Mehpare

2021 Kelimeler
"Asaf, uyuma dur. Uyan, lütfen." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Hayır bir şey olmayacaktı. Ölümcül bir darbe bile değildi ki bu. "Asaf, hadi uyan." Bir şeyler yapmam lazımdı. Ailesine haber vermeliydim. Elimi yarasından çekip kendi elini tutup yarasına bastırdım. Ayağa kalktığımda boşta olan eliyle bileğimi tuttu. "Bekle." "Asaf, iyi misin?" "Banyoda, ilk yardım çantası var." "Ailene haber vermeyeyim mi?" Derin bir nefes alıp gözlerini araladı. "Ne diyeceksin? Kocamı bıçakladım yardım edin mi?" "Başka ne yapabilirim ki?" "Banyodan çantayı getir ve başka hiçbir şey yapma sen Alya." Başımı sallayıp ayağa kalktım. Ayağıma takılmasın diye gelinliğimin eteklerini tutup banyoya geçip ışıkları açtım. İlk yardım çantası? Aynanın yanındaki dolapları açıp bakınırken ilk yardım çantasını bulmuştum. Çantayı alıp banyodan çıktığımda Asaf odada yoktu. "Asaf?" Çantayı koltuğa bırakıp odadan çıktım. Avluya bakınırken dış kapının sesini duydum. "Asaf?" Merdivenleri hızlıca inip dış kapıyı açtığımda Asaf'ın arabasının uzaklaştığını gördüm. "Nereye gidiyor bu adam yaralı yaralı?" Nefesimi bırakıp içeri girdim ve kapıyı kapattım. Kimse görmeden odamıza geçtiğimde beyaz çarşafın üzerindeki kan lekelerine baktım. Belki de bu benim için bir işaretti. Bu çarşafı annesine verirsem beni rahat bırakabilirdi. Hızlıca çarşafı yataktan çıkarıp dolaptan yeni siyah bir nevresim serip çarşafı kapının yanına bıraktım. Sabah annesi geldiğinde ona bunu verecektim. Ama Asaf nerede diye sorduğunda... İşte o zaman ne yapacağımı bilmiyordum. Dolabı açıp eşyalarımın olduğu kısımdan bir tişört ve eşofman çıkarıp üzerimdeki gelinlikten kurtuldum. Tüm bu gösteriş buraya kadardı. Akdemir'lerin kızı alındı ve aradaki mesele çözüldü. Aslı ve Yaman abim mutluydu. Asaf ise... Karmakarışık. Bu hikayede yanan tek kişi bendim. Nefesimi bırakıp pijamalarımı giyip koltuğa oturup kollarımı bağladım. Şimdi ne yapacaktım? Ya Asaf'a bir şey olursa? Hemen de gitmişti. Tamam yaptığımdan pişman değildim ama bir insanı ilk defa bile isteye yaralamıştım. Bugün kurtulmuştum da ya bundan sonra ne olacaktı? Oflayıp koltuğa uzandım. Bundan sonra her şey zamanla olması gerektiği gibi olacaktı. Şimdi bir şey düşünmeye gerek yoktu. Güzel bir uyku çekecektim. ~ ~ ~ ~ ~ Odanın kapısı vurulduğunda irkilerek uyandım. "Ne oluyor sabah sabah ya?" Saçlarımı yüzümden çekip ayağa kalktım. Kapıyı hafif araladığımda karşımda Zeliha hanımı buldum. "Zeliha hanım?" Gözlerini devirdi. "Anne. Bundan sonra bana anne diyeceksin. Bir daha hanım dediğini duymayacağım." Başımı salladım. "Pardon, ben alışmadığım için..." Nefesini bıraktı. "Alışırsın. Söyledikçe alışırsın." "Peki Zeliha ha.. Anne." "Güzel. Çarşafı ver şimdi." Başımı sallayıp kapının kenarındaki çarşafı ona uzattım. Çarşaftaki kana bakarken gülümsüyordu ama bilmiyordu ki o oğlunun kanıydı. "Güzel, artık Asaf'a aitsin." Aitlik? Mal mıydım ben ya? Bir bu eksikti. "Ama bu bir daha olmayacak. Umarım dün gece de korunmuşsundur." Nefesimi bırakıp başımı salladım. "Evet. Öyle oldu." "İyi güzel. Dediğim gibi. Bir daha olmayacak. Senin soyunun soyumuza karışmasını istemiyoruz." Başımı salladım. "Anladım. Ne isterseniz öyle olsun." Her şeye tamam. Tek istediğim bu evden bu aileden bir an önce kurtulmaktı. "Asaf uyuyor mu hâlâ?" Başımı çevirip boş odaya baktım. Ne diyeceğim şimdi? "Asaf şey..." Zeliha hanıma döndüm. "Ben uyurken çıkmış olmalı. Nereye gittiğini bilmiyorum." "Adam da haklı kaçmakta gerçi." nefesini bıraktı. "Neyse, Asaf üstüne düşeni yaptı ya, gerisi mühim değil." arkasına dönüp giderken konuştum. "Zeliha anne?" Tekrar bana döndü. "Ne var?" "Şey... Aceleden Asaf'ın telefon numarasını almadım da... Aramak istiyorum ama numarası bende yok. Siz verebilir misiniz?" "Neden? Zırt pırt arayıp rahatsız etmek için mi?" "Hayır sadece..." Hemen bir yalan daha. "Artık evliyiz ya. İstediği yemeği yapmak istiyorum. Bu yüzden ne sevdiğini soracağım." "Bu evliliğin kurmaca olduğunu unutmuş gibisin." "Siz demediniz mi kadınlık görevlerini yerine getireceksiniz diye... Eşim için bir şeyler yapmak istiyorum." "İyi. Hazırlan ve mutfağa gel. Sonra belki veririm numarasını." Başımı salladım. "Tabi Zeliha anne." Zeliha hanım uzaklaştıktan sonra kapıyı kapatıp banyoya geçtim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra saçlarımı tarayıp at kuyruğu yaptım. Yüzüme hafif bir makyaj yapıp banyodan çıktım. Dolaptan siyah boğazlı bir kazak ve ispanyol paça kotumu alıp hızlıca giyindim. Evet, hadi bakalım Alya. Artık Boran ailesinin gelinisin. Ne yaparsan kendine... Herkese iyi davranırsam iyi şeyler görürdüm. Bu yüzden ne görmek istiyorsam öyle davranacaktım. Derin bir nefes alıp odadan çıktım. Mutfak alt kattaydı. Merdivenleri inip avluya indikten sonra mutfağa girdim. Üç çalışan kahvaltıyı hazırlamak için uğraşırken Zeliha hanım sandalyede oturmuş kahvesini yudumluyordu. "Gel şöyle Alya. Karşıma geç." Dediğini yapıp karşısındaki sandalyeyi çekip oturdum. Kendimi öğretmeni tarafından sınava tabi tutulan öğrenciler gibi hissediyordum ve umarım bu sınavdan geçerdim. "Şimdi Alya... Dediklerimi iyi dinle. Sen artık bu evin gelinisin. Hatta bu evin tek gelinisin. Bu yüzden birtakım sorumlulukların var. Önce, sabahları bizden önce uyanıp kahvaltıyı hazırlayacaksın." Duyduklarıma ben de şaşırmıştım ama çalışan kadın bile şaşırmış olacak ki aniden konuya dahil oldu. "Zeliha hanım, biz hallederdik. Gelin hanım yorulmasın. Sonuçta ev baya kalabalık." Zeliha hanım konuşan kadına bakıp kaşlarını çattı. "Sen karışma Nursema. Burada konuştuğum her şey Keriman annemin sözleridir. O ne dediyse o olur evimizde. Bilmez misin?" "Pardon hanımım..." Nursema hanım tekrar işine döndüğünde Zeliha hanım da tekrar bana döndü. "Her neyse... Önce kahvaltı. Kahvaltı eksiksiz olmalı. Mehpare patatesli gözleme sever. Yemese bile eksik etmeyeceksin. Kızımın hiçbir isteğini eksik etmeyeceksin." Sanki gelini değilim de hizmetçisiydim. "Kahvaltı bitince de önce mutfağı temizlersin. Sonra salonu ve misafir odasını pırıl pırıl edersen. En son da yukarı kattaki avluyu temizle ve aşağı in. Aşağıdaki avluyu da temizledikten sonra sıra akşam yemeğine gelir. Keriman babaannen sana ne yapacağını söyler. O söylemezse ben söylerim. Bir şekilde haberin olur. " Kaşlarımı çattım. " Bunların hepsini tek başıma mı yapacağım? " Gülümseyip başını salladı. "Ne o doktor hanım? Bu saydıklarımın hepsi bir insanın hayatını kurtarmaktan daha kolay şeyler. Herhalde yapabilirsin değil mi?" "Evet ama... Tüm bunlar bütün günümü alır." "Bütün günün boş zaten. Bir işin yok. Yap işte." Nefesimi bıraktım. Sakin ol Alya. Yap, gerekirse her şeyi yap ama ses çıkarıp sevindirme şunları. Dayanacağın sadece bir yıl. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer. "Peki tamam. Dediğiniz gibi her şeyi yapacağım." Ayağa kalktı. "Güzel. Şimdi Nursema sana her şeyi anlatır. Aile üyeleri uyanmadan önce kahvaltı masasını hazır edin." "Tabi Zeliha anne." Zeliha anne mutfaktan çıktıktan sonra Nursema hanım karşımdaki sandalyeye oturup gülümsedi. "Ben Nursema. Sen de Alya olmalısın." Başımı salladım. "Evet. Memnun oldum tanıştığımıza." "Sen Zeliha'ya takılma. O Keriman hanımdan bir duyduysa bin söyler. İşleri biz hallederiz. Sen Zeliha hanımdan uzak dur yeter. Gözüne batma." "Olur mu ki öyle? Ya fark ederse..." Nefesimi bıraktım. "Sorun değil. Ben hallederim. Alt tarafı temizlik." "Olmaz. Asıl bu olmaz. Sen daha yeni evlisin. Hem evli olmasan bile bu kadar yük tek başına çok fazla. Biz Nergis ile beraber hallederiz. Suzan da akşam yemeklerini halleder." Fark edilirse daha kötü olurdu. Hem ben gizliden iş çeviremezdim ki... Her an yakalanma korkusuyla da yaşayamazdım. En iyisi Zeliha anne ne dediyse hepsini yapmaktı. " Teşekkür ederim ama ben bana ne denildiyse onu yaparım. Hiç sıkıntı değil. " Nursema hanım nefesini bıraktı. "Peki kızım peki. Ama ne zaman yardıma ihtiyacın olursa biz yanındayız. Bize söylemekten asla çekinme." Gülümsedim. "Teşekkür ederim." aklıma gelen şeyle dudaklarımı araladım. "Ben size bir şey sorabilir miyim?" "Tabi sor kızım." "Zeliha annenin iki ismi mi var?" "Evet kızım. İki ismi var." Başımı salladım. Demek ki Gülizar dediği kadın oymuş. "Zeliha Gül." "Gül mü?" "Evet, Gül. Ama Gül ismini pek kullanmazlar. Herkes Zeliha der." "Gül, Gülizar'ın kısa ismi olabilir mi?" Başını olumsuzca salladı. "Hayır. Zeliha hanımın ikinci ismi Gül. Ama Gülizar Asaf beyin öz annesinin ismi." Kaşlarımı çattım. "Anlamadım. Yani şimdi Zeliha anne Asaf'ın öz annesi değil mi?" "Hayır. Zeliha hanım Hüseyin beyin ikinci eşi. İlk eşi Gülizar hanımmış. Biz tanıyamadık onu ama seneler önce ölmüş." Demek Asaf'ın annesi ölmüştü. Ama nasıl? "Nasıl öldüğünü biliyor musunuz?" "Kazaymış. Ama nasıl bir kaza bilmiyoruz." Parmaklarımı dudaklarımda gezdirdim. Demek kaza. Asaf bunu hayatta söylemezdi bana. "Peki ya Mehpare? O kimin kızı?" "O da Gülizar hanımın kızı ama çok küçükken annesi ölünce Zeliha hanım onu kendi annesi gibi sahiplendi. Bu konakta en sevdiği kişi Mehpare'dir. Zavallı Mehpare de annesini Zeliha hanım sanıyor. Abisiyle üvey kardeş olduğunu düşünüyor bu yüzden ama Asaf abisine hiç o gözle bakmaz. Aralarından su sızmaz. " Başımı salladım. "Demek öz annesi hakkında bir şey bilmiyor." nefesimi bıraktım. O halde bu sorunun cevabını ya babasından ya da Asaf'tan öğrenecektim ama şu an ikisi de imkansız gibi bir şeydi. "Son bir şey daha sorabilir miyim?" Çünkü yeterince vakit harcamıştık ve birazdan kahvaltının hazır olması gerekiyordu. "Sor tabi Alya hanım." "Sadece Alya yeterli." Gülümsediğinde konuşmama devam ettim. "Biz biraz acele ile evlendik belki durumlardan haberiniz vardır." Başını salladı. "Evet biliyorum." "İşte, bu yüzden ben de Asaf'ın telefon numarası yok da acaba siz de var mıdır?" "Biz de numarası var tabi. Olası acil durumlar için tüm Boran'ların numarası var hepimizde." "Çok güzel. Bana numarayı verebilir misiniz acaba?" "Tabi kızım." cebimden telefonu çıkarıp Nursema hanıma uzattım. Numarayı tuşladıktan sonra tekrar bana uzattı. "Teşekkür ederim." hızlıca arama tuşuna basıp ayağa kalktım. Mutfaktan çıkıp telefonu açmasını bekledim ama açmamıştı. Arama kapandığında bir kez daha aradım. Yine açmamıştı. Ya başına bir şey geldiyse...? Tekrar mutfağa girdim. "Peki siz de Yiğit'in numarası var mı? Arkadaşı sanırım." "Evet, olacaktı." Nursema hanım telefonunu çıkarıp bana uzattığında hızlıca Yiğit'in numarasını telefonuma kaydedip telefonu tekrar ona uzattım. "Çok teşekkür ederim." "Ne demek kızım." Tekrar mutfaktan çıkıp Yiğit'i aradım. Asaf'ın aksine Yiğit telefonunu açmıştı. "Alo?" "Merhaba, Yiğit Karataş ile görüşüyorum değil mi?" "Evet benim. Siz kimdiniz?" "Alya ben. Alya Boran. Asaf'ın eşiyim." "Ha... Neden aradınız beni?" "Şey ben Asaf'a ulaşamadım da. Siz onu bugün gördünüz mü?" "Evet. Yanımda." "O iyi mi?" "Evet iyi. Ölmemiş, korkma." Derin bir nefes aldım. Neyse ki bir şeyi yoktu. "Öyle birden gidince... Yarası nasıl?" "İyi. Doktor çağırdım geldi ve baktı. Şimdi de uyuyor." "Sevindim." "Sevindin? Onu bıçakladıktan sonra iyi olduğuna seviniyor musun? Çok tuhaf." "Bakın durum bildiğiniz gibi değil. Bunu yapmak istemezdim ama..." "Her neyse. Özel hayatınızla ilgilenmiyorum. İyi günler." Telefonu kapattığında öylece bakakalmıştım ekrana. Arkadaşı da tıpkı kendisi gibi tuhaftı. Nefesimi bırakıp telefonu cebime koyup tekrar mutfağa geçtim. Artık kahvaltı hazırlığına bakabilirdim. "Kahvaltı masasını nereye kuruyorsunuz?" "Üst kattaki avluya kızım. Nergis'i takip edin, tepsileri birer birer taşıyın siz." Başımı sallayıp hazır olan tepsilerden birini alıp mutfaktan çıktım. Nergis'i takip edip üst kata çıkınca tepsideki kahvaltılıkları masaya dizmeye başladık. Suzan da son tepsiyi getirdiğinde masa hazırdı. "Ben gidip Zeliha hanıma haber vereyim." "Tabi." Masaya son kez bakıp bir eksik var mı diye kontrol ettim. Her şey hazırdı. Sesler duyduğumda başımı çevirdim. En önde Keriman babaanne ve oğlu Hasan bey kol kola geliyordu. Arkalarından Zeliha anne ve yanında daha önce görmediğim bir kadın. Hemen arkalarında da Mehpare. "Günaydın." Mehpare gülümseyip yanıma geldi. "Günaydın Alya." Neyse ki bu evde bana karşı sıcakkanlı olan biri vardı. Herkes yerine geçtiğinde ben de Mehpare'nin yanına geçip oturdum. Hasan babam boğazını temizleyip lafa girdi. "Asaf nerede? Uyanmadı mı hâlâ?" "Asaf sabah erkenden çıkmış Hasan baba." "Nereye gittiğini söylemedi mi?" Başımı olumsuzca salladığımda Zeliha anne yarım ağız gülümseyip konuştu. "Kağıt üzerinde bir evlilik sonuçta bey. Ciddiye alıp bir de ona hesap mı verecek?" Haklıydı. Ne diyebilirdim ki? Bir yıl boyunca bu böyle olacaktı. Ne Asaf beni karısı olarak görecekti ne de ben onu kocam olarak görecektim. "Seni Sıla ile tanıştırayım Alya." Zeliha hanım yanında oturan kadını gösterdi. "Bu Sıla. Sıla Bozoklu." yüzüne baktım Kızıl saçları, yeşil gözleriyle öyle güzel görünüyordu ki... Beyaz teni, kiraz dudaklarıyla oldukça güzel bir kadındı. "Bozoklu aşiretinin ilk torunu." Başımı salladım. "Memnun oldum." "Ayrıca kendisi benim gelinim olur." Gelini? Zeliha hanımın başka bir oğlu mu vardı acaba? "Senin gibi bir talihsizlik olmasaydı çok yakında Asaf ile evleneceklerdi." Kaşlarımı kaldırdım. Çok güzel. Kocamın bir de sevgilisi mi vardı yani? "Bir sene sonra boşandığınızda Sıla ve Asaf evlenecek. Boran ailesine torunu da Sıla kızım verecek." Sıla gülümsediğinde nefesimi bırakıp gülümsedim. Ne yapacaktım başka sanki? Razı gelip bir sene dayanacaktım buna. "Anne yeter. Gerek yok bunu konuşmaya şu an." "Kızım sanki kötü bir şey mi dedim ben?" Mehpare ayağa kalktı. "Deme anne. Hiçbir şey deme. Bu evlilik kağıt üzerinde bile olsa Alya bir kadın. Karşısına geçip resmen bu senin kuman diyip onu anlatıyorsun. Hangi kadın bundan memnun olabilir ki?" "Otur yerine Mehpare. Akdemir'lerin kızını mı savunuyorsun bana?" "Hayır anne. Bir kadını savunuyorum. Soyadı önemsiz herhangi bir kadını. Bir daha bu şekilde konuşmanı istemiyorum. Zira abim onu bana emanet etti. Hiçbiriniz tek bir laf bile etmeyecek ona. Eğer böyle bir şey olursa karşımda kim olursa olsun, üzerim. Bilmiş olun. " Mehpare'nin söylediklerine şaşırmışken bana döndü. "Kalk hadi, gidelim." Ne yapacağımı bilemeyerek ayağa kalktım. Masadaki tek bir kişi bile Mehpare'ye ağzını açamamıştı. "Afiyet olsun." Mehpare'yi takip edip aşağı inerken derin bir nefes aldım. Ne olmuştu az önce öyle? ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE