OTUZ İKİ

1743 Kelimeler

Karadeniz… Önümde sonsuzluğa uzanıyormuş gibi dalgalanıyordu. Kulaklarımı uğuldatacak kadar hırçın, vücudumu titretecek kadar soğuk, gözlerimi bir saniyeliğine üstünden çekemeyeceğim kadar bağımlılık yapıcıydı. Bambaşka bir havası vardı: ufukta grilere boyanmış bulutlar, denizin koyu maviliğiyle birleşiyordu. Dalga sesleri çevredeki sesleri susturacak yoğunluktaydı, tek susturamadığı şey vicdanımın çığlıklarıydı. “Bizi deli mi dürttü dayıoğlu?” diye bağıran Tuğrul sandalyesinde kıpırdandığında bakışlarım istem dışı ona kaydı. Elindeki oltayı gelişigüzel tutarken yüzündeki memnuniyetsiz ifade ile Cihat’a bakıyordu. Cihat bir anlığına Halil İbrahim’in yanında oturan ve hevesle oltasını tutan İpek’e baktı. Yeniden Tuğrul’a dönüp başını aşağı yukarı sallayarak onu onayladı. “Kısmen dayıoğlu

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE