21.Bölüm

2939 Words
NARİSSA Parti sonrası herkes odasında dinlenmeye çıkmışken bende Darly'nin odasının önüne gittim yine beni görmek istemediğini bildirip odaya aldırmak istemese de zorla girdim içeriye. "Sen laftan anlamaz...." Cümlesinin bitmesine izin vermedim dudaklarına yapıştım. İsteyerek severek öpüyordum dudaklarını. İlk şaşırmanın ardından karşılık verdi oda. Öpüşmeye devam ederken üzerimizdeki giysilerden kurtulduk ve kendimizi yatağa attık. Ellerimi saçlarımın arasında dolaşırken kafasını kaldırdı. "Eğer bu da oyunlarından biriyse seni bu kez ben boğarım Narissa." Gülümsedim yüzüne dokundum. Oyun değildi gerçekti. Ben mutlu olmak istiyordum. Yeniden soylu olmak. Bu adamın gelini olmak, güce sahip olmak istiyordum. Oyun yoktu her şey gerçekti. "Yalan yok yemin ederim." Kafasını salladı. "Ne değişti seni buraya yine getiren sebep ne?" "Seni istiyorum Darly gerçekten içinde şurada bir yerde iyilik olduğunu biliyorum. Çocuğumuz olacak ve biz mutlu olmalıyız." "Seninle evlenme..." "Biz evleneceğiz ve gerçekten bir soylu çocuğumuz olacak bu ikimizin şansı inkar etsende ben İskoçya Prensesiyim sense Fransa Prensi evlenmemiz ve doğacak çocuğumuzun her iki taraftan da asil kana sahip olması böylesine güçlü olacak bir çocuğun bir metresin bebeği bir piç olarak anılmasını ister misin?. Bende aradığın her şey var. Ben tam sana göre bir gelinim Darly.” Kafasını salladı. "O yüzden hayatlarımızı birleştirmemiz gerek. Sana söz veriyorum bir daha yalan yok sana hep bağlı kalacağım her daim son nefesime kadar. Sen ve bebeğim için yaşayacağım sizin çıkarlarınızı gözeteceğim.” Gülümsedi yeninden öptüm dudaklarını ve birbirimize yeniden ait olduk. Bu kez biz hüzün ya da pişmanlık yoktu üstelik olması gerektiği için olmuştu MONİCA Odamda kendi başımaydım Henry ile parti de yine çok eğlenmiş ve dans etmiştik. Onun yanında olmak nasılda huzur veriyordu bana ona çok aşıktım görmediğim her an öyle çok özlüyordum ki tam o aklımdan geçerken odanın kapısı açıldı Henry girdi içeriye. Ayaklandım kollarını boynuma sardı. "Kalan şarabı birlikte içeriz diye düşündüm." Kıkırdadım yüzüne sonar burnuna bir öpücük kondurdum. "Sen yanımda olursan hiçbir şey yapmadan da durabilirim." Yüzümü sevdi kadehlere şarapları doldurdu. "Güzelliğine." Dedi "Aşka." Dedim. Sanki destansı bir masalın içindeydim buraya ilk geldiğim gün içimdeki öfke ve intikam aşkının yerini böylesine saf ve masum bir aşka bırakacağını nereden bilebilirdim. Tanrı'nın bana bir hediyesiydi bu. Henry'i sevmem ve onun bana sevmesi şu hayattaki bana yapılan son güzelliklerden biriydi belki de... NORMAN Sabah çok erken saatte uyandık büyük salonda kahvaltı yapıyorduk. Leo'da bize katılmıştı. Bir süre burada bize eşlik edecekti. Cecilia ile olan bağlantısı pek hoşuma gitmese de en azından Cecilia onu gördüğü için mutluydu ve göz yumabilirdim. Onun gülümsemesi beni mutlu ediyordu. Babam Leo'yu memnun etmek için çaba sarf ediyordu. Venedik önemli bir bağlantıydı ve kimse Venedik Prensini üzmek istemezdi. "Yemekten sonra ne yapmayı planlıyorsun Leo?" "Ava çıkabiliriz." "Evet oğullarım sana eşlik eder." "Eşlik etmesini istediğim biri daha var. Sizin için sakıncası yoksa." "Tabi söyle" "Cecilia" Kafamı çevirip ona baktım. Ne demek Cecilia? Onun av ile ne ilgisi olabilir. Benim kadınımla ne alakası vardı bu sersemin. Öfkeyle "Asla." dedim "Neden?" "Cecilia'nın dışarı çıkması yasak. Daha önce kaçtı." "Aksi bir prensestir ama eminim bu kez kaçmayacak hem 5 prensin ve muhafızların olduğu yerden kaçmak imkânsız" Babam Leo'yu onayladı. "Leo doğru söylüyor." "Cecilia avdan ne anlar ki? Olmaz." "Sanırım onu hiç tanımıyorsun o mükemmel bir avcıdır ve çok iyi bir okçudur." Babam hizmetkarlardan birine "Cecilia'ya söyleyin hazırlansın." dedi.Yarım saat sonra Cecilia geldi. Reverans yaptı "Buyurun?" "Bizimle ava geliyorsun. Leo senin gelmeni istedi." Cecilia gülümsedi. Küçük prensesimizi mutlu edecek olaylara varmış demek ki. Leanardo ve Henry atları hazırlatmak için önden gitti. Darly ve Leo birlikteydi. Cecilia'da tam onların yanına gidiyordu kolundan tuttum "Sakın bir iş çevireyim deme Cecilia. Eğer yine bir numara varsa..." "Hayır yemin ederim bir numara yok." Bahçeye çıktık. Atlara bindik. Cecilia binmemişti. Bakıyordu. "Sorun ne?" "Ben şey..." Leo atıldı. "Hadi Cecilia" "Ben ata binmeyeli uzun süre oldu sanki düşecekmiş gibi hissediyorum. Korkuyorum." Leo gülümsedi. "Cecilia sen kusursuz bir prensestin unutma her şeyin mükemmeldi senin hadi bin şuna." Askerlerin yardımı ile bindi. Ormana doğru ilerliyorduk. Cecilia'nın yanı başında at sürüyordum heran kaçacakmış korkusu tüm benliğimi sarmıştı. Henry'nin talimatı ile "Burada duralım." Atlardan indik. Cecilia atın tepesindeydi. Ona baktım. "Hadi Cecilia" "Kahretsin. Korkuyorum." Leo elini uzattı Cecila onun elini tuttu ve bir anda dengesini kaybedince Leo'nun üstüne düştü. Cecilia kafasını kaldırıp Leo'ya baktı. Bunların derdi ne? Cecilia benim kadınım. Hemen yanlarına gittim. Cecilia'yı kolundan tutup kaldırdım. "Sanırım sakar bir prensessin." Cecilia gülümsedi. "Ne oldu?" "Hiç" Okları elimize aldık. Ormanda gezmeye başladık uygun bir av bulduğumuz anda duracaktık. Biraz ileride duran geyiği gören Leonardo. "İlk av benimdir" dedi ve oku geyik'e sapladı. Leo tebrik etti onu. "Çok başarılı." Leo'ya döndüm "Sıra kimde?" "Cecilia çok iyi tavşan avlar" dedi Leo Cecilia gözlerini Leo'ya dikti. İstemiyor gibiydi tavrı. "Hadi ama kaç kere şahit oldum." Biraz yürüdük çalılıklar arasında bir tavşan vardı. Cecilia oku eline aldı tek gözünü kapattı hedefe dikkat kesilip derin bir nefes aldı sma sonra tekrar bize döndü "Yapamam. Olmuyor. Ben bir yıldan fazla süredir bunların hiçbirini yapmıyorum neden geldim ki ata binemiyorum, güzel dans edemiyorum, avlanamıyorum ben gerçekten bir köle olmuşum." "Cecilia sen Savaşçı Prensessin ve yapacaksın. Ruhunda var bunlar unutulacak şey değil. Babanı hatırla tüm bunları sana öğretirken ki gururunu. Baban seni ve kardeşlerini çok küçük yaştan itibaren bunlar için eğitti şimdi öylece unutulmaz hadi ama" Henry dalga geçer tavırla döndü Cecilia'ya "Yoksa küçük tavşancığamı acıdın?" "Daha önce tavşan avladım defalarca." "Hiç öyle gözükmüyor." "Hayır benimle ilgili hiçbir şey bilmiyorsunuz bir prenses olabilirim ama prenslerin yapabildiği her şeyi yapıyorum." "Ama sen artık bir prenses değil kölesin." Cecilia okunu Henry'e yöneltti. Oku gerdirdi hepimiz ona yöneldik. Henry durdurdu. "Ceciliaaaa!" Beni duymazdan geldi Darly ise sanki ok yöneltilen Henry değilmiş gibi rahat bir tavırla. "Henry tavşan yerine seni avlamayı tercih etti galiba." Henry sırıttı. Korkmadı bu delinin yapacaklarından endişe bile duymuyor. Cecilia oku hala indirmemişti. Leo ikna etmeye çalıştı. "Oku bırak Cecilia. Ona zarar veremezsin." Henry daha çok üstüne gidercesine. "Köle olduğunu kabul etmek bu kadar zor mu?" Cecilia tısladı. Tek gözünü kapatıp oku daha da gerdirdi. "Cecilia onu bırak." Dememle Cecilia oku iyice gerdirip bıraktı ve hepimiz Henry'e attığı oka bakarken ok biraz ilerdeki tavşana saplandı. Leo kahkaha attı. Hepimiz rahatladık. "Harikasın" "Ben köle değilim." Dedi Henry'e doğru bakarak. Henry gülümseyip göz kırptı. "İyi atıştı ufaklık..." dedi hiç korkmadı tereddüt etmedi Cecilia'n ın ona zarar vermeyeceğinden emindi. Cecilia’nın yanına gittim. "Senin derdin ne ya Henry'e bir şey olsaydı?" "Eğer onu hedeflemek isteseydim olurdu baştan beri tavşanı hedeflemiştim." "Boyundan büyük işlere kalkışma." "Benim işim bu Norman Stanley..." Cevap vermedim. Ormanda geziyorduk "Cecilia Venedik'ten döndükten sonra ne yaptın? Hemen nişan mı oldu?" "Evet nişan törenim yapıldı." "Evet babamla katılacaktık ama olmadı." "Önemi yok." "Kral Ares seni Venedik'e yolladığında asiliğinden sıkıldığını ve düzelene kadar gelmemeni söylemişti. O zamanlar seninle çok işimiz var diye düşünmüştüm. Herkese öfke saçan bir prensestin." Darly merakına yenik düşüp. "Neden? Kral Ares Cecilia'yı neden Venedik'e yolladı?" "Söz dinlemez asi bir kızdı" dedi gülümsedi. Ne demekti bu bende merak ettim ve sordum. "Ne gibi? Saraydan gönderilecek kadar ne yaptı?" "Başlarda William ile nişanlanmayı kabul etmemiş. Saraydan kaçmaya kalkmış. Yapmaması gereken her şeyi yapmak istiyormuş..." Henry Cecilia'ya baktı. "Yani saraydan kaçmak onun için huy olmuş." "William ile evlenmeyi hiç istememişti. Daha William mı görmemişti o zamanlar sanırım 16 yaşında filandı ve bana eğer bir prensle evleneceksem bu sen ol demişti. Babası ile konuşmak istemişti bu konuyla alakalı..." Leo Cecilia'nın onunla evlenmek istediğini mi söyledi. Nasıl yani. Lanet olasıca bana hiçbir şey olmadı demişti. Bunu ağır ödeyeceksin Cecilia. Yalan senin sonunu getirecek. Ona baktım. Resmen titriyordu "Sen ne dedin? İstiyor muydun onunla evlenmeyi?" "Hiçbir şey Cecilia çok sarhoştu ve saçmalamıştı. Gece boyunca saçma şeyler yapıp ertesi sabah utancından ağladı." "Ne gibi şeyler?" Cecilia hemen araya girdi konuşulmasını istemiyordu. "Leo!" Ben duymak istiyordum ama. "Devam etmelisin bence Leo" "Çok olağanüstü bir şey değildi partiden sonra denize gitmek istedi. Gecenin geç bir saatiydi. Elbisesini çıkarıp denize girdi" Benim kadınımın vücudunu gördü öyle mi? Denize girdi demek. Bunları senden değil bundan öğreniyorum Cecilia neden? Neden? "Leo bunlar geçmişte kaldı. Çocuktum üç yıl önceki şeyler bunlar. 16 yaşımdaydım yalnızca." "Tabikide öyle Cecilia" "Sonra ne oldu Leo?" "Cecilia sarhoştu ve az daha boğulacaktı. Denize atlayıp onu kurtardım. Bir prensesin yanımda ölmesi hiç hoş olmazdı. Cecilia orada benimle evlen dedi kahkaha attım. Sonra kusmuştu. Başka bir durum olmadı." Cecilia huzursuzlandı. Endişe içindeydi. "Gitmek istiyorum ben." "Sohbet ediyoruz Cecilia nereye?" Cecilia'nın gözleri dolmuştu. "Sonra kollarımda sızdı. Odasına götürdüm ama beni bırakmadı. Mecburen sabaha kadar başında kaldım." Cecilia bana döndü titrek bir sesle ve korkuyla "Çok sarhoştum." dedi Korkudan bana açıklama yapıyordu. Yani bu kadar çok mu korkuyor Cecilia benden. İstediğim bu değildi oysa korkması değildi. Ben sevmesini tercih ederdim. Saraya geldik. Cecilia attan indi. Tam kendi odasına gidecekti. "Cecilia odama gel seninle konuşacağız." Cecilia benimle birlikte odaya geldi. Kafası önüne eğikti bakmıyordu. "Yüzüme baksana Cecilia" Kafasını h kaldırmadı. Yanına gittim çenesinden tutup kaldırdım. "Neden yüzüme bakmıyorsun?" "Ben sadece..." "Leo ile aranda bir şey olmadığını söyledin?" Gözleri dolmuştu "Sarhoştum. Önemi yoktu." "Leo ile evlenmek istedin yani ve onunla uyudun sonra öyle mi?" Gözlerinden bir iki damla yaş aktı "Sabah kalktığımda saçmaladığımın farkına vardım. Yemin ederim. Onunla aramda bir şey olmadı." Kolunu sıktım "Yalancısın Cecilia." "Hayır değilim." "O gece başka ne oldu öptün mü onu?" Cecilia cevap vermedi. "Cecilia" "Öpmedim. Gerçekten..." İyice sarstım Cecilia'yı "Yalan söyleme Cecilia" "Yalnızca 16 yaşındaydım o zaman. Aklım bir karış havadaydı şimdikinden daha şımarık ve asiydim babam beni dayanamayıp Venedik'e yolladı resmen sarayımdan kovuldum 16 yaşımda. Yüzünü görmediğim bir prensle nişanlanmamı istediler kabul etmeyince Venedik’te hem dil öğrenecektim hem de aileden uzak kalacaktım. Leo iyi bir arkadaştı ve yakışıklıydı açıkçası yüzünü görmediğim bir prensle evleneceğime Leo ile evlenirim diye düşündüm o gün partide çok içtim ve saçmaladım ertesi sabah utandım ve saatlerce ağladım Leo'nun anlattığının dışında bir şey olmadı." Ağlıyordu. Ağlamasının arasında kelimeler güçlükle çıkıyordu ağzından. "Tamam Cecilia sadece yalanını yakalamak istemiyorum. Leo iyi bir prens kimse ona zarar gelsin istemez değil mi?" Kafa salladı "Eğer unuttuğun bir şey varsa şimdi söyle ikinci kez aynı durumda tepkim bu kadar sakin olmaz" Gözyaşlarını sildi. Kafasını salladı. "Onunla yakınlaşmadım öpüşmedim. Sadece birlikte uyuduk. 1 ay onların sarayında kaldım." Yüzüne dokundum akan yaşı sildim. "Tamam ağlama." Cecilia reverans yaptı tam gidiyordu "Çekilebilirsin demedim" Dönüp bana baktı asilik yapmadı kafa salladı. "Özür dilerim" "Bugün neden güldün?" "Ne zaman?" "Seni yerden kaldırdığım zaman." Cecilia yine tebessüm etti. "Çünkü bana prenses dedin her zaman bir köle olduğumu söylüyordun." Söyleyecek bir şey bulamadım. Bunu duymak onu mutlu mu ediyordu sahiden. Yüzüne dokundum eğildim ve minik bir öpücük kondurdum. "Tamam çekilebilirsin." Bu kız şimdi buna mı gülümsedi. Bir prenses lafı onu bu kadar mı mutlu ediyordu? Odamın kapısı çaldı. Grandüşeslerden biri içeri girdi "Prensim akşam için Gracia'yı hazırlıyorum sizin için." "Tamam Oğlumu özlemiştim. Isabella'nın odasına gittim. Reverans yaptı "Antonio nasıl?" "Uyuyor prensim." "Sen nasılsın iyi misin?" Belime sarıldı boynuma öpücük kondurdu. "Sizi çok özledim prensim." Dedi Dudağına küçük bir öpücük kondurdum. "Prensim bir şey söylemek istiyorum" "Söyle" "Gracia bu aralar sürekli onunla vakit geçirdiğiniz konuşuluyor." "Eee yani?" "Ben sizin çocuğunuzun annesiyim ve sizinle daha çok vakit geçirmek isterim" "Isabella kiminle ne kadar vakit geçireceğim seni ilgilendirmez." "Peki ya Cecilia bebeğimizi öldürmeye çalışan Cecilia." "O konuyu aylar önce kapadık." "Bugün onu ava götürdünüz" "Bana hesap mı soruyorsun sen?" "Hayır prensim ben sadece yani o artık hamile değil..." Bir de Isabella'nın kıskançlığı ile uğraşamazdım. "Çeneni kapat Isabella ve bir daha asla sorgulama beni" dedim odadan çıktım. Kızların avlusunun önünden geçiyordum. Sesleri geliyordu. Cecilia'da oradaydı. Birileri akşam Gracia'nın benimle olacağını söylüyordu. "Yine mi o kızı çağırmış? Çirkin köle bir kız işte." "İstersen sen olursun biliyorsun değil mi?" "İstemem ben prensi kıskanmıyorum. Kıskanmam. Onun birlikte olduğu kızları gelip bana anlatmayın o bir prens istediği kadınla birlikte olur ve kimse bunu yargılayamaz." "Umurunda değil prense aşık değilsin çünkü. Eğer aşık olsaydın." "Eğer aşık olsaydım bugün Gracia o odaya giremezdi herhangi bir kadın giremezdi." "Kendine bu kadar güveniyorsun yani. "Tabiki." Bu kız kendine fazla güveniyordu. Ama günün birinde bu güveni yerle bir olacaktı. Odama geçtim. Önceden Cecilia buralarda olur bıkkınlıkla nefes alıp verir ve bana homurdanırdı. Bu odada olmasını özlemiştim ama yasaktı işte bebek yokken burada benimle yaşayamazdı. Kral ve kraliçe asla müsaade etmezlerdi. Odada şarabımı yudumlarken Gracia odaya girdi. Arkamı döndüm. Gracia baş döndürücü gözüküyordu. Yanına yaklaştım ve belinden kavrayıp kendime çektim. Dudaklarına öpücük kondurdum narin kollarını boynuma doladı. Ani bir hareketle kucağıma aldım ve boynunu öpmeye başladım. Yavaş yavaş yatağa doğru gittik. Ben istediğim her kadına sahip olabiliyordum hepsi benim olmak istiyordu tek bir kadın dışında. Cecilia... Ah Cecilia her şeyi kenara atıp seninle olmayı dilerdim. Gracia'ya ya ardı ardına öpücükler kondururken kollarımda olmanın huzuru ile gözlerimin içine bakarak gülümsedi. İlerleyen saatlerde Gracia'ya bana sım sıkı sarılmış uyuyordu. Kıpırdanınca oda uyandı. Odada kalmasını istemiyordum. "Prensim uyumamışsınız." Kafa salladım. Gracia dudağıma ateşli bir öpücük kondurdu. Çok ateşli bir kızdı. Gülümsedim. Gracia'nın boynuna öpücük kondurdum. "Çekilebilirsin Gracia." Kalmayı umuyordu ama gerek yoktu. Gracia istemsizde olsa yataktan çıktı. Reverans yapıp odadan çıktı. O gittikten sonra bende kendimi uykuya bıraktım sabah erkenden kalkıp üzerimi giyindim ve kahvaltıya indim. Herkese selam verip masaya oturdum. Leo heyecanla bir şeyler anlatıyordu. "Konu ne?" "İtalyanca dersi anıları." "Ne anısı?" "Hoşlandığım kızla birlikte İtalyanca dersleri alıyorduk" "Cecilia mı?" Umarım Cecilia değildir bu kadarı fazla. "Hayır Cecilia sonradan bize katıldı. Bu İsveçli bir dükün kızıydı. Kızla aramı yapmaya çalışmıştı Cecilia ama olmadı." "Neden?" "Kız onunla dalga geçtiğimi düşünmüştü." Kahvaltı bitti. Babam Leo'nun misafirliğinden memnun olup olmadığını sorgularcasına. "Memnun musun burada olmaktan Leo?" "Evet özellikle Cecilia ile vakit geçirmeyeli uzun zaman olmuştu." Artık sinirlenmiştim öfkem büyümüştü Cecilia ile bu kadar alakadar olması hoşuma gitmiyordu. "Cecilia benim kadınım. Farkındasın değil mi Leo?" "Tabi aksini düşünme bile." "Düşünmem düşünseydim eğer aynı masada oturuyor olmazdık. Zira Cecilia akıllı bir kız asla hata yapmaması gerektiğini bilir." "Merak etme Cecilia çok iyi dostum sadece." Cevap vermedim. Kahvaltıdan sonra bahçeye çıktık. Narisssa ve Monica bahçedeydi. Bizi görünce reverans yaptılar. Narissa'nında doğumu gün geçtikçe yaklaşıyordu. Darly ona gülümsedi. "Umarım iyisindir tatlım?" "Teşekkürler prensim çok iyiyim." Monica kaçamak bakışlar ile Henry'e bakıyordu. "Cecilia katılmadı mı size?" "Odasındaydı sanırım biraz rahatsızmış." Telaşlandım. Nesi vardı dün iyiydi. "Neyi var?" "Halsiz hissediyormuş. Odaya kimseyi istememiş gidemedik bizde." "Tamam" Yanlarından ayrıldık. "Siz dolaşın ben Cecilia'ya ya bakacağım." Nesi vardı neden kimseyi görmek istemiyordu. Cecilia bir işler peşindeysen eğer... Kaçtıysan bu kez snei kurtaramam istesem de yapamam. Cecilia'nın odasına gittim. Kim bilir yine ne karıştırıyordu. Kaçma planı mı vardı? Odasının önüne geldim. Kapıyı tıkladım ve içeri girdim. Yatağa yatmış. Yorganın altındaydı tamamen. "Cecilia" Cevap vermedi. Yatağın başına gittim. "Cecilia." Kafasını yorganın altından çıkarmadan "Efendim." dedi Yorganı açtım. Ağlamaktan gözleri şişmiş. Neyi vardı bu kızın? "Ne oldu?" "Yok bir şey." "Cecilia." "Annemi, babamı ve William mı özledim. Ölen bebeğimi özledim." "Cecilia onlar yoklar. Üzgünüm." "Çok yalnızım. Yapamıyorum ben kardeşlerimde kendini kaptırdı bu oyuna ve ben yalnızım anladın mı konuşacak kimsem yok. Gün geçtikçe prenses olmadığıma bende inanıyorum. Senden korkuyorum. Çok korkuyorum." "Neden korkuyorsun? Sen benden korkmazsın sen korkan bir kız değilsin." "Annem, babam sizin yüzünüzden öldü. William gözümün önünde öldürüldü. Bir gün benide öldürceksin biliyorum." Asla asla yapmazdım kendim ölürdüm ama onu öldürmezdim onu korumak için her şeyi yapardım. Gözünden akan yaşları silerken onun ağlamasına engel olamamak mahvediyordu beni. "Ölümü defalarca hak ettin. Kuralları yıktın ama ben seni öldürmedim." Tekrardan yorganın içine girdi. Ağlamaya devam etti. Saçlarına dokundum. "Yalan söyledim ama. Yine de ölmez miyim? Ya da başkası benim yüzümden zarar görmez mi?" "Ne tarz bir yalan?" Kafasını yorganın altından çıkardı. Gözlerini bana dikti. Gözyaşları ardı ardına akıyordu yutkundu. Neydi ne için yalan söyledi bana. "Söyle Cecilia" "Korkuyorum." Elini tuttum. "Cecilia!" Derin bir nefes aldı. "O gün yani ben 16 yaşımda Venedik Sarayındayken Leo ile sadece uyumadım." Ne demek sadece uyumadı? Ne yaptı başka? Beni delirtmek için yalan söylemez değil mi? "Nasıl yani?" İyice ağlamaya başladı. Neden ağlıyor ne yaşadı ki Leo'yla. Delirmek üzereyim. "O gece öpüştük. Saraya hiç gitmedik. Kumsalda uyuduk." Sinirden damarlarım patlamak üzereydi. Yalan söyledi sordum ona o an sordum ama inkar etti. Öpmedi dedi. "Sana o zaman söyle demiştim. Unuttuğun bir şey varsa ikinci şansın olmaz dedim." “Özür dilerim çok korktum yemin ederim William'a olanlar bir başkasına olsun istemedim. Benim yüzümden yine birinin zarar görmesini istemedim." "Sana dokunan öpen adam bu sarayda ve gerçeği ikinizde sakladınız" "Yemin ederim söyleyecektim." Sinirle ayağa kalktım. Cecilia'da kalktı. Elime dokundu. "Norman o günlük olan bir şeydi sadece sarhoştum ve küçüktüm aklım beş karış havadaydı işte." "Seni affetmiyorum bu kez Cecilia. Sen akıllanmıyorsun. Yalancısın." Diz çöktü "Yalvarırım Leo'ya bir şey yapma en azından lütfen. O sadece arkadaşım. Yemin ediyorum sana Norman o günden sonra aramda başka bir şey olmadı. Ceza vereceksen yalnızca bana ver." "Yine yalan söylemediğini nereden bileyim." "Tanrı şahidim ki yalan değil tüm olanları anlattım. Yalan söylemek istesem bunları da anlatmazdım." Çenesinden tutup duvara yasladım "Sen benim sabrımı neden sürekli taşırıyorsun?" Ağlamaya devam ediyordu. "Bu kez bağışlayıcı ol. Lütfen. Yalvarırım kimseye zarar verme. Ben birini daha kaybedemem." "Zaten defalarca sana karşı bağışlayıcı oldum. Senin ve kardeşinin canını bağışladım. Hatalarına göz yumdum ve sen yeniden yalan söyledin seni ve Leo'yu neden bağışlayayım?" "Haklısın. Tamam beni cezalandır. Bu kez benim yüzümden birinin ölmesini istemiyorum. Leo en son duyduğumda nişanlanacaktı zaten eminim sevdiği başka kız vardır. Bizim aramızda olanlar bilirsin işte küçüktük ve birden oldu ve asla ilerisine gitmedi. Tekrarlanmadı. Yemin ederim." Yüzüne dokundum. O kadar korkuyordu ki. O kadar savunmasızdı ki korkudan derin derin nefes aldıkça göğsü hızla inip çıkıyordu. Onun bu haline dayanamadım onun masumiyetine kayıtsız kalamadım. "Tamam sakin ol aşkım. Seni öldürmeyeceğim Leo'yuda. Sakin olabilirsin." "Gerçekten mi?" "Evet en azından bu olayı Leo'nun ağzından duymadım sen anlattın." Cecilia gülümsedi. Gözyaşlarını sildim "Bu kadar çok ağlama tamam." "Teşekkür ederim" Cecilia'ya ya doğru yaklaştım. Belinden kavradım ve dudağına bir öpücük kondurdum. Elini benim belime koydu. Boynunu öpmeye başladım. İzin verdi ona dokunduğumda geri çekilmedi aksine oda bana dokundu. Ama sonra kendini birden geriye çekti. "Özür dilerim. Özür dilerim gerçekten. Yapamam." Bu kız buraya ait olmaya başlıyordu. Farkındaydım bunun. Kafa salladım. Zorlamayacaktım zaten o gelecekti. Arkamı döndüm ve gittim. Cecilia artık benim gücümün farkındaydı ve aşkımın da.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD