Story By Elise SAGLAM
author-avatar

Elise SAGLAM

ABOUTquote
🌸🦋🌹
bc
Kader Çizgisi
Updated at Mar 31, 2026, 09:01
Berzan için hayat baştan zor yazılmıştı.Ailesi onun sığınağı değil, kaçması gereken kaderiydi.İmkânsız denilen bir kadına âşık olduğunda, yazılan her kuralı karşısına aldı.Kader Çizgisi, bir adamın aşk uğruna kaderini bozmasının hikâyesi.
like
bc
Çocuktum
Updated at Feb 7, 2026, 22:53
"Bıktım bu evden gideceğim artık!" "Çık git o zaman zorla mı tutuyoruz?" diyen anneme sinirle baktım. Zorla tutmuyorlardı tabii ki. Yerde ki Barbie bebeklerimi toplayarak evin kapısını açtım ve karşı apartmanın zilini çaldım. "Sude? Kızım? Ne oldu?" "Annem beni evden kovdu Serpil teyze." Dokuz yaşında olabilirdim, fakat kendime göre bir gururum vardı. Koşarak girdiğim odanın ortasında elinde ki uçakla oynayan Doğan'ı gördüm. "Bende oynamak istiyorum," dedim düşünmeden. "Geldiğin eve geri dön ufaklık," demesi surat asmama neden olmuştu. "Pis ayı!" diye bağırdığımda ayağa kalkarak beni yakalayıp saçımı çekeceği aklıma gelmemişti. "Geri dön," diye sesini yükseltti saçımı çekmeye devam ederken, Serpil teyzenin beni sevdiğini bildiğim için hemen bağırarak ağlamaya başladım. "Doğan? Sude? Ne oluyor burada?" annesinin sesini duyar duymaz bana sarılıp "Sude hoş geldin hadi oyun oynayalım," dediği gibi elimi tutarak oyuncaklarının yanına götüren Doğan'ın hareket ve sözüne o küçük aklımla bir anlam veremedim. "Fiyuv," diye bağırarak odaya giren küçük çocuk lafına devam etti. "Kaptan kalkışa geç...Sude? Sen burada mıydın?" duyduğum ses ile arkamı dönerek Doğan'ın arkadaşı Alperen'i gördüğümde gün içerisinde ikinci kez surat astım. "Sude'de şimdi gidiyordu zaten. Öyle değil mi?" diye duyduğum Doğan'ın sesiyle daha çok surat astım ve Barbie bebeklerimi toplayarak ayağa kalkıp kapıya doğru ilerledim. Son bir hamle yaparak "Doğan? Alperen? " dediğimde ikiside bana döndü. Dil çıkararak evden koşa koşa çıktım ve kendi evimizin kapımızı çaldım. ༄ Acılar içinde kıvranan kadına eşi olan adamdan bir hayır yoktu. Dokuz aylık bir gebeliğin sonucu olan dünyaya gelen bebek henüz iki günlükken bir yurdun kapısına bırakılmıştı. Bir imza atmaya bile gerek duymadı. Kızını bıraktığı saniyeden beri ağlayan kadının ellerini ellerinin arasına alarak "Affet," dedi. Gözlerinden bir kaç damla yaş döküldü genç adamın. Henüz otuz yaşında dünyanın tüm kahrını çeken adam karısınıda çocuklarınıda dönüşü olmayan bir yola sokmuştu. Daha şimdiden pişmandı evet, fakat karanlık gecelerine doğan güneş artık bir rüyadan ibaretti. ༄ Alperen gözleri kapalı şekil de hayal kurarken çalan telefon ile gözlerini açtı. Bir an bulanık olan görüşü yavaş yavaş düzeldiğinde telefonun ekranına baktı. 'Cadı' diye kaydettiği kişi, Doğan'ın manevi kardeşinden başkası değildi. "Efendim Melis?" diye sorguladı genç adam Melis'i. "Koş. Koş yalvarırım çok korkuyorum Doğan abim kaza yapmış korkuyorum koş Alperen," duyduğuyla anında kalkarak araba anahtarlarını almak için evin içinde koşuşturan Alperen aynı sırada Melis'ten kaza yeriyle ilgili bilgi alıyordu. Geleceği noktaya vardığında gördüğü gece manzara ile yüzünde ki gülümsemeye mani olamadı. Kilyos cenneti gece ayrı bir mükemmeldi. Fakat Alperen'in aklına Doğan geldiğinde anında yanına koştu. Ambulans, polis, itfaiye derken Doğan olduğu arabadan çıkartılmış hastaneye kaldırılmıştı. "Bugünde ölmedik değil mi Alperen?" dedi Doğan gülümseyerek. "Olum ben hayatta oldukça ölmezsin sen, tam ölecek duruma gelirsin, Melis arar, ağlar kalk koş Doğan iyi değil Alperen der, yine ölmene izin vermeyiz." İki genç adam gülümserken bir kez daha 20 senelik dostluklarına 'iyi ki' dediler. ༄ Karşısında dimdik duran Sude, Doğan'a isyan edercesine "Beni sevmiyordun sen, nereden çıktı bu aşk? " dedi seneler sonra karşılaştıkları düğün salonundan hava almak için uzaklaştıklarında. Karşında kafasını bir an yere eğdikten sonra kaldırarak gözlerinin içine bakmaya başlayan adama baktı genç kız. "Bilmiyorum Sude. Belki başından beri seviyorumdur. Belki yenidir. Çocuktum, hatırlamıyorum..." "Ben hatırlıyorum. Çocuktum, hatırlıyorum. Saçımı çektiğin günden, bana çirkinsin dediğin her şeye kadar hatırlıyorum." dedim bir anlığına geçmişe giderken. Yüzünde oluşan acı bir gülümseme devam ettirdi sözlerini. Saçının çekilişini, adeta tekrar yaşadı. "Çocuktum, çocuktuk Sude'm. Hatırlamıyorum." ༄
like
bc
Taht Uğruna
Updated at Aug 18, 2025, 09:45
Charles, genç yaşta kraliyetten ayrılmıştı. Yaklaşık on dört yıl sonra babalarının ölümünden sonra kraliyetine döner. Onun dönmesi ile taht sırasının tüm dengeleri değişir, çünkü gitmesine rağmen babaları bir gün oğlu döner ümidi ile hiç bir unvanını elinden almamıştır. Tahta kimin çıkacağı konusunda büyük bir belirsizlik var. Geleneksel olarak Charles veliaht prens olarak kabul edilse de, James'in bu süreçte taht için eğitilmesi ve hazırlanması onu da güçlü bir aday haline getirdi. İki kardeş arasında ciddi bir taht mücadelesi yaşanıyor. James ve Augusta'nın evliliği ise, James'in taht üzerindeki hak iddiasını güçlendirmek için yapılmış stratejik bir evlilik olarak görülüyor.
like
bc
Kraliyet Gölgesinde Aşk
Updated at Jul 22, 2025, 05:40
Doğdukları büyüdükleri kraliyet topraklarından sürgün edilen iki kişi...Laranda Baronesi Ekim bir yandan, Newburry vikontu Simon Hartford diğer yandan... Hiç bir şeyleri kalmamıştı. Her şeyleri elinden alınmıştı...Duyguları haricinde...
like
bc
Kraliyet Uğruna
Updated at Jun 30, 2025, 23:40
İki taht, bir evlilik ve binlerce sır…Ravia Krallığının sonu kötüye gitmektedir. Tek çözümü on sekiz yaşına yeni girmiş kızlarını evlendirmekte bulurlar. Hiç beklenmedik bir anda prenses Augusta, ailesinin el bebek göz bebeği olarak büyümüşken, kendini iki krallık arasında James Edward’ın müstakbel eş adayı olarak bulur.Bu evlilik yalnızca diplomatik bir anlaşma gibi görünebilir, ama sarayın koridorları ihanet ve entrikalarla dolup taşarken, onların bir araya gelmesi tarihin akışını değiştirecek. Krallıklar ve kalp arasında sıkışıp kalan bu çift, gerçek mutluluğu bulabilecek mi? Yoksa bu evlilik her iki krallığın da sonu mu olacak?
like