Akşam Ceyda eve döndüğünde babası oturma odasındaydı. Bu saatte genelde malikânede olurdu. Ya da ofiste. Ya da şehrin karanlık toplantı odalarından birinde. Eve bu saatte gelmesi alışılmadıktı. Ceyda fark etti. Kapıda bir an durdu. Sonra girdi. "Günaydın," dedi. Biliyordu bu saatin günaydın olmadığını ama Kudret eve her geldiğinde kızı böyle derdi. Yıllar içinde aile içi şakaya dönüşmüştü. Ceyda ne zaman görse "günaydın" derdi, Kudret gülümserdi. Bu akşam gülümsemedi. "Otur," dedi. Ceyda oturdu. Karşısına değil, yanına geçti. Köşe koltukta, aralarında küçük bir sehpa. Sessizlik. Ceyda doldurmadı. Doldurmak doğru olmazdı. Kudret bir şey biliyor ya da seziyorsa, boşluğu doldurmak bilmediğini açıklamak olurdu. Eski bir ilkeydi: Suçlama gelmeden savunma yapma. "Bugün nasıldı?" dedi

