OTUZ YEDİ

2459 Kelimeler

Ertesi gün Halil İbrahim taburcu işlemlerini halletmeye gittiğinde damar yolundan aldığım son ağrı kesici serumun bitmesini bekliyordum yatağımda. Dün bize getirilen kıyafetler sayesinde kan lekeli hiçbir şey giymiyorduk, halimden memnundum. Tuğrul, akşam yemeğinden sonra havanın çok estiğini ve hasta olmak istemediğini iddia ederek odaya gelmişti ve ondan sonra pek fazla konuşmamıştık. Gelme sebebinin soğuk değil, merak olduğunu düşünüyordum. Tüm sabah saçma sapan konuşmalarla beynimin etini yememiş gibi başıma dikilmişti şimdi de. Serumun damlama kısmındaki yuvarlak ayar noktasına uzanırken “Açayım mı biraz çırpı? Kafa yapar belki,” diye eğlendi kendi çapında. “Aç Tuğrul,” dedim bıkkınca. “Söylediğin gibi kafa yaparsa senden kurtulurum.” “O zaman açıyorum, açıyorum, aç…” Açık artı

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE