Erkan eve geldiğinde akşamın ilerleyen saatleriydi. Malikane her zamanki gibi sessizdi — o ağır, o protokollü, o her köşesinde bir kuralın sindiği sessizlik. Ama Erkan bu sessizliği bu gece farklı duydu. Daha az soğuk. Ya da kendisi daha az soğuktu — ikisini ayırt etmek güçtü artık. Ceyda çalışma odasındaydı. Erkan bunu biliyordu — o ışık her zaman yanardı. Ama bu gece o ışığa doğru yürürken içinde o her zamanki hazırlık yoktu. Ne söyleyeceğini düşünmüyordu, nasıl duracağını planlamıyordu, hangi maskeyi takacağını hesaplamıyordu. Sadece yürüdü. Kapıyı tıkladı. "Gir." Ceyda masasının başındaydı — ama bu gece dosya yoktu önünde. Eller masanın üzerinde duruyordu, o her zamanki gibi kavuşturulmuş, hareketsiz. Gözler kapıya dönüktü. Erkan'ı görünce ne şaşırdı ne de bir şey söyledi. Sadece

