TEHLİKELİ DOKUNUŞ (+18)Updated at Oct 29, 2025, 16:42
Gömleğinin üstteki düğmesine başparmağımı götürdüm. Tık. Sonra ikincisi. Tık. Bakışları gözlerime mıhlanmıştı. Nefesi boynuma çarpıyor, her solukta parfümünün kahveli sıcaklığı içime doluyordu.
“Ya sen çıkarırsın.” dedim dudak kenarıma yerleşen bir gülümsemeyle, “Ya da ben parçalarım.”
Cümleyi bitirirken, dün gece dudaklarımı bıraktığım yere kulağının altındaki o küçük girintiye yumuşak bir öpücük kondurdum. Teni ürperdi, omuzları hafifçe titredi.
“Okula… gitmem… gerek.” diye kekelerken nefesindeki titremeyi hissettim.
Düğmelerin geri kalanını sabırla açmaya devam ettim. Tık, tık, tık… Kumaş iki yana açıldığında altında kar gibi beyaz, ince işli, tamamen dantelden bir sütyen göründü. Gözlerimi kaçırmadım ama ellerimi uslu tuttum.
Yeniden kulağına eğildim. “Dersinin başlamasına daha iki saat var.” dedim alçak sesle. “Üzerini değiştirmene yeter, bence.”
Beline sarıldım, kendime doğru çektim. Göğsü göğsüme yaslandığında kalbi avuçlarımda atıyormuş gibi hissettim.
“Dün gece ne düşündün?” diye sordum, gözlerinden hiç ayrılmadan. “Kucağımdayken ne hayaller kurdun? Sana dokunduğumu mu, yoksa… daha fazlasını mı?”
Sözlerim havada asılı kaldı. Cevap yerine gözleri kapandı. O an, oda da yankılanan tek şey nefeslerimizin ritmiydi.
Avuçlarım belinden sırtına kaydı. Parmak uçlarımı dantelin kenarında gezdirdim. Çenesinin kıvrımına bir öpücük, ardından çene çizgisinden kulak memesine kadar minik, sabırlı dokunuşlar… Kolları omuzlarıma dolandı. İnce tırnakları gömleğimin yakasında tutunacak bir yer aradı. Göğsüme değen kalp atışlarını hissettim. Ritmi benimkine karıştı.
“Beni delirtiyorsun.” diye fısıldadım, yüzümü saçlarının arasına gömerek. Kahve ve bal… Sanki her nefeste daha da sarhoş oluyordum.
Boynunun kıvrımına dudaklarımı bastırdım, dantel askıya takıldım. Dişimle hafifçe çektim. Derin bir inilti döküldü dudaklarından. O ses bütün damarlarıma ateş gibi yayıldı.
“Elimden kaçamayacaksın, Gülce.” dedim boğuk bir fısıltıyla. Belinden kavradığım gibi kucağıma aldım. Bacakları anında belime dolandı. Yatağa doğru adımlarken, gözlerini gözlerimden ayırmadı.
Yatağa vardığımızda gömleğini omuzlarından kaydırdım. Onu yatağa yatırdım, kendim de üzerine kapandım. Avuçlarım iki yanına dayalıydı, nefesim dudaklarına değiyordu.
“Bak bana…” dedim alçak bir sesle. Gözlerini açtı, bakışlarında hem korku hem arzu vardı. Dudaklarımı önce boynuna, sonra köprücük kemiklerine indirdim. Dantelin kenarından dilimi geçirirken tüm vücudu gerildi.
Sütyen askısına bir kez daha dişimle takıldım ve bu kez tamamen aşağıya indirdim. Göğüsleri önüme açıldığında derin bir nefes aldım. Birini avucuma alıp, diğerini dudaklarıma götürdüm. Dilimle yavaşça çevresini çizdim, ardından ucunu ağzıma alıp emmeye başladım. Gülce’nin sırtı kavislenip yukarı kalktı, ağzından boğuk bir inilti koptu.
“Emir…” dedi fısıltıyla ama beni durdurmadı.
Diğer göğsüne geçtim, aynı tutkulu öpücükleri oraya da kondurdum. Ellerim belinde geziyor, parmaklarım kalçasının hatlarını takip ediyordu. Taytın üzerinden hissediyordum sıcaklığını.
“Bunu da çıkarayım mı?” diye sordum kulağına eğilip. Cevap veremedi, dudaklarını ısırıp gözlerini kapattı. Sessizliği onay saydım. Ellerimi beline götürüp taytını yavaşça aşağı indirdim.
Bacaklarının hatları ortaya çıkınca nefesim hızlandı. Öne eğilip dizlerinden başlayarak kalçalarına kadar dilimle iz sürdüm. Teninin tuzlu tadı dilime doldu, bacak kaslarının titrediğini hissettim.
“Bu hâlini kimse görmemeli…” dedim karanlık bir tonda.
İç çamaşırının üzerinden parmaklarımı gezdirdim, ıslaklığı hemen hissediliyordu. Gülce’nin nefesi boğazında düğümlendi, elleri saçlarıma gitti. Parmaklarını bastırdığında daha da ileri gittim. Diliyle çamaşırın üzerinden en hassas noktasına dokunduğumda Gülce bir an başını yastığa gömdü, sesini bastırmaya çalıştı.
“Bırak kendini.” dedim hırıltıyla, “Ne hissettiğini duymak istiyorum.”
Çamaşırını yavaşça kenara çektim ve dilimle çıplak tenine dokundum. Gülce’nin bacakları istemsizce omuzlarıma dolandı. Elleriyle saçlarımı kavradı, kıvranarak inledi. Her dokunuşumda bedeni daha da gevşiyor, ama bir yandan daha fazlasını istiyordu.
Bir süre böyle devam ettikten sonra parmaklarımla onu destekledim, dilimle hareketlerimi hızlandırdım. Gülce’nin nefesi kesildi, bedeni titremeye başladı. Son bir iniltiyle birlikte başını geriye attı, dudaklarından boğuk bir ses çıktı. Defalarca vajinasını yalayıp yuttum.
Doruk noktasına geldiğinde dudaklarımla tüm sularını içtim. Titreyerek boşalmasını zevkle izledim. Her anında kesik kesik "EMİR!" diye inliyordu. Tamamen boşalıp rahatladığında yavaşça yukarı çıktım, dudaklarımı boynundan dudaklarına kadar gezdirdim. Sonunda dudaklarını yakaladım. Öpücüğüm aç, derin ve sahipleniciydi.
Taş gibi olan penisimi vajinasına dayadım. Pantolonum üzerimde olsa da onun için nasıl da çıldırdığımı hissetmesini istedim. Kendimi ona sürpmeye başladım.
“Şimdi git giyin.” dedim alçak sesle, alnımı alnına yaslayarak. “Ama bil ki o hâlini bir daha kimse göremeyecek. Sadece ben.”