Efsun abla kahveleri getirmişti. İpek'le konuşmaya başlarken, erkekler kendi aralarında iş ile ilgili sohbete başlamışlardı.
Telefonum çaldığında ekrana baktım. Yavrumcuğum arıyordu.
"Alo meleğim."
"Seni sikerim lan, sen ne biçim kardeşsin? Ben burada senin yokluğunun acısını çekip aramanı bekleyeyim sen oradan üçgen vücutla fingirdeş tamam mı?"
Sesi ağlamaklı çıkmıştı. İlk defa bu denli uzun konuşmamıştık. Haklıydı. Aklıma gelen şeyle sırıttım.
"Ay özür dilerim aşkım, ama sana bir şey söyleyeceğim."
Devrim'in bakışları derin bir şekilde bakarak arkadaşlarının konuşmalarından sıyrılıp bana döndü.
"Ne diyeceksin kanka?"
"Ben seni aldattım. Hemde çok yağuşukluydu."
Gül gülmeye başladı.
"Bende bir şey diyeceksin zannettim. Bende aldattım. Hemde esmerdi."
Lannnnn
"Laaaann yakarım orayı. Sen benim üzerime gül mü kokladın çiyan?"
Gül kahkaha patlattı.
"Şağa şağa. Ben senin üzerine gül kokar mıyım? Koklasam koklasam sadece Betüş'ün şu an elimde duran böreklerini koklarım ehehehe."
"Betüş'ün evinde misin?"
"Heee. Bir döktürmüş bir döktürmüş sorma kanka gün için. En sevdiğin pastayı bile yapmış."
Vay hain Betüş vay, ben orada olsam; iflahımı ağlatarak istesem yapmaz, ben yokum ya yapası tuttu. Dudaklarımı büküp telefonu kapattım.
"Devrim ben acıktım."
Hayretle bakıyordu yüzüme.
"Az önce zıkkımlandın ya kızım."
Omuzlarım düşerken kapı zili çaldı. Dikkatim birkaç dakikalığına dağılsada tekrar masumca Devrim'e baktım. Benim hemen Betüş'ün yanına gidip o pastayı gömmem lazımdı.
"Yaaa Devrim ben acıktım. Benim acilen Betüş'ün evine gitmem lazım."
"Betüş'ün evi ayağına geldi."
Can'ın alaylı sesiyle hızla ona döndüm. Elinde poşet vardı. Yanında ise Gül'üm.
"Yiaaaaa o benim miiiiii?"
"Yiaaaaa o seninnnn."
Sesini incelterek benim taklidimi yapmıştı Can. Koştur koştur elindeki poşeti alıp parçalayarak pastaya yumuldum.
Ehehehe pasta canavarı olduğum doğrudur.
Gül durgun bir şekilde yanıma çöreklendi. Fena keklemişti bu çiyan beni. Neyi vardı la bunun?
(****)
Gül ve İpek kahkaha atıyordu. İpek baya uyumlu biriydi, ikimize o kadar uyum sağlamıştı ki, onu yadırgamamıştık bile. Bizimle gülüyor bizimle üzülüyordu. Sanırım üçüncü üyemizi falan bulmuştuk.
Gerçi bu hayattan gittiğimizde belki aramızda uzaklık olacaktı ama biz şu an sadece geleceği düşünmeden gülüyorduk.
Dedikodu yapmak için odama girmiştik. Gül'de hemen kendisi gibi olmayan halinden kurulmuştu. Devrim'lerin muhabbetleri o kadar sıkıcıydı ki.
Kapı tıkladığında kafamı kapıya çevirip "Gir!"
Dedim.
İçeriye Eylül girmişti.
"Elçin hanım Devrim bey sizi aşağıya çağırıyor."
Ben ve kızların kaşları çatılmıştı.
"Tamam..."
Diyip, ne olduğunu öğrenmek adına İpeğe döndüm.
İpek bilmiyorum der gibi omuz silkmişti.
Dudaklarımı büzüp aşağıya inmeye karar verdim. Merdivenlerden aşağıya inmeye başlamıştım. Kulağıma Ahu'nun sesi geliyordu, Salonun kapısına geldiğimde.
Ahu ateş saçan gözlerle bakıyordu gözlerime.
"Eee sevgilim sahte nişanlında geldiyse imzalayın şu sözleşmeyi." Elinde salladığı sözleşmeye kaşlarımı çatarak baktım.
Yine ne dellendirmişti bu kızı? Sinirlerim bozulurken bana yaklaştı, elime kağıdı ve kalemi tutuşturdu.
Elimdeki şeyi yavaş yavaş okumaya başladım. Sonra beni bir gülme tuttu ki sormayın. Cidden bu kızın IQ seviyesi falan mı düşüktü yoksa baya baya sevgilisine mi güvenmiyordu?
Resmen Devrim'le yakınlaşmamam ve hayatına karışmamam adına koyulmuş bir dolu kuraldı burada yazılanlar.
İyi miydi bu kız? Ciddi ciddi soruyordum.
Bizim Devrim'le yakınlaşma olanağımız bile yoktu. Ki onu istemiyordum bile. O ve ben ayrı gezegenlerin insanıydık. Bunu geçtim bir kere Devrim'in sevgilisi vardı. Ben onu neden ayartmaya çalışayım ki? Resmen bana yollu muamelesi yapmıştı sürtük.
"Sevgilinin yatağına girip birlikte olmuşuz gibi gösterip ardından bebeğim var diyerek yalan söyleyerek senle Devrim'i ayıracağımı falan mı düşünüyorsun?"
Ahu'nun dişleri kasıldı. Sinirlenmişti. Sinsice sırıttım. Bu kadar açık konuşacağımı düşünememişti muhtemelen.
"Ahu bu çok klişe biliyor musun? Ben orijinal bir kişiliğim. Sizi ayırmak için daha özgün fikirler üretebilirim."
Çılgına dönmüş burnundan soluyordu Ahu resmen. Ben ise onun beyniyle dalga geçiyordum içimden.
Demek ki neymiş? Endam yetmiyormuş, beyin şartmış.
Bir kez daha güldüm. Ama bu sefer dalga geçercesine. Sonra Ahu'yu süzüp
"Lezbiyen olurum yine senin sevgiline bakmam. Hem dünyada erkek mi kalmadı senin kart sevgiline bakıp etkileneyim ben? Gencim, güzelim, zekiyim, maşaAllah bağa."
Kart derken Devrim'in 28 yaşında oluşundan bahsetmiştim. Kalemi alıp kendimden emin bir şekilde imzaladım kağıdı. Ardından Devrim'e bakıp "Hadi yine iyisin sevgilini atomlarına ayırmadım." Diyerek Ahu'ya piç smile atıp odaya çıktım.
Allahım umarım bana gönderdiğin bu akılsız insanlar stoklarla sınırlıdır. Çok amin.
Gül kahkaha atmıştı. Ve İpek'te içeri girdi.
"Kanka sen cidden normal değilsin."
Dedi İpek sırıtarak. Elimi kalbime koyup "Eyvallah..."
Dedim. Gülümsedi. Ardından tekrar yatağa oturduk.
(****)
Hepsi gitmişti. Ahu'yu da uğurluyorduk sonunda. Şükür yarabbim. Giderken yüzü sirke satıyordu resmen. Sırıttım bu haline içimden.
Çok güzel bir kadındı, nasıl bana bakacağını düşünüyordu Devrim'in?
Devrim kaşlarını çatarak bana baktı.
"Yanlış anlama ama sevgilin tam bir aptal."
Dedim ellerimi göğsüme koyarak.
Kaşları çatılırken üzerime yürümeye başlamıştı benimde kaşlarım çatılmıştı. Üzerime doğru yürümeye devam etti.
Ne yaptığını anlamaya çalışırken bende gerilemeye başlamıştım.
Sırtım duvara yaslandı. Devrim ise ben arasından çıkmayayım diye kollarını iki yanıma yerleştirmişti.
Ne oluyordu ya?
"Demek lezbiyen olursunda yine bana bakmazsın hı?"
Sesinde alay tınısı barınıyordu. Dik bir ifadeyle baktım yüzüne.
"Evet. Uuuuuu yoksa erkeklik gururunu mu incindi, o kadar saat geçmesine rağmen bu cümle hala aklında da?"
Yüzünde bilmediğim bir ifade vardı. Bana biraz daha kendini bastırdı. Aramızda bir milim bile kalmamıştı. İçimde depremler oluştu. Kendimi toparlamaya çalışarak zoraki bir şekilde gülümsedim.
"Madde 2, evde tek olduğumuz zaman aramızda belli bir mesafe olacak."
Dedim Ahu'nun hazırladığı o saçma sözleşmeyi hatırlatmaya çabalayarak.
Takmadı bile. Ve beklemediğim bir şey yapıp dudaklarını boynuma gömdü. Sanki vücudumu elektrik santraline bağlamışlar gibi bir elektirik akımı bas gösterdi vücudumda.
Kalbim sanki bir yere yetişmek için, kaburgamı dövüp çıkmaya çabalıyordu. Kehribar kokusu ise burnumu işgal ediyordu.
Bedenim halsiz düşmüştü. Bedenimi bıraksa sanki yeri boylayacaktım.
Dudaklarını boynumdan çekip kulağıma getirdi.
"Demek ki neymiş, senin gibi bir erkek fatmayı bile etkileyebiliyormuşum."
Bana göz kırpıp geri çekildi. Soluklanmak için kendime zaman verdikten sonra Devrim'e döndüm.
"Beni etkileyemezsin Devrim. Ben peşinde dolanan o Barbie bebeklerden değilim."
Güldü.
"Sesini duyamıyorum, kalbini sustur ufaklık." Dedi.
Utandım. Ben utandım. Elçin Korkmaz. Kalbimin hızlı attığını nasıl anlamıştı?
Sinirle baktım ona.
"Eğer bir daha bunu yaparsan, kafanı ve bedenini birbirinden ayırırım Devrim. Haberin olsun."
Yanından geçip hızla odama geçtim. Neden bunu yapmıştı ki? Neden, neden?
Kendimi hızla yatağa attım. Yarın nasıl onun yüzüne bakacaktım? Gözlerim dolarken gözlerimi sımsıkı yumdum