Alya'nın Anlatımından Devam
Yasemin kitapçıdan çıktıktan sonra direkt yanımıza gelmişti ve şimdi de Asaf'ın sevgili ailesi ile beraber gelinlik seçmeye çalışıyorduk. Annesi ve babaannesi bir an önce bu ızdırapı bitirmem için sabırsızca bekliyordu daha çok.
"Ay abla bu da çok güzel." Yasemin bilmem kaçıncı kez bana gelinlik gösterirken sadece başımla onaylamakla yetindim. İnsan kendi isteğiyle evlenmediğinde gelinlikler o kadar da güzel görünmüyordu. Oysa her genç kızın hayalidir fakat şu an benim için hepsi kefenden farksızdı.
"Bir an önce şu gelinlik işini bitirelim artık gelin hanım. Daha konakta yapılacak çok iş var."
Gülizar hanıma dönüp başımı salladım. "Peki."
Gelinlik mağazasındaki çalışan yanıma geldi. "Efendim nasıl bir şey istediğinizi söylerseniz ben size yardımcı olabilirim."
"Ben..." Önümdeki gelinliklere baktım. Böyle bir gece yüzünden bu güzel gelinlikler kirletilmemeliydi. "Daha sade bir şey istiyorum. Bu kadar parlak değil."
"Şu tarafta istediğiniz gibi modeller var, dilerseniz oraya geçelim."
Başımı salladım. "Olur tabi."
Gösterdiği kısımdaki gelinlikler daha sadeydi. Aslında şu en baştaki olabilirdi. "Bu güzelmiş."
"Abla hayır ya, o çok sade. Bugün senin düğünün. Daha gösterişli bir şeyler seçmelisin."
Gülümsedim bir kez daha itiraz eden kardeşime. "Sen demedin mi senin düğünün diye. Kendi düğünümde kendimi rahat hissettiğim bir şey istiyorum. Bu uygun."
Burun kıvırıp diğer modellere bakınmaya devam ederken gelinliği askıdan çıkarıp dikkatlice inceledim. Bir gelinlik olabilecek kadar gösterişli ama bir o kadar da sadeydi. Üst kısmı v yaka, dantel işlemeli ve alt kısmı ise kabarık olmadan zarif bir tül şeklinde iniyordu. Biraz sırt dekoltesi vardı ama o kadar da kötü değildi bakınca.
"Bu çok güzelmiş."
"Size de çok yakışacak efendim. Deneme kabinlerimiz şu tarafta, ben göstereyim hemen."
Başımı salladım. "Olur."
Deneme kabinlerine doğru ilerlerken Asaf'ın babaannesi ayağa kalktı. "Bu mu gelinlik?"
"Evet."
Küçümseyerek baktı gelinliğe. "Bu bez parçası ile mi evleneceksin gerçekten? Boran'lara gelin olacaksın, bunu sakın aklından çıkarma."
Elimdeki gelinliğe baktım. Onca model arasından içime sinen bir tek buydu ve bunu da beğenmemişlerdi. "Ben bunu denemek istiyordum ama."
"Derhal değiştir şunu. Boran'ların şanına yakışır bir şey seç."
Şanınız batsın demek istesem de kendimi tuttum. Nefesimi bırakıp arkamı döndüğümde Asaf tam karşımdaydı. "Gidip dene."
"Ne?"
Babaannesi de konuştu. "Ne diyorsun sen Asaf? Bu gelinlik olmaz diyorum."
"Ben de olur diyorum babaanne. Ve ben ne diyorsam o olur." bakışlarını babaannesinden çekip bana döndü. "Şimdi gidip dene."
Başımı sallayıp tekrar deneme kabinlerine yöneldiğimde yardım için çalışan kadın da geldi. Üzerimdekileri indirip gelinliği giydikten sonra çalışan da fermuarı çekerek yardımcı olmuştu. "Çok güzel oldu efendim."
Gülümsedim. "Teşekkür ederim."
Deneme kabininden çıkmak için kapıyı açtığında gelinliğin etek kısmını tutarak çıktım. Bana gülen gözleriyle bakan tek kişi Yasemin'di. "Ablam benim, çok güzel olmuşsun. " Yanıma gelip ellerimi tuttu. "Su gibi olmuşsun."
Gülümseyip ellerimi yanaklarına getirdim. "Sağol Yasemin. Gerçekten beğendin mi?"
"Bayıldım. Sade görünüyor ama üzerinde o kadar güzel durmuş ki... Bir gelinliği güzel yapan onu giyen kişidir. Parlıyorsun güzel ablacım."
"Teşekkür ederim güzel kardeşim benim."
Gülümseyip ellerimi çektim. "Asaf abiyi çağırayım ben, dışarıdaydı."
"Gerek yok." Yasemin çoktan kapıya doğru gidiyordu bile... Onu tutabilmek imkansız gibi bir şeydi.
Asaf gelene kadar aynadan kendime bakıp vakit geçirdim. Annesi ve babaannesinin kötü sözlerine maruz kalmak istemiyordum çünkü.
"Gel hadi Asaf abi."
Yasemin gerçekten delirmişti. Asaf'ı zorla mağazanın içine çekiştirip duruyordu. "Bak işte burada. Nasıl olmuş?"
Asaf başını çevirip baktığında istemsizce yutkundum. Bakışlarıyla bile birini öldürebilirdi sanki. O bakışlarda gördüğüm tek şey nefret, kin...
Adımlayıp aramızdaki mesafeyi yavaşça kapattı. Hiç boşluk kalmadığında başımı eğdim. Vücudu tüm görüş alanımı kapladığında bir adım daha atıp bedenlerimizin birbirine değmesini sağladı. Sessizce mırıldandı. "Çok güzel olmuşsun."
Başımı kaldırıp yüzüne baktım. Doğru mu söylüyordu? Bu kadar kısık sesle bizi kimse duyamazdı. Buna rağmen neden bunu söylemişti. "Bugün son kez güzel görüneceksin Alya." yüzünü yüzüme yaklaştırdı. "Bir yıl boyunca her gün ağlayacaksın. Kendinden nefret edeceksin. Kendine bakmak bile istemeyeceksin. Aynaya her baktığında dağılmış, kırılmış, paramparça bir kadın göreceksin." yavaşça uzaklaştı. "Ben senden nefret ediyorum Alya ve sen de zamanla kendinden nefret edeceksin."
Arkasını dönüp uzaklaşırken Yasemin tekrar yanıma geldi gülerek. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes alırken Yasemin'in elini tuttum.
Öyle bir adamdı ki hem bakışları hem sözleriyle birini yaralayabilirdi. Ve şimdi kendimi on yerimden bıçaklanmış gibi hissediyordum. Bir yıl... Çok kısa bir zaman dilimiydi ama bir yıl boyunca her gün ölecektim belli ki...
"Abla iyi misin?"
Başımı salladım. "İyiyim. Biraz sıktı gelinlik sanırım. Ben gidip çıkarayım."
"Ben de sana yardım edeyim."
Koluma girdiğinde beraber deneme kabinine girip gelinliği çıkarmama yardım etti. Tekrar kıyafetlerimi giydikten sonra kabinden hemen çıkmayıp köşedeki tabureye oturdum. "Biraz soluklansam iyi olur."
"Asaf abiyi çağırmamı ister misin?"
"Hayır yok. İyiyim gerçekten biraz oturacağım sadece."
"Emin misin abla? Bak bir şey olduysa söyle bana?"
"Olmadı kardeşim. Yoruldum sadece."
"Ohooo, daha yeni başlıyoruz. Daha neler alacağız neler?"
"Neler alacağız ki daha? Bitti işte. Aldık gelinliği gidelim artık."
"Valla dışarıdakiler hiç öyle konuşmuyor. Ya kusura bakma ama kaynanan muşmula suratlının teki. Yüzü bir türlü gülmüyor."
"Öyle deme kadına, ayıp."
"Ama ne yapayım abla? Hiç hoşlanmadım."
Ayağa kalktım. "Her neyse. Artık gidelim. Bizi bekliyor olmalılar."
"Tamam hem daha bana elbise alacağız. Bir an önce bitirelim şunu."
Gülümseyip elimi omzuna attım. "Küçük kardeşime güzel bir elbise alalım. Zaten çok canlar yakıyorsun ama güzel bir elbiseyle daha çok kişinin canını yakacaksın kesin."
"Ya abla..." kıkırdadı. "Okulum bitmeden o işlere bulaşamam."
"Bulaş diyen olmadı ki Yasemin. Hem ben hemen onay veremem zaten."
Gülümsediğinde beraber kabinden çıktık. Üç adet Boran aile üyesi sabırsızca bizi bekliyordu. Yüzümdeki mutluluk aniden kaybolmuştu ama sorun etmeden rolüme geri döndüm.
"Gelinliği seçtiğimize göre sizin için de uygunsa kız kardeşime elbise almak istiyorum."
"Ne elbisesi? Gidip kendine alsın. Bizim daha bir sürü işimiz var."
"Efendim anlıyorum ama kardeşimi yalnız bırakmak istemiyorum." Yasemin'e döndüm. "Güzelim önce bizim işleri halletsek olur mu?"
"Abla istersen ben tek gidip halledeyim."
"Olmaz öyle, beraber bakacağız."
Asaf boğazını temizleyip konuya girdi. "Babaanne, siz yapmanız gereken şeyleri tek başınıza yapın. Alya'ya ihtiyacınız yok."
Annesi Zeliha hanım lafa girdi. "Ama Asaf onun bedenine göre kıyafetler almamız gerekiyor."
"Tamam işte. Gidip ne almak istiyorsanız alın."
Babaannesi de olaya karıştı. "Asaf haklı. En azından bizim zevkimize uygun şeyler giyer."
Bu işin sonunda yine ben zararlı çıkacaktım anlaşılan ama kardeşimin mutlu olması benim için daha önemliydi.
"O zaman biz gidelim."
"Asaf, sen de yanlarında ol. Başlarından ayrılma."
Babaannesi öyle bir konuşuyordu ki sanki kaçacaktım. Nasıl kaçabilirdim ki hem? Kardeşimin de hayatını mahvedemezdim.
Asaf'ın babaannesi ve annesi uzaklaşırken biz de gelinlikçiden çıktık. Asaf peşimizden gelirken vitrinde güzel bir elbise gördüğümüz için hemen yandaki mağazaya girdik. Yasemin kolumdan çıkıp heyecanla elbiselere bakarken ben de onun istediği renkte elbiselere göz atmaya başladım.
Bir kaç model çok güzeldi ama hiçbiri Yasemin'in istediği renkte değildi. Zaten o çoktan eline iki tane elbise almıştı bile.
Gördüğüm siyah bir elbiseye bakınırken Yasemin yanıma geldi. "Ooo çok cüretkar bir elbise."
Gülmeden edemedim. "Evet ama bunu giyersen bütün Mardin'in diline düşerim."
Küçük bir kahkaha attı. "Canım arkanda kocan varken kim sana karışabilir. Asaf abi giydiğine karışmıyor değil mi?"
Bilmiyordum ki? Umarım karışmazdı çünkü kendimi rahat hissettiğim kıyafetlerle olmak isterdim. Bu baktığım elbise de çok güzeldi. İstanbul'da olsam bunu kesinlikle özel bir günde giyerdim. Straplez, kolları düşük siyah mini bir elbiseyi burada giyersem Asaf'ın babaannesi deliye dönerdi sanırım.
"Neyse ya, biz bunu da alalım. Asaf abimin dili tutulur zaten ağzını bile açamaz."
Gülümseyip elbiseyi bıraktım. "Hayır Yasemin. Zaten çok beğenmedim. Öylesine bakıyordum. Sen kendine göre bir şeyler bulabildin mi?"
"Evet buldum, bak bu." dediği renkte bulduğu elbiseyi göstermişti. Saten bir elbiseydi. Göğüs kısmı katlı ve kolları düşüktü. Bel kısmında transparan detaylar vardı ve alt kısmı ise düz bir şekilde iniyordu. "Çok güzel değil mi?"
"Evet çok güzel Yasemin."
"Ben hemen deneyip geliyorum."
Başımı salladığımda kabinlere gitti. Ben de kabinlerin önündeki koltuklardan birine oturup beklerken telefonum çalmaya başladı. Çantamdan çıkarıp arayan kişiye baktım. Mert arıyordu. Asistan arkadaşlarımdan biriydi. Arkamda Asaf varken açsam mı bilemedim ama Mert çok meraklı biriydi. Açana kadar arardı.
Telefonu açıp kulağıma götürdüm. "Kızım neredesin sen ya? Ne izni almışsın hiç kimseye söylemeden etmeden."
"Öyle olması gerekiyordu. Daha sonra anlatırım. Şu an müsait değilim de."
"Bak kaçmak yok her şeyi anlatacaksın. Merak ettik seni göremeyince."
"Tamam, daha sonra arayacağım sizi."
Telefonu kapattıktan sonra biri elimden çekip aldığında başımı kaldırıp Asaf'a baktım. "Ne yapıyorsun sen?"
Telefonuma bir süre baktıktan sonra bana döndü. "Mert kim?"
"Hastaneden asistan arkadaşım. Merak etmişler."
"Bir daha ararsa açma."
"Neden?"
"Çünkü Alya, müstakbel eşim olduğun için ben kiminle konuş dersem onunla konuşacaksın. İstemediğim kişilerle de konuşmayacaksın. Hepsi bu."
Ayağa kalktım. "İstersen nefes de almayayım? Delirdin mi sen? Benim bir işim, bir mesleğim var."
"Artık yok. Evlendikten sonra bir daha işin olmayacak. Bu yüzden dert etmene gerek yok."
"Asaf!" işaret parmağımı salladığımda elimi tuttu.
"Bana bir kez daha karşı çıkarsan..." parmağımı nazikçe kapattı. "Çok kötü olur."
Derin bir nefes alıp elimi çektim. Telefonumu diğer elinden alıp yerime oturdum. Gerçekten
sinir bozucuydu. Ama dayanabilirdim. Alt tarafı bir sene. Sonra ondan sonsuza kadar kurtulacaktım.
"Abla, nasıl olmuş?" Yasemin deneme kabininden çıktıktan sonra ayağa kalktım. O kadar güzel olmuştu ki...
"Peri kızı gibi olmuşsun güzelim benim."
Elini tuttuğumda etrafında döndü neşeyle. "Ben de çok beğendim ya. Güzel görünüyor gerçekten."
"O zaman bunu alalım."
"Olur. Ben indirip geleyim de çıkalım sonra."
"Tamam güzelim."
Yasemin tekrar deneme kabinine geçtikten bir kaç dakika sonra elinde elbisesiyle çıktı. Kasaya doğru gidip elbiseyi verdikten sonra paketi uzattı çalışan kadın. "Buyurun efendim."
"Ücreti ne kadar?"
"Ben öderim, siz bekleyin."
Asaf'a döndüm. "Bu gelin alışverişine dahil değil. Kardeşime bu elbiseyi ben alıyorum o yüzden ben öderim."
"Sevgili karıcım..." Yasemin yanımızda olduğu için sözlerine dikkat ediyordu tabi. "Senin kardeşin benim de kardeşim. Ben öderim. Siz beni dışarıda bekleyin."
Nefesimi bırakıp Yasemin'e döndüm. "Biz dışarıda bekleyelim."
"Tamam abla."
Yasemin ile dışarı çıktıktan sonra Asaf da yanımıza gelmişti. "Bizimkiler eve geçmiş. Biz de gidelim artık başka bir şey yoksa."
"Yok, gidebiliriz."
Mağazadan çıkıp arabaya bindikten sonra kemerimi taktım. Yol boyunca sadece dışarıyı izledim. Zaten ne konuşacaktık onu da bilmiyorum ya...
Araba aniden durduğunda geldiğimiz yere baktım. Burası bizim evimiz değildi ki... "Burası neresi?"
"Evimiz Alya. Bizim evimiz."
Arabanın kapısını açıp indiğinde Yasemin ve ben de peşinden indik. Başımı kaldırıp konağa baktım. Bizim konaktan kat be kat daha büyüktü. "Vay canına abla, evlenince burada mı kalacaksın?"
"Sanırım."
Yasemin içeri geçtikten sonra Asaf karşıma geçti. "Beğendin mi?"
"Önemli mi?"
"Önemli değil mi? Hiç merak etmiyor musun?"
Kaşlarımı çattım. "Neyi?"
"Sana demedim mi? Sana cehennemi yaşatacağım diye. İşte burası orası. Cehennemi yaşayacağın ev. Her nefesinde pişman olacağın o ev. Beğenmedin mi?"
Nefesimi bıraktım. "Beğendim Asaf Boran. Çok beğendim. Ama haberin olsun. Ne yaparsan yap asla kaybetmeyeceğim. Beni asla üzemeyeceksin Asaf. Seni mutlu etmeyeceğim."
Yanından geçip cehennemim olacak bu konağa ilk adımımı attım.
~ ~ ~ ~ ~