''Ben her geleceği bilen biri değilim''
[Yalan]
Siktir lan! Daha önce ki hayatında profesyonel yanalncı değildi ya neden okuduğu romanlarda entrikacı pislikler gibi kolaylıkla üstesinden gelemiyordu bu konuyu.
Kahir öldürme arzusu ile ona yaklaştığında telaşla bağırdı.
''Her şeyi değil ancak çoğunluğu biliyorum''
[Gerçek]
Yeteneğin bildirimi ile Kahir yedi adım kala durdu. Aka artık sıçtık sıvıyalım tarzında boşvermişliğe verdi kendini.
'Sandığın yerini bildiğim gibi aynı şekilde silahlar...İhtiyacım olan şeyleri bilebiliyorum'
[Gerçek]
Akai sistemin çıkardığı sese sinir olarak Kahir'den biraz uzaklaşmak için mızmız bir tavır gösterek ayağını yere vutup bir kaç adım geri gitti ancak Kahir arada ki mesefayı dokuz adımdan tekrar yedi adıma düşürdü. Bu bir kedi ile fare arasında ölüm kalım savaşı gibi... Hayır daha çok fare ölüm kalım savaşı veriyordu ancak kedi oyun oynuyordu. Kaçamadığı mesafeden emin olduğu yere kadar ona özgürlük tanıyordu ve onun çırpınışlarını izliyordu. Akai Kahramanın bu kadar sinir bozucu olmasını beklemiyordu. Gerçekten sanki onun işlerini engellemek adına var olmuştu.
'Nasıl yani sen bir kahin misini?'
Akai öncelikle reddetmek istedi ancak bir yerden sonra terettütte kaldı. Eğeer geleceği biliyorsa bu onun kahin olduğunu göstermese de kahin olmadığını göstermezdi. Kahin olduğuna inanmıyor olsa da geleceği bilgisayarda ki bir oyun üzerinde öğremişti. Sistem yalan ve gerçeği kişinin inancına göre saptıyorsa kahin olduğuna inanırsa kahin olmaz mıydı?
İnsan sonuçta kendini kandırdığında o yalana inandığında o yalan onun gerçeği olur.
Akai düşüncenin gidişatı ile uzun sessizlikten sonra konuştu.
'Kahin değilim!'
[Yalan]
Eğer Kahir karşısında olmasaydı yeteneğin açığını bulduğu için çığlık atabilirdi.
Kahir kaşlarını çattı.
'Neden bile bile yalan söylüyorsun?'
Takıldığı nokta artık Akai'nin gerçekleri nereden bildiği değilde neden Yalan söyleyerek saklanmaya çalıştığıydı.
Akai iç çekip onun kafasını karıştırmak adına ağızını açtı.
'Ben Kahinim!'
[Yalan]
Elbette yalan olacaktı! Çünkü kahin olduğuna tam inanmadı sadece yaşadığı şeyler ve bildiği şeylerin onu yarı kahin yaptığına inanmıştı. Mantıklı sonuçtu ve onun en çabuk kabulleneceği gerçekti.
Kahir bu sefer gerçekten de yoğun bir çatışmanın içinde gibiydi.
Yeteneğinin kafayı yiyip yemediğini düşünüyor olmalıydı.
Akai Kahir'in girdiği çatışmalı hale güldü.
'Sana söyleyebileceğim tek şey evet geleceğe dair bilgilerim var ancak gelecek değişen bir şeydir. Ben bilgilerim kesinlik göstermez ayrıca bu kahin olduğum anlamına gelmez çünkü kahinler değişen geleceğe dair bilgilere sahip olabilir. Benimki daha çok ön görü gibi Kahin'lerin alt kademesi yarı kahin yada sahte kahin diyebilirsin''
[Gerçek]
Evet gerçek olan buydu çünkü Akai'nin kendi için yapabileceği en doğru tanım buydu.
Kahir anlamış gibi başını salladı.
"O halde söyle bana senin geleceğinde benim sonum ne?"
Akai fal bakayım abime diyerek gezen bir falcı gibi görünüp görünmediğini cidden merak etti.
"Bilmiyorum"
Evet bilmiyordu.
Oyunda ki senaryodan farklı ilerleyen bu gerçeklikte o olmamalıydı.
Kahir kılıcını tekrar kaldırmak üzere iken Akai iç çekti.
"Çünkü benim gördüğüm Gelecekte ben yoktum."
Daha sonra kılıcı işaret etti.
"Ve bunu bu kadar erken elde etmemiştin."
Sinirle ellerini saçlarına sokup sıvadı.
"Ciddi anlamda burada bile olmamalıydın."
[Gerçek]
Akai sinirle bağırdı.
"Şu lanet yeteneği artık kapatır mısın?!"