İki Kalas Bir Heves ✓

1230 Kelimeler
Ahsen huzursuz uykusundan horozun sesiyle sıçrayarak uyandı.Yine, ne gördüğünü hatırlamadığı, ama korkusu , stresi vücudunun her yerini kaskatı edecek kadar kötü olduğuna emin olduğu o rüyalardan görmüştü. Gece ağlayarak uyuduğundan olsa gerekti. Babasının dizinde ağlayıp uyuduktan bir süre sonra ,rahatsız duruşu yüzünden her tarafı tutulmuş bir şekilde uyanmıştı. Ayılmak için gözlerini kırpıştırıp etrafına bakınırken, babasının gözlerinde anlamını çözemediği bir bakışla kendini izlediğini farketmişti . Tabi ya adamın yanında ağlayıp sızlayınca, babasının da canını sıkmıştı. Adamın kolu bacağı tutmuyor, konuşmuyorsa kulağı da duymuyor değildi ya? Aptal Ahsen! Bunca derdinin arasında birde kızının nazlanmasıyla mı uğraşacaktı adamcağız? İlaç saatini de geçirmişti üstelik. Bunun pişmanlığı ile babasından gözlerini kaçırıp hemen ayaklanmıştı. Önce odadan çıkıp usulca ayak uçlarını basarak koridorun başında ki mutfağa girmişti. Işığını açtığı gibi karanlığa alışan gözleri yanınca, ikisini birden kapattı.Sonra tek gözünü açıp göz gezdirmişti mutfakta . Tertemiz mutfağı leş gibiydi. Yedikleri yemeklerin bulaşıkları bir tarafta , diğer tarafta yarısı içilmiş yarısı kalmış çay bardakları, aceleyle yere bırakılmış meyve artıkları. Bıkkın bir sesle önüne döndü Ahsen. Şimdi toplayacak gücü de zamanı da yoktu. Babasını biran evvel doyurması gerekiyordu. Amcasıyla tartıştığı ve kimsenin onu mutfakta görmesini istemediği için, ekstra sessiz olmaya özen göstererek babasının yiyebileceği birşeyler hazırlamıştı . Neyse ki yengesinin' çok yapma israf olmasın 'diye söylendiği uyarısını dikkate almayıp o görmeden miktarını artırarak yaptığı çorbadan çok şükür biraz kalmıştı. Yoksa babasına gecenin bu vakti ne hazırlayacaktı kim bilir? Hemen onu ısıtıp küçük bir kaseye doldurdu.Yanına da bir miktar ekmek koyup, kendi içinde bir lokma kuru ekmek koparıp ağzına tıktı. Bu evde birgün doya doya ekmek yediğini hatırlamıyordu zaten. Hoş imkanı olsa ne babasına ne kendine bu evin bir damla suyunu geçirmedi boğazından ama . Şimdilik sabretmesi gerekiyordu. El çabukluğu ile hazırladığı küçük tepsi ile yine hızlı adımlarla geldiği yolu geri dönmüştü.Sessizce kapıyı açıp bıraktığı gibi aynı pozisyonda duran babasına doğru yürümüştü. Elindeki tepsiyi sedirin kenarına bırakıp babasının duruşunu kendine göre biraz zorlanarak da olsa ayarlayıp,sonra da yanına çöküp "Hadi babacim karnını doyuralim " diye seslenmişti. Adam her zaman ki gibi boş gözlerle kızının yüzüne bakmış sonra da kızının uzattığı kaşığa ağzını aralayıp , yemeğini yemeye başlamıştı . Babasının karnını doyurduktan sonra ilaçlarını içirmiş , sonra da yerine yatırıp uykuya dalmasını beklemişti Ahsen .Hatta babasının dinlemeyi sevdiği kitaplardan okumuştu bir kaç sayfa . Babası Ahsen daha yeni okumayı söktüğünde, yepyeni hikâye kitapları getirip onun okuması için teşvik etmişti. Ahsen ilk günler zorlansa da sonraki günlerde babasının işten gelmesini ve onun sevdiği kitapları ona okumayı dört gözle bekler olmuştu. Şimdiyse babasına eski mutlu anıları hatırlatıp bir nebze olsun huzur bulmasını umuyordu. İşe yarıyordu da ne zaman kitabı eline alıp okumaya başlasa bir süre sonra babası uykuya dalmış oluyordu. Babasının nefesleri düzene girip belli bir ritimle devam etmeye başlayınca uyuduğunu anlamış şakağına küçük bir öpücük kondurup üstünü iyice örtmüştü . Kendisini de küçük yer yatağına atıp düşünceler içinde boğuşurken uykuya dalmıştı. Yerinden hızla doğrulup babasını kontrol etti. Gece yemeğini geç yedirdiği için geç yatmıştı. Hemen üzerindeki, geceleri yatarken giydiği elbiseyi sıyırıp üzerine kıyafetlerini geçirdi. Kapıyı ses çıkarmamaya özen göstererek açıp yavaşça dışarı çıktı.Mutfağa girip dağınık olan bulaşıkları toparladi. Ocağa çay suyunu koyup bir taraftan da kahvaltılıkları küçük tepsiye dizdi. Tavaya tereyağını koyup ayrı bir kapta kırdığı yumurtaları, içine dökülmeye hazır hale getirdi. Sonra kapıdan çıkıp terlikleri ayağına geçirdi. Evin arka tarafındaki küçük ahıra doğru yürüdü. Kapının hemen önünde, ayağındaki eski terlikleri ahırda kullandığı botlarla değiştirdi.Üzerine de eski kıyafetleri geçirip ahıra girdi. Kalabalık değildi ahır büyüklü küçüklü beş altı tane büyükbaş anca vardı.Amcası dışarıdan gelen sütü, yoğurdu yiyemediği! için kendileri besliyorlardı. Her ne kadar amcasıyla tartışmış da olsa ondan başka bu işi yapacak kimse yoktu. Dilsiz hayvanlarının ne suçu vardı. O bakmazsa kimse kapıdan kafasını içeri dâhi uzatmazdi.Hem kimseye küslüğü bahane edip işten kaçtı dedirtmezdi . Önce altlarını süpürerek başladı.Sonra sırayla önce yemlerini doldurdu ardından önlerindeki su kaplarının içini temizleyip suları tazeledi.Sağılacak olanları sağdı.Kücükleri annelerine emzirtti. Ayağı gibi eli de hızlıydı Ahsen'in. Tüm bu işleri bir saate yakın bir zamanda tamamladı. Ayağındaki botları çıkarmadan kümesten yumurtaları toplayıp, tavukların yemlerini ve sularını tazelemeyi de ihmal etmedi. İşi bitirmenin rahatlığıyla ellerini çırptı.Saçları kokmasın diye örttüğü yazmasını çözüp, kenarından çıkmış saçlarını düzeltip, tekrar başına geçirdi.Ellerinde yumurtalar geldiği yolu geri döndü. Yavaş yavaş uyanmaya başlamıştı ev ahalisi. Kimseye görünmeden odaya geçmek için elindekileri mutfağa bırakıp tam çıkmaya yönelmişti ki ,kapıda yengesiyle karşılaştı. "Kalktın mı yengem?" dedi gözlerini muntazam hazırlanmış sofrada , yeni temizlenmiş pırıl pırıl mutfakta gezdirirken. 'Anasının kızı' diye geçirdi içinden üzüntüsünden geberiyor olsa gene kalkıp kimseye aman dilemez. "Hı hı" diyerek konuşmaya da, ondan tarafa dönmeyip yüzünü görmeye de niyeti olmadığını açıkca belli etti Ahsen... "Kız küstün mü yoksa? diye sordu. Yüzünde samimiyetten uzak, yapmacık olduğu bir kilometre öteden seçilecek bi gülümse ile. "Amcan senin iyiliğini düşündüğü için böyle davranıyor yengem.Korkuyor koskoca adam. Sonuçta abimin emanetisin bize. " Ahsen " İyiliğiniz böyleyse kötülüğünüz nasıl olur Allah bilir ? " diye diline gelen cümleleri her zaman ki gibi geri yuttu. Yüzüne yengesi gibi sahte bir gülümseme kondurup "Haklısınız yenge " dedi. Siz olmasanız ne yapardık? Nasıl öderiz hakkınızı bilmiyorum ? Kızın alaycı tavrıyla kadının gülümsemesi yüzünde soldu. Gene de bozuntuya vermemek için konuyu değiştirdi. "Hadi hadi amcanın işleri varmış .Sinirlendirmeyelim adamı yine.Akşam sakinleştirene kadar canım çıktı" diyerek cilveli olduğunu sandığı bir ses tonuyla kızın iğnelemesini duymazdan geldi. Ahsen gözlerini devirmemek için adeta kendi kendiyle savaştı. Ahsen yengesinin hu huyundan nefret ediyordu. Koskocaman kadın genç kızın yanında, Ahsen rahatsız olduğunu belli ettiği hâlde, yatak odası muhabbeti yapmaktan vazgeçmiyordu. Genç kız 'Yenge senin amcamla neler yaptığın zerre ilgimi çekmiyor ' demek için neler vermezdi ki? Kadın sanki karşısında 19 yaşında genç bir kız yokta eltisi kuması varmış gibi nispet yapmaya çalışıyordu. Birde ne tepki verecek kızın yüzüne dik dik bakmıyor muydu? Saçını başını yolası geliyordu Ahsen'in. Hayır amcasının zamanında, hareket eden her şeye hallendiği gerçeğini arkadaşlarının annelerinden duymuş olmasa , yengesinin bu "vazgeçilmez!" kadın pozları biraz daha gerçekçi olabilirdi . Ne komedi ama ... "Size afiyet olsun ben babamın yanında yerim" diyerek kadının yeni bir cümle kurmasına müsade etmeden, eline babası için hazırladığı kahvaltılıkları alıp mutfaktan çıktı. "Havalara bak havalara, vakti geldiğinde o dikdiğin burnunu yere eğmeyi bilirim ben .Bekle sen " diye kinle arkasından söylenen yengesini duymadı. Babasıyla birlikte kaldığı odaya girip hala uyumaya devam eden adamı ses yapmamaya gayret ederek elindekileri yere bıraktı. "Babacım" diyerek fısıltıya yakın bir sesle uyuyan adama seslendi. Adamın duyduğu sesle gözleri yavaş yavaş açıldı.Karşısında güzel gözleriyle kendine bakan kıza gözlerini kırpmadan baktı. "Hadi karnını doyuralım babacım" diyerek yumuşacık bir şekilde seslenen kıza bakmaya devam etti adam. Ahsen sebebini bilemesede alışmıştı babasının böyle bakışlarına. Böyle nasıl tarif edilir ? Sanki uzun zamandır görmediği birini görmenin şaşkınlığını yaşıyormuş gibiydi bakışları. İnanamıyormuş ... her seferinde gerçek olup olmadığını sorguluyormuş gibi... Ahsen kahvaltı tepsisini babasının ayak ucuna doğru kaldırdı. Sonra da adama sarılarak koltuk altlarından tutup zorlanarak da olsa oturur pozisyona getirdi. Zayıftı babası Ahsen ne kadar beslenmesine dikkat etmeye çalışsa da adam bazı zamanlarda yemek yemeyi reddediyor , buda bağışıklığının düşmesine neden oluyordu. Ama yinede gerek yaşı gerekse uzun boylu olmasından dolayı Ahsen yatırıp kaldırırken zorlanıyordu.Amcasından yardım talep etmeyecek kadar da gururlu idi... Adamın gözünü dâhi kırpmadan kızını seyrettiği bakışları altında babasına kahvaltısını yedirmeye başladı. Ahsen'in küçük gibi görünen dünyası bu kadardı işte. Kendileri dahi ait olmayan odaları, bakıma muhtaç babası ve kimselere söyleyemediği kalp ağrısıyla hayata tutunma mücadelesi veren bir kızdı. Hayat ona neler gösterecek bilemezdi ama , Şairin; "ama bilsen nasıl yüzsüz bir umudum var ölsem ölmez dediği" gibi... Bıkmadan usanmadan ümit etmekten vazgeçmeye de bu hayattan istediklerini almadan ölmeye de niyeti yoktu...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE