Basilisk odasından çıktıktan sonra yatakhane bölümüne gidip Gece'nin kaldığı odaya gitmişlerdi. Odaya girdiklerinde Gece koşarak kendi yatağının üzerini boşaltıp yorganı açmıştı. Eray Irem'i oraya koyduktan sonra Gece'ye bakıp " Ben Ege'nin yanına gidiyorum." demişti.
Gece Eray'ı onayladıktan sonra kıyafet dolabına koşup birkaç parça kıyafet çıkarmıştı. Irem'in yanına geldikten sonra "Ee ben tek başıma nasıl değiştiricem şimdi." demişti. Gece "Öyle böyle değiştirmem gerek" diye düşünüp Irem'in üzerindeki sweat'ı çıkarmaya çalışmıştı.
Kapı hızla açılınca Gece kapıya doğru bakmıştı. Içeri giren Cansu koşarak Irem'in yanına gelmişti. " Onun nesi var neden üzeri bu kadar ıslak?" demişti. Gece kapıyı kapattıktan sonra Cansu'nun yanına gelmişti. " Tam zamanında geldin bana yardım et önce onun üzerini çıkartalım hasta olmasını istemiyorum. Sonra anlatırım." demişti.
Cansu kafa sallayıp Gece'nin daha çıkaramadığı sweatın eteklerinden tutmuştu. " Tamam şimdi önce kollarını çıkartalım sonra sen kafasını kaldıracaksın bende sweat'ı kafasından çıkaracağım." demişti Cansu kontrolu ele alarak.
Gece " Tamam." dedikten sonra Cansu'nun dediği gibi önce kollarını çıkarmışlardı. Sonra Gece Irem'in başucuna geçip kafasını yataktan kaldırmıştı. Irem yarı baygın bir şekilde durmuştu. Cansu sweat'ı Irem'in kafasından çıkarıp yere koymuştu. Islak olan atletini de çıkardıktan sonra Gece'nin getirdiği kıyafetleri giydirmeye başlamışlardı.
Işleri tamamen bittikten sonra Gece ıslak kıyafetleri toplayıp odada bulunan tuvaletin kirli sepetine atmıştı. Gece tekrar Cansu'nun yanına geldiğinde Cansu " Senin yatağın ıslandı boşuna üzerini değiştirmiş olmayalım benimkine götürelim." demişti.
Gece onu onayladıktan sonra Cansu Irem'i kucağına almış ve odayı ikiye bölen duvarın üst tarafına doğru çıkmaya başlamıştı. Gece onların arkasından gelip birşey olursa diye tutmak için hazırda beklemişti.
Üst kata çıktıklarında Gece Cansu'nun yatağını düzlayip yer açmıştı. Cansu Irem'i yatağa koyduktan sonra kendine garip garip bakan Gece'ye dönüp "Ne! Ne var?" demişti.
Gece " Sen ne zaman bu kadar güçlendin Irem en az elli kilo var. Bana bak kas felan yapıyorsun da benim mi haberim yok." demişti. Cansu Gece'ye bakıp güldükten sonra "Olabilirdi ama gerek kalmıyor. Her gün Can ile kavga ettiğim için ve beyefendi benimle kavga ederken ciddi kavga edemiyorum diye beni çalıştırmaya başladı. O sıra da istemeden güçlenmiş olabilirim. " demiş ve kollarını kaldırarak kaslarını gösteriyormuş gibi yapmıştı.
Gece ona güldükten sonra " Bende istiyorum beni de çalıştırsın." demişti. Kapı tıklatıldıktan sonra ikisi bir " Gel." diye bağırmıştı. Kapı açılınca Eray ve Ege odaya girmişlerdi. Eray yukarı tarafa bakıp " Neden oraya çıktınız?" diye sormuştu. Gece " Benim yatağım ıslandı üzeri tekrar ıslanmasın diye Cansu buraya taşıdı." demişti.
Ege kaşlarını kaldırıp Cansu' ya bakmıştı. Tam konuşacağı sıra da Cansu sözünü kesip " Evet ben taşıdım Canla kavga ederken istemeden güçlenmişim." demişti. Ege anladım dermiş gibi kafasını sallayıp kaşlarını indirmişti.
Eray yukarı tarafa çıkıp getirdikleri yemek tepsisini o kattaki masaya koymuştu. Irem'in yanına gelip " Şuan nasıl." demişti. Gece Eray'a bakıp " Baygın ilk kez basilisk oldu ciddi bir şey yok." demişti.
Bir iki dakika Irem gözlerini açtığında yanına duran Cansu diğerlerine haber vermişti. Diğerleri Irem'in yanına geldiğinde Cansu yavaşça Irem'i yatakta doğrultmuştu. Ege Irem'e bakarak " Daha iyi misin?" diye sormuştu. Irem kafa salladıktan sonra Gece masanın üzerindeki yemek tepsisini Ireme getirmişti.
Ege tepsiye bakıp " Yorgun olduğun için çorba yaptım daha kolay yersin." Irem kısık sesle teşekkür ettikten sonra Gece dişlerini göstermeden kocaman gülmüş ve Ege'nin omzuna vurmuş "Aferim benim çocuğuma." demişti. Ege Geceden uzaklaşıp "Böyle gülmen beni korkutuyor yapma şunu." demiş ve Eray'ın diğer tarafına geçmişti. Gece Ege'ye güldükten sonra Ireme bakmıştı.
Irem onlara bakıp " Iyiyim bana öyle bakmayı kesin korkmaya başladım." demişti. Bunun üzerine Ege Cansu'nun kolundan tutup " Hadi bana yeni çizdiğin resimleri göster." demişti. Cansu kafa sallayıp alt taraftaki kendi çalışma masasına doğru ilerlemişti.
Eray Irem'in saçını okşayıp " Ben Ustaya haber vermeye gidiyorum." demişti. Irem kafa salladıktan sonra Eray odadan çıkıp gitmişti. Gece Irem'e bakıp " Senin için çok endişelendi." Irem Gece'ye bakıp devam etmesini bekler gibi birşey dememişti.
"Eray insanlara çabuk alışır çabuk bağ kurar ailesinden biri sayar seni de ailesi gibi görüyor. Irem gözlerin Eray'ın kaybetmiş olan annesine çok benziyor. Sen basilisk olurken acı çektiğini görünce aklına annesi gelmiş olmalı. Sen duydun mu bilmiyorum ama sen dönüşüm evresindeyken kafayı yiyecek sandım bir o yana bir bu yana dönüp duruyordu. Usta onu tutu yoksa merkezdeki herkes basilisk odasına toplanırdı heralde." demişti Irem'in gözleri sulanmıştı sesini ayarlayıp " Annesi nasıl kayboldu. " demişti.
Gece burnunu çekip " O o öldü. Senin kadar güzel biriydi bizim gözlerimizin önünde öldü. Eray annesinin ölümünü izlemek zorunda kaldı. O alçak herifler benim ve Ege'nin de annemiz gibi gördüğümüz birini öldürdüler. Irem bizi hiç bırakma olur mu. Çünkü gözlerini annemize benzeten tek kişi Eray değil." demişti göz yaşlarını tutamayıp.
Irem kollarını uzatıp Gece'nin boynuna sarmış ve onu kendine doğru çekip omzuna yaslamıştı. Gece'nin sırtını sıvazlayıp sakinleştirmeye çalışmıştı. Cansu ve Ege onlara bakıp ne olduğunu çözmeye çalışmışlardı. O kadar yavaş konuşmuşlardı ki sesleri oraya gelmemişti.
Cansu'nun gözünden bir damla yaş sürüldüğünde Ege ona bakıp " Sen neden ağlıyorsun?" demişti. Cansu Ege'ye bakıp "Ağlayan birini görmeye dayanamıyorum bilmiyorsun sanki." demişti. Ege kafasını sallayıp " Özür dilerim aklımdan çıkmış." dedikten sonra Cansu'nun kıvırcık saç tutamlarıyla oynamaya başlamıştı.
Cansu hala birbirine sarılan kızlara bakıp gözlerini sildikten sonra yerine oturmuş ve Ege'ye resim çantasından çıkardığı resmi göstererek " Bak burda bizim grubun resmini çizmiştim sanırım oraya bir kişi daha eklemem gerekecek öyle değil mi?"
Ege Cansu'nun yanına oturup " Evet kesinlikle oraya bir kişi daha eklemen gerek." demişti.
Irem kucağındaki tepsini Geceye verip etrafı incelemeye başlamıştı. Bir odada iki kat vardı üst katta bir pencere bir masa duvarlarında tanıdıklarından Cansu, Can, Gece, Eray ve Ege'yi görmüştü. Sade toz pembe tonda duvarı olan ve tavanında tamamen odayı kaplayan karanlıkta parlayan yıldızlar görmüştü. Alt katta iki tane çalışma masası yuvarlak bir halı iki kapı ve iki puf görmüştü.
Geceye dönüp " Senin yatağın nerde?" diye sormuştu. Gece elindeki tepsiyi masaya koyup tekrar yanına gelmişti.
" Alt tarafta deli uyuduğum için Eraygil beni oraya koydular. Onlara sorsan uyurgezerim hatta ben hayaletim." demiş ve gülmüştü.
" Ben Ege ile yurtda tanıştım çok sinir bozucu biriydi herkesle kavga eder ama sürekli dayak yiyen taraf olurdu. Aynı sınıftaydık 1. Sınıftan 8. Sınıfa kadar da aynı sınıfta okuduk. Benden sürekli kopya isterdi bende verirdim. Yani kopya sayesinde yakın arkadaş olduk. Eray aramıza 3. Sınıfta katıldı. Fazla cool biriydi öğrencilerin gözdesiydi bizimle hiç konuşmaz tek başına cam kenarında otururdu. Dersleri berbattı hocalar bu yüzden annesine söylerlerdi onu." Gece biraz durduktan sonra devam etmişti. Irem merakla Gece'yi dinlemeye devam etmişti.
"Annesi her cumartesi pazar gelir iki saat boyunca onunla ilgilenirdi. Bazen sınıfa çikolata dağıtırdı. Bir gün 4. Sınıftaydık sanırım Ege'yi birkaç çocuk yurdun arkasında dövmeye başladı. Bende ordaydım ama onları durduramıyordum. Koşarak okulun önüne geldim daha önce çok kavga etmişti ama karşı taraf bu sefer üst sınıflardandı ve kalabalıklardı. Ben orda ağlarken Eray yanıma geldi ne olduğunu sorduğunda sadece arka tarafı gösterebilmiştim. Hiç beklemeden oraya doğru koşmuştu. Bende onun peşinden koştum. Beş kişilerdi sanırım dövdü işte hepsini ben şaşkın şaşkın ona bakıyordum. Ege zaten yerinden kalkamıyordu.Sonra öğrendik ki babasının spor salonu varmış arkadaşı olmadığı için de hergün saatlerce orda dururmuş."
Irem Gece'yi dinledikten sonra " Ondan sonra mı arkadaş oldunuz?" diye sormuştu. Gece hayır anlamında kafa sallayıp " Ondan sonra bizi görünce günaydın demeye başladı ve bir gün grup ödevi verildi Eray ve biz bir grup oluşturduk. O ödevden sonra yakın arkadaş olduk." demişti.
Irem tebessum ederek ona baktıktan sonra kapı açılmıştı. Can içeri girip kapıyı ördükten sonra alt taraftan onlara bakarak " Hain misiniz olum Irem'in uyandığını ben neden merkezdeki dedikoducu kızlardan öğreniyorum." demişti.
Kimseden ses çıkmayınca Can kardeşine dönüp ona doğru bakmıştı. " Hadi Ege demedi hadi Gece de demedi sen niye demiyorsun kardeş değil miyiz biz?" Cansu yerinden kalkıp " Ya aklımdan çıkmış hem sen demedin uyanınca söyle diye." demişti kendisini savunarak.
Can elini saçlarından geçirip " Sabır Yarabbim olur bir dahakine derim oldu mu?" demiş ve Irem'in yanına gitmişti. Irem Can'ın zihin okuma gücü olduğu aklına gelince sadece kedileri düşünmeye başlamıştı.
Can Irem'in başucuna oturduktan sonra kıkırdamış ve " Kedi düşünmek zorunda değilsin zihnini okumam merak etme ilk başta okumamın sebebi seni tanımadığım içindi." demişti. Irem rahat bir nefes alıp gülümsemişti.
Eray kapıyı açıp oluşan aralıktan kafasını uzatıp içeri bakmıştı. Diğerlerinin burda olduğunu görünce tamamen içeri girip kapıyı örtmüştü. Ege ve Cansu da yukarı çıkınca Eray da onlarla birlikte yukarı çıkmıştı. Irem'e doğru bakıp defalarca sorduğu soruyu tekrarlamıştı. " Iyi misin?"
Irem tekrar kafasını sallayıp " Evet iyiyim eskisi gibiyim hatta daha enerjik hissediyorum." demişti. Eray rahatlamış gibi kafa sallayıp " Usta'nın yanına gitmeliyiz sana söyleyecekleri varmış." demişti. Irem yavaşça Geceden tutunarak kalkmış ve " Hadi gidelim." demişti.
Eray ve Irem Usta'nın yanına geldiklerinde direk içeri girmişlerdi. Usta her zaman ki gibi taburensinde bağdaş kurup oturmuştu. Onlar içeri girdiğinde kapalı olan gözlerini açıp Eraya çıkmasını söylemişti. Eray odadan çıktıktan sonra Usta Irem'e bakıp odada bulunan taburelerden birine oturmasını söylemişti.
Irem oraya oturduktan sonra Ustaya bakmaya başlamıştı. Usta nasıl başlayacağını düşünmüş ve en sonunda konuşmaya karar vermişti. " Kızım biliyorum buraya geldikten sonra sorumluların arttı. Belki bırakmayı bile düşünmüş olabilirsin ama. " Irem Usta'nın lafını bölüp " Pes etmeyi bırakmayı hiç düşünmedim. Siz ve Eraygil sürekli benim yanımdasınız ve kendimi kötü hissetmeme veya korkmama izin vermiyorsunuz. Ne kadar zor olacak olsa da devam etmek istiyorum. Lütfen şimdi ne yapmam gerektiğini bana söyleyin." demişti.
Usta Irem'e bakıp samimi bir şekilde gülümsemişti. " Yaklaşık bir iki ay sonra her yıl yapılan gezegenler arası savaş olacak. Senden önce bu savaşa ben katılıyordum. Fakat senin koruyucu olduğun Büyük kurulun kulağına gitmiş. Öğrenmeselerdi yine ben katılacaktım." demiş ve yine Irem sözünü kesmişti.
"Katılabilirim ama ben sadece basilisk olmayı öğrendim daha öğrenmem gereken birçok güç varken kazanabilir miyim?" demişti. Usta Irem'in heyecanlandığını anlayıp lafını kesmesine bir şey dememiş ve konuşmaya devam etmişti.
"Savaş sırasında sadece elementleri kullanabileceksin yani yarından itibaren elementleri öğrenmeye başlıyorsun. Kendine iki element seç ve onların üzerinde yoğunlaş. Onun dışında Eray sana yakın mesafeden dövüş eğitimi verecek. Oraya sadece elementlere güvenip çıkmak aptallık olur."
Irem Usta'nın dediklerini dinledikten sonra odadan çıkmıştı. Eray kapının önünde duvara yaşlanmış kendisini beklerken bulmuştu. Irem çıktıktan sonra yanına gelip bir şey demeden Irem'e bakmıştı. Irem gülümseyip Eray'ın kolundan tutmuştu.
" Hadi gidelim yarın elementleri öğrenmeye başlıyorum ve sende bana dövüşmeyi öğreteceksin bu yüzden dinlenmem gerek." demişti Irem Eray'ın kolundan çekiştirmeye devam ederken.
Eray Irem'in peşine takılıp merkezden çıktıktan sonra onu evine bırakıp gitmişti.
Ertesi gün okul çıkışı tekrar merkeze geldiklerinde Ege öne atılıp " Ilk ben öğreteceğim bana göre en önemli element olan su elementini öğreneceksin." demişti
Eray gözlerini devirip " En güçlü element ateş elementi ahmak." demişti.
Ege Eray'ın dediğine karşı çıkıp "Tabikide değil. Susuz yaşayabilir misin? Su olmadan bir şey yapamazsın. Su iyileştirir su yaşatır. Bu yüzden ilk su elementini öğrenecek." diyip Eray'ın konuşmasına fırsat vermeden Irem'in kolundan tutup su elementi odasına doğru koşmuştu. Eray da mecbur kalıp onları yürüyerek takip etmişti.
Ege Irem'i su elementi odasına getirdiğinde kapının önünde durup "Karargahıma hoş geldin Iremcim." demiş ve kapıyı açmıştı. Ege içeri baktığında bir kaç kişinin odada bulunduğunu görüp onları hemen çıkarmıştı. Onları çıkardıktan sonra Irem odanın içine adımını atıp etrafı incelemeye başlamıştı.
Mavi tonda duvarlar görmüştü. Oda tamamen aydınlık değildi daha loş bir ortama sahipti. Odanın yarısında havuz, havuzla beton zemini ayıran fazla yüksek olmayan parmaklık yerleri. Bir duvarda asılı içinde farklı seviyelerde su olan uzun fanuslar. Bir tarafta masa ve kilitli çekmeceleri bulunan bir dolap görmüştü.
Ege havuzun ordaki parmaklığa yaklaşıp
" Bak şimdi duvarda gördüğün su fanusları yeni gelenlerin bu havuzdan oraya taşıyabildiği su seviyeri. Senin de böyle bir fanusun olacak. Ilk öğrenenler kendiliğinden su oluşturamadığı için de bu havuz var. Gücü tamamen kontrol altına aldığında çevrende su olmadan da elementini kullanabileceksin. "
Ege karşı duvarda tek başına duran fanusun yanına gidip " Bak bu senin onu biz okuldayken öğrencilerime yerleştirmesini söylemiştim." demiş ve Irem'e yaklaşmıştı.
"Bak Irem su elementi ateş elementi kadar güçlü değil ama onunla aynı seviyede olduğunu düşünüyorum. Az önce dediklerim hala geçerli su olmadan bir şey yapamazsın. Ateş elementi öfke ve acı ile beslenir sen içindeki acıyı ne kadar gücüne yansıtırsan alevin o kadar güçlü olur. Ama su elementi öyle değil. Su elementi sevgi ve coşku ile harakete geçer. Suyu sevmene gerek yok senin içindeki küçük bir sevgi tozu bile onun için bir şeydir." demişti.
Ege Iremden bir iki adım geriye gidip bir elinin avuç kısmı yukarı gelecek şekilde kaldırmıştı. Avucunum içine çevreden su gelmeye ve bir küre oluşturmaya başlamıştı. Su küresi mavimsi tonda ışıklar yaymaya başlamıştı. Ege elindeki su küresini yavaş bir şekilde Irem'e doğru göndermişti. Irem heyecanla gülümseyip odada ki masada oturan Eray'a doğru bakmıştı. Eray Irem'e gülümseyip onu izlemeye devam etmişti.
Irem Ege gibi avuç içi yukarı gelecek şekilde elini kaldırmıştı. Su küresi elinin üstünde durmuştu. Irem eliyle suya bir kaç kez dokunmuş su fazla haraket edince bozulacağını düşünüp elini geri çekmişti. Ege elini yukarı doğru hızla kaldırdığında Irem'in elindeki su küresi de yukarı kalkmış. En sonunda tavana çarpıp odanın her yerine dağılmıştı.