Seni sevdi

2077 Kelimeler
Irem kaşlarını çatıp Ege'ye bakmıştı. "Heyy onu sevmiştim." demişti. Ege Irem'e güldükten sonra havuzun ordaki parmaklıkların üzerine oturup "Onlardan kendin yapmaya başladığında daha çok seveceksin. Şimdi buraya gel." demişti. Irem havuzun yanına geldiğinde Ege oturduğu parmaklıktan inip havuzun parmaklık olmayan küçük kısma geçirmişti Irem'i. Ege havuza yakın bir yere oturduktan sonra Irem de onu taklit edip yanına oturmuştu. " Bak şimdi elini suya doğru tut avucun suya baksın. Onu kaldırdığını düşün." demişti. Irem Ege'nin dediği gibi elini suya doğru tutmuştu. Gözlerini kapatıp suyu haraket ettirdiğini düşünmeye başlamıştı. " Sakın gözünü açma. Her ne yapıyorsan yapmaya devam et." Ege Irem'i uyardıktan sonra Irem'in elini tutup biraz yukarı kaldırmıştı. Biraz zaman geçtikten sonra biraz daha kaldırmıştı. Irem ne olduğunu merak etmeye başlamıştı. En sonunda merakına yenik düşüp gözlerini açtığında yukarıda duran suyun geriye doğru çekilip eski halini aldığını görmüştü. Ege Ireme " Neden gözünü açtın." dermiş gibi baktığında açıklama yapma gereği duyduğu için " Ne olduğunu merak ettim." demişti. Ege ayağa kalkınca Irem de ayağa kalkmıştı. " Çok güzeldi sudan bir el yükseldi tam senin parmağına dokunacağı sıra gözünü açtın o da korktu." demişti Ege isyan eder gibi. Eray onların yanına gelip elindeki telefonu onlara göstermişti. " Videoya aldım izlemek ister misin?" demişti. Irem heyecanla kafasını sallayınca Eray videoyu başlatıp ona vermişti. Uzaktan görüldüğü kadarı ile suda önce bir tepecik çıkmıştı. Ege Irem'in elini kaldırdığı zaman suda yükselip aynı Irem'in eli gibi şekil almıştı. Ve Irem gözlerini açtığında geriye doğru gidip eski halini almıştı. Irem Egeye doğru bakıp " Gerçekten onu korkuttum mu?" diye sormuştu. Ege kafasını evet anlamında sallayıp " Evet ama bu seni tekrar sevmeyeceği anlamına gelmiyor. Hem seni sevdi aldığı şekil senin elinle aynıydı. Tekrar gelicektir." demişti. Irem gülümseyip havuzdaki suya doğru bakmıştı. " Ege bugünlük ders yeterli ise onu götürebilir miyim? Savaş gününe kadar dövüşmeyi de öğrenmesi de gerek. Biliyorsun arenada sadece elementlere güvenip çıkamaz." demişti Eray. Ege Eray'a doğru bakıp " Doğru bugünlük iyi bir ilerleme kaydetti zaten. Siz gidebilirsiniz. Benim diğer öğrencileri çalıştırmam gerek." demişti. Irem ve Eray su elementi odasından çıktıktan sonra Usta'nın onlara ceza verdiği odaya gitmişlerdi. Içeri girdiklerinde odanın hala boş olduğunu görmüşlerdi. Eray kaşlarını çatıp " Neden daha gelmedi bu?" demişti sinirle. Hala Iremde olan telefonu alıp birini aramıştı. " Nerdesin? Olum ben sana bir saat önce mesaj atmadım mı ne demek eşyaları toplayamadım. Getireceğin tek şey denge tahtası zaten. Onu da tek getirmeyeceksin ki. Tamam acele et." Eray telefonla konuştuktan sonra Ireme dönmüştü " Biraz beklememiz gerek." dedikten sonra bir duvara doğru gidip yere çökmüştü. Irem de onun yanına gittikten sonra Eray gibi yanına oturmuştu. " Denge tahtası benim ne işime yarayacak?" demişti Irem Eraya bakarak. Eray derin bir nefes aldıktan sonra "Dövüş sırasında denge önemli. Dengeni kaybedersen karışındaki kişiye açık vermiş olursun. Adı üstünde denge tahtası hani şu jimnastikcilerin kullandığı yerden biraz yüksek olan şey var ya ondan önce denge sistemini sağlamlaştırmamız gerek. " demişti. Irem Eray'ın duyamayacağı kadar sessiz bir şekilde "Sanırım buna gerek olmayacak." dedikten sonra açılan kapıya bakmıştı. Iki kişi içeri ellerinde denge tahtası ile içeri girmişlerdi. Tahtayı yere koyduktan sonra içeri giren kişilerden birisi çıkmıştı. Diğerine baktığında dalgalı siyah saçlı geniş omuzlu kahve rengi gözleri Erayla nerdeyse aynı boyda olan birini görmüştü. Eray içerde kalan çocuğun yanına gidip "Sonunda gelebildiniz kralım." demiş ve Irem'i yanına çağırmıştı. Irem Eray'ın yanına geldikten sonra gelen çocuğa bakmıştı. Eray yeni gelen çocuğu göstererek "Tanıştırayım, Özgür kendinisi kardeşim olur. Özgür bu da Irem sana bahsetmiştim koruyucumuz." diyip onları tanıştırmıştı. Özgür kocaman gülümseyip Irem'in elinden tutmuş ve küçük bir öpücük kondurmuştu. " Tanıştığımıza memnun oldum madam." dedikten sonra Irem'in elini geri bırakmıştı. Eray baş işaret ve orta parmağını akınına koyup sağa sola kafasını salladıktan sonra " Memnun olsun şuan bak." demiş ve Irem'e dönmüştü. " Şimdi bu denge tahtasının üzerinde yürümen gerek ben seni tutacağım tamam mı korkma denge seviyeni ölçememiz lazım. Ona göre her gün denge egzersizi yapacaksın." demiş ve denge tahtasının bir ucuna gitmişti. Irem Eray'ın yanına geldikten sonra bir ayağını tahtanın üzerine koyup elini Eray'ın omzuna koyarak destek almış ve diğer ayağını da koymuştu. Eray ellerini yukarı doğru hazırda tutmuştu. " Tamam şimdi bana tutunarak adım atmaya çalış." demişti Eray Irem'e bakarak. Irem Eray'ın omzundan elini çekip " Biraz geri gider misin." demişti. Eray anlamayarak Irem'e baktıktan sonra bir şey demeden bir kaç adım geri gitmişti. Irem bir iki adım ilerleyip perende atmış ve tahtanın üstünde dengede kalmayı başarmıştı. Eray Irem takla atarken düşeceğinden korkup ileri doğru gideceği sıra dengede kaldığını gördüğünde durmuştu. " S-sen haber veremez miydin düşeceksin sandım. Hem bunu yapmayı nerden öğrendin?" diye sormuştu Eray. Irem tahtanın üzerinden indikten sonra ellerini birbirine vurarak çırpmış ve Eray'ın yanına gitmişti. " Annem beni küçükken jimnastik kursuna yazdırmış. Liseye kadar gitmiştim haraketleri öğrendikten sonra sıkıcı gelmeye başladı. Işime yarayacağını düşünmemiştim. " demişti. Özgür Irem'in yanına gelip " Hayatta öğrendiğin en küçük şey bile bir gün işine yarar bunu sakın unutma. " dedikten sonra Eray'a dönüp " Denge sorunu kalktı peki şimdi ne öğreteceğiz?" diye sormuştu. Eray biraz düşündükten sonra Irem'e bakıp " Insan vücudundaki hassas yerleri ve o hassas yerlere nasıl vurman gerektiğini öğreneceksin. Bunun için herhangi bir eşya gerekmiyor." demişti. Özgür başına gelecekleri anlayıp "Sanırım deneme mankeni ben oluyorum." demişti. Eray Özgüre bakıp kafa sallamış ve " Nerden bildin?" diye sormuştu. Özgür " Belli değil mi?" diye sorusuna soru ile cevap vermişti. Eray ellerini bir kez birbirine vurduktan sonra " Tamam o zaman başlayalım." demiş ve Özgür'ün önüne geçmişti. Irem de ikisini görebilecek şekilde onların yanına gitmişti. " Bak şimdi ilk nokta göğüs kafesinin bitiş yeri. Iki elinle iki taraftan vurman gerek." Eray Özgür'ün üzerinde kalın olan çeketi çıkarıp denge tahtasının üzerine koymuştu. " Karşındaki kişi ile kavga ederken fırsatını bulduğun an buraya odaklan. Kilit noktası sana zaman kazandırır aniden vurduğun o yer şiddetli bir şekilde sızlar. Simdi gel ve dene." demişti. Irem Eray'ın bulunduğu yere geçip Özgüre bakmıştı " Özür dilerim." dedikten sonra Eray'ın dediği gibi göğüs kafesinin bitiş yerine iki elini düz tutarak karnında birleşecek şekilde vurmuştu. Özgür fazla olmasa da biraz tepki verince yavaş vurduğunu düşünüp Eray'a bakmıştı. " Iyi bir vuruştu. Merak etme Özgür ile daha önce bir çok kişiyi çalıştırdık bu yüzden fazla tepki vermedi ayrıca vuracağının farkındaydı. Farkına vardığı için vücudu kendini hazırladı." demişti. Irem birkaç adım geri çekildikten sonra Eray tekrar eski yerine geçmişti. " Şimdi ikinci nokta Özgür kolunu uzat. Bak kolun omuz ile eklem yerine kadar olan yerin orta kısmına aynı şekilde vurman gerek." Eray gösterdikten sonra Irem yine yerini almış ve Özgür'ün uzattığı koluna Eray'ın dediği yere yukardan aşağı olacak şekilde vurmuştu. Özgür kolunu tutup geri çekildiğinde Irem kısa bir süreliğine işe yaradığına şaşırmış ardından Özgür'ün yanına gitmişti. " Özür dilerim özür dilerim özür dilerim. Iyi misin? Çok acıdı mı?" panikle aklına gelen soruları sıraladıktan sonra Eray'a bakmıştı. Eray onların yanına geldiğinde Özgür elini kolundan çekip onlara bakmıştı " Iyiyim merak etmeyin sadece burnum kaşındığı için Irem'e odaklanamadım." Biraz daha çalıştıktan sonra her zaman ki saatte tekrar eve dönmüştü. Elini yüzünü yıkadıktan sonra bir bardak su alıp odasına gitmişti. Çalışma masasına oturup bugün yaptığı gibi suyu haraket ettirmeye çalışmıştı. Gözlerini kapatıp elini suya doğru tutmuştu. Ortamın sessizliği kalp atışlarını bile duyabileceği seviyeye gelmişti. Yaklaşık iki dakika durduktan sonra gözlerini açmıştı. Bardaktaki suya baktığında değişmediğini görmüştü. " Hadi ama hala bana küs müsün. Seni korkutmak istememiştim ki." diye söylendikten sonra yerinden kalkıp banyoya gitmişti. Ailesi gelmeden duş almayı planlamıştı. Suyu kuvete doldurduktan sonra kuvete adımını attığında küvetteki bütün sular diğer tarafa çekilmişti. Irem ayağını çekip diğer tarafa geçtiğinde su da diğer tarafa çekilmişti. Irem olduğu taraftan küvete tamamen girip suya bakmaya başlamıştı. " Bu haksızlık şuan ben daha çok korkuyorum." demiş ve bulunduğu yere çökmüştü. Ellerini dizlerine koyup kafasını da ellerinin üzerine koymuştu. Bir süre bekledikten sonra su tekrar eski halini alıp Irem'e yaklaşmıştı. Sabah kalkıp okula gittikten sonra sınıfına çıkmıştı. Yerine oturduktan sonra Ege yanına gelmişti. " Bu güne hazır mısın?" demişti. Irem Ege'ye gözlerini kısıp baktıktan sonra " Tabiki de hazırım. Hem söylesene bu okulda merkezden gelen daha kaç kişi var?" demişti. Ege biraz düşündükten sonra " Senin tanıdığın olarak Can ve Cansu ikizleri, Gece, Eray sanırım Özgürle dün tanıştınız o var. Senin tanımadığın daha bir çok kişi var zaten çevrene dikkat edersen görürsün güçleri olan kişiler grup halinde dolaşırlar. Mesela su elementi olan kişiler bir grup basilisk olanlar başka bir grup oluşturmuşlar." demişti. Irem anladım dermiş gibi kafasını sallayıp çevresine bakmıştı. Ege Irem'in çevreyi incelediğini anladığında gülüp "Sınıfta pek toplanmazlar hem kalabalık olmamak için hemde yabancıları sınıfa almayın uyarısı olduğu için." diye açıklama yapmıştı. Irem Ege'ye gülümseyip " Bunu bilmiyordum." dedikten sonra Ege sınıfa öğretmen geldiği için yerine geçmişti. Öğle arası geldiğinde Eray da Irem gilin yanına gitmişti. Üçü bir dışarı çıktıktan sonra bahçedeki kamelyaya oturmuşlardı. Ege yerinden kalkıp " Ben yemek almaya gidiyorum siz de ister misiniz?" demişti. Eray " Olur bize de al." dedikten sonra Ege koşarak okulun kantinine doğru gitmişti. Irem ellerini cebine koyup arkasına yaslanmış ve etrafa bakmaya başlamıştı. Güçleri olan grupları görmek istemişti. Okul duvarının orda bir grup görünce oraya doğru biraz daha bakmaya başladı. Grubun içindekilerden biri Irem'e bakıp başı ile selam verdikten sonra grup içindeki konuşmaya tekrar katılmıştı. Irem kaşlarını çatıp Eray'a doğru bakmıştı. Eray dudaklarını birbirine bastırıp gülmemek için kendini tutmuştu. " O kimdi?" demişti Irem. Eray Irem'in sorusuna cevap vermek için yerinde hareketlenmişti. " Merkezdeki herkes seni tanıyor. O grup merkezdeki hava elementine sahip olan kişiler. Sana selam veren de hava elementininin lideri." demişti. Irem başka bir tarafta bakıp orda grup aramaya başlamıştı. Gözüne ilk ilişen yere baktığında Cansu'nun da olduğu bir topluluk görmüştü. " Cansu hangi güce sahipti?" demişti sorularına yeni bir tanesini ekleyerek. Eray " Işınlanma eğer açık alanda olmasaydık direk gelip kendi derdi buna eminim. Hatta bak geliyor." demişti. Irem Cansuya doğru baktığında gerçekten geldiğini görmüştü. Yanlarına gelip banklardan birine oturduğunda " Ben geldim." demişti sevecen bir tavırla. Irem ve Eray aynı anda hoşgeldin dedikten sonra Ege de elinde tostlarla beraber yanlarına gelmişti. Ege Cansu'nun yanına oturduktan sonra Eray ve Irem'e tostlarını verip kendi aldığı tostu ortadan bölmüştü. Yanında duran Cansu ya doğru uzattığında Cansu " Hayır istemiyorum sen yiyebilirsin." demişti. Ege Cansu'nun cevabı karşınında kendi için böldüğü tostu eline alıp Cansu ya doğru dönmüş ve iştahlı bir şekilde yemeye başlamıştı. Irem'in aklına bir kaç gün önce Eray ile eve gelirken gördükleri çiftler gelmişti. Kafasını Eraya doğru çevirdiğinde Eray'ın da aynı şeyi düşünüyormuş gibi ona baktığını görmüştü. Elindeki tosttan bir ısıtık daha aldıktan sonra onları izlemeye devam etmiştim. Cansu en sonunda duramayıp tostu almış ve sinirle yemeye başlamıştı. " Evet bak şimdi dünkü denemenin aynısını yapacağız. Elini suya doğru tut ve içindeki sevgiyi hisset." okuldan sonra tekrar merkeze geldiklerinde Irem direk su elementi odasına gitmişti. Ege de yanına geldikten sonra derse başlamışlardı. Irem Ege'nin dediğini yapıp yere doğru çökmüştü. Elini önceki yaptığı gibi tutup suyu haraket ettirmeye çalışmıştı. Elini biraz yukarı kaldırıp en sonunda Ege'nin komutları ile tamamen ayağa kalkmıştı. Eray bir köşede durup önceki gün gibi onu gizlice kayıt altına almaya devam etmişti. Irem suyu haraket ettirmeyi biraz öğrendikten sonra sırada haraket ettirdiği suyu kendi için yapılmış su fanuslarına doldurmak kalmıştı. Su elementinde yaklaşık bir iki saat kadar daha çalıştıktan sonra Eray ile dövüş eğitimi almak için başka bir yere gitmişlerdi. Geldiklerinde Eray " Yarım saat mola verelim hem daha güçlü başlamış olursun." demişti. Irem Eray'ın dediğini onaylayıp yere oturmuş ve ayaklarını bağdaş yapmıştı. Eray da Iremden biraz uzak bir yerde sırtını duvara yaslayıp ona bakacak şekilde durmuştu. " Savaşa hangi elementle katılmayı düşünüyorsun?" diye sormuştu Eray konuşmak için. Irem biraz düşündükten sonra yerinden kalkıp Eray'ın olduğu duvara gitmiş ve onun gibi duvara yaslanmıştı. " Bilmiyorum sanırım hangisini daha iyi öğrenirsem onu seçeceğim." demişti. Eray kafasını salladıktan sonra " Bugün farklı bir ders alacaksın." demişti. Irem Eray'a doğru baktıktan sonra " Nasıl bir ders?" diye sormuştu. Eray saçını eli ile geriye doğru savurduktan sonra " 356 derece dönen tahta üzerinde biri altta biri üstte iki uzun çıkıntıya sahip olan bir şey getirecek Özgür. Onunla haraket edeceksin."demişti. Irem anladığını belirttikten sonra telefonu çalmıştı. Eline alıp baktıktan sonra arayanın annesi olduğunu anlayıp hemen Eray'ı uyarmıştı. Annesi ile konuştuktan sonra telefonu kapatıp Eray'a bakmıştı. " Bir sorun mu var?" diye sormuştu Eray. Irem tedirgin bir şekilde telefona bakmaya devam etmiş ve sonradan "Babam küçük bir trafik kazası geçirmiş geç gelebilirlermiş haber vermek için aramış." dedikten sonra telefonu cebine atmıştı. Eray Irem'in yanına yaklaşıp saçını okşamıştı " Merak etme bir şey olmayacak. Çevredeki hastaneler de bizim merkezden şifacılar var onlar iyileştireceklerdir. Hem istersen yanına gidelim." demişti. Irem " Hayır şimdi gidersem annem evde olmadığımı anlar. Ve zaten yalan söylemek bana kötü hissetiriyor. Gidersem fazla soru sorabilir. Soruları yanıtlamak için yeni yalanlar üretmek istemiyorum. "demişti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE