Utanç içindeydim: saklamaya çalıştığım tüm gerçekler ortaya saçılmış, mantığım ve kalbim birbirine geçmiş, bilinmezliğin içinde savruluyorken Halil İbrahim’in ne düşündüğünü merak etmekten başka yapabildiğim hiçbir şey yoktu. Onun bakışlarının altında eziliyorken “Doktora haber verdiniz mi?” diye sorduğunu duysam da kafamı kaldırıp bakacak cesareti gösteremedim. “Ben haber vereyim,” diyerek odanın kapısına yürüdü Cihat. O çıktıktan sonra kimse tek kelime etmedi. Onların suskunluğu ve kabullenişi canımı daha fazla yakıyordu, keşke bana kızsalardı diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Herkesin bana yönelteceği öfkesine talip olmak, akıl işi değildi. Sessizlik uzayıp giderken her saniye içimdeki boşluk büyüdü. Kafamın içinde gerçekleşebilecek ihtimaller sıralanırken en başı Halil İbrahim’in

