KUMAŞ

921 Words

Sabahın erken saatlerinde, henüz şehir tam uyanmamışken Melike dükkânın önüne geldi. Anahtarı çıkardı. Kilide soktu. O tanıdık tıkırtı — her sabah aynı ses, her sabah aynı his. Küçük, sıradan, tamamen kendine ait bir ses. Melike bu sesi severdi. Bu sesin içinde hiçbir protokol yoktu, hiçbir talimat yoktu, hiçbir "sen benimsin" yoktu. Sadece bir kapının açılmasıydı. Kendi kapısının. İçeri girdi. Dükkân karanlıktı henüz — o sabah karanlığı, gece ile gündüz arasındaki o belirsiz, yumuşak karanlık. Melike lambayı açmadı hemen. Bir süre o karanlıkta durdu. Kumaşların kokusunu içine çekti — pamuk, yün, ipek, boyaların o hafif kimyasal izi. Bu koku ona her sabah aynı şeyi hissettirirdi. Buradayım. Bu benim. Sonra lambayı açtı. Dükkân küçüktü. Duvarlar boyunca kumaş topları diziliydi — her r

Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD