Savcı İbrahim Emrah Fak, kızını tek başına büyüten; sert, soğuk ve mesafeli bir adamdır.
Jülide Dağdelen ise kurallara sığmayan, kendi doğrularıyla yaşayan bir annedir.
Yolları bir yıl önce görücü usulü bir randevuda kesişmiş, kısa süren o tanışma kötü bir şekilde sona ermiştir.
Aradan geçen zamanın ardından Jülide’nin eski kocası ölü bulunur.
Şüpheler onun üzerine yönelirken, dosyayı yürüten savcıyla yani İbrahim’le yeniden karşı karşıya gelir.
Bu karşılaşma sadece bir soruşturmayla sınırlı kalmaz.
Farklı hayatlar, farklı ebeveynlikler ve geçmişten gelen gerilim aynı ortamda yeniden yüzeye çıkar.
Yaralı çocuklarının onlara, onların birbirlerine ihtiyacı vardır.
Feride bir spor hocasıdır; zeki, çalışkan ve iyi yüreklidir. Hayatını kendi kurallarıyla yaşar, kimseye yük olmaz, kimseye de kendini beğendirme derdine düşmez. Ancak dış görünüşü, alışılmış “kadın” kalıplarına pek uymaz. Biraz erkeksi bir kızdır. Onun bununla bir sorunu yoktur… ama dünyanın geri kalanı aynı fikirde değildir.
Parkta spor yaptırdığı teyzelerden biri, Feride’yi torunuyla tanıştırmaya karar verir. Torunu Rüzgar Karasay; zengin, yakışıklı, zeki ve kendine fazlasıyla güvenen biridir. Çoğu kişinin hayalindeki erkek gibi görünse de, ilk karşılaşmalarında Feride’yi kaba bir yorumla reddeder.
Feride bu durumu büyütmez, hayatına kaldığı yerden devam eder. Ancak Rüzgar için işler beklediği gibi gitmez. Başta önemsiz bir karşılaşma gibi görünen bu tanışma, zamanla kaçamayacağı bir hale gelir. Rüzgar’ın Feride’nin yakın arkadaşı Züleyha’yla yaptığı anlaşma onu Feride’nin peşine düşmeye zorlayacaktır.
Rüzgar’ın önyargıları ve Feride’nin olduğu gibi kalma isteği çarpışmaya başlar. Hangisi kazanırsa aslında kaybetmiş olacaktır. Ki biri daha en başında kaybetmiştir.
Lamia üç kişinin katili olmuş ve gencecik yaşında hapse girmiştir. Katili olduğu adamlardan biri Beyhanli aşiretinin en büyük oğludur. Lamia’nın hapisten çıkacağı gün aşiret tekrar peşine düşer. Ancak kim av, kim avcıdır?
Keçiler olarak da bilinen Keçigin sülalesi; çok zengin, çok güçlü ve çok tehlikeli bir ailedir.
Ailenin başındaki Umay Keçigin ise bir zamanlar en çok güvendiği adamın, kendi kocasının kurduğu tuzağa düşerek hapse girmiştir.
Yıllar sonra özgürlüğüne kavuştuğunda artık tek bir amacı vardır: Ailesinin başına yeniden geçmek, kendisinden alınanları geri almak ve bir daha hiç kimsenin önüne çıkmasına izin vermemek.
Hele eski kocasının…
Fakat Umay’ın bilmediği bir şey vardır.
Eski kocası Mahir’in de onunla işi henüz bitmemiştir.
—————
Kapıyı açıp içeri girdim. Yüzüstü uzanıyordu. Sesimi duyup bana baktı. Burun delikleri öfkeyle genişledi. Doğrulmaya çalıştı. Ama arka bacakları da çok acıyor olmalıydı ki üstüne oturamadı. Arkasına yaslanması da mümkün değildi. Zar zor çok acımayan bir pozisyon buldu. Az önce gördüğüm kadarıyla sırtındaki gömleği ve pantolonunun arkası da kırbaçtan paramparça olmuştu.
Acıdım mı? Hayır! Nefretim öyle büyüktü ki şuracıkta öldürebilirdim de…
“Günaydın. Seni iyi misafir ettik mi?” diye sordum.
İlacın etkisinden olsa gerek biraz sarhoş gibiydi hareketleri. Ama bilinci açıktı.
“Benden ne istiyorsun?” diye sordu dişlerinin arasından öfkeyle soluyarak.
Gülüşüm alaycıydı.
“Aslında sana ‘senin benden ne istediğini’ sormak istemiştim. 6 yıl önce yani. Pardon, hayatıma girdiğin tarihi hesaplarsak yaklaşık 7 yıl önce…” dedim.
“Bir suç örgütünü çökertmek üzere görevlendirildim. Üstüne alınma!” dedi.
“Ahahah! Ailemden mi bahsediyorsun? Biz kendi halinde bir aileyiz. İşimizin gücümüzün peşindeyiz.” dedim yalancı bir masumiyetle.
“İşinize de… Gücünüze de… Ailenize de s*çayım! Elma keser gibi adam kesiyorsunuz. Diğer suçlarınızı saymıyorum bile.” dedi Mahir.
“Kanıtınız olsaydı zannederim ki aramıza girmene gerek kalmazdı. Varsayım üzerine mi hayatımı s*ktin?” diye sordum.
Güldü.
“Kanıtımız vardı ama yetersizdi. Daha fazlasını bulmalıydım.” dedi.
“Bundan bir çıkarın var mıydı?” diye sordum.
“Yoktu. Ama seni hapse atabilmek, kariyerimde beni birkaç basamak yukarı çıkardı.” dedi.
“Tahmin etmiştim. Bu yüzden senden işini aldım.” dedim.
Lanet olasıca şekilde dürüst ve becerikli biriydi o yüzden onu açığa aldırmak için avukatlarımı deli gibi çalıştırmıştım. Adamlarından Rüzgar’ın televizyonda yaptığı salakça bir röportaj çok işime yaramıştı.
“Sana verdiğim her şeyi alacağım.” dedim kısık bir sesle.
Üniversite yıllarında herkesin içinde aşkını ilan eden Züleyha, Doğan tarafından reddedilmiş ve unutamayacağı bir aşağılanma yaşamıştır.
Yıllar sonra yolları yeniden kesiştiğinde her şey değişmiştir. Bir zamanların kilolu ve dışlanan kızı artık Türkiye’nin en ünlü kadınlarından biridir. Doğan ise hastalık nedeniyle büyük değişim geçirmiş, nişanlısı tarafından terk edilmiş ve hayata karşı mesafeli bir adama dönüşmüştür.
Yıllar sonraki ilk karşılaşmaları tam bir felaketle sonuçlanır. Ancak Züleyha’nın koruması gözlerinin önünde öldürüldüğünde, Doğan ona koruma olarak atanır ve aynı evde yaşamak zorunda kalırlar.
❗️Bu hikayenin tamamı kurgudur ve gerçek tarihle hiç bir alakası yoktur.
‼️Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve yetişkin içerik vardır.
——————————————————————————————
Lale Devri'nin ihtişamlı günlerinde...
Köylerinde çıkan kanlı olayların ortasında kalan iki çocuk; Firuze ve Kamer.
Kader; onları önce sahte kardeş, sonra da bir bey konağının ağır kapıları ardında soylu bir ailenin insafına kalmış iki yetim yapar.
Kamer’in kaderinde önemli bir insan olmak vardır. Firuze’nin kaderinde ise köklerine ulaşmak… Ve evin en küçük oğlu Merih’e sevdalanmak. Ne var ki Merih başkasını seviyordur ve Firuze’yi görmezden gelirken Kamer’den nefret ediyordur.
————-
Şemsi Paşa’nın iki kızı vardır; Gülru ve Perihan. Perihan’ın gözleri doğuştan kördür. Uzun yıllardır da Kamer’i sevmektedir.
Gülru ise Merih’in sevdiği kızdır ve hep bir gün onunla evleneceğini düşünmüştür. Ancak paşa babasının aklında onun için Merih’in ağabeyi Yusuf vardır.
————-
Merih’in ortanca ağabeyi Eşref ise kuzeni Nihal’i sevmektedir. Ancak Nihal bir oba beyinin kaderindedir ve Eşref, Azize adlı bir kızla lanetlenmiştir.
————
Bunca olayın arasında Firuze ve Merih, Kamer ve Perihan’ın kaderleri iç içe geçecektir.
‼️Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve yetişkin içerik vardır.
--------
Aslı kendine özgü ürkütücü zevkleri ve tuhaf tarzıyla nevi şahsına münhasır bir kızdır. Herkesin kaldırabileceği bir karakteri yoktur. Bazıları zaten kaldıramamıştır.
Eski sevgilisi Umutcan, onu 6 yıl önce terk ettikten sonra Aslı hamile olduğunu öğrenmiş, ve tüm ailesini karşısına alarak ikiz oğullarını doğurmuştur ama eski sevgilisinin baba olduğundan haberi yoktur. O, Aslı'yı terk eder etmez başkasıyla sevgili olmuş, onunla evlenmiş ve başka bir şehre taşınmıştır.
Aslı, arkadaşlarının da desteğiyle iki oğlunu bir baba gereği duymadan büyütür.
Umutcan yıllar sonra geri döndüğünde ve yaramaz mı yaramaz iki küçük oğluyla onların babası olduğunu bilmeden karşılaştığında... Artık kimsenin hayatı aynı kalmayacaktır.
❗Efsane Aşklar 1: Şirin kitabındaki önemli karakterlerden biri olan Leyloş'un hikayesidir.
‼️Olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar ve yetişkin içerik vardır.
--------
“Tek bir Leyla var, şekerim. O Leyla’nın tatlı tarafı var, acı tarafı var.”
Herkesin kendi masalının prensi veya prensesi olduğu bu hayatta 'prenses' deyince akla gelen isimlerden biri değildir Leyla. Aksine kendi masalının bile kötü kalpli cadısıdır o. Bencil, şımarık ve alaycıdır. İyi halinde de kötü halinde de başı dik ve gururludur.
Leyla'nın yaptığı onca şeye rağmen pişmanlık duyduğu çok az şey vardır ve bunlardan biri onu cayır cayır yakmak için kıvılcım almayı beklemektedir.
Leyla'nın günah listesinde dikkate değer iki isim vardır; Akın ve Nihat Çetin.
Şimdi yakın arkadaşı olan ama zamanında çok çektirdiği Akın onun acı çekmesini izlemek için fırsat kollamaktadır ve buna her türlü hakkı da vardır. Hatta Leyla için bazı tatlı planları da vardır.
Eski sevgilisi olan Nihat Çetin ise ona adını bile yasaklamış ve Leyla'ya olan altı yıllık aşkını kalbine gömerek Amerika'ya gitmiştir. Ve... 'yalnız' dönmemiştir.
Hepimizi eğitmek ve boyun eğdirmek için kurgulanmış bir Matrix simülasyonu olan hayat; Leyla'nın bu imtihandan böyle burnu havada bir şekilde çıkmasına izin vermeyecektir.
Şirin İstanbul’a taşındığında kendisini hiç beklemediği olayların ortasında bulur.
Komşusu Münevver teyze’nin yakışıklı mühendis oğlu Akın’a ilk görüşte aşık olur. Ama Akın bir ilişki istemiyordur.
Hem patronu hem çocukluk arkadaşı olan Nihat Çetin’in Akın’la can sıkıcı bir geçmişi olduğunu öğrenir.
Akın’a kafayı takmış deli bir kızla tanışır.
Haliyle yapılacaklar listesine üç yeni madde ekler:
1-Akın’ı kendine aşık et
2-Görünüşte koca adam ama ruhen anaokulu çocuğu oldukları için didişip duran en sevdiğin iki beyi barıştır!
3-Prensini masalın kötü cadısından kurtar!