Teraslarında arada bir toplandıkları, çerez cips eşliğinde ve gıybetin dibine vurdukları herhangi geceden biriydi. Konuşulanlar birikmişti ve herkes eteğindeki taşı bir bir dökecekti. Bu aktiviteyi ilk yapmaya karar verdiklerinde kızlar birbirlerine yemin ettiler. Ne olursa olsun burada birikip, hayatındaki son gelişmeleri harfi harfine birbirlerine aktaracaklarına dair.
"Oha! Sevgili misiniz siz şimdi?" abartıyla sorulmuş bu soru ağzına kuruyemiş tıkıp konuşmaya çalışan Demetten başkasına ait değildi.
Sarmaşık kardeşinin bu abartılı ve sağır sultanı bile ayağa kaldıracak bağırışına elindeki bardağı masaya bırakıp ağzına vurdu. "Kızım sussana!"
Şaşkınlıkla gözleri açılan diğer iki kız ise sıralarını bekliyordu. Bunu gören Sarmaşık "Ne bakıyorsunuz öyle ya? Sevgili değiliz henüz. Deneyeceğiz sadece." diyerek konuştuğunda Buket gür bir kahkaha attı.
"Abla ne saçmalıyorsun sen? Kim aşkı deneme yanılma yoluyla bulmuş ki siz bulacaksınız?"
Demet kardeşinin bu mantıklı açıklamasıyla önce düşünür gibi yaptı. Sonra ikizine bakıp "Yemin ederim ben böyle mantıklı konuşamam. Çak!" deyip elini havaya kaldırdı. Bukette aynı karşılığı verince ellerini birbirlerine çarptılar.
Sarmaşık sıkıntılı bir nefes bıraktı. "Yaa off, öyle değil." dedi bakışlarını karşıya sabitleyip "Çok yaralı bir kalbe sahip, onu alıp sarmalamak istiyorum ben, sadece bu."
"Hahh! Geçmiş olsun abla sen zaten aşık olmuşsun. Sizin deneme tahtası işi yaş. Onu bil de."
Demet ikizini dinledikten sonra masadaki mısır tabağına uzanıp kucağına koyarak arkasına yaslandı. "Peki," dedi ağzına bir kaç tane mısır atıp "Onu görünce neler hissediyorsun?"
Begonvil yorum yapmadan kızları pür dikkat dinliyordu. Aslında bu konular onu baymaktan öteye geçmezdi fakat bu gece her birinin anlatacağının her bir harfini dinlemek, kavramak istiyordu.
Sarmaşık kardeşinin sorusuyla bekledi. Daha sonra bakışlarını karşıya sabitleyip gülümsemeye başladı. "Böyle onu görünce kalbimde binlerce karınca yuvası hayat buluyor. Her biri etrafa saçılıyor. Ne beynimi ne de onları toparlayabiliyorum böyle zamanlarda." dediğinde derin bir nefes aldı.
İkizler ablalarına hipnotize olmuş gibi bakarken Begonvil bile etkilenmişti söylediklerinden.
"Sonra bana bir bakıyor, tüm dünyayı kalbime sığdırabilirmişim gibi hissediyorum. Sıcacık."
Demet en sonunda girdiği transtan çıkarak ablasına döndü. "Sen bir de denemekten bahsediyordun değil mi? Ya seni bıraksak adamla nikah masasına oturacak kıvama gelmişsin sen." dediğinde hepsi birlikte gülmeye başladı.
Sarmaşık söylediklerini bitirdi. Şimdi sıra Demetteydi.
"Andries bana evlenme teklifi etti." dedi pat diye.
"Ne?"
"Ne?"
"Çüş!"
Kızların herbiri ağzındakileri hızla püskürtünce ne olduğunu ancak verdikleri tepkiyle de açıklamış oldular.
Demet sırıttı. "Yani tam olarak benimle evlenir misin demedi ama ben buna Galata Kulesi'nin hikâyesini anlattım. Bu da bir gün seninle oraya çıkmak isterim dedi." cümlesini bitirir bitirmez hepsi bir anda rahat bir nefes alıp arkalarına yaslandılar. Bu gecede Demetten yana nasiplerini almışlardı.
"Kızım senin beynin nasıl çalışıyor? O konudan evliliği nasıl çıkardın çok merak ediyorum." Buket bunları söylediğinde kardeşine imalı bakışlarınıda savuruyordu aynı zamanda. Demet omzunu silkerek umursamayıp arkasına yaslandı. "E hadi kim devam ediyor?" derken arkadan bir ses duyuldu.
"Kızlar?"
"Baba." Kızlar hep bir ağızdan böyle söyleyip içeriye pat diye giren babalarıyla toparlanıp ayağa kalktılar.
"Oturun güzellerim. Ben size bir şey sormaya geldim." diyerek Ekrem beyde kızlardan boş kalan iskemleye geçip oturdu.
Kızlarda oturunca Ekrem bey söze girişti. Elindeki telefonu kızlara doğru çevirip "Ömer amcanız beni feyse kaydetti." dedi bir anda.
"Feyse mi kaydetti?" diye sordu Buket kendine engel olamayarak.
Ekrem bey "Evet, neden şimdiye kadar bana söylemediniz?" diye sordu bu kez.
Kızlar kahkaha atmamak için dudaklarını ısırıp, birbirlerine baktılar. Tabiki nihayetinde sözü ilk alan Demet oldu.
"Ya baba pekte bir şey kaybetmedin aslında. Çünkü senin yaşındakiler feysi 'hayırlı cumalar' ya da 'hayırlı kandiller' yazılı neonlu tabelalar paylaşmak için kullanıyor." dediğinde Demet'in bu söylediğini babası dışında herkes anlayarak sırıttı. Babaları Ekrem bey ise anlamayarak soru dolu gözlerle kızına baktı.
"Boşver baba." dedi Sarmaşık. Zaten anlatsalarda anlamayacaktı yaşlı adam.
"Kafamı karıştırma Demet," dedi bu kez Ekrem bey "Ben size başka bir şey soracağım. Ananızı da kaydetmişler buna."
İkizler bu sefer gülüşlerini arttırarak ikisi hep bir ağızdan "Eee?" diye sordular.
Ekrem bey merakla devam etti. "Bunda bir de dürtme varmış. Ananızı nasıl dürtcem ben?" diye sorduğunda bu kez hepsi de tepine tepine gülmeye başladı. Tüm mahalle kızların kahkaha sesleriyle inliyordu şimdi.
Saniyeler sonra "Ya baba," dedi Demet gülüşlerinin arasından zar zor toparlanarak "Sence de siz dürtme işini ileriye taşımamış mısınız? Baksana dört taneyiz biz, dört" deyip parmaklarını havaya kaldırarak dört rakamını yaptı.
Ekrem bey yine anlamadı. Karşısında oturup gülüşen, kahkahaları tüm evi dolduran kızlarına baktı dikkatle konudan koparak. Hepsi de yaradanın onlara bahşettiği mucizelerdi. Hepsi ayrı ayrı hazineydi babaları için.
"Neyse," diyerek ayağa kalktı Ekrem bey muhabbetin uzamasını istemediğinden "Bana sizden ekmek çıkmayacak anlaşıldı." Bir kaç adım attı. Ara vermeden gülüşen kızlarına çevirdi bakışlarını. Tek tek süzen bakışları Demette son buldu. Sahte bir kızgınlıkla "Gül demetim," dedi "Üzerine hırka al. Geceler serin. Bunların arasında hemen hastalanıverecek sensin."
Hepsinin gülüşü yavaş yavaş soldu. Demet duyduğuyla babasına öpücük atarak, onu terastan uğurladılar.
Babalarının ardından kalan muhabbetlerine geri dönmek için ilk giriş yapan Sarmaşık oldu. "Eee kimde kalmıştık?"
Buket hin hin sırıttı. Oturduklarından beri ağzını bıçak açmayan ablası Begonvil'e imalı imalı bakış attı. "Bence Begonvil ablam anlatsın. Onda macera yok yok."
Begonvil isminin zikredilmesiyle duraksadı. Kafasını Buket'e çevirdi. "Ne anlatacağım kızım ben?" diye sordu sinirle.
Sarmaşık ve Demet olaya fransız kaldıkları için sesleri çıkmıyordu ama Buket zaten ikisi yerine de yeterince konuştuğu için onları aratmıyordu.
"Hadi hadi," dedi pis pis sırıtarak "Sanki patroncuğumun sana bakışlarını görmüyoruz. Hayır sende demiyorsun ki bana öyle bakma anlayacaklar diye" diyerek cümlesini bitirdiğinde Begonvil yanında duran yastığı Buket'in kafasına hızla savurdu.
"Vay vay vay!" diyerek o sıra nidada bulunan Demette sırıtarak devam etti. "Bende o gün bu adamın bakışlarında bir şey var diye bir sezdim ama tabi Begoş'un nemrutluğundan aklıma gelmedi ki."
"Saçmalamayın kızlar," diye çıkıştı Begonvil "Ben sezmedim öyle şeyler filan. Ayrıca baktığını da görmedim." deyip imayla suratını Buket'e çevirdi.
"Tabi görmezsin. Adama baktığın mı var?"
"Buket!" diye uyardı Sarmaşık.
Buket susmadı. "Ne var abla? Yalan mı söylüyorum? Ya defalarca Asım'ın buna baktığını gördüm. Hem de öyle böyle değil. E tabi adam otuz beş yaşında olunca, bakışlarıyla bile bir kadını soyacak duruma-.. Ahhh!"
"Sen o çeneni biraz daha açarsan... "
"Tamam abla bırak kardeşinin saçını." diyerek ikazda bulunan Demette nasibini aldı. "Sen hiç konuşma. Başımıza ne geliyorsa sizin bu aptal saptal teorilerinizden geliyor."
"He he sen konuş. Ben gördüğümü söylüyorum. İstersen yarın sorabilirim senin için." diyerek Begonvil'in sinirlerini had safhaya çıkarmayı başarmıştı. Halbuki gecenin başından beri sessiz sessiz oturuyordu genç kız etliye sütlüye karışmadan.
Begonvil gözlerini devirdi. "Yemin ederim elimde kalacaksın. Yok diyorum öyle bir şey. Anlamıyor musun?"
Buket tekrar sinsice sırıtarak ayağa kalktı. "Şşş," dedi Begonvil'in yanına yaklaşarak tam önünde durdu. Parmağını genç kızın dudağının üzerine koydu. "Bana yalan söyleme. Neden biliyor musun? Çünkü inanırım." deyip elini ablasının ağzından çekerek, başına bir şey gelme ihtimaline karşı merdivenlere doğru koşturmaya başladı. Begonvil'in bütün gece hatta bundan sonraki tüm geceler uykusuz kalıp söylediklerini düşünmekten uyuyamayacağını bilemeden.