Eray Irem'in omzundan kafasını kaldırdıktan sonra gözlerini silmiş ve Irem'in yaş dolu gözlerine bakmıştı. Nazikçe onun gözlerini de sildikten sonra bir iki adım geriye gitmişti. " Şimdi çalışmaya başlayalım. Önce vücut ısını yükseltmeyi dene. Isındığını terlediğini düşün. Bir dakika ateş ölçer getireceğim." demiş ve Irem'in yanından ayrılıp dolabın oraya geldikten sonra bir çekmecesinden bulduğu ateş ölçeri alıp tekrar Irem'in yanına gelmişti.
Ateş ölçeri Irem'in kolunun altına koyduktan sonra beklemeye başlamışlardı. Ateş ölçerden bip sesi gelince Irem eline alıp bakmıştı.
" 36 derece görünüyor." demişti elindeki cihazı Eraya verirken. Eray elindekini masaya koyup Irem'e dönmüştü. " Şimdi dediğim gibi ısındığını düşün kendiji sıcak hisset güneşin altında başına güneş geçtiğini yada elin tavaya değdiğinde yandığını." diye ne yapması gerektiğini Irem'e anlatmaya başlamıştı.
Irem Eray'ın dediklerini beş dakika boyunca yapmaya çalıştıktan sonra yine Eray'ın komutu ile durmuştu. Tekrar ateşine baktıklarında Eray Iremden önce davranıp " 39 yapabiliyorsun bugün sadece buna çalışalım bir haftada en az 90 100 dereceye kadar çıkman gerekiyor. Yorğun düşersen durabilirsin." demiş ve Irem'e tekrar başlaması için komut vermişti.
Irem Eray'ın dediklerini aynen yaptıktan sonra hazla sıcak hissettiği için üzerindeki çeketi çıkarmıştı. " Sen bu sıcaklığa nasıl dayanabiliyorsun kıyafetlerin yanmıyor mu?" diye sormuştu onu izleyen Irem.Eray biraz düşündükten sonra " Hayır benim vücudum akışkan üstelik ben ısımı bütün vücuduma değil ellerimde topluyorum. O zaman gerek kalmıyor. " demişti. Irem gözlerini kapatıp ısısını yükseltmeye devam etmişti.
Bir süre sonra gözlerini açtığında Eray gelip tekrar ısısını kontrol etmişti. " 42 derece. Nasıl hissediyorsun?" diye sormuştu. Irem " Sıcak kendimi yorganın için de gibi hissediyorum." demişti.
" Tamam o zaman doğru yoldasın. Yorulduğun zaman bana söyle." demişti Eray Irem'in saçını kulağının arkasına atarken. " Bir yandan da konuşmak ister misin hem rahatlamış olursun." demişti tekrardan.
Irem kafasını sallayıp onaylamıştı. "Neden element liderleri hep erkek?" diye sormuştu Irem aklına gelen ilk şeyi. Eray düşündükten sonra " Aslında bunu bende eskiden merak ediyordum. Bende Ustaya gidip sordum. Kızlar element lideri olmak istemiyorlar. Nedenini bilmiyorum ama bence olmalılar. Elementler dışında bir çok güçte liderler ama Gece ve Cansu buna örnek olabilir." demişti.
Irem yere bakıp düşünmeye başlamıştı. "Neden istemiyorlar merak ettim. Mesela şuan senin yerine kız bir lider olup bana o öğretse güzel olabilirdi." demişti. Eray küçük bir gülümseme ile Irem'e bir adım yaklaşıp burnuna dokunduktan sonra "Emin ol ben lider olmasaydım bir yolunu bulur sana yine ben öğretirdim küçük hanım. " demiş ve gülüp geri çekilmişti.
Eray elindeki dereceyi yerine koyduktan sonra Irem'in yanına gelip " Hadi bugünlük bu kadar yeter soğu bakalım. Yarın tekrar gelirsin." demişti Irem'in omuzlarından tutup.
Irem Eray'a bakıp " Gelirsin derken beni sen getirmeyecek misin. Ya kaybolursam ben buraları hiç bilmiyorum ki. " demişti. Eray Irem'i kapıya doğru dönderip
" Kaybolmayacağından eminim buraya defalarca geldik ve sen her gelişimizde etrafın fotokopisini çekiyorsun. Benden bile iyi bildiğini düşünüyorum. Hem ben yarın okula gelmiycem.Küçük bir işim var sen gelince görüşürüz tamam mı." dedikten sonra Irem kafasını sallamıştı sonra element odasından çıkıp yukarı doğru gitmişlerdi.
" Yalnız mı kaldın sen gelmedi mi Eray'ın agucu bugucu. Neredeymiş bizim mutsuz bebeğimiz." Okula geldikten sonra Eray'ın gerçekten gelmediğini anlayan Irem ders boyu kaşları çatık durmuştu. Kendine oyun bulan Ege de Iremle ders boyu uğraşmıştı. " Ya bak döverim seni ne alaka Erayla az uyudum bugün o yüzden." demişti Irem Ege'nin susması için. Ege kafa salladıktan sonra " Can'ın senin zihnini okumaya uğraşmasına gerek kalmıyor biliyor musun. Çünkü yalan söyleyemiyorsun ve yüzünden her şey okunuyor. " demişti.
Ögle arası geldiğinde kendilerine yemek alıp dışarı çıkmışlardı. Her zamanki kamelya ya oturduklarında Gece ve Can da yanlarına gelmişti. Gece elindeki tostu yedikten sonra Irem'e dönüp " Senden sıcak hava dalgası geliyor. Ateş elementine geçmiştin değil mi? " diye sormuştu. Irem kaşlarını kaldırıp " Evet." demişti. Can yemeğini yerken Gece'ye yönelik soru sormuştu " Sıcak hava dalgası nasıl oluyor ve biz neden bir şey hissetmedik?" Gece önce çevresine bakmıştı sonra içeceğinden bir yudum alıp " Basit ben bir basiliskim yani yılanım sıcak şeyleri görebilirim Irem'in vücut ısısı çok yüksek ve çevredeki diğer basilisklerin de dikkatini çekmiş bakın." demişti.Diğerleri çevresine baktığında basilisk grubunun Irem'e baktığını görmüşlerdi. Irem oturduğu yerde biraz küçülüp "Bana bir şey yaparlar mı?" diye sormuştu. Gece kafasını sallayıp " Hayır sadece sıcak olman içgüdüsel olarak dikkatlerini çekiyor." demişti.
Okul çıkışı Irem tek başına yola koyulmuşu. Irem tek gelmek için Eray dedikten sonra inat etmişti. Çıkışda Ege yanında gitmek istediğinde yine inadı yüzünden onunla gitmemiş ve tek başına yola çıkmıştı. Yolda gördüğü sıradan şeylerden aklında kalanlar kadarı ile yolu bulup merkeze giden çıkmaz sokağa gitmişti. Duvardan giriş yapıp merkeze girdiğinde direk ateş elementi olan yere gitmişti. Kapıyı açıp içeri baktığında Eray'ın içerde olmadığını görmüştü.
Içeri girip kapıyı kapattıktan sonra masanın yanındaki sandalyeye oturup geldiğini haber veren bir mesaj attıktan sonra beklemeye başlamıştı. Bir süre sonra kapı açılınca Eray içeri girip kapıyı tekrar kapatmıştı. " Küçük öğrencim sanırım geç kalan bu kez ben oldum. Çok bekledin mi?" demişti. Irem sandalyeden kalktıktan sonra Eray'ın yanına gitmişti.
" Hayır bir kaç dakika önce geldim zaten." demişti. Eray tamam dedikten sonra "Bugün de dünkü gibi ısı çalışması yapacaksın. Ve yarın da öyle olacak ondan sonra elementi ilk kullanıma gececeksin." demişti.
Irem Eray'ı dinledikten sonra önceki gün gibi odanın ortasına geçmiş ve odaklanmaya çalışmıştı. Eray ateş ölçeri alıp geldikten sonra Irem'in ateşine bakmıştı. " 42 derece bugün hızlı gidiyorsun. Sandığımızdan daha hızlı öğrenebilirsin." dedikten sonra birkaç adım geriye gidip Irem'i izlemeye devam etmişti. Eray Irem'in her on dakikada bir yanına gelip ateşini ölçmeye başlamıştı.
Yaklaşık beşinci ölçüsünde Irem'i durdurmuştu. " Irem yavaşla vücut ısın çok hızlı artıyor. Daha bir önceki kontrolümde 65din şuan 85 oldun." demişti Eray tedirgin olmuş bir sesle. Irem kafa salladıktan sonra vücut ısısını düşürmeye başlamıştı. Bir kaç saniye sonra gözleri kaydığında Eray Irem'in yanına gelip düşmemesi için hemen tutmuştu. Eray Irem'i yere oturttuktan sonra ateş ölçer ile tekrar ateşini ölçmüştü. " Lanet olsun düşmesi gerek çıkması değil. Ateşin 100 derecede böyle giderse zarar görürsün." demişti. Irem gözlerini kapatıp soğuk yere doğru uzanıp rahatlamaya çalışmıştı.
Eray yerden kalktıktan sonra odanın için de ellerini saçına geçirip bir tur attıktan sonra durmuş ve hızla Irem'in yanına gitmişti. Irem'in boynunu yerden kaldırdığı gibi ince dudaklarını Irem'in küçük dolgun dudakları üzerine kapatmıştı. Haraket etmeden sadece durup Irem'in vücudundaki ısıyı çekmeye başlamıştı. Irem bir elini Eray'ın boynunu tutan elinin üzerine koymuştu. Halsiz olduğu için tepki verememişti. Eray Irem'in ısısı eski haline gelene kadar o şekilde durmuştu. En sonunda kafasını yavaşça kaldırıp küçük dudaklara tekrar bir öpücük koyduktan sonra uzaklaşmıştı.
Eray Irem'i düz bir şekilde oturttuktan sonra kapı açılmış ve içeri hoplaya zıplaya Cansu gitmişti. Irem'i yerde gördüğü an koşarak yanına gelmişti. Cansu gelince Eray ona bakarak " Onunla ilgilenir misin halsiz düştü ben hemen geri geliyorum." demiş ve Cansu'nun cevabını beklemeden odadan çıkmıştı. Cansu Irem'e bakıp ne olduğunu bu şekilde anlayamayacağını fark ettiğinde onu duvarın kenarına kadar taşıyıp yanına oturmuştu. Telefondan Can'ı aradıktan sonra Irem'in elini tutup beklemeye başlamıştı.
Can geldikten sonra Irem'i önceki gibi Cansu ve Gece'nin kaldığı odaya götürmüşlerdi. Irem'i Gecenin yatağına koyduktan sonra Can Eray'ı aramak için yanına odadan çıkmıştı. En sonunda Eray'ın her zaman gittiği merkezdeki kütüphanenin en dip köşesinde bulduğunda yanına gidip ona bakmaya başlamıştı. Eray yerde dizlerini kendine çekmiş kollarını dizlerine, kafasını da kollarının üstüne koymuş öylece duruyordu. Can Eray'ın haraket etmeyeceğini anladığında gidip yanına oturmuştu. " Ne oldu kızı neden bıraktın orda?" demişti lafı dolandırmadan.
Eray da Can'a uyup " Onu öptüm." demiş ve başka bir şey dememişti. Can bir şey demeden beklediğine Eray duramamış ve konuşmaya devam etmişti. " Onu öptüm çünkü vücut ısısını kontrol edemedi bende ısısını kendime çektim. Benim kötü bir niyetim yoktu." demişti. Can kolunu Eray'ın omzuna atıp " Kötü bir niyetin olmadığını biliyorum. Irem'in buna ters bir tepki göstereceğini de sanmıyorum. " demişti. Eray kafa salladıktan sonra Can'a bakmış ve " Sorun orda değil ki zaten sorun burda. " demişti bir eli ile kalbini göstererek. " Ona bağlanmak istemiyorum heleki bu yönden asla istemiyorum. " demişti tekrardan.
Can elini omzundan çekip " Neden, Eray bilmem kaç yıldır kanadı kırık kuş gibisin izin ver sarsın Irem kanadını. Sonra beraber uçun mavi gökyüzüne."
Irem kendini daha iyi hissetikten sonra yatakta oturmuştu. Cansu'nun yanında oturduğunu gördüğünde ona dönüp " Ben yine mi bayıldım?" diye sormuştu. Cansu kafasını evet anlamında salladıktan sonra " Sizi izlemek için element odasına gittiğimde yerde yatıyordun. Eray birden seni bana bırakıp gitti bende Can'ı çağırdım. Eray'ı bulmaya gitmiş olmalı." dedikten sonra Irem'in yanına gelip ateşini ölçmek için elini alnına koymuştu. Kapı tıklatıldığında Cansu yerinden kalkıp kapıya bakmıştı. Eray ve Can kapının önünde durup içeri bakmışlardı. Can Eray'ın içeri gitmeyeceğini anladığında kolundan tutup içeri çekmişti.
Içeri girdikten sonra Can Irem'in yanına oturup " Şimdi daha iyi misin?" diye sormuştu. Irem kafasını sallayıp " Evet ama ne olduğunu hatırlamıyorum." demişti. Can Irem'in dediği şeyden sonra Eray'a bakmış sonra tekrar Irem'e dönmüştü. " Nasıl hatırlamıyorsun en son hatırladığın şey ne?" diye sormuştu. Irem biraz düşündükten sonra " En son. En son Eray'ın ateşin 100 derece dediğini hatırlıyorum." demişti. Eray rahat bir nefes aldıktan sonra " Vücut ısını kontrol edemedin bu yüzden bilincini kaybettin." demişti.
Eray biraz daha sakinleştikten sonra Irem'in yanına oturmuştu. " Seni yalnız bıraktım özür dilerim." demiş ve başını öne eğmişti. Irem Eray'ın saçını bir ile ile karıştırdıktan sonra " Geçerli bir sebebin olduğuna eminim özür dilemene gerek yok. Ama bana bir çikolata alırsan seni affedebilirim." dedikten sonra Eray kafası hala önündeyken kıkırdamıştı. " Tamam sana çikolata alırım. Şimdi seni eve götüreyim orda daha rahat edersin." demişti Eray yerinden kalkıp. Irem de kafa sallayıp yavaş bir şekilde yerinden kalktıktan sonra merkezden çıkmışlardı.
Eray arabada yanınada oturan Irem'e bakıp elini alnına koymuştu tekrardan. Irem gözlerini devirip " Eraaaay merkezden çıktımızdan beri kırk defa ateşime baktın. Iyiyim ben sakin ol biraz." dedikten sonra alnındaki eli tutup indirmişti. Eray gözünü bir iki saniye yoldan çekip Irem'e baktıktan sonra "Benim yanımdayken sana birşey olmasını istemiyorum demiştim. Bırak da rahat rahat tedirgin olayım." dedikten sonra arabayı kenara park edip emniyet kemerini çözmüştü. " Biraz bekle hemen geliyorum." dedikten sonra Irem'in konuşmasına fırsat vermeden arabadan inmişti.
Irem çevresine baktığında bir marketin önünde durduklarını görmüştü. Her zaman yanına olan çantasından telefonunu çıkarıp birkaç gün önce Gece'nin kurduğu sohbet grubundan gelen mesaja bakmıştı. Yazan şeylere cevap verdikten sonra geri kapatıp yerine koymuştu. Bir kaç dakika sonra Eray elinde poşetle geri gelip arabaya binmişti. Elindeki poşeti Irem'in kucağına koyup arabayı tekrar çalıştırmıştı. Irem kucağındaki poşete bakıp " Bunlar ne?" demişti. Eray gözlerini yoldan ayırmadan " Benden çikolata istedin bende aldım." demişti. Irem poşetin içine tekrar baktıktan sonra " Senden sadece bir tane çikolata istemiştim." demişti. Eray kısa bir süreliğine Irem'e baktıktan sonra "Hangisinden istediğini söylemedin ama." demişti.
Irem kaşlarını kaldırıp poşete tekrar baktıktan sonra " Ben bunların hepsini yersem şeker komasına girerim. Sen beni öldürmeye mi çalışıyorsun." demişti. Eray küçük bir kahkaha attıktan sonra "Bunları bizimkilere yada başka bir kıza versem kilo alıcam diye hayıflanırdı. " demişti.
Irem önce biraz düşünüp sonra " Bence kilo o kadar önemli bir şey değil. Ve kesinlikle kiloli insanlar tatlı oluyor onlara sarılması daha güzel. Hem ben bünyem nedeniyle istesem de kilo almıyorum. " demişti. Eray önce kendisine baktıktan sonra " Kilolu erkeklerden mi hoşlanıyorsun yani?" diye sormuştu.
Irem Eraya bakıp " Birini severken neden cüssesine bakıyım ki yaşlanınca o cüsse değişir yada benim sevdiğim şeyler değişir belki." demişti. Eray " Mantıklı." dedikten sonra Irem'in evinin olduğu sokağa girmişti. Evin önüne geldikten sonra vedalaşıp Irem'in binaya girmesini bekledikten sonra gitmişti.
Irem oturduğu daireye geldikten sonra kapıyı anahtarla açıp içeri gitmişti. Kendi odasına giderken babasının " Iyi birine benziyor." demesiyle olduğu yerde kalmıştı. Yavaşça yana doğru bakıp 32 diş sırıtıp " Sen işe gitmemiş miydin babacım." demişti. Babası kanapede ki battaniyeyi üzerine biraz daha çektikten sonra " Hayır patron hasta izni verdi. O çikolataları arabadaki çocuk mu aldı? Bir kaç tane versene." demişti. Irem çantasını duvarın dibine koyup poşetten bir iki tane çikolata çıkarmıştı. " Aynı sınıfta mısınız biz annenle aynı sınıftaydık." demişti babası hem soru sorup hemde annesini nerden tanıdığına değinerek.
Irem kafa sallayıp " Hayır aynı sınıfta değiliz." demişti. Babası elindeki çikolatanın birini bitirip diğerine geçmişti. " Iki olasılık var. Birincisi yakın arkadaşın. Ikincisi sevgilin." demişti. Irem cevap olarak hemen atlayıp " Yakın arkadaşım." demişti. Babası bunun üzerine " O zaman iki olasılık var. Ya çocuğun sevdiği birisi var yada sen onu anlamıyorsun." demişti. Irem kaşlarını çattıktan sonra " Ya baba ne alaka sadece arkadaşım. Okulda tanıştık bizim sınıfta arkadaşı varmış. O yüzden şey oldu." demişti. Babası güldükten sonra " Annene çekmemişsin o kimseyle arkadaş olmazdı. Aferim böyle devam et benim gibi ol biraz." demiş ve ayağa kalkıp lavaboya doğru gitmişti. Irem bir eli ile alnına vurup çantasını da aldıktan sonra hızla odasına gitmişti. Çikolataları dolapta biriktirdiği diğer çikolatalara karışmayacak bir şekilde yerleştirdikten sonra kafasını yatağa gömüp Eray'a hatırlamadığını söylediği öpücüğü düşünmüştü.