Story By RaZieL's Pen
author-avatar

RaZieL's Pen

ABOUTquote
Dreame yazar 🐞 Ailenizin yazari platformun delisi 🤪 yine de en şirini en iyisi 🙄 fazlası ile egoist 😒haliyle şımarık birisi 😏😏😏 insta/ razielspen iletişim aktif/açık
bc
Son Gece
Updated at Feb 24, 2026, 19:14
Bir subayın aşk ile arkadaşlık, kardeşlik arasındaki sınavı ve bir genç kızın hayatına girmesi işe yasak duyguların yerini temiz duygulara bırakma serüveni. Kitap, arkadaşlık, aile ilişkileri, sadakat, duygularını sorgulatıyor. Kendi halinde bir kızın, tabulu bir adamın kalbine girişini, ve kalbine giren bu kızın yakalaması gereken yıllardır aradığı suçlu olması ile aşk, görev, sadakat arasında geçen hikayesi.
like
bc
Kaybolan Yıllar
Updated at Nov 21, 2025, 04:32
Bileğinde yeni bir iz vardı... o izden. Saklamaya çalışsa da gördüm. Kolundan tutup çektim. Hirkasinin kolunu sıyırıp baktığımda bileğindeki kesiği net şekilde görmüştüm. " Birak" dedi narin bileğini elimden kurtarmaya çalışırken " Ne oldu bileğine?" Kahretsin Tuna, ne olduğunu adın gibi biliyorsun... Öyle baktı ki... " Sakin bana..." Çekti, daha doğrusu biraktim bileğini. Canı acımıştı ovuyordu eli ile bileğini " sizi ilgilendirmez yüzbaşı, vazifeniz neyse onu yapın benden de uzak durun"
like
bc
Geçmişin İzleri
Updated at Aug 27, 2025, 12:51
○●□■☆ Yarım kalan aşklar neden hep akılda kalır, geçmişi yok saymak neden mümkün değil. Ne Mete ne Cenk ne de Volkan için geçmiş geçmişte kalmayacaktı. ○●□■☆ Nazlı. İnatçı keçi. Ateşi var, 5 metre geriden anlayabiliyorum ama hâlâ söminenin önüne uzanıyor. Titremesi de giderek arttı. "Off Cenk, sen benim sınavım mısın ya!" diyerek gittim. Kendinde değildi. Ateşine baktım, neredeyse elimin derisini yakacaktı. Bir an ürperdi, elim soğuk geldi sanırım. "Dokunma," dedi çekilerek. Öksürmeye başladı. "Çok ateşin var," dedim. "Soner’i çağır, düşürsün," dedi. Şerefsiz! Sana iyilik yapmaya çalışan da kabahat. "Ne halin varsa gör. Öl, geber!" deyip arkamı dönüp gittim. "Yaylan. Yemezler kızım, maymun gözünü açtı." "Hıı çok açmış, maymun o kadar hasta ki gözünü açamıyor," dedim. "Çok konuşma. Hastalıktan değil, dırdırından öleceğim. Sus artık," dedi. Sustum. Ama elimde olmadan onu izlemeye devam ediyordum. Çok fazla titriyordu. Yok, olmayacak böyle. Dayanamadım,yine gittim yanına. İçimde çok derin bir acı vardı. Endişelenmemeye söz verdim ama yine, yine, yine onun için delicesine endişeleniyordum. Gittim, baktım ateşine. Daha da yükselmişti. "Tamam buraya kadardı. Yeter artık! Senin afran tafran, öleceksin geri zekâlı," deyip kolunun altına girip koltuktan kaldırmaya çalışıyordum. 1.67 boyumla, 1.96 lık adamı kolunun altına girip kaldırmaya çalışıyordum, evet. Gözlerini zorlukla aralayıp, kısık gözlerle bana baktı. Onu kaldırma çabama… "ne sikim peşindesin sen? Altımda ezilirsin," dedi. Ben de " Kalk o zaman, biraz destek ver. Banyoya gitmemiz gerek," dedim. "Doymadın şu banyoya amına koyayım… Erkek gördün mü banyoya atasın mı geliyor?" diye homurdanıyordu. "Hııı… pisliğinizi ancak su temizliyor," dedim. Söylense, küfür etse, homurdansa da… durumunun farkındaydı. İtiraz etmedi, gittik. Ayakta zor duruyordu. "Bekle, burada" deyip banyo kenarındaki tabureyi gösterdim oturması için. "Getirme, kaldırmaz o beni," dedi. İmalı bir ses tonuyla "Altıma aldığıma dikkat ederim, kırılmasın diye," dedi. 'İnşallah kırılır da götüne batar,' dedim içimden ama geri bıraktım. Elleri kazagına gitti, çıkartmaya çalışıyordu ama kolunu kaldırmaya dermanı kalmamıştı. Gittim, kazağının ucundan tuttum, çıkartmaya başladım. O an göz göze geldik. Gözlerinde yanan alevi gördüm. Yorgun, hasta, bitkin ama… güçlü bir ateş, yangın vardı. Saklamaya çalışıyordu ama şu an görebiliyordum. Bu kadar ateşliyken çok fazla kendini saklayamıyordu. Üstünü soyduğumda, derisinin ürperdiğini hissettim. Elimi boğazına götürdüm, diğerini de başına. "Hâlâ ateşin var," dedim. Başını aşağı eğmiş, tam gözlerime bakıyordu. Ben de kafamı kaldırıp gözlerine baktım gözümü kas yığınını andıran gövdesinden ayırmam gerekiyordu ama gözüne bakmak da pek mantıklı bir yol değildi. Zira gözündeki şehvet, vücudundan daha fazla içimi ısıtıyor, ürpertilere boğuyordu vücudumu. Nefes alışı sıklaşmaya başladı. "Daha ne kadar izleyeceksin?" dedi dudağının kenarı kıvrılarak. "Ha?" dedim, kendime geldim, uykudan uyanır gibi. "Ha, evet, tamam," dedim ve soymaya devam ettim. Tam elim kemerine gittiğinde başımın iki yanında kollarını hissettim. İki kolunun arasında kalmıştım. Gözlerini kapatmış, başını aşağı eğmişti. Korku ile yüzüne bakınca bir an göz göze geldik tekrar. "Ayakta durmaya çalışıyorum, üstüne alınma" dedi. Duvardan destek alıyor gibiydi gerçekten de. "Alınmadım," dedim. Neden alınayım ki... Alınmadım tabii! Kemerini çözerken ellerim ister istemez kasığına temas ediyordu. Bir an vücudunu çekti benden, inler gibi bir sesi çıktı. Yüzüne baktığımda, "Elin soğuk," dedi. "Sen sıcaksın, ben soğuk değilim," dedim. Güldü. Tehlikeli bir gülüştü. Bir erkeğin pantolonunu soymak... Gözlerinin içine baka baka kemerini açmak... Düğmesini çözmek... Ve... fermuarı... Hepsini açtığımda pantolonu sıyırmam gerekiyordu. Yardımcı olur mu diye baktım ama gözüme diktiği bakışlarla hiçbir şey yapmadan duruyor, beni bekliyordu. "Çıkart... devam et!" dedi sesi titrek fakat emrediciydi. Bu ses tonu hastalıktan değil gibiydi. Arzu dolu bir tondu. Başını arkaya atıp yutkunduğunu fark ettim, inip kalkan Adem Elmasını gördüm. "Düşünme Nazlı, hasta o. Sen hemşiresin. Düşünme..." diyerek sıyırdım pantolonunu. Kahretsin... Boxeri vardı ve Cenk tam anlamıyla taş gibiydi karşımda. Adonisleri, abdominalleri... Tanrı ne kadar kas verdiyse hepsini şişirmiş sanki , ah be adam!... Önündeki sertleşmiş kabarıklığı saymıyorum bile. Bakma Nazlı, bakma... kendi kendime telkinde bulunurken sesi ile irkildim. "Gözünü çek sikimden, bu yaptığın tacize girer," dedi. Kafamı hızla çevirdim. Fark etmiş miydi ona baktığımı? "Aç artık şu siktiğimin suyunu," dedi. Açtım. Nefessiz kalırcasına derin soluklar aldı birkaç kez. Tüm vücudunun titrediğini görebiliyordum üstüne tuttuğum suyun altında. Batarya ile başına, boynuna tuttum suyu. Elimi kaldırıp, vücudundan akıp üzerime düşmesine aldırmadım damlaların. Onunla birlikte ıslanıyordum ama olsun, ateşinin düşmesi lazımdı. Hem
like