"Kaçmaya çalışsan da… artık benim dünyamdasın."
Elif için her şey sıradan bir gece gibi başlamıştı.
Islak kaldırımlarda yankılanan adımları, şehrin soğuk yüzü… ta ki onu görene kadar.
Simsiyah takım elbisesi içinde, yağmur damlalarının bile ulaşamadığı bir adam…Tehlikeli, Çekici, Ölümcül, Gözleriyle Elif’i yakaladı ve bir daha bırakmadı.
Kim olduğunu bilmiyordu.
Ama içgüdüleri ona kaçması gerektiğini söylüyordu.
Sorun şu ki… kaçmak istemiyordu.
Onun kollarında olmak, yasak bir ateşe dokunmak gibiydi.
Bir kez dokunduğunda, bir daha eskisi gibi olamazdın.
Evlendiği günün sabahında terkedilen tiana için, yaşamak anlamsızdı artık.
Günlüğünü eline alıp kağıda son satırları yazdı.
"Kimseye inancım kalmadı artık."
Sonrasında geceden kalma gelinliğini üzerine geçirip , günlüğüde eline aldı ve evden dışarıya çıktı.
Etrafına öylece bakındı, daha sonra evinin arkasında ki uçuruma doğru yürümeye başladı. Her adımında orionun ona söylediği sevgi sözcükleri aklına doluşuyordu. 'Hepsi birer yalandan ibaretmiş' diye geçirdi içinden. Uçurumun başına geldiğinde kendini aşağıya bıraktı hiç tereddüt etmeden.
Tiana için hayatın sonu iken, açelya için yeni bir başlangıcın ilk adımları idi...
Hikâyenin devamını merak ediyorsanız kitabın sayfalarını açıp okumaya ne dersiniz...😉
Kanla kirlenmiş bir geçmişte, Saf bir aşk yeşerebilir mi?
Kardelen, ailesinin kanlı geçmişinin kefaretini bir evlilikle ödemek zorunda kaldı.
Bu evlilikte sevgiye yer yoktu. Ama zamanla nefretin yerini merhamet, merhametin yerini sessiz bir bağ aldı.
Baran, Kardelen’i korudukça kendi duvarlarını da yıktı.
Peki, Mahmut Ağa'ya karşı duran bu iki kalp ayakta kalabilecek mi?
“Bazen bir çiçek, en sert toprakta büyür…”