi. Tüm heyecanıyla İnci’yi aradı havadan sudan konuştuktan sonra “Yarın akşamüstü güzel bir yemek yiyelim mi? Evden izin alabilir misin sıkıntı olur mu?”  diye sordu. İnci annesiyle konuşup ona mesaj yazacağını söyledi. O mesaj gelene kadar zamanın nasıl geçeceğini bilmiyordu. Sonunda izin aldığını söylediği mesaj gelince derin bir nefes aldı ve duşunu alıp yattı. Yarın çok güzel olacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE