7

1429 Kelimeler
1 hafta sonra... Koştur koştur mutfaktan çıkıp hızla masayı kurdum, erkekler gelmek üzereydi. Bugün konakta hummalı bir temizlik olduğu için yemek için gecikmiştik biraz. "Düşeceksin gelin hanım, sakin ol bekleyebiliriz." dedi Halil abi gülerek. Gelmişlerdi demek, Bora görünmüyordu ortalıkta. Tam arkamı dönüp mutfağa dönecekken birisine çarptım. Bora kollarımdan tutup beni kendinden uzaklaştırdı ve yüzüme baktı. "İyi misin?" kafamı iki yana sallayıp mutfağa yöneldim. 1 haftadır aramız limoniydi, pek konuşmuyorduk birbirimizle. Dicle ve Berfu yemekleri alıp masaya doğru ilerlerken elimdeki tepsiyi tezgaha bırakıp nefes almaya çalıştım. Birazdan Barış gelecekti, doktor Barış. Ne ara bu kadar samimi olduğumuzu bende bilmiyordum ama kendisi çok iyi birisiydi. Aynı memleketlere ait olduğumuz için kan çekiyordu belki bilmiyorum, pansuman için hastaneye gittiğimde sohbet etme fırsatı bulmuştuk. 4 senedir burada görev yapıyormuş, normalde görev süresi dolmuş ama o burada kalmak istemiş. Barış ile o kadar çok ortak noktamız vardı ki, onunla çok güzel sohbet kurmuştuk o gün. Bora'nın yanına oturdum, 1 haftadır pek bir şey yemiyordum, gerçi normalde de hiçbir şey yemezdim. Nenemin yemeklerini özlemiştim, buranın yemekleri bana çok baharatlı geliyordu. Bir gün konakta akşam yemeği için karadenize özgü yemeklerden yapacaktım. Kaşığımı kenara koydum, daha fazla yiyemeyecektim. Suyumu bitirip bardağımı masaya koydum. "Yemek yemelisin Mela.. küçücük kızı aç bırakmışlar kurumuş gitmiş diyecekler." kaşlarımı çatarak Bora'ya döndüm, kulağıma eğildiği için dudaklarımız birbirine sürtecekti az kalsın. Bora kendini düzeltip yemeğine geri döndü. "Şu durumda bile elalem ne der diye düşünüyorsun ya Bora.. pes doğrusu. Korkma demezler, adınıza kara leke çalmam." dedim ters bir ifadeyle, sadece o duymuştu beni. İçeriye boylu poslu kumral mavi gözlü bir adam geldi, Barış'dı gelen. "Mirza ağam.. doktor Barış Mela yengemin dikişlerini almaya gelmiş." Mirza amca ayağa kalkıp adama hoşgeldiniz dedi ve masaya buyur etti. Barış nezaketen teklifi kabul edip Bora ile benim tam karşıma Berfu'nun yanına oturdu. Hale abla Barış için servis açtı. "Nasıl bizim gelinin durumu doktor? Bu hafta da pansumana gelmişler sana." sertçe yutkunup Eflal anneye baktım. Barış bana bakıp gülümsedi. "Gayet iyi ama.. biraz zorluyor kendini belli. Dikişlerinde açılma vardı biraz.. o yüzden bugüne erteledik diliş alma işini." herkes güldü. "Valla biz diyoruz doktor ama yengemde laz damarı var.. inat ediyor zorluyor kendini" dedi Sidar abim bana göz kırparak. Barış sırıttı. "Bilirim laz damarını ama.. Mela'nın dedesini herkes tanır Trabzon'da çok saygın ve otoriter bir adamdır. Herkes korkar ondan inatçı deli dolu bir adamdır.. Trabzon onundur neredeyse, geçen annemle konuşurken açılmıştı konusu. Herkes Mela'nın Trabzon'a geldiğinden beri dedesinin inadını nasıl kırdığını onu nasıl delirtip de kıyamamasına şahit olmuş bütün Trabzon. Koskoca Polat Bayraktar'ı küçücük bir kız çocuğunun nasıl kediye çevirdiğini görmüş herkes. Kendisi de inat konusunda dedesine çekmiş ama boynuz kulağı geçmiş tabi. Dedesi ve anneannesi bile kıramazmış inadını. Yani demem o ki.. işiniz biraz zor Karahan aşireti." herkes şaşkınca bana bakıyordu, bende Barış'a bakıyordum aynı şaşkınlıkla. Bunları nereden öğrendiğine dair en ufak bir fikrim dahi yoktu. "Canım yengem valla korkulur senden, bundan sonra bir numaralı yengemsin kız kardeşimsin." dedi Sidar abi bana yalakalık yaparak. "Deden ve anneannen ile de tanışmak isterim bir gün." dedi Zenan babaanne.. sertçe yutkundum. Onlar benim burada evli olduğumu bile bilmiyordu, gerçi Barış'ı uyarmıştım bu konuda benim ve Bora'nın evliliği hakkında bir şey söylememesini istemiştim ondan. Keşke Karahan aşiretinede söylemeseydi, şimdi merak edip onlarla da tanışacaklardı kesin." Bora'ya baktım, o bu durumdan haberdardı zaten ama o şuan Barış'a kitlenmiş bir şekilde onu öldürecekmiş gibi bakıyordu. Yemekten sonra kızlar masayı toplayacaklarını söylemişler ve beni dikişlerimin alınması için yukarı göndermişlerdi. Barış eşyalarını alıp yanıma geldi. "Başlayalım mı istersen?" kafamla onayladım onu ve üst kata yatak odasına çıktık. Tam üzerimdeki kapüşonlu sweati çıkaracakken kapı açıldı ve Bora girdi içeri, kaşlarımı çatıp kapüşonlu sweatimi indirdim hemen. "Ne yapıyorsun burada Bora?" dedim ama o beni umursamadan koltuğa geçip oturdu. Sıkıntılı bir nefes verip Bora'ya baktım. "Beni görmeni istemiyorum Bora.. çıkar mısın dışarı?" kafasını iki yana salladı ve koltukta rahat bir pozisyon aldı. Burası onunda odasıydı.. madem o çıkmıyordu biz çıkardık. Kapıya doğru yönelip kapıyı açacakken Bora kapının üzerindeki elimi tuttu. "Burada alsın dikişlerini." sinirle Bora'ya döndüm. Barış'ın yanında kavga etmek istemiyordum ama sabrımı sınıyordu. "O zaman sen çık Bora, yanımda olmanı istemiyorum." dedim ters bir sesle. Tam kaşlarını çatıp üzerime doğru yürüyecekken kapı açıldı ve Eflal anne girdi içeri. "Bora çık oğlum dışarı" dedi Eflal anne ters bir sesle. Bora annesine baktı kaşlarını çatarak. "Sen karışma anne.. karımın dikişlerini benim bulunduğum odada almasında herhangi bir sıkıntı yok." Eflal anne bana baktı ve gözleriyle onayladı beni. Koltukta oturduğu için göremezdi zaten sırtımı, hem Eflal anne izin vermezdi o izleri görmesine. Yatağa oturup bağdaş kurdum ve çekinerek kapüşonlu sweatimi sıyırdım, gözlerim Bora'daydı. Ayna ön tarafımda olduğu için göremezdi asla sırtımı, Bora'nın yüz hatları son derece gergindi ve elindeki eklem yerleride bembeyazdı. Barış arkama oturup elini belime koydu ve yavaşça bantları çıkarmaya başladı. "Kanatmışsın yine bak." dudağımı dişledim, Bora'dan çekmiyordum gözlerimi. O kadar sinirli görünüyordu ki, onunla aynı odada olma fikrinin saçmalık olduğunu düşünmüştüm. Bugün bu odadan birisinin burnu bile kanamadan çıkabilirdik umarım. Barış, sırtıma her ne yaptıysa canımı çok yakmıştı, bu yüzden acıyla inledim. Barış sırıttı. "Lokalsiz bir sürü dikiş attım gıkın çıkmadı şuncacık şey mi canını yakıyor cidden?" diye sordu Barış alayla. Bora'nın kaşları mümkünmüş gibi daha da çatılırken gözlerini Barış'dan alıp bana baktı. Lokalsiz dikiş attırmam onu afallatmıştı sanırım. "Harika görünüyor, iyileşmiş hepsi. Verdiğim kremi her gece sür mutlaka olur mu?" kafamla onayladım onu. Barış kremi sürmek için kremden parmağına aldı ama Bora ayaklanınca sweatimle sırtımı kapatmak zorunda kaldım. "Gerisini ben hallederim Barış" dedi Bora yanımıza gelip elindeki kremi alarak. Barış tam ona itiraz edecekken araya girdim. "Her şey için çok sağol Barış.. bir ara mutlaka uğrayacağım yanına." Barış'a sarılacakken Bora beni kolunun altına çekip elini uzattı Barış'a ve sıkıca sıktı elini. "Bende mutlaka uğrayacağım yanına bir ara özel olarak." Barış sırıtıp bana göz kırptı ve çantasını alıp kapıya doğru gitti. Eflal anne ve benden onunla odadan çıkacakken Bora sweatimin şapkasından tutup beni kendine çekti. 'Bir yerinde dur kızım ya' diye ağzının içinden homurdandı ama duymuştum onu. Kaşlarımı çatıp şapkamı ondan kurtarmaya çalıştım ama bırakmadı. Eflal anne ve Barış gittikten sonra Bora'ya döndüm sinirle. "Bir rahat bırakmıyorsun beni!" dedim sinirle ve şapkamı ondan kurtarıp kremi aldım ve banyoya girdim. Önce bir duşa girsem çok iyi olucaktı, üzerimdeki kıyafetleri çıkarıp suyu açtım ve yere çöktüm canım yanıyordu. Bir an önce bitmesini istiyordum bu eziyetin.. kurtulmak istiyordum buradan ama.. Eflal anne Zenan babaanne Berfu Dicle Mirza amca Sidar abi Berat Halil abi.. hepsi ailem olmuşlardı. Nasıl bırakıp gidecektim onları. Annem ve babam.. beni terk etselerdi çok yanardı canım, onları kızları terk etmişti zaten. Birde ben terk edemezdim onları. Sıkışıp kalmıştım, ne yapacaktım ben? Bora.. aklıma getirmek istemediğim o ihtimal. Şampuanımı elime sıkıp saçlarımı köpürttüm iyice ve duş jelimi life döküp bütün vücudumu keseledim. Gerçekten rahatlamış hissediyordum, durulanıp bornozumu giydim. Bir saniye.. kıyafetlerim.. onları almayı unutmuştum. Bora umarım çıkıştır odadan, aşağıda büyükler vardı inmezse ayıp olurdu zaten. Kapıyı açıp odanın içinde göz gezdirdim, gitmişti. Rahat rahat dolabıma gidip kıyafetlerimi aldım ve banyoya geri dönecekken Bora tam dibimde bitmişti. Korkuyla minik bir çığlık atarken iyice kendimi dolaba yaslamıştım, aramızda biraz mesafe kalsın istiyordum. "Kremi sürmemiz gerek." dedi gözlerini benden ayırmadan. Kafamı iki yana salladım. "Ben hallederim." onu ittirip geçecekken belimden tuttu beni. Omzumdan kulağıma eğildi. "İzin ver açtığım yarayı kapatayım, hem elin yetişmez süremezsin." Bora'ya baktım alayla. "İstemiyorum senden bir şey Bora.. sadece rahat bırak beni." tekrar gidecekken elini belimde bornozumu kapalı tutan kuşağa götürdü ve tek hamlede çözdü kuşağı. Panikle elimle tuttum bornozumu. Kaşlarımı çattım. "Napıyorsun Bora!" Bora'nın da kaşları çatıldı. "Kocanım ben senin Mela, ayrıca kime bağırdığına da dikkat et!" onu ittirdim sertçe ve banyoya girip kapıyı kilitledim. Bora kapının önünde kapıyı yumrukluyordu. "Aç şu kapıyı Mela!" Bornozumu çıkarıp sırtıma yetişebildiğim kadarıyla kremi sürüp gelişigüzel sargıyla sardım. Artık olduğu kadarıyla idare edecektim, yarın Eflal anneden yardım isteyebilirdim. Üzerimi giydikten sonra etrafı toparlayıp kapıda bağırıp öfke patlaması yaşayan kocama açtım kapıyı ve banyodan çıktım. "Sana beni ikiletmemen konusunda ne demiştim ben!" omuz silip yatağa doğru gidecekken kolumdan tuttu ve beni kendine çevirdi. "Delirtecek misin sen beni kadın, göremeyeceğimi mi sanıyorsun sırtını. Başka herifler sırtına rahat rahat dokunuyor ama kocana sıra gelince kaçacak delik arıyorsun. Bilerek yapmadım, düşünemedim o cam parçalarının sırtına geleceğini bırak telafi edeyim hatamı." Bora'ya baktım uzun uzun, gözlerine yüz hatlarına. Minicik bir özür bekliyordum günlerdir ondan ama o hatasını telafi etmeye çalışıyordu sadece. "Hatanı telafi etmene gerek yok Bora.. minicik bir özür dileyebilirdin benden, sürekli beni sıkıştırıp zorlamaktansa geçip karşıma özür dileyebilirdin. İçin rahatlayacaksa al" kremi banyodaki dolaptan alıp ona uzattım. "Vicdanını rahatlatıyorsun sen sadece. Al sür kremi, ört yaraların üzerini.." kalbime götürdüm elimi. ".. buradaki yarayı nasıl örteceksin?" afallayarak bana baktı.. baktı.. baktı. Sadece baktı. Konuşmayacağını yada haraket etmeyeceğini anladığımda yatağa girip gözlerimi kapattım ve uykuya teslim ettim kendimi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE