Karayel'in İpek'i (+18)Updated at Sep 11, 2026, 09:28
“İpek ne oldu neden ağlıyorsun konuş?”
Burnumu çektim.
“Ben… ben böyle biri değilim. Bu… bu çok yanlış Mehmet, ne yaptık biz?”
Daha çok ağlamaya başladım.
Kalkıp oturur pozisyona geldi ve beni de kaldırdı. Kendimi kapatmak istedim. Ellerimi göğsümde birleştirdim.
“Bana bak İpek”
Ona bakmamı sağladı. Bir yandan yanağımı okşuyor bir yandan çenemi tutuyordu.
“Şii, ağlama. İkimizin arasındaki çekimden bu.” Alnını alnıma yasladı. “Ben sana çekildim, kapıldım İpek. Seni düşünmeden duramıyorum.”
“Çok yanlış Mehmet.”
“Şii, yetişkin insanlarız biz. Sende beni arzuladın. Hissettiklerimiz yanlış değil.”
-------
İpek, küçük yeğeni İnci’yle birlikte İzmir’den ayrılıp Karadeniz’in sisli yollarına geldiğinde tek istediği şey yeni bir başlangıçtı.
Sessiz bir hayat, güvenli bir ev, geçmişten uzak birkaç nefes…
Ama Dumandere sandığı kadar sakin değildi.
Daha ilk günden karşısına Mehmet Karayel çıktı. Sert bakışları, keskin sözleri ve hırçın tavırlarıyla İpek’in bütün düzenini altüst eden bir adamdı o. Sevmeyi sakin yaşamayan, öfkesini bile kalbinin önüne siper eden bir adam…
İpek kaçmak istedi.
Mehmet yaklaştı.
Köy konuştu.
Geçmiş peşlerini bırakmadı.
Ve Karadeniz’in hırçın rüzgârları arasında, ikisi de en çok korktukları şeye yakalandı:
Aşka.