Kuzgun, Umay’ın sözleri karşısında öylece kaldı. Kaçmak istiyordu, yine... ama bu sefer bacakları kıpırdamıyordu. Umay’ın gözleri ona saplanmıştı, kaçacak hiçbir yeri kalmamıştı. Nefesini kontrol etmeye çalıştı, derin bir soluk aldı ama ciğerlerine çektiği hava boğazında düğümlendi. Odanın karanlığı, sessizliği, aralarındaki gerilim... Her şey üzerlerine çöküyordu. “Ben kaçmıyorum,” dedi Kuzgun sonunda, sesi kısık ama sertti. “Sadece... bazen bir şeyleri anlatmak her şeyi daha da zorlaştırır.” Umay gözlerini kıstı. “Zaten kolay olmadığını biliyorum, Kuzgun. Ama zor diye susmak... bizi hiçbir yere götürmeyecek.” Kuzgun başını eğdi, avuçlarını dizlerine yasladı. Umay hâlâ kapının eşiğindeydi ama sesi, odanın içini dolduruyordu. “Defne’yi seviyordun. Onu hemen geride bırakamadın. Ve bunc

