17. BÖLÜM

967 Kelimeler
Demet gergin geçen bir sabah kahvaltısından sonra, önce seraya uğrayıp en son diktiği çiçeklere bakacak, ardından işe gitmek için taksi durağına uğrayacaktı. Fakat içinden hiçbir şey yapmak gelmiyordu. Çünkü Andries iki gündür genç kızı ne arıyor, ne de mesaj atıyordu. Hatta Demet dün bütün gün arkadaşlarıyla vakit geçirmiş, onlarca story atmasına rağmen Andries hepsini görmüş, hiçbirine bir şey dememişti. Tuhaftı. Peki neden böyle oluyordu? Aslında haketmemiş miydi Demet? Ya da tüm bu olanlara rağmen neden kendisi bir şey yapmıyordu? Bir mesaj veya bir arama... Oda yapmamıştı. i********:'daki en son konuşmalarından sonra sanki bir daha hiç konuşmamayacaklarımış gibi hissediyordu. Seraya geldiğinde, önce diktiği çiçeğe baktı. Ardından yeni yeni tomurcaklanmış olduğunu gördüğünde kaç gündür o içtenliğini yitirdiği gülümsemenin aksine keyiflice gülümsedi. Neşesi biraz olsun yerine gelmişti. Seradan çıkıp, ellerini hızla bir mendille temizlediğinde, mahallenin taksi durağına doğru ilerlemeye başladı. Mahallenin köşesinde bulunan kuaföre doğru kaçamak bir bakış attı. Ardından hiçbir şey yokmuş gibi ilerlemeye devam etti. Biraz daha yürüdü ve biraz daha.. "Demet." istediği sesi duyamayan genç kız, sinirle gözlerini açıp kapattı. Fakat bu sesi de tanıyordu. Yani en azından şu son bir kaç gündür daha yakından.. Arkasına döndüğünde o bilindik simayla karşılaştı. Alt mahallenin abilerinden Cenan, son bir kaç gündür Demet'i nerde görse durduruyor, önce hal ve hatrını soruyor ardından güzelliğiyle ilgili yavşamalarda bulunuyordu. Pardon, yavşama dedim. Çünkü haklıyım. Cenan Demetten bir kaç yaş büyüktü fakat dev gibi olan cüssesiyle genç kızdan en az on yaş büyük gibi duruyordu. Cenan çirkin bir erkek değildi. Esmer, uzun boylu, kara kaşlı, kara gözlü ortalama bir türk erkeğinin standartlarının biraz üstünde gibi gibiydi. Ya da ben mi büyüttüm bu kadar, bilemiyorum. Neyse.. "Evet Cenan." "Nasılsın?" Gözlerini devirmemek için sağa sola bakınmaya başlayan genç kızın gözleri, şu saçma konuşmayı Andrieslerin kuaförün önünde yaptığı gerçeğiyle burun buruna getirdi. Endişelenmişti. Çünkü eğer Andries- bir dakika ya! İyi de bunların arasında zaten bir şey yoktu ki? Neden endişelensindi Demet. Neden mi? Yürü kız Demet. Vakit kıskançlığı dibine kadar yaşatma vaktidir. Gazamız mübarek ola. Karşısında gözlerinin içine bakan adamın suratına dikkatle bakınıp gülümsemeye çalıştı. "İyiyim Cenan, sen nasılsın?" diye sordu. Fakat bunun cevabı zerre umrunda değildi Demet'in. Tek isteği konuşmayı biraz sürdürmek, ve az sonra Andries'in gözüne sokmak. Cenan da garibim, Demet'in kendisiyle ilgilendiğini zannedip, keyiflice sırıttı. "Bende iyiyim," dedi ardından ekledi. "İşe mi?" "Evet," dedi Demet sahte sırıtmasını ustaca sergilemeye devam ederken. "Sen?" "Ben.." dedi Cenan devamını getiremedi. Nereye gidiyorsun bu saatte söyleyemeyecek Cenan allahsen? "Sen?" dedi sorarcasına Demet gözlerinin içine bakarak. Cenan gözlerini kaçırdı. "Ben.. Senin her gün bu saatte işe gittiğini biliyorum." dedi tek solukta. Cenan'ın bu anlatmaya çalıştığı şeyi sağır sultan duydu, anladı, sindirdi fakat bizim Demette tık yok. Ya da şu an beni de kandırıyor çiroz. Bilemiyorum. "Ne güzel, annem mesela pek bilmez bu dediğini." deyip dalga geçti Demet. Bu kez Cenan Demet'in söylediği şeyi anlamaya çalıştı. Yok anam valla benim içim şişti burda. Ayranla kakaolu ikram bisküvi bir araya gelir, bunlar gelmez. "Neyse," dedi Demet. Tam cümlesinin devamında Cenan'a alttan alttan mesajlar verip onu hayattan bezdirecekken dakikalardır beklediği o yüce ses duyuldu ötelerden. Andries... "Demet?" ahh bebeğim hoşgeldin. Nasıl ama rönesans tablosu gibi değil mi? Demet zafer kazanmanın verdiği sarhoşlukla arkasına bakmak için döndü. Andriesle göz göze geldiğinde onu kaç gündür ayrılığın vermiş olduğu yetkiyle ne kadar çok özlediğini hissetti. Şimdi koşup sarılsa boynuna. Bir daha bana çıkışma aptal dese. Neyse hayal kurmayalım şimdi. "Andries?" dedi o da aynı Andries'in tonuyla. Ahh Demet senin o hiçbir şey anlamıyormuş gibi yapıp, üstüne bir de iki seksen salağa yattığın yüz ifadeni yerim. "Ne oluyor burada?" valla hakim bey bu olayda tek suçsuz Cenan. Demet'in zekasını küçümsemeye çalışıp, ağzında kelimeleri kem küm etti. Demet ruhsuzca gülümsedi. Sanki en başından beri planı bu değilmiş gibi, sanki Andries'in sesindeki o sorgu tınısını yeni anlıyormuş gibi yapıp sakince havayı soludu. "Ne olmasını isterdiniz Andries bey?" diye sordu imayla. Andries bu cevabın geleceğini elbette biliyordu. Çünkü artık Demet'i tanıyordu. O da sırıttı ama imayla. Ortama ise tek sırıtan bizim Cenan. Kaç kurtar kendini. Yani bence. "Kim bu arkadas?" diye sordu Cenan'ın gözlerinin içine bakarak. Bu sefer yüzündeki gülümseme yavaş yavaş solmaya başlamıştı. Elleri ise her an Cenan'ın boynuna atılıp, soluksuz bırakacakmış gibi ataktaydı. "Arkadaş," dedi Demet "Mahalleden." Cenan'ın gözlerinden bir hayal kırıklığı geçmedi değil. İyi de yavrum ne bekliyordun? Onlar görmüşler birbirlerini, sevmişler. Sana bana da aralarından çekilmek düşer. Çünkü bir zamanlar bende Andries'e aşıktım. "Sen kimsin?" diye bu kez deminden beri ortamın ateşinden konuşamayan bizim Cenan oldu. Demet'in asıl beklediği soru. 23 yıllık hayatında belki de hiç bir şeyi bu kadar merak etmemişti. Andries bu sorunun üzerine ne diyeceğini çok iyi biliyordu. Hem ona, hem karşısında merakla bakan mavi gözlü kıza. "Onun," dedi sakince parmağıyla yanındaki kızı gösterdi "Sevgilisiyim." ne? "Ne?" ahh Demet, repliğimi çalıyorsun. Cenan önce şaşkınca Demet'e baktı, onun gözlerinde bir şey aradı. Hayır demesini bekledi belki de. Fakat Demet duyduğu şeyle çoktan transa girmiş, şu an ne dersek onu yapacakmış gibi bir kıvama gelmişti. Bakışlarını gülümseyerek sevgilisinden çekmiyordu. Şu an dünya yansa Andries ben senin sevgilin miyim gerçekten? diyerek tüm yangını söndürebilirdi. "O yüzden bilader," dedi Andries. Sen o kelimeyi nerden biliyorsun yağız oğlan? "O bakışlarını sevgilimin yamacında görmeyeceğim. Yoksa bu Yunanlıyı kızdırmak istemezsin." Cenan'a ayrılan sürenin sonuna geldiğimizden çocuk arkasına bakmadan hızlı hızlı yürümeye başladı. Gitti cağnım çocuk. Andries Cenan'ın ardından bir türk erkeği gibi burnunu çeke çeke tehdit vari bakışlarını dikerek epey bir baktı. Sonra yavaşca transtan hâlâ çıkamamış Demet'e çevirdi bakışlarını. Nasıl özlemişti ama şimdi genç kızın o kokusunu. Alıp en derinlerine koysa, yine de bir saniye koklamaya doyamazdı. "Sende düş önüme," dedi sesini ciddi tutmaya çalışarak. Demet kal geldi biliyorum ama bir şeyler yap. Mesela hâlâ hayatta olduğuna dair bir şeyler. "Konuşacağız." "Konuşalım." dedi Demet hiç düşünmeden. Bunu mu kastettim kız, gözün kör olmasın? "Ama iş-" "Baslayacağım ama haa!" diye çıkıştı Andries o bozuk aksanıyla. Sonra yaptığının farkına varıp sakinleşmeye çalıştı. Ardından ekledi. "Bugün gitme, tüm gün birlikte olalım."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE