"Açın şu kapıyı!!!.."
"kimsiniz siz...benim burda ne işim var!..."
Tereddütle ağlamaktan giden sesimi bulmak için boğazımı temizledim;
"Kimse var mı ?"
Sessizlik.
"Yardım edin ! Kimse yok mu ?"
Sessizlik.
"Lütfen, boğazımdan bir hıçkırık kaçtı, lütfen yardım edin ! Ne istiyorsunuz benden ?!" Derin bir nefes alıp kapıya vurdum.
Sert bir yumruk.
Bir kez daha..
Bir kez daha.
"Bakın," dedim açıklamaya çalışarak. "Abimi nerden tanıyorsunuz bilmiyorum, size naptı onu da bilmiyorum ama bu şekilde olmaz. İzin verin konuşalım."
Sessizlik sinir bozucu bir şekilde süregeldi..
"Uzun zamandır abimi görmedim." Beni duyan var mıydı bilmiyordum ama deneyecektim. "O...o uzun zaman önce gitti." Bu sefer boğazımdaki yumrunun sebebi başkaydı. Konuşabilmek için yutkunmayı denedim.
"Annemle beni bırakıp gitti. Şu anda tam olarak nerde yaşadığını bile bilmiyoruz. İnanın bana.. lütfen." Umutsuzlukla başımı kapıya yasladım. "Biz size hiçbir şey yapmadık, ben size hiçbir şey yapmadım. Bu yüzden lütfen... lütfen bırakın gideyim." Gittikçe gücünü yitirdi sesim. Fısıltıya döndü.
Nerden bile bilirdim ki bunun fırtına öncesi bir sessizlik olduğunu .
#1 Kırıkkale
#1 kırık kalpler
#1 cellat
#1 esir
#1 intikam
#1wattpad2020
#1 psikolojikroman
#1 spiritüel
#1 zebaniler
#1bedel
#1sipiritüel
#1şiirler
#2 anne
Sevda Karan?", dedi arkamdan bir erkek sesi yanlış duyup duymadığımı kontrol etmek için omzundan arkama doğru baktım. Bir adam bana doğru tebessüm etti."E..Evet benim..", dedim çekinerek çünkü bu adamı hatırlayamadım. Bir tanıdık mıydı?Adam elindeki kimliği bana uzattı."Düşürdünüz daha demin ama fark etmediniz.", dedi bakışlarımı eline çevirdim.Elindeki kimliğimi alarak kimlik kartının ön yüzüne baktım benim kimliğimdi dalgın olmanın kötü yanlarıydı. Yüzüme yerleştirdiğim yapay gülümseme il kimliğimi çantama koyarak adama teşekkür ettim."Aah..Şey teşekkür ederim. Sağ olun."Kafamı tekrar kaldırıp etrafıma baktığım zaman adam yoktu, nereye gitmişti hemen?Bu mahalle nasıl bir yerdi? Tekrar yoluma dönerek yürümeye devam ettim.Sevmemiştim bu şehri.Bir aydır bu bulunduğum şehir bu mahalle bana bir garip gelmişti.Sanki..Sanki birileri hep beni izliyor hissiyatı sarıvermişti ruhumu.Ah bilseydi Sevda yer altı Kralı'nın eski eşine benzediğini bilirdi de o zaman izlendiğini. Bilseydi bazı şeyleri gitmekte isterdi. Bilmek gitmenin biletiydi.
PROLOG I GİRİŞ I🥀
Küsler barışır, ölüler kavuşur da bizim meselemiz çok başka.. G.
Gül yaşadıklarını gözlerinin önünden filim şeridi gibi geçirdi yapmazdı artık hayatına böyle devam edemezdi.
Bu..
Bu yaşadıklarını kaldıramıyordu artık..
"Ailem bana bir kez sormadı.." Dedi içi kan ağlayarak, Kartal'a bakmadan öne doğru bir adım daha attı. Dengesini korumakta zorlandı.
Zaten yükseklik korkusu olan bir insanın burada ne işi vardı onu da biliyordum. Hayat bana bildiklerimi unutturmuştu.
"Tamam Gül bak bunları sonra konuşalım aşağıya bakma, bana doğru gel." Kartal'ın sözlerini duymadan tüm gücümle bağırdım.
"Abim bana git dönme dedi.." İç çekerek ağlamaya devam ettim. Ben ona ne kötülük yapmıştım.. Sevmiştim ya ben sevmiş!
"Ya ben ne yaptım onlara sen söyle?.. Ne yaptım. .Ben sadece aşık oldum.. Sevdim.. Hem de çook. Ama onlar ne yaptı! Seninle evlendirdiler! Senin ellerinde aşık olduğum adamın kanı varken hem de! Bunu bile bile hem de..", dedim sıktığım elimi havaya kaldırıp indirdim.
Güçsüzdüm ki ben, sevdasına sahip çıkamayacak kadar güçsüz..
"Gül ! Hareket etmeyi kes!", dedi Kartal. Gözlerimden akan yaşları umursamadan Kartal'a son kez baktım. Nedendi bu bakışım bilmem ama bedenimin katili oydu.. Kalbimi ise abim.
"Ölmek istiyorum anladın mı! Karnımda senin çocuğunu taşırken be-!", dedim ve sözlerim dengemi kaybetmem ile yarım kaldı. Aynı sevdam gibi.
"GÜÜÜL!!"
HİKAYELERİM KIRIKKALE NOTERLİGİ TARAFINDAN KANUNEN ADIMA ONAYLI VE TASDİKLİDİR.OLASI EMEK HIRSIZLIGI KARIŞISINDA GEREKLİ KANUNEN HAKLARA SAHİB OLDUĞUMU BİLİNİZ. KİTABLARIMIN ADI PATENTLİDİR.
ÇALINTI VE ALINTI YAPMAYIN DUYRULUR.
KARTAL
KARTAL
GÜL
GÜL
GÜL
Az olalım öz olalım. Boş kalabalığı, boş okunmayı istemiyorum rica ediyorum okuduğunuz bölümleri oylayarak fikir ve düşüncelerinizi satır arası yorumlarda belirtin. Benimle paylaşın.
Şimdiden teşekkür ederim 💕
Gökben Polisin atandığı ilçede yeni düzenini yavaş yavaş hazırlarken kaderinde ona bir şeyler hazırladığını unutuyordu. Göksel Subay karargahta yeni gelen polis memurunun adını duymuş cesurca yaptığı davranışı ballandıra ballandıra anlatışlarını dinlemiş ama hiç oralı olmamıştı. Onun için tek önemli şey görev ,vazife ve disiplindi. Aşkın onun kapısını nöbet sırasında çalacaktı.Aşk Nöbeti masalı böyle girecekti hayatlarına Aşkın yeşil rengine dönüşecekti.
Görevlerde Altay ve Tuna kod adlarına sahip olacaklardı.
Bir adam biliyorum içinde cam
kırıklıkları olan,bir kadın biliyorum kaderinin oyununa karşı savaşan.
Bir hayat yazdım aslında iki ruhun tek kalbte buluşmasını sağlayan Adamın ruhunda zemheri kadının gözlerinde kavurucu sıcaklık.
İkiside zıt lakin ikiside yan yana,ikiside yara lakin ikiside tek derman,ikiside sorun ama ikiside tek çözüm,ikiside ölüm fakat ikiside hayat.
Eslem EFNAN
Eslem EFNAN
Karahan BARBAROS
Karahan BARBAROS.
"Karar belli midir Ağa? Ölüm mü zulüm mü?" Ortama yayılan sessizlik ile derin bir nefes aldı.
Başımı yere eğdim.
"Karar verildi. İki aile içinde sulh yolu seçildi ama gençle içinde zulüm yoluna karar verildi." Mert Ağanın sözleri ile üstümde bir çift göz dolandı. Gözlerinde ki yaşlar ile bana baktı. Özür diliyordu neye yarardı bu saatten sonra.
belliydi artık ağıtlar yakılsa yeriydi. Neşe sevinç gülücükleri yayılsa yeriydi bu iki zıt duygu yayılmıştı iki aileye.
Zulüm yolu buydu.
"Berdele karar verildi. İki aile arasında hayırlı olur inşallah." Mert ağa sözlerini yutkunarak kurmuştu. Ne gönlü vardı bu karara ne gözü.. İlk günden onun omuzlarına yüklenen yükleri görmeye başlamıştım.
Müstakbel kocam.
Dilaver Aşiretin Mardin toprakların aşiretler heyetinin ağası Mert Ağa..
ve Zilan aşiretinin küçük kızı Asi berdel kararına kurban gitmişti ağada olsan bu karardan kaçamıyordun.
Mert ağanın abisi ve Asi'nin ablasının bencilce verdikleri karar onların hayatını karartmıştı.
Buz gibi olmuş elimi sıcak bir el sardı. Başımı yerden kaldırıp anneme baktım.
"Kızım affet bizi.." Gözlerinden akan yaşlar yanaklarından süzüldü. Elimi avuçlarından çekip yanaklarından akan yaşı sildim.
"Anne sen üzülme.." Dedim cızırtılı sesimle bütün bakışlar bana acı doluydu. Gözlerimi yavaşça ona çevirdim. Bana bakarken buldum onunda. Dudaklarımın kenarına zoraki bir tebessüm yerleştirip baktım.
Önceden bu karar için gelip benden rızamı almıştı.
"
“Esir miyim ben Noran?”“Hayır..”“Neyinim peki?”“Sen kendi hür isteğinle esir olmak istedin Alya.Bu ikisi çok farklı şeyler.”“Kan davası yüzünden ailemden birilerini öldürecektin yanında kalmasaydım!”“Yani dediğin gibi bir seçeneğin vardı..Esir olmak dışında ama sen bana esir olmayı seçtin.” Kendinden emin tavırları içerisinde söylediği her bir kelimenin her noktasından nefret ediyordum.Beni bakışlarıyla baştan ayağa süzdü.“Kızma karıcıığııım.”Bu kelimeyi kullanmayı yasaklamalıydım bu adama! Arkamı dönüp koltuğun üstünde duran yastığı battaniyemi topladım.“Okula gitmeyi ihmal etme sakın.”“Gitmeyeceğim!”“Neden peki geleceğin parlak doktor hanımı?”“Esirinim ya hani!”“Şimdi sen şey dersin kırayım dizimi çocuklarımı büyüteyim.” Gözlerimi irice açarak yutkundum korktuğum şeyler başıma geliyordu “Saçmalama kuzum istersen,evet bi ağa karısı oldun ama okulun eğitimin her şeyden önce. Yatağıma gelmiyor olabilirsin seni yiyeceğimi düşünüyorsun anlamıyorum..Ama yerim o konuda haklı olabilirsin bunun sözünü veremem sana.” Sözleri ile yanaklarım alev alev yanmaya başladı. İlk kez bu konuda ağızdan bir şeyler kaçırmıştı. Kendine farkında değildi. Zaten Noran diline ne gelirse söyleyen hayatı çok tiye almayan bu topraklarda yetişen çok farklı bir insandı. Bu toprakların insanı olamayacak kadar farklıydı.Bu haliyle bu toprakların ağasıydı..Kafama yediğim yastık ile birlikte kendimi yerde buldum.“Hadi lo okul saatin geçiyor kuri(bebe)” Bu adam normal değildi.
"Mirza is. .İstemezse? Hem ben nasıl derim ?Diyemem valla."
"Sen istersen oda ister. Artık karı kocasınız bu çocuk oyuncağı değil, ikinizde çocuk değilsiniz ablam. Bak mesela bende ilk gecemde çok korktum ama nikahımdan sonra eşime karşı bir bağ oluştu. Rabbim iki çifti bir birine ısındırıyor. Sende hissettin mi öyle bir şey?"
Kafamı salladım. Gülistan abla elini sırtımda gezdirdi. Gusül abdesti al namazını kıl, Selimde biraz sonra Mirzaya yardım edecek. Teyzem çekmecelerden birine gece giymen için bir şeyler koymuş. Hazırlan olur mu?"
"Tamam.."
Gülistan abla yanımdan kalkıp masanın üstünde duran tepsiyi alıp odadan çıktı. İçimdeki garip duygu ile banyoya doğru gittim. Gülistan ablanın dediği gibi niyet ettim gusül abdestti almaya, Suyun altına kendimi bıraktım. Gözlerim kapalı kendime güç verdim
"Soyun geç yatağa!"
Sesi öyle tok çıkmıştı ki, aynadan ona baktım. Kömür karası gözlerine daha fazla bakmaya cesaret edemedim, gözlerimi kaçırdım. Ceketini çıkardı yavaş bir harekette gömleğinin düğmelerini açarken, aylardır yaşadığımız olaylar birbir önümden film şeridi gibi geçti.
Odaya girerken söylediği kelimeler beynimde barut misali dolaştı.
"Soyun geç yatağa!"
"Soyun geç yatağa!"
"Soyun geç yatağa!"
Beynimde yankılanan cümlesi artık bana son patlamamı yaşattı. İçimden geçenler sinirle dilimden döküldü!
"İstemiyorum!"
Kalbim ağzımda ona döndüm. Eli gömleğinin düğmelerini açarken birkaç saniye kaldı. Dediklerime şaşırmış gibiydi. Gülerek bana yaklaştı. Yüzündeki şeytanımsı gülümseme ile bana doğru yaklaştı ki suratı fırtınadan önceki sessizliğin yüz bulmuş haliydi. Bu karşımdaki duran katildi. Derince yutkundum. Geri gitmeye çalıştım ama sırtıma değen duvarla biraz sonra kopacak fırtınadan kurtulamayacağımı anlamıştım. Burnumun dibine girip işaret parmağını yüzümün önüne gelen bukleyi parmağına doladı. Kömür karası gözleri gözlerime sabitledi. Derin bir nefes aldı.
"İstemiyor musun hanım ağam? Neden?" Dedi alaycı bir sesle.
Omuzlarından itip himayesinden kurtulmaya çalıştım ama tekrar üzerime doğru gelmeye başlayınca ayaklarım geri geri gitmeye başladı. Ses tonuna tezat bir ses tonuyla fırtına koptu.
"Korkuyorsan niye karşı geliyorsun bana!"
"Be-ben istemiyorum."