Lütfen İzin Verin

2038 Kelimeler
"Hayır." demişti Irem Etraynuma bakıp dik durduktan sonra. Etraynum ellerini beline koyup "Ölmeye meraklısın sanırım. Seri katilim seni acımadan öldürebilirim." demişti. Irem de onun yaptığı gibi ellerini beline koyup "Elinden geleni ardına koyma hem merak etme öleceğimi düşündüğüm an pes ederim. " demişti. Etraynum omuz silkip "Cesur birşeye benziyorsun acaba gerçekten cesur musun yoksa aptal mı?" diye sormuştu. Irem yine onun taklidini yaparak "Denemeye ne dersin." demişti. Etraynum Irem'e doğru bakmış sonra sırtında asılı duran kılıcı çıkarıp saldırmaya başlamıştı. Eray korku dolu bakışlarla arenada içeridekilerin dışardaki insanları göremediği değişik bir alana gelmiş ve arenadaki savaşı izlemeye başlamışlardı. Arenada pes eden herkes direk buraya gelip savaşı izlemeye devam etmişlerdi. Jakson ve kızıl saçlı kız Eraygilin yanına gidip izlemeye başlamışlardı. Etraynum elindeki kılıcı bırakıp Irem'in kafasına su baloncuğu koymuştu. Kollarını da arkadan yine su ile sarıp haraket edemez hale getirmişti. Irem nefes alamadığı için çırpınmaya başladığında Eray onları görüp "Hayır hayır hayır. Biri yardım etsin. Başka yolu yokmu bunun." diye bağırmaya başlamıştı. Ege de Irem'e bakıp "İrem pes ederse biter sadece,yada ölecek." demişti. Eray yerinde tepinip "Onu biraz tanıyorsam asla pes etmez." demişti. Jakson Eray'ın yanına gelip " Bu çatlak sizin arkadaşınız mi?" diye sormuştu. Eray ve diğerleri Jakson'a baktıktan sonra Gece bir adım öne çıkıp "Evet o çatlak bizim arkadaşımız." demişti. Gece ona cevap verdikten sonra Eray tekrar Irem'e bakmıştı. Onun aklındaki tek şey Irem'i kaybetme korkusuydu. Bir şey olur da onu Irem'i kaybederim diye çok korkuyordu. Eray daha fazla izleyemeyip gözlerini kapatıp kafasını arena camına yaslamıştı. Bir süre sonra Ege Eray'ın kolundan tutup sallamaya başlamıştı. "Eray,Eray Irem'e bak. Lan baksana." diye bağırınca Eray kafasını kaldırıp tekrar arenaya bakmıştı. Irem'in elinden yeşil ışıklar çıkmaya başlamıştı. Aynı ateş topuna benzeyen yeşil ışıklara herkes bakmak için arenanın camına koşmuşlardı. Çünkü güçler arasında bu şekilde yeşil ışık saçan hiçbir güç bulunmuyordu. Eray kafasını Ustaya çevirip "O o onlar da ne?" demişti. Usta da Eray gibi korku dolu gözlerle Irem'e bakıp "Bilmiyorum. Umarım başına bir şey gelmez." demişti. İrem elindeki yeşil ışık topunu Etraynum'a fırlatmıştı böylece Etraynum kontrolü kaybetmiş ve sular Irem'in kafasından yere döküldü. Eray Irem'e bakıp " Yine ne tür bir şey buldun acaba?" diye kendi kendine söylenmeye başlamıştı. Irem ne olduğunu bilmediği bir şey yapmıştı. Yerden kalkıp derin derin nefes almaya başlamıştı. Etraynum Irem'in fırlattığı yeşil ışık topu yüzünden yere düşmüş ve kafasında nefes almasını sağlayan fanus kırılmıştı. Fanusun içindeki su hızlıca boşalmaya başladığında derin nefesler almaya başlamıştı. Gözlerinden yaş gelmeye başladığı sırada fanusun içi tekrar su dolmaya başlamıştı. Suyun nerden geldiğini anlamak için etrafa baktığında Irem hala yerde nefeslerini düzenlemeye çalışırken bir eli ile fanusa su doldurduğunu görmüştü. Fanusun içine iyice su doldurduktan sonra o şekilde duracak şekilde sabitlemiş ve yerde iki elini toprağa koyarak nefeslerini düzenlemeye devam etmişti. Etraynum da yere uzanıp nefeslenmeye başladığında "Ne yaptın bana." diye soru sormuştu. Irem kafasını sallayıp "Ben bilmiyorum. Iyi misin?" diye sormuştu. Etraynum histerik bir şekilde güldükten sonra "Evet ben iyiyim ama sen delisin." demişti. Irem de güldükten sonra "Neden?" diye sormuştu. Etraynum yerden kalkıp oturur pozisyona gelmişti. "Az önce seni öldürecektim ve sen beni iyileştirmeye çalışıyorsun." demişti. Irem kafa sallayıp "Bende böyleyim elimden birşey gelmez. Ama sanırım gerçekten de deliyim." demişti. Etraynum ayağa kalkıp hala yerdeki Irem'e bakmıştı. "Sona geldim. Bundan sonra Etraynum senin yanındadır Irem Su Yılmaz. PES EDİYORUM." demişti. Etraynum yavaş yavaş kaybolmuştu. Irem kazandığını düşünürken anons tekrar duyulmuştu."Eveeet İrem buraya kadar geldin. Ne şaşırtıcı ki Etraynum'u bile pes ettirdin. Ve şimdi final bölümündesin. Herkes anlamıştır artık bu yıl yarışmalar biraz farklı. Final bölümünde ne yapacağını çok merak ediyorum doğrusu. Bu arada daha yeni nasıl bir güç kullandın bilmiyorum ama tebrik ederim. Ve bol şanslar dilerim bu arada bütün güçlerinizi kullanabilirsiniz.Karşımızda İrem Yılmazın final rakibi İREM YILMAAAZ." demişti Irem kendi adını duyduğu an "Ne?" diye bir tepki göstermişti. Karşınına Irem'in kopyası gibi olan biri çıkmıştı. Saçı gözü kıyafetlerine kadar hepsinin aynı olduğunu görmüştü. Tek fark gerçek Irem şaşkın bakarken karşınındaki ona bakan sahte Irem öldürecekmiş gibi bakmadıydı. Irem aklına gelen soru ile yüksek sesle "Bir dakika eğer o kazanırsa ne olacak?" diye sormuştu. Anons sesi üçüncü kez duyulduğunda Irem dinlemeye başlamıştı. "Pardon onu söylemeyi unuttum. O zaman oyun biter kimse kazanmamış olur." demiş ve ses tekrar kesilmişti. Irem hayıflanıp "Ama bu çok saçma." demişti. Karşınındaki Irem bir iki adım geri gidip sonra ileri doğru atılmıştı. Sahte Irem sürekli saldırıyor gerçek Irem ise sürekli savunma yapıyordu. Bir yandan da aklından " Güçlerimiz aynı düzeyde ise bu yarışma sonsuza kadar sürer o zaman." diye geçiriyordu. Irem fırsat bulunca ona bir kaç tane ateş topu göndermişti. Sahte olan onlardan kurtulduktan sonra Irem o kendine gelmeden toprak elementini kullanarak yerde bir yırtık oluşturmuştu. Sahte Irem oraya düşmekten son anda kurtulduğunda Irem sadece şaşırmakla yetinmişti. Karşılıklı biraz daha savaştıktan sonra Irem'in aklına gelen şeyle olduğu yerde durmuştu. Sahte Irem de durduğunda aklına gelen planı uygulamaya karar vermişti. Karşınındaki sahte Irem savaş haraketleri dışında ne yaparsa aynısını yapıyordu. Irem çantasındaki halatı çıkarıp yanındaki küçük çakısı ile kesmişti. Sahte Irem elinde bir şey olmasa da Irem'in yaptığı şeylerin aynısını yapmaya devam etmişti. Yarı yarıya kestiği halatın bir tarafını sahte Irem'e doğru atmıştı. Sahte Irem önündeki ipe bakıp onu yerden almıştı. Irem ipi kendi ayaklarına bağlarmış gibi yapıp bir ucunu elinde tutmuştu. Sahte Irem'e baktığında onun da aynı şeyleri yaptığını görünce planına devam edip elinde tutuğu ipi yukarı doğru çekmişti. Sahte Irem ipi ayaklarına gerekten bağladığı için yukarı doğru çekince yere doğru hızlıca düşmüştü. Irem sahte olanın yanına koşup elleri arkaya gelecek şekilde yerde tutmuş ve kendi elindeki iple kollarını da bağlamıştı. Arenada yine bağırarak "Onu öldürmem gerekiyor mu?" demişti. Anons sesi tekrar yükselip "Hayır gerekmiyor ama sinirlerin bozuldu sanki senin istediğini yapmana izin veriyorum o yüzden." demişti. Irem "Sadece alın beni burdan." diye gelen anonsa cevap vermişti. Anons sesi Irem'in cevabından sonra kesilmişti. Sahte Irem kaybolduktan sonra yerden plartform gibi bir şey yükselip içinden Eray ve diğerleri koşarak yanına gelmişti. Gece Irem'e sarılıp "Kazandın Irem kazandın." demişti. Irem de kollarını Geceye dolayıp "Bitti mi yani." demişti. Gece kafa salladıktan sonra Irem "Çok yoruldum ben uyumak istiyorum." dedikten sonra Gece'nin kolunda bayılıp kalmıştı. Eray hemen Irem'in yanına koşup onu kucaklamış ve şifacıların yanına götürmüştü. Irem'i ordaki yataklardan birine yatırmıştı. Şifacı biri yanına gelip onu kontrol etmeye başladığında Eray ve diğerleri Irem'in başında beklemeye başlamıştı. Şifacı Eray'a dönüp " Sabah ne yedi?" diye sormuştu. Eray Gece'ye baktığında Gece cevap vermeye başlamıştı. "Iki karışık tost ve çay bide çikolatalı süt. Sonra doymadım diyip sucuklu yumurta felan yedi." demişti. Şifacı kafa sallayıp "Tamam sorun yok midesini çok karıştırmış aslında bayılmaması gerekirdi ama arenada yaptığı yeşil ışık şeyi gücünü fazla tüketmiş. " demişti. Irem yarım saat sonra uyanınca onu merkeze götürmüşlerdi. Irem geldiğinde onun kalması için yapılan odaya götürmüşlerdi.Can ve Cansu da Irem'in yanına gelip onunla ilgilendikten sonra Usta onu yarışmayı kazandığı için tebrik edip odadan çıkmıştı. Irem odadaki arkadaşlarına bakıp "Iyiyim ben endişelenmeyin artık." demişti. Can ellerini beline koyup "Ya kızım anlamıyorum neden o kadar şeyi karıştırdın ki." demişti. Irem kendini suçlu hissedip "Üzgünüm." demişti. Ege Irem'in yanına gelip "Sıkma canını sonuç önemli değil mi? Savaşı kazandın Etraynumu yendin." demişti. Irem kafa salladıktan sonra Can diğerlerine bakıp "Tamam hadi biz gidelim. Sende dinlen biraz, yarın büyük kurul seni çağıracak." demişti. Önce kafa sallayıp sonra Can'a bakmış ve "Bir dakika büyük kurul ne?" diye sorar Gece kısaca " Yaşlı oldukları için daha bilgi sahibi olan kişiler var ayrıca her gezegenden bir koruyucusu bulunuyor. Bizim gezegenden de Usta temsilci olarak orda bulunuyor." Irem anladığını belirttikten sonra "Peki neden beni çağıracaklar?" diye sormuştu. Eray Irem'e bakıp "Yarışı sen kazandın ödül alacaksın." diye cevap vermişti. Irem de Eray'a bakıp " Endişelenecek bir şey yok yani." diye sormuştu ardı ardına sorduğu sorulara bir yenisini ekleyerek. Cansu biraz düşünürmüş gibi yapıp "Yani yarışı kazandın bence sana zarar vermezler." demişti. Irem garip bir şekilde Cansuya bakıp "Ne kadar iç açıcısın Cansu ya çok teşekür ederim." demişti. Cansu Irem'in dediğine gülüp "Ne demek rica ederim. Neyse hadi biz çıkalım." demiş ve kapıya doğru gitmişti. Herkes çıktıktan sonra sadece Eray odada kalmıştı. Irem'e yaklaşıp yatağın kenarına oturduktan sonra "Iyi misin?" diye sormuştu. Irem sadece kafa sallayıp cevap vermişti. Eray olumsuz anlamda kafa sallayıp "Hayır iyi değilsin İrem. Gözlerinden korktuğun ve yorgun olduğun anlaşılıyor." demişti. Irem dudaklarını birbirine bastırıp düz çizgi haline getirmiş sonra da "Belki öyle ama sen benden daha kötüsün." demişti. Eray hiç beklemeden "Çünkü çok korkuyorum." diye cevap vermişti kısık bir sesle sonra Irem'in konuşmasına fırsat vermeden "Sana sarılabilir miyim?" diye sormuştu. Irem ilk şaşırsada sonra kendine gelip Eraydan önce kollarını ona dolamıştı. Eray da kollarını Irem'e sardıktan sonra Irem "Neyden korkuyorsun?" diye sormuştu. Eray "Seni kaybetmekten k-korkuyorum." diye cevap verdikten sonra kafasını Irem'in boynuna gömmüştü. Irem cevap vermeyip Eray'ın sırtını pat patlamıştı. Eray biraz daha durup kafasını kaldırdıktan sonra kollarını çekip ayağa kalkmıştı. Burnunu çektikten sonra "Teşekür ederim. Sen hazırlan eve götürelim ben birazdan gelirim." demişti tam gideceği sırada Irem Eray'ın kolundan tutup durdurmuş ve "Beni kaybetmekten neden korkuyorsun?" diye sormuştu. Eray Irem'e bakıp "Sonra konuşuruz. Ailen gelmeden önce seni evine bırakmamız gerek." demişti. Irem elini çekip "Tamam." dedikten sonra Eray odadan çıkmıştı. Ertesi gün Irem yine okuldan sonra merkeze gitmişlerdi. Eray merkezde Irem'i portal odasına götürüp bilgisayarında birşeyler yapmıştı. Ardından portal sarı renge gelip dönmeye başlamıştı. Eray portalı gösterip "Hadi gidebilirsin." demişti. Irem kaşlarını kaldırıp Eray'a bakmış ve "Gidebilirsin. Tek mi sen de gelmeyecek misin?" diye sormuştu bir eli ile Eray'ın kolunu küçükçe tutup. Eray düşünür gibi yapıp Irem'e doğru biraz eğilip "Sihirli sözleri alayım." demişti. Irem dediği şeyi oyuna dönderip "Hokus pokus." demişti. Eray gülüp "Hayır." dedikten sonra Irem "Abrakadabra." demişti hafifçe gülerek. Eray "Ciddi misin?" diyip şaşkınca baktıktan sonra Irem "Tamam tamam. Lütfeen benimle gelir misin? Lütfen lütfen lütfen lütfen." demişti Eray'ın kolunu çekiştirerek. Eray olumlu anlamda kafa salladıktan sonra ikisi bir sarı portala girmişlerdi. Irem ve Eray portaldan geçtikten sonra uzun bir koridora çıkmışlardı. Yanlarına biri gelip Irem'i kurulun yanına götürmek için gelmişti. Eray'ı portalın orda bıraktıktan sonra Irem yanlarına gelen kişi ile birlikte kurul odasına doğru gitmişti. Kapının önüne gelince Irem kapının önünde bulunan küçük ekrana bakmıştı. Yanında gelen kişi Irem'e elini ekrana koymasını söylemişti. Irem yanındaki adamın dediğini yapıp elini ekrana koyduktan sonra elinin etrafında mavi ışık çıkmıştı. Elini çektikten sonra ekranda 'Irem Yılmaz Koruyucu' yazısı çıkmıştı. Bileği kaşınmaya başladığında koluna bakmıştı. Bilginde farklı semboller hızlı bir şekilde geçip gitmişti. Arasındaki bir çok sembolu merkezde ki kapılarda görmüştü. Kendisi sormadan yanındaki adam " Koruyucu bütün güçlere sahip olduğu için çıktı. Kanıt gibi bir şey oluyor." demişti. Ardından kapı açılmaya başladığında Irem son bir kez kendisine bakıp içeri girmişti. Sahne gibi bir yerin önünde birçok koltuk ve koltuklarda farklı galaksilerden kişiler görmüştü. Bazılarıni arenada çıkan hologramdaki kişilere benzetmişti. Ustayı da onların arasında görünce biraz da olsa rahatlamıştı. Sahne gibi olan şeyin üzerinde bulunan kişi Irem'i yanına çağırınca Irem çekingen bir şekilde yanına gitmişti. Kürsüdeki kendisi gibi insana benzeyen adam Irem'e dönüp "Hoşgeldin genç koruyucu." demişti. Irem kafası ile selam vererek " Memnun oldum efendim." demişti Sonra kürsüde yanında duran adam "Bize nasıl yeni güçler edindiğini anlatır mısın? Herkes bunu merak ediyor. Hem yarışta yeni bir güç gösterdin hemde ilk günlerinde." diye sormuştu. Irem biraz düşünüp "Şey ben.. ben nasıl yaptığımı bilmiyorum. Savaş sırasında oluşan yeşil ışık tamamen refleksen olmuştu. Hiçbir şey düşünemiyordum." demişti endişeli bir şekilde. Yanındaki yaşlı ama güçlü görünen koruyucu biraz düşündükten sonra " Sende Athena gibi ilklere imza atıyorsun o da güç patlaması yaşamadan elementleri kontrol edip yeni güçler ortaya atan tek kişiydi." demişti üzgün bir şekilde. Irem de annennesi aklına gelince duygulanıp "Sanırım onu çok özledim." demişti bunun üzerine yanındaki koruyucu "Kaybolduğundan beri onu bulamadık hiç bir gezegende izine rastlanmadı." demişti. Irem duyduğu şeyle hızla kafasını çevirip "Ne demek kayıp. Benim anneannem öldü." demişti. Koruyucu Irem'e cevap olarak "Hayır ölmedi kayboldu. Sen küçük olduğun için sana söylememiş olabilirler.Herneyse uzun bir konuşma oldu. Şimdi yarışta birinci olduğun için bir dilek hakkın var. Ne dilemek istersin." diye sormuştu. Irem düşünmeye başladıktan sonra " Ne istersem yapacak mısınız?" diye sormuştu. Yanındaki koruyucu tereddüt ederek " Evet." dedikten sonra Irem kendinden emin bir şekilde "Benim dileğim. Diğer galaksilere gitmeme izin verilmesini istiyorum. Anneannemi kendim aramak istiyorum." demişti. Koruyucu biraz düşündükten sonra "Diğerlerini ikna etmen gerek. Ben tek başına onaylayamam." demişti. Irem heyecanla kafa sallayıp "Tamam beni anlıyorlar değil mi?" diye sormuştu. Koruyucu onayladıktan sonra Irem bulunduğu kürsüden biraz daha öne gidip "Ben sizden izin istiyorum gezegenlerinize girmeme izin verin lütfen çünkü anneannemi bulmam gerek. Onu ben bulabilirim lütfen izin verin."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE