ÜÇÜNCÜ ŞAHIS AĞIZINDAN
11. BÖLÜM
Keskin bir sessizlik sahip çıkıyordu genç adamın hırsına. Yakıp yıkmıştı oysa... Öfkesini ne kırdığı bardaklar, ne de çatlattığı duvarlar, soğutabilmişti. Soğutmak şöyle dursun, köz olan içine bir damla su olamamıştı, ne incittiği parmakları, ne de hesabını kapattığı onca insan... Yoluna çıkanın cehennem biletini kesmişti,
daha da kesecekti...
Susmuştu artık dili. Yorulmuştu bedeni.
Uykusuz geçen gecelerini saymamıştı ama biliyordu, bir çift buz mavisini koruyamayışının üzerinden dört gün, on saat geçmişti. Genç adamın göz altları, rengini kaybetmiş, bir ölüden tek nefeslik farkı kalmıştı. Sessizlikle yapılmış bir anlaşmayı bozarcasına kırılan bardak Genç Adamın parmakları arasında tuzla buz olurken, bakışlarını kondurduğu hayali noktadan ayırmadı. Avuç içine yapışan cam kırıklarını yok sayıp bütün hırsını çıkarırcasına yumruğunu sıktığında, parmaklarının arasından, sıcak bir sıvı kıvrılarak kendini sert zemine bıraktı.
Yere düşen kızıl damlanın çıkardığı ses, bir an, ona huzur verdi. Sadece bir an, avcunun içindeki tuzlu sızıyı hakettiğini hissetti. İçini biraz olsun yumuşatmıştı sanki... Ama bu yetmedi. Yüzü acıyla buruşurken gözlerini sıkıca yumdu. Balgard denen pislik, genç adamın kendisini bulmasına izin verecekti elbet! Biliyordu ama, kahrolası zamanın her geçen saniyesi işkenceydi.
Yumruğunu kemiklerini çatlatırcasına sıkmaya devam ederse, cam kırıkları yaralı etininin derinliklerine doğru kayabilirdi ama umursamadı.
Odasının kapısı izinsizce açıldığında buna sinirlenmişti. Ancak kız kardeşi neredeyse sinirlenmesine bile fırsat tanımadan telaşla elindeki zarfı genç adamın kendisine uzattı. Zarfın bir tarafı yırtılarak açılıp, içindeki kağıt çoktan okunmuştu bile. Kız kardeşinin uzattığı zarfı, iki parmağıyla usulca çekip alırken, gözlerini genç kızın korkmuş ifadesinden alamadı. Onun bu hali kendisinide telaşlandırmıştı. Yüreğine çöken ağırlığı bastırabilecekmiş gibi yutkundu. Ağzı yırtılmış olan zarfın içindeki kağıdı sakince çekip çıkarmıştı ancak içinde yazabilecek olan her şeyin düşüncesi genç adamın göğsünü sıkıştırıyordu.
"Ne yazıyor" diye sordu. Okumaya cesaret edememişti. Balgard'ın neler yapabileceğini çok iyi biliyordu.
Genç kızın dudakları tereddütle aralandı. "İlda'yı verecekmiş." dediğinde, kız kardeşinin söyleyecekleri daha bitmeden alayla güldü Aruz. Çünkü, devamını az çok tahmin edebiliyordu. İyi bir çıkar güdecekti Balgard bu işten. Yinede yaşadığını bilmek biraz olsun içine su serpti.
"Ne istiyor? " dedi. Az önceki alay dolu gülüşü gitmiş, sesi ciddileşmişti. Genç kız yutkundu. Söylese miydi Söylemese miydi? Ağabeysinin nasıl bir tepki vereceğini kestiremiyordu. Balgard'ın teklifini ya kabul ederse diye düşündü. Aruz, kız kardeşinin konuşmayacağını anladığında, daha fazla beklemeye tahammül edemeyip elindeki kağıdın katını sertçe açtı. Biçimsiz yazılmış el yazısını okumaya başladıktan kısa bir süre sonra, kaşları çatıldı...
Balgard başından beri olması gereken şeyi istemişti ondan. Altı gündür genç adamın 'Keşke' diyerek kendini yiyip bitirdiği teklifi yapmıştı. Dişlerini sıkarken, Mektubu keyifle buruşturdu.
Aruz, vereceği cevabı biliyordu. Balgardın bu teklifine dünden evet demişti.
BÖLÜM SONU
Azcık meraklanın hadi bakiimmm ☺️
İNSTAGRAM=@irisliler