Banyonun buharı havaya karışmıştı. Umay, parmaklarını Kuzgun’un ıslak saçlarının arasından geçirirken, adamın başı hafifçe yana kaydı. Gözlerini kapamıştı, nefesi derindi. Su, vücudundan aşağı süzülüyor, kaslarının arasına işliyordu. Uzun zamandır, belki de hiç böyle bir an yaşamamıştı. O hep tetikteydi. Hep savaşın, görevin, geçmişin yükü altında... Ama şimdi burada, Umay’ın yanında, ilk kez kendini bırakıyordu. Umay bunu hissedebiliyordu. Adamın kaslarındaki sertliğin yavaşça çözülüşünü, nefeslerinin ritmindeki değişimi, bedenindeki yorgunluğun suyun içinde hafifleyişini... Bir an için, gerçekten bir an için, bu adamı kırılgan görebildi. Elini, Kuzgun’un saçlarının arasından kaydırıp yanağına getirdi. Parmak uçları, adamın sert çenesinde gezindi. Kuzgun başını kaldırmadı ama Umay’ın

