Koruyucunun yanına gittikten sonra onların da hazır olduklarını görmüşlerdi. Koruyucu onlara bakarak "Hazır mısınız bakalım." diye sormuştu. Irem " Evet hazırız." demiş Eray ve Can'a bakmıştı. Parkurun başlangıç yerine gittiklerinde ilk Eray ve Joonların takımından bir kişi çıkmıştı. Hakem "Başla" dediği anda ikisi de hızla uçmaya başlamıştı. Ilk engel zikzaklar şeklinde sıralanmış on halkaydı rakipleri bu engelleri iyi geçmişti ama Eray daha yavaş ve kontrollü ilerlemişti. Ikinci engel yüksek tepe gibi bir yerdi Eray tepeyi aniden hızlanarak kolayca geçmişti. Rakipleri ilk engelde fazla hızlı gittiği için şuan yorulmuştu.
Üçüncü engel 15 kiloluk iki ağırlığı 120 metre taşımaktı. Bu engelde ikiside zorlanmaya başlamıştı ve berabere gelerek bu engeli de aşmışlardı. Artık sadece hızlanıp bitiş çizgisini geçmek kalmıştı. Bitişe çok az bir mesafe kala rakipleri hızlanıp Eray'ı geçmişti. Hız ölçen makine rakip tarafın 240 km hıza ulaştıklarını söylemişti. Sıra Can'a geldiğinde Ege'nin dediği gibi hırs yapmış ve sadece bitiş çizgisine odaklanmıştı. Ilk engel dışında bütün engelleri ustalıkla geçmiş ve 257 km hız ile birinci olarak yarışı tamamlamıştı.
Can yanımıza gelip " Ben kazandım. Planın işe yaradı Ege" demiş ve önce kardeşi Cansu'ya sonra da Ege'ye sarılmıştı. Ege Can'ın sırtına patpatlayıp "Biliyorum senin kazanacağını biliyordum." demişti. İrem de Can'ı kutladıktan sonra Joon ile başlangıç çizgisine geçmişlerdi. Hakem üçe kadar sayıp "Başla" dediği an İrem hızla uçmaya başlamıştı. İrem zikzaklar olduğu yerde biraz zorlanmıştı fakat tepe gibi olan yerde avantajlı hale gelmişti. Tam ağırlıkların olduğu yere geldiğinde bir çığlık sesi duyup olduğu yerde kalakalmıştı. Aynı sesi tekrar duyduğunda yarışı bırakıp sesin geldiği yere doğru uçmaya başlamıştı. Parkur alanından baya uzaklaştıran sonra aşağı doğru düşen küçük bir kız görmüştü. Hızını daha da arttırıp kolundan yakalamıştı. Irem çocuğu kucağına alıp sıkıca sarılmıştı. Küçük kız hıçkırarak ağlamaya devam etmiş ve İrem'e sıkıca sarmıştı küçük kollarını.
İrem onu sakinleştirmek için "Şşş tamam geçti bak yakaladım seni." demişti bir yandan da saçlarını okşayarak.
Küçük kız titrek bir sesle "Te- teşekür ederim." demişti. İrem küçük kızın saçlarını okşamaya devam edip "Rica ederim hadi gel seni evine bırakayım." demişti. Küçük kız bir süre İrem'e bakıp "Bir soru sorabilir miyim?" demişti çekingen bir sesle. Irem küçük kıza bakıp "Tabiki de sorabilirsin tatlım." demişti. Küçük kız önce kendisine sonra tekrar Irem'e bakıp "Sen bizim gibi değilsin nerden geldin?" demişti meraklı bakan gözlerle. İrem küçük kıza kocaman bir gülümseme sunup "Ben dünya adlı gezegenden geldim tatlım. Burda halletmem gereken işler olduğu için." diyerek açıklamıştı. Küçük kız ellerini çırparak "Anladım o zaman hoş geldin." demişti neşeli bir şekilde. Irem onu dediği yere doğru götürürken Eray telaşla yanına gelmişti bir İrem'e birde kucağındaki küçük kıza bakıp "Bizi çok korkuttun İrem. Birden nereye fırladın öyle." diye sormuştu. İrem'den önce küçük kız atlayıp " O beni kurtardı." demişti kollarını İrem'e sıkıca sarıp. Gece İrem'e bakıp "Ne oldu ki?" diye sormuştu. İrem onlara bakarak "Düşüyordu. Çığlıklarını duyup geldim." diyerek açıklamıştı kendini Cansu gözlerini kocaman açıp
"Üç kilometre mesafeden nasıl duydun sesini?" diye sormuştu. İrem şaşırıp Cansu'ya bakmış ve "Üç mü bilmiyorum fark etmemiştim?" demişti. Joon İrem'in yanına gelip " Onu kurtardığın için teşekkür ederiz. Çocuğu korumalara verebilirsin onlar ailesine teslim edecektir." demişti. Küçük çocuk Joon'un dediklerinden sonra "Ya hayır ben ablam ile kalmak istiyorum gitmiycem." diyerek isyan etmiş ve İrem'e daha çok sokulmuştu. İrem küçük bir kıkırtı bırakıp "Bende seninle kalmak istiyorum tatlım ama annen merak eder. Hem sana söylediğim gibi işlerim var onları bitirdikten sonra senin yanına tekrar gelirim olur mu?"demişti küçük kızın boncuk gibi görünen gözlerine bakarak. Küçük kız önce surat asmış ardından "Söz mü" diye sormuştu. Irem onun yanağına küçük bir öpücük kondurup "Söz balım" demişti içten bir şekilde.
Yanlarında gelen air'ler küçük çocuğu İrem'den alıp götürmüşlerdi. Yanlarında duran başka bir air Joon'a yaklaşıp " Efendim, İrem hanım buraya gelirken 350 kilometre hıza ulaştı." demişti. Joon duyduğu sayı ile şaşırıp "️NE! Kaç dedin 350 kilemetre hız mı olur." demişti İrem'e bakıp. Gece Joon'a bakmış ve "Sizin rekorunuzu geçti yani mantıken Irem kazandı." demişti. Irem kendi yaptığı şeye şaşırıp tepkisiz kalırken arkadaşları onun yerine konuşmuştu.
Kalacakları küreye geldiklerinde Irem odaya girip şok yüzünden yaşayamadığı heyecanı şimdi yaşamaya başlamıştı. "Ben kazandım ben kazandım." diyerek farklı şekillerde kafasına göre dans etmeye başlamıştı. " Rekoru da kırdım ben kazandım." diyerek dansına devam etmişti. Gece Irem'e bakıp "Sence vereceği şey ne?" diyerek merakla sormuştu. Irem aklına gelen şeyle "Bilmem hiç düşünmedim." demişti içine düşen merak ile.
Cansu biraz düşünerek "Değerli bir şey demişti. Altın felan mı acaba?" demişti fikrini öne atarak. Gece Cansu'ya "Bence değil. Burda altın olduğundan bile şüpheliyim." demişti. Cansu Gece'nin dediğine hak verip "Doğru. Ayrıca Eray seni kıskanıyor Irem." demişti konuyu aniden değiştirip. Cansu'nun dediği şey ile kafasına göre yaptığı dansı sonlandırmıştı. Alacağı ödül aklından tamamen çıkmıştı. "Eray beni neden kıskansın ki?" diye sormuştu garipseyerek. Gece Irem'in sorusuna
"
Joon ile yakın olduğun için ve Joon'un seninle sürekli ilgilendiği için olabilir mi acaba." demişti.
Irem yanaklarının kopardığını hissetmişti. Kızaran yanaklarını saklamak için odada bulunan banyoya gitmişti. Elini yüzünü yıkayıp tekrar kızların yanına gittiğinde odada Joon'u da görmüştü. Irem yanına gittiğinde gülümseyerek ona bakmış ve
"Hediyeni vermeye geldim. Benimle gelir misin lütfen." demişti kibar bir şekilde. Irem önce kızlara bakıp sonra tekrar Joon'a bakmıştı. "Tabi, kızlar ben birazdan gelirim." demiş ve Joon ile odadan çıkmıştı. Küreden çıkıp uçmaya başladıklarında Irem nereye gideceklerini bilmeden onu takip etmeye başlamıştı. Uzun bir süre uçtuktan sonra hava kararmış ve soğumaya başlamıştı.
Irem artık nereye gittiklerini merak edip
"
Joon nereye gidiyoruz?" diye sormuştu.
Onunla diğer koruyculardan daha yakın konuşabiliyordu. Sebebini ise diğer koruyucuların yaşı fazla büyük görünürken Joon en fazla 25 gibi görünmüştü gözüne. Joon Irem'e bakıp "Az kaldı sabret lütfen." demiş ve uçmaya devam etmişti.
Yaklaşık beş dakika sonra önlerine kaldıkları küreye benzeyen bir küre çıktığında Irem oraya doğru gittiklerini anlamıştı. Kürenin önüne geldiklerinde Joon kapıyı açıp Irem'in geçmesi için yol göstermişti. Irem tedirgin bir şekilde dışarıya göre sıcak olan kürenin içine girmişti.
Geldikleri küre küçük ama sevimli bir tasarıma sahipti duvarlarında farklı fotoğraflar ve pencere kenarlarında küçük küçük süs kaktüsleri görmüştü
Irem etrafa baktıktan sonra "Burası çok güzel senin evin mi?" diye sormuştu. Joon hayır anlamında kafa sallayıp " Hayır ama tam olarak değil. Ev kız kardeşimin ama burda erkek kardeşim kalıyor. Gel seni tanıştırayım seni çok sevecek." demiş ve odalardan birine girmişti. Turkuaz rengi odada eflatun yatağın üstünde yatan kişiye bakmıştı Irem. Huzurlu bir şekilde uyuyan kişi kendinden bir yada iki yaş büyük yada aynı yaşta gibi görünüyordu. Irem Joon'a bakıp
"Hasta mı?" diye sormuştu. Joon şaşkın bir şekilde Irem'e bakıp " Ne, a hayır hayır hasta değil sadece çok uykucu günün her saati uyuyabilir. Ve onu uyandırması çok eğlenceli. Sadece biraz sinirlidir uyandırılmayı sevmez. demişti.
Irem yataktaki kişiye tekrar bakıp "Onu rahatsız e" dediği an Joon lafını kesip yataktaki kişinin üzerine atlamıştı. Irem gözlerini kocaman açıp onlara bakarken yataktaki çocuk çeşit çeşit küfürler etmeye başlamıştı. Irem uyanan kişinin tepkisine gelmemeye çalışıp onlara bakmaya devam etmişti. Joon dalga geçer gibi "Kedicik ne küfür ediyorsun yine, bak sana kimi getirdim." demişti Irem'i göstererek. Yatakta sinirle küfür etmeye devam eden kişi "300 kilo olan biri üstüne atlayınca öldüm sandım ne yapmamı bekliyordun ki?" demiş sonra Irem'e bakıp "Kusura bakmayın hoş geldiniz siz içeri gidin ben hemen geliyorum." demişti kibar bir tonda.
Irem kafasını biraz öne eğip "Sorun değil ben gideyim." demiş ve odadan çıkıp tekrar salona dönmüştü.
Irem salona geçip kanapelerden birine oturmuştu. Göründüğünden rahat olan kanepeye iyice sinip onların gelmesini beklemişti. Joon gelip karşısına oturduğunda "Her zaman diğer gezegenlerin koruyucularını merak ettiği için seni buraya getirdim. Sonra da senin hediyeni vereceğim." demişti. Irem Joon'un dediğini düşünüp "Siz neden bizim gezegene gelmediniz ki? " diye sormuştu. Joon kafa sallayıp
"Gezegenlere sadece merak için gidemeyiz İrem. Ve sadece koruyucular gidebilir o da önemli bir sebep olursa." diyerek açıklama yapmıştı. Irem
"Anladım." dedikten sonda içerden Joon'un kardeşi gelmişti. "Geldim. Ve Joon bu güzel bayan olmasaydı ne olacağını biliyorsundur umarım." demişti tehtit eder gibi konuşarak. Joon göz devirip
"Evet evet biliyorum yine beni kovalardın sonra yorulup uykuya dalardın. Ve bana zorla yiyecek birşeyler aldırırdın." demişti her zaman yaşadığı senaryoyu anlatarak. Kardeşi Joon'a sinirle bakıp
"Aynen, aynen onları yaptırırdım. Şimdi bu bayan kim bizi tanıştırmayacak mısın? " demişti Irem'e bakıp. Irem ayağa kalktıktan sonra "Ben İrem dünya adlı gezegenin koruyucularından biriyim." diyerek kendini tanıtmıştı. Kardeşi gözlerini kocaman açıp " Ne ciddi olamazsın. Koruyucu musun hemde dünyanın." demişti olduğu yerde bir sağa bir sola giderek.
Irem "Evet buraya anneannemi aramak için geldim. Joon da senin diğer koruyucuları merak ettiğini söyledi." demişti heyecanla kendisini dinleyen kişiye bakarak. Kardeşi Joon'a sarılıp
"Canım abicim benim her zaman benim iyiliğimi düşünür. Onu çok seviyorum. İrem hanım.." lafını bitirmeden Irem araya girmiş ve "Sadece Irem demen yeterli. Bu arada adın neydi." diye sormuştu. Kardeşi kocaman gülümseyip
"Benim adım Yoon ve artık senin hayranınım." demişti ine doğru biraz eğilerek. Irem de onun gibi yaparak
"Tanıştığıma memnun oldum Yoon." demişti.
Birkaç saat birlikte oturup konuştuktan sonra tekrar yola çıkmışlardı hava buz gibiyken bulundukları kürenin hemen yanındaki küreye girmişlerdi. Joon soğuktan gözünü açamayan Irem'i içeri girdirip "Şimdi gözlerini açabilirsin." demişti. Irem hissettiği sıcak hala ile gözlerini açtığında seyir terasında olduklarını görmüştü. Büyülenmiş gibi etrafına bakmaya başlamıştı. Irem hala hayran bir şekilde yıldızlara bakarken
"Harika çok teşekür ederim." demişti. Joon Irem'e yaklaşıp "İrem bu tarafa bakar mısın lütfen." demişti. Irem zorla gözlerini yıldızlardan çekip Joon'a bakmıştı. Joon'un elinde siyah bir kutu görmüştü. Kutunun kapağını açtığında Irem'in gözleri ışık yüzünden kamaştığı için kapatmak zorunda kalmıştı.
Joon kutuyu Irem'in ellerine verip
"Senin için, hediyem bu." demişti. Irem gözleri ışığa alıştıktan sonra "Ama bu, bu çok muazzam. Nedir bu?" diyerek soru sormuştu. Joon verdiği hediyeye bakıp.
"Yıldız, bu gezegen yıldızlara çok yakın olsada onlara ulaşmak çok zordur hatta imkansız sayılır. Yarışı kazandın hemde rekor kırdın. Yani bunu hak ettin sana armağanım işte bu imkânsızlar yıldızıdır. Onunla konuşabilirsin her konuştuğunda sana tepki verecektir. Işığı asla sönmez, azalmaz. Ama yıldızı eline alırken dikkat et eline parıltısı bulaşabilir ve pek kolay çıktığı söylenemez."
Irem hayranlıkla elindeki yıldıza bakıp
"Ama bu çok değerli ben bunu kabul edemem." demişti mahçup bir şekilde. Joon Irem'in dediğine karşılık "Evet değerli senin gibi ve bunu kabul etmeni istiyorum. " demişti. Irem hayran kaldığı
hediyeye bakıp " Teşekür ederim."
demişti.
Dışarısı aşırı soğuk olduğu için ve varacakları yer çok uzak olduğu için Joon tekrar yan tarafta kalan Yoon'un yanına gitmiş Irem de o gece Joon'un evi olduğunu öğrendiği yerde kalmıştı. Sabahın erken saatinde yola çıkıp yarım saat sonra arkadaşlarının kaldığı küre evlere gelmişlerdi. Irem kızlar ile kaldığı odaya girdiğinde kızlar onlar için konulan yatakların üzerine oturmuş Irem'e bakmışlardı. Irem içeriye girip kapıyı kapattıktan sonra onlara bakmaya başlamıştı.
"Dökül nerden geldin?"
"Nereye gittin?"
"Bu saate kadar Joon ile ne yaptın?"
"Sana ne hediye verdi?"
Kızların sıra ile sordukları soruyu tek tek dinleyip " Sakin olun anlatıcam. Önce Joon'un kardeşinin yanına gittik. Diğer gezegen korucularına merakı varmış ama gidilmeye izin yokmuş. Sonra orda bir kaç saat oturduk ardından Joon'un evine gittik saat çok geç olduğu için ve buraya uzak olduğu için gelemedik." demişti sordukları soruları cevaplayarak.
Gece Irem'i baştan aşağı süzüp
"Hediyesi neymiş?" diye sormuştu. Irem yanında ki kutuyu kızlara doğru tutup açmıştı. "Ohaaa." kızlar da Irem gibi hayran kalmıştı Joon'un verdiği yıldıza.
Bu gezegende deki son günlerine geldiklerinde yine hiçbir sey
bulamamışlardı. Ege yemek yedikten sonra " Hadi portala gidelim." demişti. Irem onlara bakıp "Geçen kurtardığım küçük kıza sözüm var onun yanına gitmeliyim önce." demiş ve masadan kalkmıştı. Eray da Irem ile birlikte kalkıp "Tamam gidelim bende seninle geliyorum. Joon sen diğerleriyle kalırsın. Korumalardan bilen birisi bizi çocuğun evine götürür." demişti Joondan önce atlayıp. Sebebini bilmediği bir sebepten dolayı geldikleri günden beri Joondan haz etmemişti Eray. Joon Eray'a bakıp
"Bende gelseydim." demişti. Irem Joona bakıp " Eray doğru söylüyor Joon senin burda kalman daha iyi olur hem kalabalık olmayız." demişti onu kırmamaya çalışarak. Joon kabullenip
"Peki" demiş ve tekrar yerine oturmuştu.
Irem Eray ve yanlarında duran airlerden biri yemek yedikleri yerden çıkıp küçük kızın evine doğru yola çıkmışlardı. Başka bir küreye geldiklerinde bahçesinde oynayan küçük kızı görmüştü Irem. Küçük kız da Irem'i gördüğünde uçarak yanına gelmişti. Irem küçük kızın önünde tek diz çöküp "Merhaba." demişti. Küçük kız "Ablaaaa gelmiyceksin sandım." demişti Irem'e kocaman sarılarak.
Irem küçük kızın saçını okşayıp
"Nasılsın bakalım?" diye sormuştu. Küçük kız "Çok iyiyim Irem abla." diyerek tekrar Irem'e sarılmıştı. Irem şaşırarak küçük kıza bakmıştı çünkü adını ona söylediğini hatırlamamıştı. Merakla küçük kıza bakıp "Adımı sana söylemiş miydim bitanem?" diye sormuştu. Küçük kız hayır dermiş gibi kafa sallayıp
"Hayır sen söylemedin ben seni 2, 3 hafta önce rüyamda gördüm. Hatta bizim eve gel sana vermem gereken bir şey var."