"Baslayacağım ama haa!" diye çıkıştı Andries o bozuk aksanıyla. Sonra yaptığının farkına varıp sakinleşmeye çalıştı. Ardından ekledi. "Bugün gitme, tüm gün birlikte olalım."
Andries kalbime mi indireceksin yiğidim?
Demet'in akışkan bir çikolataya dönerken, vücudu da ona eşlik edip şekilden şekle giriyordu. Ama kızgındı da, değil mi Demet? Hani arayıp sormadığı için trip atacaktın ya?
"Çok güzel bakmıyor mu ama?" bir de bana cevap veriyor allahın çakma sarışını.. Çakma mı? Abartma bence. Çünkü baya anadan doğma has sarışın Demet.
"Çok önemli işlerim var, olmaz." diye aniden çıkıştı Demet. Ahh ikizler burcu, sen nelere kadirsin. Sende buna aldırma Andries. Çünkü şu an içindeki halk oyunları ekibi çılgınlar gibi halay çekiyor. Halay başı da üstelik bizzat Demet'in kendisi.
"Ertele," dedi Andries kesin bir sesle. "Hatta yürü evde konusacağız." aman allah'ım kız Demet çocuk niyeti bozdu, seni eve atmaya çalışıyor farkında mısın? Hah! Benimki de laf. Farkındasın tabi. Şu an aval aval bakmanı neye borçlu olayım başka.
"Olur."
Birlikte teyzesiyle Andries'in kaldığı eve girdiklerinde Andries yavaşça kapıyı kapattı. Salona doğru tedirgince yürüyen Demet'in halinden huzursuzluğunu anlamış olacak ki "Theia yok, rahat ol." deyip sırıtarak genç kızın yanından geçerek mutfağa ilerledi. Ardında gevşemiş bir Demet bırakarak.
Bir kaç saniye beyninde çakan şimşekleri savuşturduktan sonra oda Andries'in ardından mutfağa ilerledi. Ağır adımlarla mutfağa girdiğinde Andries'i tezgahın önünde bir kabın içinden cezveye döktüğü kahveyi karıştırırken buldu. Kapıya yaslanıp kollarını göğsünde bağladı. "Kahve mi yapıyorsun?" diye sordu Demet.
Andries kızın sorusuyla gülümseyip "Evet," dedi karşıtırmaya devam ederken "Bizim oranın en ünlüsüdür."
Demet aldığı cevapla mutfağın içine tamamen girerek bağladığı kollarını çözüp masanın yanındaki büyük uzun tabureye geçip oturdu.
Andries işini büyük bir ustalıkla yapmaya devam ederken arkasına dönüp Demet'e asla bakmıyordu. Genç kız bunu farkettiğinde kollarını masanın üzerine koyarak yüzünü ellerinin içine, çenesinin altına sabitleyerek sıkıldığını belli edercesine oflamaya başladı.
Andries Demet'in sesini duyduğunda sıkıldığını anlayıp gülümsemesini genişletti. Amacına ulaşıyordu. Bir anda ortamdaki sessizliğe son verip "Şu mahalle arkadaşın," dedi son iki kelimenin üzerine imayla bastırıp "Bu aralar fazla mı dolanıyor çevrende?"
Demet'in Andries'in sorusuyla dalgın bakan gözleri bir anda genç adamın sırtını buldu. "Yoo," dedi sakin tınıyla "O da nerden çıktı?" nerden çıktığı çok açık değil mi canım kızım?
Andries yüzünü bir anda Demet'in yüzüne döndüğünde genç kız irkildi. Bir adım yaklaştı Andries ve bir adım daha. Demet'in, bu hareketle kalp çarpıntısı saniyede yirmiye çıktı. Nasıl çıkmasındı?
"O yavşak," dedi Andries ağır adımlarını kesmeden. Bu mutfak o kadar büyük değildi ama? "Son bir kaç gündür etrafında. Farkında değil miyim sanıyorsun?" Andries yaklaşma daha fazla.
Demet Andries'in her bir adımıyla yutkunuşları da artıyordu. Nabzı bileğini delecekti şimdi. Ama bir saniye ya! Duydukları? Nereden biliyordu bunları Andries?
"Sen nereden biliyorsun ya bunu?" diye sordu şaşkınlıkla kaşlarını havaya kaldırıp. Andries daha fazla yaklaşma çocuğum.
Andries en sonunda aralarında bir kaç adım mesafe bırakacak şekilde durmuştu fakat her an her saniye dudaklarından çıkacak nefes yine birbirlerinin dudaklarında son duraklarına varabilirdi.
Ciddiyetle gülümsedi Andries. Öyle nasıl gülebildiğini bende çözemedim sayın okurlar, bakmayın öyle.
"Bilmem, nereden biliyorum acaba?" diye sordu. Ama bu sorudan çok verilmiş bir cevap gibiydi. Demet'in şaşkınlığı daha da arttı. "Nasıl ya? Bir haftadır beni gözün görmüyor bile." dedi haklı olarak.
Andries'in dudakları bu kez keyifle kıvrıldı. Ardından aralarındaki o mesafeyi hızla kapatıp, Demet'in gözlerinde olan bakışlarını genç kızın dudaklarına indirdi usul usul. Sanki dünyanın en masum olayıymış gibi. Saçmalama be bunun yüzünden yanmazlar herhalde.(!)
"Sence," dediğinde Andries'in nefesi şiddetle Demet'in dudaklarına çarptı. İçi gıdıklandı Demet'in. "Gözlerim seni görmüyor mu?" ahh hayır Andries böyle normal bir cümleyi o seksi ses tonuyla nasıl söylebiliyorsun?
Demet erime, erime yalvarırım.
Şimdi Demet'in gözleri de Andries'in konuşarak oynattığı dudaklarındaydı. "Andries," dedi hipnoz olmuş bir sesle. "Öpsene beni!" oha! Erime dedim, kız direk kabın şeklini aldı ya!
Andries şu cümleden sonra kendisini çok zor tutmaya başlamıştı ama yapmayacaktı. Çünkü bir haftanın intikamını ancak böyle alabilirdi. Hele o attığı yarı çıplak storyler, kimin eli kimin cebinde belli olmayan arkadaş ortamı. Kızlı erkekli. Hepsinin hesabı sorulacaktı.
Andries dişlerini göstererek güldü. Ardından genç kıza biraz daha sokularak ellerini taburenin kenaralarına sabitleyip kızı kendisine hapsetti. Ama öpmüyordu. Öpmeyecekti.
"Seni öpmemi mi istiyorsun?" diye sordu muzip bir sesle "Gerçekten istiyor musun bunu?" valla bende şaşkınım ama gerçekten istiyor Andries. Demet beklentiyle gözlerini Andries'in dudaklarından bir saniye çekmeden başını usul usul aşağı yukarı salladı. Andries bu hareket karşısında daha da keyiflendi. Onun seni kıvrandıracağı zamanlar da gelecek, sen yap böyle, yap.
"Hm," biraz daha yaklaştı. Demet anın etkisiyle gözlerini sımsıkı kapatıp Andries'in dudaklarının baskısını bekledi dudaklarının üzerinde. Ama saniyeler geçti. Biraz daha, geçti ve biraz daha. Andries'in eğlenen yüz ifadesini tabiki göremediği için rahattı böyle. Değilse çoktan tokadı yüzüne basıp, basıp gitmişti.
Andries acımasızca geri çekildi bir anda, yüzünde gram pişmanlık olmadan. Ardından tabureye sabitlediği ellerini çekti. "Kahve taşacak." dedikten sonra arkasını dönüp tezgaha yöneldi. Demet'in hayal kırıklığını hissedebiliyor musunuz sevgili okurlar? Gözlerini şokla açtı Demet. Eli ayağı titriyordu. Red mi edilmişti şimdi yani? Bozguna uğramış bir ifadeyle ki bunu ona zerre de hissettirmeyecekti. Duygularını saklamakta bir pandomim ustasından daha iyi bile olabilirdi.
"İçmeyeceğim kahve filan," dedi bir anda. Kız ben yukarda ne sıraladım seninle ilgili. Niye yüzümü kara çıkartıyorsun?
Demet'in her hareketiyle her sözüyle keyfi daha da yerine geliyordu ve yüzündeki gülümseme daha da büyüyordu Andries'in "Neden?" diye sordu sesini düz tutmaya çalışırken "Yoksa seni öpmedim diye küsecek misin bana?" Andries insan kudurtmada senin de üstüne yokmuş yani! Pes!
Demet Andries'in sorduğu soruyla yüzünü duvara çarpmış gibi hissetti. Yüzü ifadesizdi ama içi İsmail YK'nın güzide bir parçasıyla harmanlanıyordu. ABV.
Demet artık bir şeyler söyle, bakışlarından içinden ettiğin hiç bir kalıba sığmayan küfürlerini elbette hissediyordur ama dışa da vur bunu. İçine atma aşkım, değilse ben patlatacağım şimdi bir tane.
"Hah," dedi en sonunda Demet. "Sen öpmedin diye mi küseceğim? Yapma Andries," sesine inanılmaz bir alay tınısı taht kurmuştu. "Şimdi şuradan çıksam en az elli kişi-"
"Demet!" noldu Andries bir bozuldun sen. Ya senin karşında kim var bir bak, bak bir.
Demin dudaklarında peydah olan o gülümseme şimdi Demet'in dudaklarına konmuştu ve şimdi keyfi yerine gelen aynı zamanda Demetti.
"Senin o ağzını..."
"Ne o Andries, kızdın mı?" ya senin o alayla büzüşen dudaklarının sevimliliğini yerim.
"Yapma şunu Demet!" dedi artık öfkelenmeye başlayan sesle Andries. "Beni sinirlendirmek hoşuna mı gidiyor? Üstelik böyle bir konuda."
"Neye sinirlendiğini anlamıyorum! Kimsin ya sen," dedi ayağa kalkıp Andries'in önünde dikilip, tam gözlerinin içine bakarak "Bana karışmaya, benim üzerimde hak iddia etmeye ne hakkın var senin."
"Sevgilinim ben senin!" ne? Bunu defalarca duysam da aynı tepkiyi vereceğim sanırım.
Demet afallasa da bozuntuya vermedi. Her şey ya bugün başlayacak ya bitecekti.
Ellerini göğsünde toplayıp alaylı bir gülümseme takındığında Andries daha fazla sinirleniyordu. "Kim dedi ya," dedi Demet "Benim neden haberim yok?"
Gözlerini açıp kapattı Andries sinirle. Dişlerini birbirine bastırmaktan her an kırılabilirdi çenesi. "Beni.." dedi ardından kendisini ifade edebilmek için Türkçede doğru kelimeyi aradı. Tam sinirli zamanında olacak iş miydi bu? Yok, hatırlamıyordu.
Demet Andries'in bu çırpınışını fark edip gür bir kahkaha attı. Kızım gülme valla hiç iyi şeyler olmayacak.
"Sınama," dedi ardından Demet gülüşlerinin arasından. Andries genç kızın alayla söylediği şeyle başını yerden kaldırıp Demet'e çevirdi. Anlamsız gözlerle bakıyordu şimdi ve bu durum Demet'in ölesiye hoşuna gidiyordu. "Sınama diyecektin sanırım."
"Gülme," dedi Andries ciddiyetle "Gülme kendimi çok zor tutuyorum." Demet başta genç adamın ne demeye çalıştığını anlamadı. Daha sonra sırıtması yüzünde dondu. Hemen sonra Andries'in koyulaşan gözleriyle karşı karşıya geldiğinde elektrik çarpmış gibi hissedip "Neye?" diye sordu. İyi de sen niye fitilliyorsun ateşi? Al işte döndüm bakmıyorum, al.
Andries beklediği cevabı duymanın verdiği özgüvenle bir anda aralarındaki mesafeyi kapatıp Demet'in yüzüne doğru yaklaştı. "Buna." diyerek genç kızın yüzünü iki eliyle kavrayarak açlıkla dudaklarına kapandı. Önce sakin sakin ilerleyen Andries, şoktan karşılık bile veremeyen genç kıza öpüşünün arasından gülümsese de ardından öpüşü daha da derinleşti. Başını sağa yatırıp, sanki onu tanıdığından beri bu anı bekliyormuş gibi bir tutkuyla öpmeye devam etti. Bir kaç saniyelik bir afallamanın ardından Demet öpülmenin verdiği hazla ellerini Andries'in geniş, kaslı kollarına çıkartıp koydu. Bundan cesaret alan Andries ellerini Demet'in yüzünden indirip belini kavradı sımsıkı. Şimdi her şey tam olmuştu ikisi içinde. Ve böylelikle bundan sonra hiç bir şeyin eskisi gibi olmayacağının da altı çizildi.