Melike önce kokuyu aldı.
Gözleri daha kapalıydı, uyanmamıştı tam, o yarı uyku halinde burnuna dolan kokuyu tanıdı hemen. Sabun değildi, parfüm değildi. Bir erkeğin teniydi bu. Yıllardır hiçbir yerde bulamadığı o koku.
Nefesini tuttu.
Kıpırdamadı.
Çünkü biliyordu. Çocukluğundan kalma bir bilgiyle biliyordu ki güzel şeyler ancak dokunulmadığı sürece gerçek kalır. Hareket ederse her şey kaybolur. Gözlerini açarsa yalnız olduğunu görür, yastığın soğuk olduğunu görür.
Ama arkasındaki sıcaklık yerindeydi.
Baran hâlâ oradaydı.
---
Odanın perdeleri arasından sızan sabah ışığı, beyaz çarşafların üzerine düşüyordu. Yerde kıyafetler dağınıktı, kopmuş düğmeler vardı, devrilmiş eşyalar... Dün geceki fırtınanın sessiz tanıklarıydı hepsi. Şöminde kül soğumuştu. Dışarıda İstanbul, dün gece olanlardan habersiz, yeni bir güne başlamıştı bile.
Melike yavaşça, santim santim arkasına döndü.
Baran mışıl mışıl uyuyordu. Uykusunda bile kaşları hafif çatıktı. On yıl, yüzüne yeni çizgiler eklemişti. Daha sert, daha yorgun bir ifade vardı. Ama Melike onun eski halini arıyordu gözleriyle. Mahalle arasında direğe yaslanıp ona bakan o çocuğu.
Elini kaldırdı usulca.
Parmak uçları Baran'ın yanağına değdi. Sonra omzuna, köprücük kemiğine. Çıplak tenlerin bu sessiz teması, dün geceki ateşten daha derindi. Adını koyamadığı, koymaya korktuğu bir şey vardı içinde.
On yıl, diye geçirdi içinden. On yıl boyunca bunun hayalini kurdum.
Şimdi gerçekti.
---
"Rüya değilmiş," dedi Baran. Gözlerini açmamıştı, sesi uykulu ve kalındı. Elini uzatıp Melike'nin saçlarını okşadı, sonra onu kendine çekti.
Melike başını Baran'ın boynuna gömdü.
"Değil," diye fısıldadı. Ses çok alçaktı, neredeyse sadece kendi duyuyordu. "Bütün o yıllara rağmen... Buradayız işte."
Baran çarşafın altında bacaklarını Melike'ninkilere doladı. Uzun süre konuşmadılar.
"On yıl boyunca hiç uyumadım," dedi Baran en sonunda, dudakları Melike'nin saçlarındaydı. "Sadece sızmışım. Şimdi anlıyorum. Senin yanında geçen bu sessizlik, her şeyden çok şey anlatıyor bana." Bir an duraksadı. "Gitmek hataydı Melike. En büyük hatamdı."
Melike gözlerini yumdu.
Duymak istediği cümlelerdi bunlar. İçindeki o yalnız kız, bu sözlere açtı. Ama beyninin bir köşesinde bir ses hâlâ soruyordu:
Neden şimdi?
---
Güneş yükseldikçe oda aydınlandı. Birbirlerine sarılıp öylece kaldılar. Melike Baran'ın göğsünde tekrar uykuya dalarken, bu kez rüyasında geçmişi değil, uyandığında yanında olmasını umduğu adamı görüyordu.
Baran uyumadı.
Melike'nin nefesi düzeldikten sonra gözlerini açtı. Tavana baktı. Zihninin bir köşesinde sayılar dönüyordu. Sessizce, utanmadan, hiç yorulmamış gibi.
Melike'nin boynundaki damarın atışını hissediyordu avucunda.
Güveniyor bana, diye düşündü.
Gözlerini kapattı.
Komodinin üzerindeki saat ilerliyordu.
Zaman daralıyordu.
Ama bunu söylemedi.