Savaş günü geldiğinde Irem'e destek olmak için arenaya Usta, Eray, Gece ve Ege de gelmişti. Arenaya gitmek için Usta onları portal odasına götürüp gerekli kodları girdikten sonra hepsi beraber gitmişlerdi. Irem arenada rahat olmak için siyah esnek bir pantol ve üzerine rahat bir sweat gitmişti. Saçlarını topuz yapmış ve botlarını giymişti.
Eray ve diğerleri arenadaki olayları seyretmek için yapılan alana geçmişlerdi. Irem'i giriş kapısında direk olarak arenadaki savaşın başlama yerine götürmüşlerdi. Depo gibi bir yerde bir çemberin üzerinde durmasını söylemişlerdi. Irem denileni yapıp çemberin üzerinde hazırda beklemeye başlamıştı. Bir süre sonra üzerinde bulunduğu çember haraket etmeye başladığında Irem sarsılmış ve dengede durmak için yere eğilmişti. Yukarı doğru yükselmeye başlamıştı. Kafasını kaldırıp yukarı baktığında tam üstünde ki yerin açıldığını görmüştü. Tamamen dışarı çıktığında ilk olarak hızlı bir şekilde etrafı incelemeye başlamıştı.
Bulunduğu yer ormanlık bir alandı ileriye doğru baktığında yüksek bir dağ görmüştü. Etraf sandığından daha sesiz ve ıssızdı arenanın ortasında havada hologram bir ekran çıktığında Irem dikkatini oraya vermişti. Içlerinde kendisinin de bulunduğu bir sürü resim görmüştü. Farklı bendenler farklı isimler farklı gezegenler. Hologram ortadan kalktığında durduğu yerde ilerlemeye başlamıştı. Sesiz ve dikkatli bir şekilde yürümeye bir yandan da çevreyi incelemeye devam etmişti. Ağaçların sıklaştığı yerde bir ağacın üstünde çanta gördüğünde ağacın yanına gidip dallar yardımı ile tırmanmıştı. Çantayı sırtına takıp geri inmeye başlamıştı. Biri ayağından tutup çektiğinde dallara tutunamamış ve yere düşmüştü. Aniden gelen saldırıya karşı hızla yerden kalkıp saldırı için pozisyon almıştı.
Karşınına baktığında sarışın kahverengi gözlü cılız bir vücuda sahip biri çıkmıştı karşısına. " Üzgünüm seni düşürmek istememiştim sadece biraz hızlı çektim sanırım. " demişti. Irem ellerini indirip karşındakini baştan aşağı süzdükten sonra bir şey dememişti. Irem cevapsiz kaldıktan sonra onu düşüren çocuk
" Sırtımdan bıçaklamayacaksan gidicem." demişti. Irem karşısındakinin sadece gözlerine bakıp " Sen yapmazsan bende yapmam." demişti. Sarışın çocuk Irem'e arkasını dönüp başka yine doğru koşmaya başlamıştı. Irem sarışın çocuk gözden kaybolana dek onu izlemiş ardından kendi de yürümeye başlamıştı.
Sesiz bir yer bulduğunda yere oturup çantayı dökmüştü içinden küçük bir çakı uzun ince ama sağlam bir halat matara ve birkaç küçük şey daha çıkmıştı. Içinden çıkanları tekrar çantanın içine koyup yola devam etmişti. Ağaçların arasından ilerlemeye devam ederken baş aşağı dönmesi bir olmuştu. Şaşkınlığını üstünden attıktan sonra ayaklarına bakmıştı. Bastığı yerde ustaca gizlenmiş tuzağı görmediği için üstüne basmış ve şuan baş aşağı asılı kalmıştı. Kendini biraz salladıktan sonra vücudunu ayaklarına yaklaştırıp bir kaç denemeden sonra tuzağa düştüğü halatı tutmuştu. Çantanın küçük gözüne koyduğu çakıyı zorlukla çıkarıp bileklerine dolanan halatı kesmişti. Yerden çok uzak olmasa da halatı kestiği an yere düşmüş ve sırtı acımıştı.
" O tuzağı kurmak için o kadar uğraşıyorum ama sen iki dakikada kesip atıyorsun. " Irem arkasından gelen ses ile hemen arkasına dönüp ağaca yaşlanmış kızıl saçlı kıza bakmıştı. Omuzlarına kadar gelen kızıl renkte saçları yüzü de saçları gibi kırmızı renkte olan kız bir elini yukarı kaldırıp avucunun için de bir ateş topu oluşturmuştu. " Benim de seni yakıp atmama ne dersin?" dedikten sonra avucundaki ateş topunu Irem'e doğru fırlatmıştı. Irem kızın attığı ateş topundan sonra kendini hızla toplamış ve kendisi de elinde su küresi oluşturmuştu. Gözlerini kısıp karşısındaki kızı dikkatlice izlemeye başlamıştı. Kız biraz durduktan sonra seri bir şekilde ateş topu atmaya başlamıştı. Irem de kızla eş zamanda attığı su küreleri ile kendini korumaya çalışmıştı.
Kızıl saçlı kız uzun bir süre sürekli saldırı yapmıştı ve bu yüzden enerjisini kaybedip yavaşlamıştı. Bulunduğu yerden geri geri gitmeye başlamıştı. Bir kaç adım daha attıktan sonra başkalarını yakalamak için kurduğu tuzağa kendi düşmüştü. Irem kıza su küresi fırlatmayı bırakıp yanına gitmişti. Çakısını düşürdüğü aklına gelince eski yerine gidip yere bakmaya başlamıştı. En sonunda bulduğunda ayağa kalkıp hapatlardan kurtulamaya çalışan kıza bakmıştı. Kız uğraşmayı bırakıp Irem'e doğru bakmıştı. " Beni öldürecek misin?" kızın sorusu karşılığında Irem kaşlarını çatıp yanına gitmişti " Seni öldürünce elime ne geçecek söyler misin. Sadece ipleri kesmek için geldim. " demiş ve ardından ipleri kesmek için halatın ucuna doğru uzanmıştı. Biraz uğraştıktan sonra halat kesildiğinde kız da yere düşmüştü. Irem yerdeki kıza elini uzatıp kaldırmaya çalıştığında kız Irem'e bakıp "Sen ciddi misin. Alooo burda herkes birbirini öldürmeye çalışıyor bende az önce seni öldürecektim." demişti.
Irem ciddiyetini bozmadan omuz silkip
" Biliyorum ama bu savaşı birilerini öldürmeden kazanmak istiyorum. Bir farkımız olmalı değil mi belki de benim gibi yarışmayı birilerine zarar vermeden kazanmak isteyenler vardır." demişti. Kız Irem'i dinledikten sonra " Bu çok saçma insanlar bencildir sadece kendilerini düşünürler. Işleri düşmediği zaman seni arayıp sormazlar. Işleri gittiği an işe seni bir kağıt parçası gibi çöpe atarlar." demişti. Irem hala elini tutmayan kızın yanına oturup " Evet öyle ama onların ne yaşadığını bilmeden bir insana bunu diyemezsin. Belki bencil olmaya onu hayat zorlamıştır. Kendini korumak için çevresindekilere zarar vermeye başlamıştır. Sende kendini korumak için beni öldürmeyecek miydin zaten." dedikten sonra kızıl saçlı kıza bakmıştı.
Kız Irem'e dikkatlice baktıktan sonra "Biliyor musun bu yarışı sen kazanacaksın. Ben gidiyorum seni arena penceresinden izliycem sakın kaybetme ve fazla vicdanlı olma." dedikten sonra yüksek sesle " Pes ediyorum." demişti.
Irem'in konuşmasına fırsat kalmadan kızıl saçlı kız önünde toz haline gelmişti.
Önünde arenaya ilk girdiğinde çıkan hologramdan çıktığında hemen incelemeye başlamıştı. Bazı kişilerin üzerinde siyah çarpı işareti görmüştü ve kızıl saçlı kızın üzerinde de siyah çarpı görünüyordu. Irem onlara baktığında şüphe etmeden pes eden kişiler olduğunu anlamıştı. Siyah çarptılar yanında yüzünde kırmızı çarpı olan kişilerin ölmüş olma ihtimali çok fazla görünüyordu. Hala oyunda kalan kişilere baktığında ilk baştakine göre ciddi bir azalma fark etmişti. Kalan kişileri sayamadan hologram ortadan kalkmıştı.
" Onlar için üzülüyor musun?" Irem yan taraftan gelen sese baktığında onu ağaçtan düşüren sarışın çocuk olduğunu görmüştü. Biraz düşündükten sonra "Evet." diye cevap vermişti. Sarışın çocuk tıslar gibi güldükten sonra "Sen ya çok safsın yada çok iyi kalplisin. " demişti. Irem ayağa kalktıktan sonra üzerini çırpmış ve " Neden birilerinin öldüğüne üzüldüğüm için mi safım." diye sormuştu.
Sarışın hiç düşünmeden atlayıp "Evet. Onlar sen ölsen üzülmeyecekti." demişti. Irem göz devirdikten sonra "Bak ben onlar değilim. O yüzden onların ne düşündüğü beni ilgilendirmez." demişti. Sarışın çocuk ellerini yukarı kaldırıp "Tamam kızma. Hadi gidelim. Bu arada kızıl kafayla iyi dövüştün." demişti yürümeye başlayıp Irem'i geçerek. Irem bir süre ona bakıp "Sen beni mi takip ediyorsun?" demiş ve onun peşinden yürümeye başlamıştı.
Sarışın çocuk Irem'e bakıp hiç düşünmeden "Evet." diye cevap vermişti.
Irem olduğu yerde durup başka bir yöne dönmüş ve yürümeye başlamıştı " Beni takip etme." demişti. Sarışın çocuk Irem'in yanına koşarak gelmiş ve "Tabiki de hayır bir şey olursa beni koruyabilirsin." demişti kocaman gülümseyip. Irem de sarışın çocuk gibi gülümseyip "Hayır korumam." demişti. Sarışın çocuk bir elini kendi çenesine atıp düşünüyormuş gibi yaptıktan sonra
"Bir kere bencil değilsin yani istesende istemesende korursun. Ve bunun farkına bile varmazsın. " demiş ve rahat bir şekilde Irem'in yanında yürümeye devam etmişti. Irem gözlerini devirdikten sonra sarışın çocuğun yanında yürümesine izin vermişti.
"Hey baksana.....
....bi bak ya........
...beni korursun demi.....
....bak ben çok zayıfım."
Sarışın çocuk hiç durmadan konuşmaya devam etmişti. Irem onu umursamadan arenanın ortasına giden yolu aramaya çalışmıştı. Sağında bir ses duyduğunda sarışın çocuğu durdurmuştu. Sarışın çocuk ne olduğunu anlamayıp "Ne? Bir sorun mu var?" diye sormuştu. Irem onu susturup gelen seslere odaklandıktan sonra sarışın olanı yere doğru yitip düşürmüş ve kendisi de yere uzanmıştı.
Üstlerinden geçen birkaç oktan sonra yaklaşık ikinsi kız altı kişi yanlarına gelmişti. Irem temkinli bir şekilde ayağa kalkıp onlara bakmıştı.
" Eşitlik olsun istiyorum sizin silahınız yok. Bu arada yenisin sanırım önceki savaşlarda seni hiç görmedim. Olsaydın senin gibi bir güzelliği asla unutmazdım." demişti içlerinden en güçlü görüneni. Ardından kendi okunu ve yayını bir kenara bırakıp diğerlerine bakarak " Silahları bırakın." demişti. Diğerleri de ona uyup silahlarını bırakınca Irem emir veren kişinin liderleri olduğunu anlamıştı. Liderleri olan kişi içlerinden birini işaret ederek "Önce sen saldır bakalım grupta durmayı hak ediyor musun?" demişti. Içlerinden en kısa ve zayıf olanı öne doğru çıkıp Irem'e doğru saldırmıştı. Irem Eray'ın haftalarca kendisine öğrettiği şeyler sayesinde çocuğu dakikalar için de yere sermişti. Yerdeki çocuk korku dolu gözlerle liderlerine bakmıştı. Liderleri çocuğa acır gibi baktıktan sonra " Seni cidden gruba aldığıma inanamıyorum." dedikten sonra ellerini yukarı doğru kaldırmıştı. Irem yerdeki çocuğun çığlığını duyduğunda ona bakmıştı karnında koca bir boşluk gördüğünde tekrar liderlerine doğru bakmıştı.
" Ona ne yaptın?" diye sormuştu gözlerini lider olarak düşündüğü kişiden ayırmadan. Liderleri yandan bir gülüş sunup " Ne yapmış gibi görünüyorum. İşe yaramazdı fazlalıklardan nefret ederim." demişti. Ardından diğerlerine bakıp "Hepinizi denemek isterdim ama bitişe geç kalmak istemiyorum." demiş ve bir adım öne çıkıp Irem'in yanına gelmişti. Sarışın çocuk geri geri gidip bir ağacın arkasına saklanıp onları izlemeye başlamıştı. Lider olan hızlı davranıp Irem'e saldırmaya başlamıştı. Irem ilk saldırıdan yere eğilerek kurtulup arkadan adamın sırtına atlamıştı. Adamın boynunu sıkıca tutup nefessiz bırakmaya çalışmıştı. Adam boynundaki kolu sıkıca çekip Irem'i ileri doğru fırlatmıştı. Irem yere hızlıca düştüğü için belini tutmuştu. Sırt üstü dönüp bir kaç saniye durduktan sonra tekrar ayağa kalkmıştı. Adam Irem'e doğru gelmeye başlayınca Irem yerden kalkmadan su elementini kullanıp onu geriye doğru itmişti. Yaklaşık bir metre geriye sürüklenen adam Irem'in su elementini geri çekmesi ile yere düşmüştü.
Adam yerden kalkıp hala yerdeki Irem'e bakmıştı. "Çok şaşırdım yenisin ama iyisin. Ve bu beni sevindirdi adın ne senin?" diye sormuştu. Irem yavaş bir şekilde ayağa kalkıp "Ben İrem Su Yılmaz yeni koruyucuyum." demişti. Adam elleri ile onu alkışlayıp "Sonunda kendinden emin ve güçlü bir rakip. Arkadaşlar hadi karşılama yapalım." demişti.
Diğerleri Irem'in etrafını sardığında Irem hem korku hemde cesareti aynı anda yaşayıp sakin olmaya çalışmıştı. Etrafındakiler ona saldırmaya başladığında hem elementi ile hemde Eray'ın öğrettikleri ile onlara karşılık vermeye başlamıştı. Ama onlardan az olduğu için yorulmaya başlamıştı. Dövüşmeye devam ederken bir yandan da bir plan yapmaya çalışmıştı. Aklına gelen şey ile diğerlerinin hepsini önüne alacak şekilde durmuştu. Savaşta kullanmak için seçtiği ikinci elementi hala kullanmamıştı. Hala doğru düzgün kullanamadığını düşünsede ikinci element olarak seçtiği hava elementini ellerini onlara doğru tutup bir hortum oluşturmuştu. Oluşturduğu hortumu onlara doğru göndermişti. Hortum adam ve diğerlerini içine çektiğinde Irem hortumu yönlendirip çok uzak bir yere gitmesini sağlamıştı. Biraz daha uzağa göndermek istediğinde ikinci elementi kullanma süresinin dolduğunu fark etmişti. Içinden " Umarım ben bu savaşı bitirene kadar gelmezler." demişti. Normalde hava elementiyle anlaşamasa da savaş sırasında ona yardım ettiği için sevinmişti. Etrafına baktığında sarışın çocuğu görememişti. Onu da hortuma çektiğini düşünüp etrafta onu aramaya başlamıştı.
Çevresinde onu bulamayınca sesli bir şekilde çağırmaya başlamıştı. "Sarı kafa. Heey sarı kafa nerdesin." ağaçların arasında adını bilmesede kendince ürettiği şekilde çağırmaya başlamıştı. Arkasından bir ses duyunca oraya bakmıştı."Sarı kafa mı? Civciv miyim ben?"demişti sarışın çocuk. Irem kendini benzettiği sevimli canlıya güldükten sonra "Adını bilmiyorum ne dememi bekliyorsun." demişti. Sarışın çocuk ellerini çenesine koyup "Ya ne bilim ben yakışıklı de mesela. Yada yada kas yığını felan." demişti. Irem kaşlarını kaldırıp "Ciddi misin?" demişti. Sarışın çocuk ellerini Irem'e doğru tutup "Tamam tamam benim adım Jackson" demişti.
Tanıştıktan sonra arenanın merkezine doğru yürümeye devam etmişlerdi. Bir süre sonra boş bir arazi ortasında parlayan bir küre görmüşlerdi Jakson "Işte o küreye dokunmamız gerek." demişti. Irem onaylar şekilde kafa sallayıp küreye doğru yürümeye başlamıştı. Jakson onu kolundan tuttup durdurduğunda onun baktığı yere doğru bakmıştı. Yan taraflarında balık görünümlü biri çıkmıştı. Irem biraz durup görünümü değişik olan kişiye bakmıştı. Kafasında su fanusu ve vücudu pullar ile kaplı olduğunu görmüştü. Jakson Irem'e doğru dönüp iki eli ile omuzlarından tutup"İremcim tamam ben pes ediyorum bay bay." demiş ve Irem'in konuşmasına fırsat vermeden " Pes Ediyorum." diye bağırmıştı. Irem önünde kızıl saçlı kız gibi toz olan Jaksona bakıp gittiğini bilse bile "Daha savaşmadın ama." demişti. Balık görünümlü adama bakıp "İnanamıyorum Jackson senden korktuğu için mi gitti?" diye kendi kendine konuşmaya başlamıştı.
Balık adam Irem'e bakıp " Mırınas aşabaşab kıdlak küçük zık." demişti anlaşılmayan bir şekilde. Irem anlamamış bir şekilde ona bakmaya devam edip"Ne dilinizi bilmiyorum." demişti. Balık adam tekrar " muroyid ik. Ha elkeb zarib." demişti. Irem yine anlamadığında kafasını olumsuz anlamda sallamıştı.
Balık adam Irem'e doğru yaklaşmaya başladığında arenanın ortasında yani bulundukları yerde iki kez karşılarına çıkan hologram tekrar çıkmıştı. Irem holograma baktığında sadece kendisi ve karşısında duran balık adamın kaldığında görmüştü. Dönüp tekrar ona baktığında hala holograma baktığını fark etmişti. Hologram gittikten sonra arenayı kaplayan bir ses duyulmuştu. "Evet arkadaşlar arenada iki güçlü yarışmacı kaldı. Biri İrem Yılmaz aramıza yeni katıldı. Diğer koruyuculara kıyasla biraz daha değişik güçleri var. Ve diğer tarafta Exo planet'den yani güneş sistemimizin dışından gelen arkadaşımız balık adam Etraynum. Kendisi koruyucu olmadan önce bir seri katildi duyduğuma göre 30.000 den fazla leşi var. Bu arenadakiler dahil değil. Kolay gelsin İremcim." Irem verilen anonsu dinledikten sonra Eray'ın ve Ege'nin bahsettiği kişi ile karşılaştığını anlamıştı. Balık adam yani Etraynum kolundaki saate bir şeyler yaptıktan sonra tekrar konuşmaya başlamıştı.
"Ses ses bir iki. Evet Irem sesimi senin diline göre ayarladım. Şimdi gel gelelim konumuza duyduğun gibi seri katil olan bir koruyucuyum. Yani demem o ki pes et." demişti bir iki adım Irem'e yaklaşıp.