Sabah sekiz gibi Ceyda binaya girdiğinde resepsiyon görevlisi ayağa kalktı — o her zamanki refleks. "Günaydın hanımefendi." "Günaydın," dedi Ceyda. Asansöre bindi. Kendi kattaki ofisine çıktı. Kapıyı açtı. Her şey aynıydı. O meşe masa, o deri koltuk, o duvardaki tablolar, o pencereden görünen Boğaz. Her şey yerli yerindeydi — hiçbir şey değişmemişti. Ceyda kapıda durdu. Bu odaya kaç yıldır giriyordu? Her sabah aynı kapı, aynı koku, aynı masa. Ve her sabah o kapıyı geçmeden önce — farkında olmadan, otomatik olarak — içinde bir şey sertleşirdi. O zırh. O protokol tabakası. O "burada kim olduğunu bil" hissi. Bu sabah o sertleşme gelmedi. Masasına geçti. Oturdu. Asistanı Dilek içeri girdi. Elinde o her zamanki dosya. "Günaydın hanımefendi. Saat dokuzda Proje Alfa toplantısı var. Sonra

