❂ BBB | Bölüm 12 ❂

1258 Kelimeler
Hafifçe sarsıldığımda gözlerimi araladım. Aralamamla sırtıma çok büyük bir acı saplanmıştı.  Koltukta uyuduğum için, sırtım tutulmuştu muhtemelen. Gözlerimi ovuştururken, bedenimi yattığım yerden kaldırdım.  "Elçin üzerini toparla. Arkadaşlarım gelecek." Gözlerimi kıstım. "Sabahın köründe kim geliyor ya? Gelmesinler."  Devrim alayla sırıttı. "Sabahın körü diyorsun ama saat üç."  Ağzım açık kalmıştı. Nasıl bu kadar erken uyanabilmiştim ki?  Üzerimdeki örtüyü tekrar üzerime çekip yerime yatarak, tekrardan gözlerimi kapattım. Benim uykum vardı. Kim geliyorsa gelsindi. Umrumda değildi. Örtü bir anda üzerimden çekildiğinde sinirle Devrim'e baktım. "Ne yapıyorsun Devrim ya?" "Kalk kızım. Manyak mısın?"  "Asıl sen manyak mısın? Ben saat kaçta uyudum biliyor musun? Uykum var benim ya. Sal beni."  Derin bir nefes aldıktan sonra  "O zaman kalk odanda yat. Beni sinir etme."  Yattığım yerden kalkıp "Of." Diye bağırarak odaya çıkıp uyumaya çabaladım. Sağa sola döndüm, uykum bir kere gitmişti, geri gelmeye de niyeti yoktu sanki.  Öfleyerek kalktım. Dolabı açıp üzerime beyaz ve yaka bir tişört giyip altına ise siyah bir tayt çekerek aşağıya indim. Devrim aşağıdaydı. Tabletiyle bir şeyler yapıyordu. Beni farkettiğinde tableti kenara bıraktı. Bende hemen karşısındaki koltuğa geçmiştim.  Bir sürü sorum vardı ama konuşmayacaktım onunla. Ayağımı sehpaya koyup telefonumla uğraşmaya başladım. "Elçin..." Duymamış gibi yaptım.  "Elçin kusura bakma akşam fazlasıyla gergindim. Seninle alakalı değil. Saçmaladım." Ukala bey baya baya benden özür dilemişti. Wuhuuu.  Bilmiş bir ifade ile baktım. "Bence de saçmaladın çünkü tipim değilsin Devrim. Hem ben göbekli erkekten hoşlanıyorum. Senin gibi kılçık erkekle benim işim olmaz." Adice sırıttı. "Yani kocan ele gelsin istiyorsun." Gözlerim büyürken yanımdaki kırlenti ona fırlattım. Bu adam neden bu kadar ahlaksızdı ya? Mahmut abi hemen araya girdi. "Dinime küfreden müslüman olsa bari."  Sen sus Mahmut abi yaf, maydanoz musun her yerden bitiyon amq? Devrim yine o mükemmel kahkahalarından birini attı. Sanırım barışmıştık. Ama hala içimden içerleniyordum ona. Nasıl böyle bir seyi ima ederdi ya? Ha birde herkesin önünde Ahu'yu öpüşü vardı. Ona ayrı bir içerlemiştim. Tamam aşık değildim ama benim durumumda olan her kız mutlaka üzülürdü. Çünkü bu kırıcıydı. Bunun içimdeki adlandırdığım can sıkan hisle bir alakası da yoktu. Kadınlık gururu diye bir şey vardı. Gerçi ben bu kadınlık gururunu baya baya yıkmıştım ama neyse. Birbirleriyle çok garip ilişkileri vardı Devrim ile Ahu'nun. Birbirlerine aşık gibiydiler.  Üzülmüştüm. Acaba bende dalyan gibi bir adam bulabilirmiydim Ahu gibi? Gerçi o çakma Barbie bile bulduysa ben her hâlukarda bulurdum. Yani inşallah. Kısmet. Nasip. Uzun sürebilir. Zor.  Dudak bükerken derin bir nefes aldım. Sonra birden kahkaha patlattım.  Devrim bu değişik ruh halime, bu kız ruh hastası der gibi baktı. Ona sırıtmaya başladım. "Neye kahkaha attın o üzgün yüz ifadesinden sonra, çok merak ediyorum." Muzip bir ifadeyle baktım yüzüne.  "Senle Ahu'ya..." Eğlendiğimi belli eden bir ses tonuyla söylemiştim bunu. Kaşlarını çatarken  "Bize mi? Neden?" Dudaklarımı ısırdım.  "Size güldüm. Başıma gelsin diye." Yine kahkaha attı. Benimleyken hep gülüyordu. Ama dün arkadaşlarıyla konuşurken sadece birkaç kez güldüğünü görmüştüm. Tek farkı bu kadar yüksek sesli değildi. "O kadar mükemmel bir çiftiz ki, özenmen normal ." Göz devirdim. "Devrim egon yemek olsaydı dünyadaki tüm fakirleri doyururdu amq."  Devrim sırıtırken  "Bugün barbekü yapacağız. Salata sana düşüyor güzelim." Güzelim deme oğlum lan, ben çabuk kanıyorum yalanlara.  "Neden hizmetlilerin yok mu, yoksa iflas ettinde parayı ödemediğin için gelmiyorlar mı işini yapmaya?" "Bu kadar üşengeç bir kızın uzun cümle kurması anormal değil mi?" Yaaa nasılda biliyor benim sıkıntımı sahte nişanlım? Yerim seni ponçik.  Masumca gülümsedim.  "Tamam tamam ben salatayı yaparım fakat malzemelerin yerini bilmiyorum. Bana fare zehrinin yerini gösterir misin?" "Evimde psikopat besliyorum resmen."  Otuz iki dişimi gösterirken kapı çalmıştı. Orta yaşlı hizmetli kapıyı açtı. İçeriye daş gibi üç adam girdi. Allahım çok tövbe ama bunlar erkekse dışarıda gördüklerim ne? "Oooooww alfa yengemizde buradaymış." Bu sarışın meteor akşam kavgaya giren adamlardan biriydi.  Alfa dediği için gülümsemiştim. Yanımdaki boşluğa oturdu. Diğer meteorlarda karşıma oturmuştu.  "Çocukluğumdan bu yana kick boks'la uğraşıyorum. Senin kadar iyi yumruk savuramam." En ağır başlı olan meteorumuz konuşmuştu. Bu Gül'ün hayalet görmüş gibi baktığı adamdı. Muhtmelen çok yakışıklı olduğu için öyle bakmıştı. Sırıttım. "Ben 3 yaşımdan bu yana kurtlar sofrasındayım. Bir sürü adam dövüyorum. Yani bu kadarda olsun." "Çok değişik bir kızsın." Devrim'in yanında oturan adam konuşmuştu. Bakışlarımı ona çevirdim. "Hayat herkes gibi olmak için fazla kısa. Ben herkes gibi değilde kendim gibiyim sadece. Bu yüzden etrafımdakiler değişik buluyor beni."  Devrim'in gözleri bendeydi.  "Ben acıktım." Dedim tatliş tatliş. Devrim ayaklandı.  "Ben ateşi yakıyorum. Sende salatayı yap." Ayaklandım. "Okey."  Mutfağa girip Eylül'den (Evde çalışan genç hizmetçi.) Salata malzemelerini istedim. Minnoş yüzlüm bana yardım etmeye başlamıştı. El çabukluğuyla salatayı yaptık.  Salata bittiğinde geniş bir servis tabağına koydum. Efsun abla dışarıdaki masayı hazırlamaya başlamıştı bile.  Bende mutfaktan çıkıp Devrimlerin olduğu bahçeye çıktım. Bahçede çok güzel bir salıncak vardı. Resmen gözlerim parlamıştı salıncağı gördüğüm an. Hızla salatayı masaya bırakıp seke seke salıncağa koştum.  Arkamdan Devrim'in Elçin diye bağırmasına bile aldırmamıştım. Salıncak kırmızı çizgimdi.  Bazen bizim evin parkına gider salıncakta sallanırdım. Fakat ben bindiğim için mahallenin veletleri beni analarına şikayet ederlerdi. Genelde ben varken kimseyi salıncağa bindirmiyordum da.  Salıncağa oturdum. Otur mala dünya başıma yıkıldı sanki. Ne oluyor la? Popom yere kapaklanırken bir kahkaha tufanı koptu. Salıncak dalıyla birlikte yerdeydi. Ayriyetten bende yerdeyim.  Gözlerimden yaş düşerken dudağımı büktüm. Devrim sırıtarak bana yaklaştı. "Ağaç çürük. Dursaydın söyleyecektim." Pislik bunu eğlendiğini belli eden bir bir sesle söylemişti. Ellerimden tutup beni hızla kaldırdı. Diğerleri de sırıtıyordu. Sanki hayatlarında hiç düşen kız görmemişlerdi. Te Allahım ya.  Asabım bozulurken dudak bükerek arkamı temizleyip mutfağa giderek ellerimi yıkadım.  Masaya geçtiğimde hala gülüyorlardı. Yıkıklar. İnsan düşen birine güler miydi?  Sinirle etleri gömmeye başlarken kapı zili azda olsa kulağıma geldi.  Yaklaşık on dakika içinde ise bahçeye Buğra ve İpek girmişti. İpeği görmemle sırıtmaya başladım.  O da gülümseyip Devrim'e selam bile vermeden bana sımsıkı sarıldı.  İpek gerçekten iyi bir kızdı. Sıyrılan koluma takıldı gözleri ardından gözleri.  "Koluna ne oldu?" Bunu sormasıyla Devrim sırıtarak bana döndü. "Salıncaktan düştü çocuk gibi." İpek bana döndü. "Kanka salıncağa mı bindin?" Devrim'e gözlerimi kısarak baktım.  "Salıncağa binmek çocukluk değildir Devrim Kırımlı, tamam mı?"  Dirseklerini masaya koyup, yüzünü bana yaklaştırdı.  "Ben salıncağın çocukça olduğunu söylemedim bücür. Senin hareketlerin çocukça dedim." O bana bücür mü demişti? Bana bana, sahte nişanlısına?  Senin dilin çok uzadı bro. Sen hayırdır? Muhtaçsın oğlum sen bana. Yemek bıçağını sertçe kavrayıp, masadan kalkarak ona yaklaşıp bıçağı Devrim'in boğazına dayadım. "Sen bana bir daha bücür diyecek misin kıro?" Devrim eğlenir bi vaziyette baktı yüzüme.  Sonra anlımda bir sertlik hissettim. Kana kan, dişe diş. Resmen anlıma silah dayamıştı şiripsiz. Oha kurduğum cümle resmen uyaklı olmuştu.  "O bıçağı bırak Elçin." Şirince sırıtıp bıçağı çektim. Ne? Ölmek istemiyordum.  Masaya tekrar oturup yemek yemeye devam ettim.  İkimizde birbirimize bakıp sırıtıyorduk. Ruh hastası hallerimize o kadar alışmıştık ki bu durum bize garip gelmiyordu ama diğerleri bize hayretle bakıyordu. Omuz silktim. İpek kulağıma eğildi. "Kanka ben ne için birbirinizle iyi anlaştığınızı anladım sanırım. Sen Devrim'in kız versiyonusun. Bence Ahu ile değil seninle evlenmeli Devrim. Siz baya iyisiniz." Et boğazıma kaçtı. Ve deli gibi öksürmeye başladım.  Devrim hemen arkama geçip belime vurmaya başladı. Sanki kum torbasına vuruyordu amq. Sonunda öksürük geçtiğinde durdu. Sinirle baktım Devrim'e. "Yavaş lan. Ciğerimi söktün hayvan." Dedim cırlayarak.  Göz devirdi. "Erkek olduğundan süpheleniyorum." "İnanacaksan açıp gösterebilirim. Te Allahım ya." Diyip kolamdan bir yudum aldım. Sinirim bozulmuştu.  "Bir şey söyleyeceğim, tamam sahte falan nişanlısınız ama fazla iyisiniz." Bir dakika bir dakika şimdi buradaki üç meteor bizim sahte nişanlı olduğumuzu biliyor muydu? "Siz Devrim'le benim sahte nişanlı olduğumuzu biliyonuz mu?" Bana yenge diyen çocuk sırıtarak "Heee." Dedi. Üçüne sinirle bakıp Devrim'e döndüm. "Niye söylemiyorsun ya? Ben burada kasayim kendimi hanım hanımcık olayım diye. Sen söyleme." Hepsini gülümsetirken Devrim alayla baktı yüzüme. "Senin hanım hanımcık halin buysa diğer hallerini çok merak ediyorum Elçin." Otuz iki dişimi gösterip "Merak etme Devo. Elbet görürsün." Dedim burnumu serçe parmağımla siler gibi yapıp psikopatça bakarak.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE