51-Konuşmalar ve kavuşmalar

1994 Kelimeler
Naz Poyraz’ı şimdiden çok özlemiştim. Ona öyle alışmıştım ki, onsuz geçen her an kendimi eksik hissediyordum. Bugün abimle oturup konuşma fırsatı bulduğumda içimde tarifsiz bir sevinç vardı. Abim önce sıkıca sarıldı bana, sonra gözlerimin içine bakarak özür diledi. “Sana kendini anlatma fırsatı vermediğim için özür dilerim, güzelim,” dedi. “Ama beni de anla... Sizi o şekilde görünce yaşadığım şoku, hayal kırıklığını düşün. Gerçi hâlâ aklıma geldikçe, o Poyraz’ın suratını dağıtmak istiyorum, o ayrı.” İçten bir nefes aldı, devam etti: “Ben seni onun yanında hiç düşünmemiştim, Naz. Esin benim için neyse, sen de Poyraz için osun diye düşünmüştüm hep. Bu fikre o kadar inanmışım ki, aranızdakini hiç fark edememişim. Ama bil ki, yanındayım güzelim. Her ne olursa olsun... Yeter ki sen mutlu ol. Sen benim için, bizim için çok kıymetlisin. Ve şimdiden söyleyeyim gerçi o Poyraz piçine de söyledim benim yanımda sana fazla yaklaşmasın!” Gülümsedim. “Abi, sen benim canımsın. Ben de senden özür dilerim. Evet, o şekilde öğrenmen beni de çok üzdü ama ben Poyraz’ı yıllardır seviyorum,” dedim. Bu cümlemden sonra abimin yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi. “Evet abi,” dedim, “ben yıllardır Poyraz’ı seviyorum. Onun bana yasak olduğunu bilsem de, bizi imkânsız görsem de, ona olan sevgimden hiç vazgeçemedim. Onunla büyüdüm, içimdeki sevgi de benimle birlikte büyüdü. Hep içimde yaşadım bu duyguyu… ta ki onun da bana bir şey hissettiğini fark edene kadar. Abi, Poyraz çok savaştı. Sizin yanlış anlamamanız için, herkesten gizledi. Ama gönül söz dinlemiyor; bunu en iyi sen bilirsin. Ne kadar mücadele edersen et, kalp sevdiğinin peşinden gidiyormuş.” Gözlerim doldu, sesim titredi: “Abi, siz benim ailemsiniz. Bu ilişkide mutlu olabilmem için hepinizin onayı benim için çok önemli. Ama bilmeni istiyorum.Ben Poyraz’ın yanındayken gerçekten nefes aldığımı hissediyorum. Onun yanındayken yaşıyorum, abi. Ve o beni çok mutlu ediyor. Gönlün rahat olsun.” Abim başını hafifçe eğdi, gülümsedi: “Biliyorum, güzelim,” dedi. “Gerçi hâlâ Poyraz’ın birine âşık olduğu fikri bana garip geliyor, yalan yok. O benim en iyi arkadaşım ve ilk defa aşık olduğunu görüyorum. Güzelim, sen bu aşka güveniyorsan ben şartlar ne olursa olsun hep yanında olacağım. Bunu bil. Seni çok seviyorum, Naz.” Ben de gülümseyerek söyledim: “Ben de seni çok seviyorum ağabeyciğim. Desteğin için çok sağ ol. Şimdi geriye sadece babam kaldı. O da onay verirse… işte o gün bizim bayramımız olacak.” Neşeyle söylemiştim ama abim başını sallarken yüzündeki ifade bir umutsuzluk taşıyordu. Yüzünde Babam konusundaki o gölgeyi görmemek elde değildi. Halil Gülay ve sevinç Kapı çalınca gidip açtım. Karşımda Hilmi abiyi görünce şaşırdım. “Hilmi abi, hoş geldin, buyur içeri.” dedim. “Hoş bulduk Sevinç, nasılsın?” diye sordu kapıdan girerken. “İyiyim abi, Gülay yok mu?” dedim. “Yok, ben yalnız geldim. Seninle konuşacaklarım var. Güzel bir kahveni de içerim.” deyip içeri geçti. “Hemen yapıp geliyorum abi.” dedim ve mutfağa geçtim. Gerçi konuşacağı konuyu tahmin ediyordum. Kahveleri hazırlayıp salona geçtim, önüne koyup oturdum. “Afiyet olsun abi.” “Sağ ol Sevinç, ellerine sağlık.” dedi, her zamanki babacan ifadesiyle. “Sevinç,” dedi sonra, “ne konuşmak istediğimi bildiğini tahmin ediyorum.” “Evet abi, biliyorum.” “Bizim deli oğlanla, yani Poyraz’la, bizim kız naz bir yola girmişler. Birbirlerine gönül vermişler. Ne yalan söyleyeyim, duyunca sevindim. Naz’ı çok severim, bilirsin. Poyraz’la ikisi de birbirine çok yakışıyor.” “Evet abi, ben de sevindim. Poyraz zaten elimizde büyüdü. Ama biliyorsun abi...” dedim, derin bir iç çekerek. “Biliyorum Sevinç, işte onun için geldim. Ben bu konuyu Murat’a ilk fırsatta açmayı düşünüyorum ama vereceği tepkiden korkmuyorum desem yalan olur. Kabul etmeyeceğini biliyorum. İşin kötüsü, onun yarasını tekrar kanatacak bir şey yapmak çok canımı sıkıyor. Murat benim kardeşim. Yıllardır yol arkadaşlığı, kader birliği yaptık. Allah var yukarıda, birbirimizin kalbini hiç kırmadık. Ama bu mesele yüzünden aramızın bozulmasını da istemiyorum. O yüzden sana da danışmak istedim. Ne yapalım Sevinç, nasıl bir yol izleyelim?” “Abi, inan bilmiyorum. Murat sana hiçbir konuda ‘yok’ demez ama bu mesele başka... Yıllar öncesine takılıp kaldı. Bir dönem psikolojik destek alması için çok uğraştım ama bir türlü kabul ettiremedim. Aşamıyor o olayı, ne yapsam bilemiyorum. İlk duyduğumda Naz’a, ‘vazgeç’ demeye kalktım ama sonra halini görünce çok pişman oldum. Bu mevzu yeni değil abi, belki Poyraz için yenidir ama Naz yıllardır onun sevgisini kalbinde taşımış. Kızıma ‘unut’ demek... nasıl diyeyim? Çok kızdım kendime. Ama Murat’ın tepkisinden hâlâ çekiniyorum. Gerçi Gülay da bilmiyor. Onun da bu ilişkiyi onaylayacağını sanmıyorum. Tamam, Naz’ı çok sever ama Poyraz’a hep yaşça denk bir kız isterdi.” dedim. Hilmi abi gülümseyip, “Sevinç, sen Gülay’a takılma. İki gün surat yapar, üçüncü gün senden benden daha hevesli olur. Bilmiyor musun? Ben Gülay’la konuşurum, sen ona takılma. Biz Murat’ı nasıl ikna edeceğiz, ona kafa yoralım.” dedi, biraz karamsar bir ses tonuyla. Ben de kara kara düşünmeye başlamıştım ki, o sırada Selim, Naz ve Neşe geldiler. Üçü de Hilmi abinin elini öpüp koltuklara oturdu. Hilmi abi nazikçe, “Gel bakayım buraya Naz, yanıma otur.” dedi. Naz utangaç bir şekilde yanına geçti. Hilmi abi ona sarıldı, başından öptü, sonra kulağına eğilip, “Yoksa ben sana bundan sonra gelinim mi diyeyim?” dedi. Naz’ın yüzü bir anda kıpkırmızı kesildi. Şaşkın ve utangaç bir ifadeyle Hilmi abiye baktı. Hilmi abi gülümseyip başını salladı, sonra yeniden sarıldı Naz’a. Naz da aynı sevgiyle karşılık verdi. Bir süre hep birlikte sohbet ettik. Sonra Hilmi abi ayağa kalktı. “Sevinç, tekrar konuşuruz.” deyip kapıdan çıktı. O çıkar çıkmaz Naz, Selim ve Neşe gözlerini bana diktiler. “Ne bakıyorsunuz öyle üç silahşörler?” dedim gülümseyerek. “Mevzuyu biliyorsunuz zaten.” “Hilmi abi ilk fırsatta babanızla konuşacak. Umarım her şey yolunda gider.” dedim. Naz dua eder gibi bir sesle, “İnşallah, ananeciğim.” dedi. Aradan iki gün geçmişti. Hilmi abi hâlâ Murat’la konuşma fırsatı bulamamıştı. Hepimiz merakla o anı bekliyorduk. Öğleden sonra çardakta otururken Gülay yanıma geldi. Yüzü biraz asıktı. “Sevinç, çok kırgınım sana,” dedi. “Neden Gülay, seni üzecek bir şey mi yaptım?” dedim merakla. “En son ben öğrenmişim...” dedi, sesi titrekti. O an neyi kastettiğini anladım. “Gülay, kusura bakma,” dedim. “Hilmi abi konuşacağım deyince ben araya girmek istemedim. Hem senin Naza bakış açını az çok bildiğimden...” diye devam ederken sustum. “Ne varmış Naza bakışımda? Ben Naz’ı çok severim. Aralarındaki yaş farkına takılmadım desem yalan olur. Hilmi’yle benim aramda da on iki yaş var, başlarda çok sıkıntı yaşamıştık. O yüzden kendi evlatlarımın yaşıtlarıyla birlikte olmalarını istemiştim hep. Ama Poyraz, Hilmi gibi değil...” dedi, derin bir nefes aldı. “Gerçi ona da kırgınım. Babasına anlatmış, bana anlatmamış.” O an, bu mevzuya gerçekten kırıldığını bir kez daha anladım. “Gülay, senin olumsuz bakacağını düşünmüştür,” dedim yumuşak bir sesle. “Hem Selin olayı da daha çok yeni. Ondan anlatmamıştır belki. Sen de biliyorsun, Poyraz seni ne kadar çok seviyor.” Bir an sustuk. Sonra merakla sordum: “Gülay, gönlün razı mı?” Başını eğdi, sonra gözlerime baktı. “Evet Sevinç, gönlüm razı. Naz’ı çok severim. Bizim çocuklar birlikte büyüdü. Gönüller birbirini seçmiş, bize bundan sonra laf düşmez,” dedi. Kalkıp sarıldım ona. “Kızım çok şanslı,” dedim duygulanarak. “Senin gibi ikinci bir annesi olacak.” “Ah Sevinç, ben de çok şanslıyım,” dedi Gülay gülümseyerek. “Pırlanta gibi bir kızım daha olacak.” Üzerimdeki yük hafiflemişti. Şimdi onayını beklediğimiz tek kişi kalmıştı. Naz Poyraz’ı havaalanından almaya ben gitmiştim. İçim içime sığmıyordu. Sadece dört gün ayrı kalmıştık ama bana sanki asırlar geçmiş gibi gelmişti. Elinde küçük valiziyle yolcu çıkışından göründüğü anda kalbim hızla çarpmaya başladı. Koşup boynuna sarıldım. Poyraz da aynı özlemle sarıldı bana. “Offf, bu ne güzel karşılama! Sen böyle yaparsan ben sık sık giderim,” dedi gülerek. Onu biraz daha sıkıca kucakladım. “Bir daha yanımdan ayrılmak yok,” dedim, kızgın çıkarmaya çalıştığım sesimin altında derin bir özlem gizlenmişti. Poyraz boynumdan öpüp uzun uzun kokladı. “Naz, seni nasıl özledim bir bilsen… Şu okulun bir an önce bitsin, seni bir daha yanımdan ayırmayacağım,” dedi. “Poyrazcığım, sen istesen de benim senin yanından ayrılmaya hiç niyetim yok,” dedim elini tutarak. Birlikte çıkışa doğru yürürken, “Seninkilerle konuştun mu hiç?” diye sordum. Poyraz yüzüme kısa bir bakış atıp, “Çok kısa birkaç görüşme yaptık,” dedi. “İyi misin?” dedim endişeyle. “İyiyim güzelim, sadece biraz yorucuydu. Yeni durumlar var… konuşuruz seninle ama şimdi değil. Hadi sen anlat bakalım, gelişmeler nasıl?” Heyecanla anlatmaya başladım: “Hilmi Amca ve Gülay Teyze onay vermiş bize! Çok sevindim! Hilmi Amca bugün babamla konuşacak. Umarım her şey yolunda gider.” Poyraz gülümsedi, “Umarım, güzelim,” dedi ama yüzünde bir dalgınlık vardı. Sanki aklı başka bir yerdeydi. Üstelemedim. Zamanı gelince kendisi anlatırdı nasıl olsa. “Bu arada iki saate Esin’le Tunç geliyor,” dedim neşeyle. “Onları da çok özledim! Bugün sevdiğim herkes geri dönüyor.” “Güzelim, bundan sonra hep birlikte olacağız zaten,” dedi Poyraz, elimi sımsıkı tutarak. Arabaya bindiğimizde direksiyona ben geçtim. “Ben kullanıyorum,” dedim ısrarla. “Sizi nereye bırakayım, Poyraz Bey?” “Benim eve gidelim güzelim, seni özledim biraz birlikte vakit geçirelim,” dedi. “Olmaz, üzgünüm,” dedim. Yüzü hemen asıldı. “Neden olmuyormuş? Beni özlemedin mi yoksa?” diye sordu alıngan bir sesle. “Hayır, çok özledim! Ama akşam ziyafet var. Annemle Gülay Teyze’ye söz verdim, hazırlıklara yardım edeceğim. Ayrıca Tunç’la Esin’i de havaalanından ben alacağım. Bugün olmasa da, söz yarın tüm gün seninim,” dedim, göz kırparak. “Bu iş pek hoşuma gitmedi ama… kabul etmekten başka çarem yok galiba,” dedi gülümseyip. Poyraz’ın evine geldiğimizde arabadan inmediğimi fark edince biraz bozuldu. Dudaklarıma kapanıp uzun uzun öptü. “Fikrini değiştirdin mi şimdi?” dedi nefes nefese. “Çok ikna edici bir yöntem ama bugün olmaz aşkım,” dedim gülerek. “Yarın seninim, söz.” “İyi bakalım… akşama görüşürüz güzelim. Seni seviyorum,” dedi ve arabadan indi. Eve uğrayıp eksikleri bıraktıktan sonra tekrar havaalanına doğru yola koyuldum. Bugün oldukça hareketli bir gündü benim için. Üstelik on gün sonra okullar açılacaktı. Beşinci sınıf olduğumuz için staj dönemi başlıyordu; bu yıl oldukça yoğun geçecekti. Tatil bile yapamamıştım. Keşke Esin’lerle gitseydim diyorum bazen, ama o zaman da Poyraz’la daha az vakit geçirirdim. Her durumda, ilk tercihim hep Poyraz’dı. Havaalanına bugün ikinci gelişimdi ve bu kez biraz geç kalmıştım. Tunç ve Esin valizleriyle beni bekliyorlardı. Arabayı önlerine çekip indim, ikisine de sıkı sıkı sarıldım. “Çok özledim sizi!” dedim içtenlikle. Arabaya bindik. Esin hemen sordu: “Naz, biz yokken neler olmuş kuzum?” “Evet, anlat bakalım,” dedi Tunç gülerek. “Şu rahatlığa bak, daha düne kadar kara kara düşünüyordun! Onayları alınca bir ferahladın sanki.” “Valla ne yalan söyleyeyim Esin,” dedim gülümseyerek, “üstümden büyük bir yük kalktı. Ama şimdi de sizinkileri her gördüğümde utanıyorum.” Tunç kahkaha attı. “En azından düğüne yetiştik. Biz gelmeden evlenirdiniz az kalsın!” “Yok artık Tunç!” dedim şaşkınlıkla. “Daha evliliğe çok var. Hem önce sen!” “İnşallah Naz! Elif burnumda tütüyor, iki aydır Londra’da. Bu hasret bitirdi beni,” dedi iç çekerek. “Ee, sende durumlar nasıl Esin?” diye sordum. “Biraz limoni... Bu tatil işi Serkan’ın canını çok sıktı, görüşemedik diye. Daha onun gönlünü alacağım,” dedi omuz silkip. Tunç arkadan öksürerek takıldı: “Öhö öhö…” Esin hemen atıldı: “Of Tunç, sana ne oluyor? Ben sabah akşam senden Elif’i dinlerken iyiydi ama, değil mi?” “Ahh çok özlemişim sizi,” dedim kahkahalar arasında. “İyi ki döndünüz, siz olmadan buraların tadı tuzu yoktu.” Tunç, “Gelseydin bizimle, güzellik! Fırtınaya kapılmasaydın,” dedi. “Tunç, seni Poyraz’a söyleyeceğim!” dedim tehdit eder gibi. “Yapma kızım, o deliyi benim başıma salma!” diye gülerek yalvardı. “Hop! Benim sevgilime deli deme,” dedim sanki ciddiymişim gibi kızarak. Kahkahalarla eve vardık. “Evet gençler, Naz Turizm’le yolculuğunuz sona ermiştir!” dedim gülerek. “Akşam ziyafet var bizde, akşama görüşürüz!” deyip herkes evine dağıldı. O gün, kalbimin attığı her saniye Poyraz’a biraz daha yaklaştığımı hissediyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE