9. Bölüm

1969 Kelimeler
İlkay yorgunlukla yere çöktü. Bugün çok zorlu bir antrenmandan geçmişlerdi. Pestilleri çıkmıştı adeta. Geçenki kavgadan sonra sanırım koç onlara ceza veriyordu. Bunlar geçici şeylerdi, İlkay umursamıyordu. Onun canını sıkan asıl şey, dört gündür Sinan'ın antrenmanlara gelmemesiydi. Mert'e sorduğunda, sadece omuz silkmiş ve bileğinin kötüleştiğini söylemişti. İlkay vicdan azabı çekiyordu. Fazla mı sert davranmıştı o gün? Düşünmeden edemiyordu. Ayaz'ın söylediğine göre evine gitmişti, yukarıdaki odasında kalsaydı gidip görebilirdi. Sanırım bu ihtimali varsayarak evine gitmeyi tercih etti. Sinan’ın Sonay’a duyduğu öfke artık ona yönelmişti, evet. Ama İlkay, o öfkenin altında başka bir şey olduğunu seziyordu. Kırgınlık gibi. Belki hayal kırıklığı. Geçmiş düşündüğünden fazlasıydı, değil mi? Başını iki yana sallayıp ayağa kalktı. Birkaç şut denemesinin ardından, Ayaz'la savunma çalıştılar. Sinan'ı kafasından atmaya çalıştı ama ne yaparsa yapsın olmuyordu. “Duydun mu, Sinan geri dönmüş. Yarın antrenmana katılacakmış.” İlkay, duyduğu sözlerle hızla başını konuşanlara çevirdi. Okan ve Burak oturmuş kendi aralarında sohbet ediyordu. Çaktırmadan biraz yakınlaştı. Ayaz onun ne yaptığını fark etti. Sırıttı ama bir şey söylemedi. İlkay'ın yanında durdu. “Gerçekten mi? Koç bir hafta verdiğini söylemişti.” Okan başını iki yana salladı. “Dün görüntülü konuştuk,” demesiyle İlkay kaşlarını kaldırdı. “Bileği şimdi daha iyiymiş, geride kalmak istemiyormuş falan.” Burak alayla güldü. “Şu Sinan da amma salak, ne güzel bir hafta tatil yapacak, ne diye geliyorsa.” Okan koluna vurdu. “Deme öyle, bilmiyor musun babası takıntılı. İstese bile bir hafta tatil yapamaz.” İlkay duyduğu cümleyle durdu. Şimdi her şey daha netti. Sakatlandığında bile neden durmadığını, dinlenmek yerine sürekli çalıştığını düşündü. Derin bir of çekip kendini yere attı. Cidden havasında değildi. Kafası toparlanmadığı sürece yapabileceğini sanmıyordu. "Gidecek misin yanına?" Ayaz'ın imalı fısıltısı karşı omuz silkti. "Sence? Gitmeli miyim?" "Aslında aranızdaki soruna pek karışmak istemiyorum, zaten ne olduğunu da söylemiyorsun." Dedi sessizce. "İçin rahat edecekse gidip gör tabi." İlkay sustu. Antrenman bitene kadar da konuşmadı. Hatta bittikten sonra da düşünmeye devam etti. Gitmeli miydi? Yoksa kalmalı miydi? "Belki de geç kaldım." Diye fısıldadı kabinlere girerken. Suyu açıp soğuğa ayarladı. Bedenindeki ter ve kirle beraber, düşüncelerinin de suyla akıp gitmesini diledi. Kısa duşun ardından çıkıp üzerini giydi. Ayaz dışarda onu bekliyordu. Birlikte hastahaneye Sonay'ın yanına geçeceklerdi. Asansörle aşağıya inip Ayaz'ın yanına geldi. Bu sırada başını kaldırıp beşinci katta gözleri gezdirdi. Sinan'ın odasının ışığı yanıyordu. Kalbi heycanla bir vuruş yaparken derince yutkundu. "Hadi git yanına." Dedi Ayaz omuzuna vurarak. Sanki beklediği kelimeler tam olarak buymuş gibi ayakları hareket etti. Hızla binaya girerken arkasından kıkırdayan çocuğu umursamadı. Üçer beşer merdivenleri çıkarken, aklına asansöre binmek bile gelmedi. Hızla beşinci kata çıktı. Nefes nefese on numaralı odanın önüne geldi. Elini dizlerine bastırıp yorgunluğunun geçmesini beklerken koridordan geçen insanlar ona garip garip bakıyordu. Kimseyi umursamadan doğruldu. Tam kapıyı çalmak üzereyken içerden gelen sesleri fark etti. "Yine aynı şeyi yapmışsın." Erkek sesiydi ama tanımıyordu. Kaşları çatıldı istemsiz. Kapı hafif aralıktı. Normalde yapmayacağı şeyi yapıp aralıktan göz attı içeriye. Sinan kapının karşısındakı, duvarın önünde bulunan küçük tek kişilik koltukta oturmuştu. Kıvırcık saçları ıslaktı, yüzü hafif pembemsiydi. Sanırım yeni duştan çıkmıştı. Üzerinde kolsuz gri badi ve beyaz dizlerine kadar gelen şortu vardı. Önünde ise bir piç diz çökmüş bileğine nazikçe masaj yapıyor, parmaklarını morluğu inmiş şişkin bilekte ve biraz daha yukarıda gezdiriyordu. İlkay Sinan'a baka kaldı. Onunla konuştuğundaki tavrı yoktu. Gülümsüyordu, yumuşak davranıyordu, savunma kalkanları yoktu etrafında. Bir anda tuhaf bir his kapladı kalbini. Midesine yumruk yemiş gibi irkildi. Neler olacagini görmek için izlemeye karar verdi. Titreyen parmaklarını yumruk yaptı ve Sinan'ın gülen suratını inceledi. "Ne yapmışım.?" Sinan'ın gözleri bile gülüyordu. Önündeki adama değer veriyor olmalıydı. "Sana kaç kez kendini incitme diyeceğim." Sinan sıkılmış gibi ofladı. "Oflama bana, haklı olduğumu biliyorsun. Hadi tamam incittin, neden kendini zorluyorsun. Sikmişsin bileğini." Sinan'ın yüzünde hoşnutsuz ifade belirdi. Azarlanmaktan hoşlanmıyordu. "İyiyim ben, bırak artık." Ayağını salladı hafifçe. Adam en son bileğini sarıp, bileğini okşadi, elini ordan bacağına ve son olarak uyluğuna koyup bir kaç kez vurdu. Öyle alışılmış görüntüydü ki kimseye garip gelmedi. Tabi İlkaydan başka kimseye garip gelemdi desem. Tırnaklarını etine geçirirken gözleri hala Sinan'ın bacağındakı eldeydi. "Babam için yapmıyorum artık." Sinan'ın sesi alçaktı. Adam diz çökmeyi bırakıp yere oturdu. "Kim için yapıyorsun?" "Kendim için sanırım." Adam güldü. "Bunu duyduğuma sevindim." Bir yandan onu dinlerken diğer yandan parmaklarıyla Sinan'ın bacağındaki benleri sayıyordu. Sinan huylandığı için güldü, "yapma" dedi küçük bir ikazla, adamın omuzuna vurdu hafifçe ama geri çekilmedi. İlkay yumruk yaptığı eliyle kapıya sinirle geçirdi. Kapı duvara çarpıp küçük çaplı ses çıkardı. İki kafa hızla ona döndü. "Devam edin ya, ben bozmayayım neşenizi!!!" Sesi sert ve alaycıldı. İkisinin yüzünde de şaşkınlık vardı. Ama İlkay tek bir kişiye odaklanmisti. Sinan'ın gozleri önce şaşkınlık, sonra rahatsızlık, en son öfkeye büründü. "Ne işin var senin burada?!" İlkay başını çevirip bacağındaki ele baktı. Artık ne kadar kötü bakıyorsa adam elini çekti. "Seni merak ettiğim için gelmiştim" sesi soğuktu. "Ama bakıyorum keyfin yerinde." İmali sesi Sinan'ı rahatsız hissettirdi. Kaşlarını çattı, ayağa kalkmak isterken bileğini tutan el engel oldu. Bunu görünce İlkay daha da köpürdü. "Yöntemin ilginçmiş, bu şekilde bilek değil, ruh bile iyileşir." Kıskançlıktan ne dediğinin farkında bile değildi. Hoş, şimdi öfkesi yüzünden girmişti içeri, birazcık kendinde olsa koşa koşa kaçardı olduğu yerden. Kapının ardından hissettikleri onu çok öfkelendirmiş hem de çok kırmıştı. Kendisini başka bir dünyada hissettmisti. Güneş ve yer yüzü gibi. Güneş yer yüzünü ısıtıyordu, onunla sıcaklığını paylaşıyordu. Ama aralarında çok mesafe vardı, birleşemiyorlardi. Sadece uzaktan bakmakla yetiniyordu. "Ne ima ediyorsun lan sen?!" "İma falan yok, gördüğümü söylüyorum sadece. El becerileri sağlammış arkadaşın, baksana ne güzel iyilestirmiş seni." Adam gözlerini kaçırdı. "Sanırım gitsem iyi ol—" "İyi fikir," İlkay sertçe konuştu. "Git sen." Sinan'ın kaşları çatıldı. "Sana noluyor oğlum? Kimsin de benim misafirime karışıyorsun." Adamın eli Sinan'ın omuzunu buldu. "Tamam, boş ver, zaten ben de gidecektim. Belli ki, bir derdi var. Hall et sen sonra tekrar yanına gelirim ben." Sinan'a gülümseyip kapıya doğru ilerledi, ilkayin yanından geçerken üstten bir bakış attı ona. İlkay ise umursamadı. Şu anda tek odak noktası çimen yeşili gözlerdi. Kapı kapandı ve oda sessizleşti. İkisi de hırçın gözlerle bir birine bakıyordu. İlk atağı acaba kim yapacaktı. Tek kelime bile yeterdi. Tek kelimeyle öldüresiye parçalardı kalplerini. Bu yüzden tetikte bekliyorlardı. "Ne istiyorsun? Neden geldin?" İlk atak Sinandan gelmişti. Gözleri öfkeliydi ama sesi sakin. Dişlerinin arasından konuşuyordu. Kavga etmek istemiyordu ama bir yanı da hazırda bekliyordu. "Seni merak ettiğim için geldim ama paşamızın keyfi pek yerindeymiş. Bir piçin ellerine bırakmış kendini." Sinan bu sözlerle güldü. Hatta kahkaha attı. "Ulan hiç güleceğim yoktu." Dedi gözlerindeki yaşı silerken. Sonra gözleri hedefini bulan vahşi hayvan edasıyla İlkaya dikti. "Sonay, senin beni merak etme hakkın yok. Kendine gel!" Sözleri İlkay'ın kabine oturdu. Gözlerini kapatıp sakinleşmeye çalıştı. Açtığındaysa siyah gözleri garip bir öfkeyle parlıyordu. "Öyle mi?" Sesinde gizli meydan okuma vardı. "Öyle" İlkay arkasını dönmeden önce son kez Sinana baktı. "İyi, piçini çağırırsın. Gidiyorum ben." Kapıyı açıp çekip gitti. Arkasında ise şaşkınlıkla bakan Sinan'ı bıraktı. Sinan öyle emindi ki kavga edeceklerine. Kendisini bile hazırlamıştı çoktan. Yumruklarının havada uçuştuğu, küfür dolu sahne hayal etmişti. Ama edindiği tek sonuç suratına çarpan kapıydı.. Ayağa kalkıp pencerenin önüne ilerledi, perdenin arkasından gördüğü Ayaz'la kaşlarını kaldırdı merakla. Sonra binadan çıkan İlkayı gördü. Ayazla kısaca konuştu. Sonra güldü elini sallayarak. Sanki boş ver dermiş gibiydi. Ardından kolunu Ayaz'ın omuza atıp birlikte gittiler. "Meraklıymış" alayla güldü. "Yemezler!" *** "Gideli on dakika bile olmadı, ne çabuk geldin?" Ayaz'ın sorusuyla omuz silkti. "Nasılmış, iyi mi?" "İyi, merak etme, emin ellerde." İmali ses tonunu bir tek kendisi anladı , sonra elini boşluğa savurdu. "Boş ver. Gidelim hadi." İlkay kolunu Ayaz'ın omuzuna atıp hastaheneye doğru yol aldılar. Arkasından bakan kişiyi ise malasef hiç görmedi. İkisi hastaheneye geldiklerinde Sonay sıkıntıdan patlamak üzereydi. Öyle ki, çok sevdiği telefonuyla bile oynamıyordu. "Ne zaman çıkacağım şu hastaheneden?" Diye durmadan yakınıyor, gelip geldiklerine ikisini de pişman ediyordu. "Doktor iki güne çıkacağını söyledi. Az sabırlı ol." Sonay omuzlarını çocuk gibi ileri geri salladı. "İstemiyorum, eve gitmek istiyorum. Burası baydı beni." İlkay onun bu yakarışina dayanamayarak ayağa kalktı. "İyi, gidip sorayım doktora," arkasını dönüp işaret parmağını Ayaz va Sonaya doğrulttu. "Ben gelene kadar uslu durun." İkisi de çocuk gibi başını salladı. O çıktıktan sonra da bir birilerine dönüp derin bir öpücük paylaştılar. Önce dudakları sonra dilleri, en sonda yürekleri birleşti. "Seni görmeyeli tatlılaşmışsın." Dedi Sonay son kez bal dudaklardan öperken. Ayaz güldü bu dediğine. "Sende öyle.... çocuk gibi mızmızlanmanı saymazsak tabi." Sonay omuz silkerken bir kez daha yaklaştı kırmızı dudakalara. Dudakları buluşunca ikisi de inledi. Son birleşmelerinden sonra bir araya gelememişlerdi. Şimdi onu telafi edermiş gibi bir birilerini yiyip bitiriyorlardı. "Dur!" Dedi Ayaz ve geri çekildi. "İlkay yine bizi yakalayacak yoksa." "Tamam tamam utanma." Sonay da geri çekilip son olarak alnına bir öpücük kondurdu. Birkaç dakikalık huzurlu sessizliğin ardından birbirlerine sarıldılar. Sonay, aklını kurcalayan soruyu sormak için dudaklarını araladı. "İlkay’ın nesi var?" Ayaz onun sorusuyla duraksadı. Kendini daha da onun göğsüne gömerken, kollarını beline doladı. "Senin yerine geçtiğinden beri garip davranıyor zaten." Sonay kaşlarını çattı. "Nasıl yani? Ne demek istiyorsun?" Ayaz başını kaldırıp Sonay'ın siyah gözlerine baktı. "Sinanla ilgili sanırım. Bir an için çok yakınlar, sonra bakıyorum ikisi de kavga ediyor." Omzunu silkti. "Sana söylemiştim ya İlkay yüzünden Sinan bileğini incitti diye." Sonay başını salladı, devam etmesini bekliyordu. "Evet." "İşte o günden sonra başladı. Benden oda numarasını istedi, söyledim ama döndüğünde kafası karışıktı. Ertesi gün, antrenmandayken benden buz istedi, gidip aldım, dönünce Sinan'ın önünde diz çöküp, bileğine bakıyordu. Hepimiz şok olduk. Ben bile beklemiyordum, diğerlerini düşünemiyorum." Her cümlesinde Sonay daha çok şaşırdı, bazen de kaşlarını çattı. Bu ikisinin arasında neler oluyordu böyle ? Ayrıca nefret ettiği adamla kardeşinin yakınlaşmasını sevmemişti. "Sinan Bileği yüzünden kaç gündür tatil yapıyordu, bu gün geri gelmiş. İlkay tabi çıkışta yanına gitti. Geri döndüğünde eski halinden bile beterdi. Ne olduğunu sordum ama söylemedi." Sonay bir şey daha söylemek üzereydi ki, kapının açılmasıyla sustu. İçeri giren İlkay’ı istemsizce süzdü. Üzerinde siyah bir sweat ve gri eşofman vardı. Saçları dağınık, göz altları kıpkırmızıydı. Gece hiç uyumamış gibiydi. Omuzları düşüktü, sanki sırtında görünmeyen onlarca yük taşıyordu. "Doktorla konuştum" dedi kapıyı kapatırken ardından devam etti. "Akşam çıka bilecegini söyledi." Sonay'ın aklı Ayaz'ın söyledikleriyle doluydu, hastahaneden çıkmasına bile sevinemedi. İlkay geçip koltuğa otururken bile gözlerini üzerinde ayirmadi. "Bir sorun mu var?" İlkay ikilinin bakışlarından rahatsızca kıpırdandı. "Evet, var." Sonay başını salladı, Ayaz'a kısa bir bakış atıp tekrar kardeşine döndü. "Sinan'la neler oluyor?" İlkay gözlerini Ayaz'a dikti, Ayaz şirince gülümsedi. "Şimdi de, dedikodumu mu yapıyorsunuz?" Sesinde sitem vardı. Uslu durun derken bunu kastetmemişti. Sonay elini salladı. "Boş ver bizi, söyle bakayım neden Sinan'la ilgileniyorsun?" Tek kaşını yukarı kaldırmış yüzünde sorgulayan bir ifade vardı. İlkay, "ilgilendiğim falan yok." Dedi ama yalan söylediği beş kilometreden belliydi. "Bileği benim yüzümden incindi, merak ettim işte. Hepsi bu." Ayaz ve Sonay göz göze geldi. "Emin misin?" Aynı anda konuştular. İlkay gözlerini devirdi. "Evet, eminim. Hem şu kaza meselesini araştırmak için bakınıyorum öyle." Bu sefer gözlerini deviren Ayazdı. "Kaç kez onun olmadığını söyleyeceğim. Gidip başka birini araştırsanıza. Motor kullanmayı bilen birini mesela." "Başladık gene." Sonay Ayaz'ın Sinan'ı korumasına irite oluyordu. O piçi sevmemesinin başlıca sebebi zaten Ayaz'dı, bir de onu koruyunca hepten deliriyordu. "Başkasına yaptırmıştır, kendi sürmesine gerek yok ki." Ayaz'ın hayretle ağzı açıldı. "Kardeş olduğunuz nasıl da belli." Dedi pes ederek. İlkay'a döndü hemen sonrasında. "Söyle bakalım… Sinan böyle bir şeyi yapacak biri mi sence?" İlkay yutkundu. Gözlerini kaçırdı, "yoo" dedi sadece. Ayaz elini diğerine çarptı. "Gördün mu?! O değil işte.!!" Sonay hemen araya girdi. "Bunu bilemeyiz değil mi aşkım.." İlkay omuz silkti. "Aslında bileriz." Ayaz ve Sonay bir birine bakmayı kesip ona döndü. "Nasıl?" Yine aynı anda konuştular. "Beni görünce şaşırmadı." Dudaklarını büzdü, Sinan'ın ilk tepkisini düşünürken. "Yani eğer seni yaralayan kisi Sinan olsaydı, beni görünce şaşırırdı. Ama yapmadı. Aksine benimle dalga geçti." Ayaz Sonay'a 'bak gördün mü o değil işte' anlamı içeren bakış attı. Ardından Sonay'ın düşünceli ifadesine göz gezdirdi. "Kim o zaman?" Diye sordu Sonay. "Benim Sinan'dan başka aklıma kimse gelmiyor ki." Dedi masumca. "Bulacağım, bulduktan sonra da her kimse cezasını çekecek." 🏀🏀🏀 Bölüm geciktiği için üzgünüm. Okunup okunmadığından bile emin değildim ama okunuyormuş. beklettigim için özür dilerim.. Umarım beğenirsiniz. Oy ve yorum atmayı unutmayın lütfen.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE