Şart

1406 Kelimeler
Şimdi düşünüyorum da başımda bir annem olsaydı bütün bunlar olur muydu acaba? Annem izin vermezdi, ne yapar eder bir yolunu bulurdu. Hatta kaçardık, hep beraber kaçardık. Yasemin, o ve ben. Kimsenin bizi bulamayacağı bir yere kaçardık. Belki o hayatımızda hepimiz mutlu olurduk. Ama şimdi annem ölmüş, kardeşimin hiçbir şeyden haberi yok ve ben bugün sevmediğim, bana cehennemi yaşatacak bir adamla evlenmek zorundaydım. "Kalk artık abla, tavanı izlemeyi ne zaman bırakacaksın?" Aynanın önünde saçlarını tarayan kardeşime döndüm. "Canım hiç yataktan çıkmak istemiyor." "Ne o? Yoksa hasta mısın?" "Halsizim biraz." "Sen şuna ilk gecemden korkuyorum desene." Gözlerimi kocaman açıp doğruldum. "Yasemin? Neler diyorsun sen öyle?" Güldü. "Yalan mı abla? Ya başka ne olabilir ki hem?" "Bir daha böyle şeyler konuştuğunu duymayayım." yataktan mecburen çıktım. "Ben banyo edeceğim. Sonra da beraber geçeriz kahvaltıya." "Tamam, bekliyorum ben seni." Üzerime giymek için kırmızı boğazlı kazağımı ve siyah pantolonumu aldım. En azından babam buna laf etmezdi. Banyoya geçip suyu ayarladıktan sonra üzerimdeki kıyafetleri indirip suyun altına geçtim. Yasemin bana unuttuğum bir gerçeği daha hatırlatmıştı. Madem bugün düğün vardı o halde bu gece... Malum gece... Ya bana dokunmaya kalkarsa... Yapardı. Hayatımı cehenneme çevireceğini söylememiş miydi? Bunu yapmak için bundan daha iyi bir yol mu vardı? Yapardı... Erkek değil miydi? Yapardı. Ama benim en azından bundan kurtulmam lazımdı. Bu hayatta her şeye katlanabilirdim ama birinin bedenime zorla sahip olmasına asla dayanamazdım. Hiç değilse bundan kurtulmanın bir yolunu bulmalıydım. Güzelce yıkandıktan sonra suyu kapatıp çıktım. Üzerime havluyu sarıp saçlarımı kurulayarak banyodan çıktığımda odanın içinde Asaf'ı görmemle çığlık atıp kapıya sindim. "Ne yapıyorsun sen burada?" "Kardeşin burada olduğunu söyledi. Ne bileyim ben banyo ettiğini?" "Tamam, artık biliyorsun. Çık işte!" Bir kaç adım atıp aramızdaki mesafeyi kapatıp kapı ile arasına aldı beni. "O sesini kıs Alya. Aksi takdirde ben kısmasını çok iyi bilirim." Banyonun kapı kulpunu sıkmayı bırakıp derin bir nefes aldım. "Çıkar mısın artık?" lanet olsun ki ona karşı gelemiyordum. Görünüşü bile yeterince ürkütücüyken her konuştuğunda diliyle ucu sivri oklar yiyormuş gibi hissediyordum. Bir süre daha gözlerimin içine baktıktan sonra odadan çıktı. Çıkar çıkmaz derin bir nefes alıp kardeşimin yatağına oturdum. Tüm vücudum titriyordu. Korkudan mı yoksa gerginlikten mi bilmiyorum ama vücudumda hiç de hoş etkiler bırakmıyordu. Kendime gelip hızlıca az önce yatağın üzerine bıraktığım kıyafetleri giydim. Saçlarımı kuruladıktan sonra tarayıp açık bıraktım. Çok uzun olmadıkları için şanslıydım. Dalgalı olduğu için kabarıp duruyorlardı bazen... Aynada son kez kendime bakıp odadan çıktım. En fazla ne olabilirdi ki? Daha odadan çıkar çıkmaz ne olacağını anlamıştım bile. Asaf'ın bütün ailesi avludaydı. Hepsi sessiz sedasız bir şekilde oturuyordu. Bunlar şimdi iki düğünle akraba mı olacaktı? Birbirlerini öldürmek için bekliyorlardı sanki. Derin bir nefes alıp yanlarına gittim. Babaannemin yanında oturan kadın büyükleriydi sanırım. İlk önce ona doğru yaklaştım. "Hoşgeldiniz efendim." Elini öpmek için eğildiğimde elini şalının altına sakladı. "İstemez." Güzel, anlaşılan nefret edilmeye devam edecektim. Madem istemezdi, diğerlerini de önemsemeden avlunun köşesine geçip ayakta dikilmeye başladım. Tanımadığım orta yaşlı bir kadın konuştu. "Gelin hanım da teşrif ettiklerine göre alışverişe gidelim artık diyorum." "Ne yaparsan yap Zeliha." Göz ucuyla Asaf'a baktım. O da burada olmaktan rahatsızdı. O halde neden evleniyorduk ki? Başka bir adam lafa girdi. Gençliğini kısmen hatırlıyordum. Bu Asaf'ın babası olmalıydı. "Bu rezaleti kapatmak için bu düğünü hemen yapmamız iyi oldu. Fakat bazı şartlarım var Hüseyin." "Ne şartı? Berdel dediniz kabul ettik. Başka ne olacak ki?" "Berdeli kabul etmekten başka çaremiz yoktu. Kızımızın yaptığı bu rezilliği örtmemizin tek yolu buydu. Ya oğlunuz ölecekti ya da bu nikah olacaktı." aşka rezillik olarak bakıyorlardı... Onlarla nasıl yaşayabilirdim ki? "Saadete gel Hasan." "Olan şu Hüseyin. Kızın ilk bir yıl hamile kalmayacak." "Ne?" Gerçekten ne? Bu nasıl bir şarttı? Tamam ondan çocuk falan istediğim yoktu zaten ama bunu neden istiyordu ki? "Şartım sadece bu Hüseyin. Bir yıl sonra Asaf ve Alya boşanacak. Bu süreçte ben mirasa ortak birini istemiyorum." İşte yine de buna sevinmiştim. Bir yıl sonra dul bir kadın olarak kaldığımda daha çok zorlanacaktım ama alıp başımı gidecektim buralardan. Kim ne derse desin, gidecektim. Sadece bir yıl daha buna katlanmalıydım. "Bu görülmüş, duyulmuş şey değil Hasan. Ben buna karşıyım. Alya o eve bebek verecek." "Ailemde Akdemir kanı istemiyorum. Bu asla olmayacak. Bebek de Alya da ölür yoksa." Bunlar gerçekten delirmişti. "Kızının da bir çocuğu olduğunda onun Akdemir olacağını unutuyorsun Hasan." "Unutmuyorum. Benim Aslı diye kızım yok artık. Alın ne yaparsanız yapın." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. O kadar geri kafalılardı ki ne yapacağımı bilemiyordum. "Ben de zinhar istemem bir torun. Hele de bu kadından." Daha fazla dayanamadım. "Madem kimse bu evliliğin gerçekleşmesini istemiyor neden evleniyoruz biz o halde?" "Ne?" Asaf'ın babası konuştuğunda Asaf da bana döndü. "Dediğimi duydunuz. İki insan birbirini sevip kaçtı diye bunun bir cezası olmamalı. Bırakın mutlu olsunlar. Neden izin vermiyorsunuz?" "Dilde pabuç gibi." babasının yanındaki yaşlı kadın konuştu. "Torunumun senin gibi bir kadına layık olmadığını çok iyi biliyoruz, ama töreye de karşı gelemeyiz." Demek babaannesiydi. "Ben de torununuzla evlenmek istemiyorum zaten." Asaf hızla ayağa kalkıp karşıma geldiğinde kolumu sertçe tuttu. "Kes artık sesini." dişlerinin arasından konuşurken kolumu daha çok sıkıyordu. "Canımı yakıyorsun, bırak." söylediklerimi önemsemedi bile. Daha çok kolumu sıkarken babamın ya da abilerimden birinin bir şey yapmasını bekledim ama olmadı. "Canının yanmasını istemiyorsan sus artık. Aileme bir daha karşı gelme." Başımı eğip gözlerimi kapattım. Ağlamak istemiyordum. Bir kaç saniye öyle durduktan sonra kolumu bırakıp arkasını döndü. "Alışveriş için gidelim artık." Merve yengem ayağa kalktı. "Yasemin de gitmek istiyordu, ben ona haber vereyim." Asaf tekrar bana döndüğünde başımı kaldırıp yüzüne baktım. Bana nefretle bakan bu adamla evlenmek zorundaydım. Asaf'ın annesi ve babaannesi de ayağa kalktı. "Arabada bekliyoruz." "Ben ceketimi giyip geleyim." Arkamı dönüp Yasemin'in odasına geçtim. Kapıyı kapatır kapatmaz gözlerimden akan yaşları sildim. Hayır, ağlamak yok. Güçlü olmak zorundaydım. Onlara üzüldüğümü göstermeyecektim. Mutlu olmalarına izin vermeyecektim. Dolaptan ceketimi ve çantamı alıp odadan çıktım. Yasemin Asaf'ın yanındaydı ve neşeli bir ifadeyle ona bir şeyler anlatıyordu. "Asaf abi, biliyor musun ben de ablam gibi doktor olacağım. Sınava hazırlanıyorum." "Çok güzel. Eminim başarılı olacaksın." "Yasemin?" Yasemin heyecanla yanıma gelip koluma girdi. Sanırım onun gülümsemesinden başka beni hayata tutan bir şey yoktu. Hep böyle gülse keşke. "Ablam, biz de eniştemle konuşuyorduk." "Hadi gidelim, bir an önce halledelim şu alışverişi." "Ooo, birileri evleneceği için çok heyecanlı belli ki." Yasemin'e gözlerimi devirdiğimde Asaf'a döndü. "Sen de heyecanlı mısın Asaf abi?" "Çok." Bana bu kadar kötü davranıp kardeşime iyi davranması çok tuhaftı ama razıydım. O iyi olduğu sürece sorun yoktu. "Artık gidelim." Asaf önden yürüyüp merdivenleri inerken biz de peşinden gittik. Gerçekten her şeyin bir an önce bitmesini istiyordum ama her şey bittiğinde artık Alya Boran olarak yaşayacaktım. Her iki seçenek de berbattı. Asaf'ın annesi ve babaannesi başka bir arabayla gidecekti. Biz de Asaf'ın arabasına bindik. Kemerimi bağladıktan sonra Yasemin'e döndüm. "Kemerini bağla ablacım sen de." Başını salladı. "Tamam abla." Kemerini bağladıktan sonra Asaf arabayı çalıştırdı. Ailesinin arabasını takip ederken bir süre sessiz kaldık. En azından Yasemin iyi dayanmıştı. "Asaf abi?" Yine o soğuk ses tonuyla konuştu. "Efendim?" "Ablama aşık olduğunu ne zaman anladın?" Başımı çevirip Yasemin'e döndüm. "Yasemin bunu konuşmanın zamanı değil." "Neden değil ki? Alışveriş merkezine gidene kadar konuşabiliriz işte." Derin bir nefes aldım. "Sana her şeyi anlatacağım sonra, olur mu?" Ofladı. "Tamam abla tamam. Yine utandın değil mi?" Bir şey demeyip önüme döndüm. Geri kalan yol boyunca neyse ki Yasemin de hiç konuşmadı. Alışveriş merkezine geldiğimizde arabadan indik. Yasemin gelip tekrar koluma girdi. "Ben de güzel bir elbise almak istiyorum bu gece için." "Nasıl bir şey istiyorsun?" "Gül pembesi istiyorum. Bulabilirsem o renkte istiyorum." "Sana da çok yakışır inan." "Sen nasıl bir gelinlik alacaksın peki?" "Bilmem, hiç düşünmedim." "Nasıl düşünmezsin abla ya? Şimdi düşün o halde." Nefesimi bırakıp başımı çevirdim. Biz içeri doğru giderken Asaf da peşimizden geliyordu. Tekrar önüme döndüm. "Gidince bakarız güzelim." "Tamam hadi, öyle olsun." Derin bir nefes alıp etrafa bakındım. Yürüyen merdivenlere doğru yönelirken Yasemin kolumdan çıktı. "Ayy, ben hemen kitapçıya gidip geleceğim ben." "Bekle, beraber gidelim." koşturduğunda ona yetişemeyeceğimi anladım. Neyse, üst katta buluşurduk. "Nereye gidiyor?" "Kitapçıya gidip gelecekmiş." "İyi." Yanımda yürümeye başlarken dönüp ona baktım. "Kardeşime iyi davrandığın için teşekkür ederim." "Sana verdiğim sözü tutuyorum. Umarım sen de sözünü tutarsın." Evet, dün gece benden bir şey isteyeceğini söylemişti. Ne olduğunu söylememişti ama sanırım onunla alakalıydı. "Benden neden bu kadar çok nefret ediyorsun? Seninle evlenmeyi ben istemedim. Bu evlilik benim yüzümden olmuyor." Durup nefesini bıraktı. "Senden nefret etmemin özel bir sebebi var Alya." "Ne?" Aramızdaki mesafeyi kapattı. "Çünkü sana baktığımda o kadını görüyorum. Gözlerinin içine her baktığımda o kadını görüyorum. Dünya üzerinde en çok nefret ettiğim o kadın gibi bakıyorsun." Arkasını dönüp giderken öylece bakakalmıştım. Hangi kadından bu denli nefret ediyordu ki? ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE