Kapı zili çaldığında Melike elindeki kahve bardağını bıraktı. Baran. İlk düşüncesi buydu. Yedi yıl boyunca yeniden gelmemişti — ama şimdi her kapı sesinde aklına o geliyordu. Korkuyla yürüdü. Kapıyı açmadan önce bir an durdu, nefes aldı. Açtı. Karşısındaki kadını fotoğraflardan tanıdı. Erkan'ın eşi. Kudret Bey'in kızı. Bu imparatorluğun gerçek mirasçısı. Ceyda. Melike'nin dili tutuldu. Bir adım geri çekildi. Ceyda içeri süzüldü — sanki kendi evine giriyordu. Topuklu ayakkabılarının parke üzerindeki o ritmik sesi Melike'nin zihninde idam mangasının adımlarına dönüştü. Ceyda salona geçti, manzaraya karşı duran koltuğa yerleşti. Bir tahta oturur gibiydi. "Güzel bir yer," dedi, odayı süzerken. "Erkan zevklidir. Özellikle gizlemeye çalıştığı şeyler konusunda." Durdu. "Sizinle dürüstlük

