Akın bizi kapıdan almıştı. Yaklaşık sekiz saat boyunca bekleyemezdi zaten, insafsızlık olurdu bu ona.
Pınar abla ve Sevgi teyze direk kuaföre giderken ben eve gelmek için ayak diretmiştim.
Kendi saçımı kendim yapabilirdim. Onları kuaföre bırakmıştık. Ve sessiz bir yolculukla Devrim'in sarayına gidiyorduk. Bugünü masrafsız kurtarmışken kuaföre bir sürü para yedirtemezdim. Ne kadar cimriyim la ben.
"Ona iyi geliyorsun..." Dedi, onca sessizliğin ardından konuşmaya başlamıştı Akın.
Kafamı Akın'a çevirip ne dediğini anlamlandırmaya çalıştım. Ne yaptığımı anlamış gibi güldü.
"Elçin Devrim eskiden gülmeye neden bulamazdı. Şimdi seninle her an gülüyor. Ve bunu içtenlikle yapıyor."
Ne dediğini bilemez bir şekilde suratına bön bön baktım. Gülümsedi. Ama bu gülümseme Devrim'in o soğuk gülümseyişlerinden birine benziyordu.
"O seninle birlikte değişti. Bu bana bile inandırıcı gelmezdi, ta ki sizi görene kadar. Birkaç günlük bir kız 28 yıldır aynı olan adamı nasıl değiştirebilir bunu sorguluyorum şu an? Sen ona tahmin ettiğimizden daha fazla iyi geliyorsun. Onun ellerini bırakma. Onun tekrar aynı insana dönüşmesini istemiyorum."
Akın'ın tüm cümleleri o kadar samimiydi ve içtendi ki ne diyeceğimi bilemedim.
Kendimi toparladığımda ise konuşmaya başladım.
"Ben altı ay boyunca hep yanında olacağım Akın zaten. Asla bırakmam. Zaten mecburuz da."
Dedim anlaşmayı hatırlatarak.
Akın arabayı kenara çekti. "Elçin ben sonsuza kadar bırakma onu diyorum. Evlen onunla."
İrislerim büyüdü adeta. Akın ne saçmalıyorsun ahbap?
"Akın kafayı mı yedin sen acaba? Devrim'in zaten evleneceği bir kadın var. Ve bu asla olmaz..."
Verdiğim tepki çok abartılıydı ama ne yapayım? Bu çok saçmaydı.
Akın tam ağzını açacaktı ki susturdum. "Çok geç kaldık, bence gidelim."
****
Eve vardığımızda hızla arabadan indim. Akın'la göz göze gelmek istemiyordum.
Bagajdaki kıyafetlerimi alırken bir çoğunu Akın yüklenmişti. Ve eve taşımaya başladı. Bende arkasından iki poşetle geliyordum.
Kapıyı Eylül açmıştı. Eylül "Hoşgeldiniz Akın bey Elçin hanım." Derken girmemiz için geri çekildi.
Salona girdik. Salonda beklemediğim birini görmemle adımlarım durdu. Ahu ve Devrim yan yana oturmuştu. Devrim'in saçlarını okşuyordu o toynaklarıyla sarı çiyan.
İçimde, nereden geldiği belli olmayan bir öfke şaha kalkarken dayanamayarak hafifçe öksürdüm.
Devrim ve Ahu'nun bakışları bana dönmüştü.
Ahu gülümsedi. "Hoşgeldin tatlım."
Sesi o kadar yapmaydı ki, vücudunun her tarafı gibi.
"Sende hoşgeldin tatlım." Dedim aynı yapmacıklıkla.
Elimdeki paketlere baktı.
"Bunları benim sevgilimin parasıyla mı aldın?"
Te Allahım sabır ya. Sabır. Devrim'e döndü.
"Görmemişin birine sınırsız kredi kartı verirsen böyle olur Devrim."
Allahım gel de yolma şimdi bu kızı. Sinirlerime hakim olamayarak
"Senin sevgilinin parasıyla değil benim sevgilimin parasıyla alındı bunlar. Boş yapma Ahu."
Ben bile kurduğum cümlelerin şokundayadım. Mahmut abi araya girdi "Kız Elçin senin sevgilin varmış, neden benim haberim yok?"
"İç ses bir sus sen, benimde haberim yok sevgilimin olduğundan." İç sesi susturduktan sonra Ahu'ya baktım. Yüzünde sinsi bir ifade vardı. Bakışlarım Devrim'e kaydığında ise şaşkınlığa uğramıştım.
Yüzünde kızgınlık ve öfke arası bir ifade vardı. Şimdi diyeceğim ki, bu adam beni kıskandı galiba ama bu imkânsızdı. Kendisinin beni kısaknması için önce bana aşık olması gerekiyordu.
"Senin sevgilin mi var? Ve sevgilin o markadan bir sürü elbise alabilecek kadar zengin mi?"
Pelo iyi ki benim kankamsın birtanem. Bunun o mağazanın sana ait olmasıyla hiçbir alakası yok (!) ?
"Ne oldu bir tek senin mi zengin sevgilin olabilir hayatım? Türkiye'nin yarısı ona ait."
Uçma Elçin, uçma gülüm. Kaşının birini kaldırdı yılan. O sinsi sırıtışı hâlâ yüzündeydi.
"Hmmm bir ara getirde tanışalım. Devrim hiç söz etmemişti... Hatta dur cumartesi benim doğum günüm. Oraya getir. Getirsin, değil mi Devrim?"
Devrim'de tek bir mimik dahi oynamadı. Devrim'i es geçip kendi halime yanmaya başladım.
Al işte b*ku yemiştim. Vay ben nerelere gidem? Kafamı hangi taşlara vuram?
Bozuntuya vermeden "Tamam, getiririm." Dedim.
Sevgilimi getirirdimde Ahu ama bil bakalım ne eksik?
Neden, arkadaşımın mağazası, bu yüzden o camış sevgilinin parasını kullanmadım dememiştim ki?
Ben şimdi sevgili nereden bulacaktım ki? Bir de zengin olması gerekiyordu tabi.
Gün geçmiyor ki Elçin Korkmaz yeni bir b*k çukuruna düşmesin.
"Bir arasana yaaa. Sesini duymak istiyorum. Merak ettim."
İnanmamıştı bu yüzden bunu söylemişti.
"Sana ne Ahu." Dedi Devrim sert bir sesle. Ahu bozulsada ben olduğum için yüzünü asmadı.
"Ay merak ettim aşkım."
"Neyini merak ediyorsun Ahu?"
Aferim Devrim böyle devamke. O sarı yellozunu engelle. Ahu dudak bükerken bir anda telefonu çaldı.
Ahu ekrana baktıktan sonra "Annem arıyor." Diyerek telefonu açtı.
"Alo anne."
"..........."
Karşı tarafı dinledikten sonra "Kendini satsan alamazsın." Diye bağıran çantasını hızla alıp "Devrim benim çıkmam lazım." Bana döndüğünde ise
"Doğum günüme seni ve sevgilini bekliyorum."
Diyerek adamın resmen yüzünü sömürerek kalktı.
Le koltuklardan birine kuruldum stresle. Barış, Duhan ve Akın'la göz göze gelmek istemiyordum.
Hanım köylü Devrim bey sevgilisini geçirdi. İçim içimi yiyordu. Lan benim sevgilim yok.
Devrim içeri girdiğinde hızla yerimden kalkıp dudak bükerek ona masum yavru köpek bakışı attım.
"Devrim bir sorunumuz var."
Ters bir şekilde baktı yüzüme.
"Sevgiline söyle. O halleder." Verdiği tepki karşısında şaşkınlığa uğradım. Trip mi seziyordum Devrim'in cümlelerinde?
"Sorunda bu zaten gerizekalı. Benim sevgilim yok."
Dedim bir çırpıda. Şaşkınlıkla kaşları havalandı sonra cümlemi yeni idrak etmiş gibi yüzündeki sert ifade yumuşadı.
Lan bu adam harbiden beni kısaknmış mıydı olmayan sevgilimden?
Yüzünü adi bir ifade alırken elini göğsüne birleştirdi.
Yüzündeki bu ifadeye gözlerimi kısarak baktım.
"Sevgilin yoksa Ahu'ya neden sevgilin olduğunu söylüyorsun kızım?"
"Ne oldu beni başkasına kaptırmaktan koyktun mu çen? Oyş kıyamam..."
Bunu söylerken yanağını da sıkmak istiyordum fakat kıçım yemiyordu.
Alayla sırıtıp beklemediğim bir anda diz çöktü,
"Elçin, senin başkasına gitme ihtimalin beni kahrediyor. Hasretinden verem olacağım. Lütfen benimle evlen."
Yüzümde adi bir sırıtış belirdi.
"Hayır, hayır, hayır. Sonsuza kadar hayır."
Yüzümdeki gülümsemenin aynısı onda da belirmişti.
Sonra kalktı.
"Devrim sen böyle bir adam değildin."
Barış bu cümleyi söylediğinde ortamda kocaman bir sessizlik oldu.
Devrim yan bir duruşla Barış'a baktıktan sonra bana döndü.
"Yo kardeşim ben hep böyleydim. Ben çocukla çocuk, büyükle büyük olabilen bir adamım."
O bana çocuk mu demişti? Bana, bana....
Elimi mahalle kadınları gibi belime yerleştirip
"Sen bana çocuk mu dedin?"
"Değil misin?" Dedi kibirle.
"Yaşa bu kadar takılıyorsan bende sana amca diyeyim." Diye çemkirdim. Bana çocuk diyemezdi bu kıro.
Devrim bir şey demeyince zaferle gülümseyip
"Neyse ben hazırlamaya gidiyorum."
Akın'ın paketleri koyduğu koltuktan paketleri alıp odama çıktım.
Önce bir duş almalıydım.
****
Makyajımı bitirdiğimde son kez kendime baktım ve Allahın nasıl mükemmel bir insan yarattığını hayranlıkla izledim.
Çok güzelim, maşaAllah bağa. Gardrobumda bulunan ayakkabılarımı giydiğimde ise son bir kez daha baktım kendime.
Her şeyim kendimce kusursuz görünüyordu. Gözlerim saate takıldığında partinin başlamasına bir saat kaldığını görmüştüm. Minik çantama birkaç makyaj malzemesi koyup aşağıya indim
Dördü de salondaydı. Hepsi çok şık ve yakışıklı olmuşlardı.
Fakat onlar beni farketmemişlerdi bile. Boğazımı temizleyerek beni farketmelerini sağladım. İlk Akın kafasını kaldırdı. Sonra diğerleri.
Ben en çok Devrim'in tepkisini merak ediyordum nedense.
Devrim beni baştan aşağı süzdü fakat yüzünden beni beğenip beğenmediğini anlayamıyordum.
Hayal kırıklığı ile gözlerine bakarken Akın ıslık çaldı.
"Elçin ben sana talibim." Diyip piç smile attı.
"Yarın gel beni Can'dan iste." Dedim bende aynı şekilde sırıtarak.
Akın'ın seviyordum. O benim resmen erkek versiyonumdu.
Devrim hızla ayaklandı.
Elimi tuttu ve çekiştirmeye başladı. Elimi o kadar sert tutuyordu ki. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Bu adamın cidden derdi neydi?