EYLÜL Gözlerimi araladığımda loş ışık hâlâ çadırın tavanında solgun bir gölge gibi duruyordu. İçimde tuhaf bir ağırlık vardı; sanki bütün bedenimi gece boyunca biri sıkıp bırakmıştı. Parmak uçlarıma kadar üşüyordum. Battaniyeyi omuzlarıma kadar çektim, dizlerimi kendime doğru kıvırdım ama ısınamadım. İçim titremiyordu ama… huzursuzdum. Gözlerimi tekrar kapadım, derin bir nefes aldım. “Hadi… uyku,” diye fısıldadım içimden. Ama yok. O uyku, beni günlerdir inadına kıskanıyordu sanki. Ne kadar çabalasam kaçıyordu. Bir süre böyle dönüp durdum. Sonunda pes ettim. Yerimden doğrulurken bedenim protesto eder gibi gerildi; kaslarım sızladı, sırtım zonkladı. Bu kadar yatınca insanın vücudu ağrır mıydı gerçekten? Meğer ağrıyormuş. Hatta öyle bir ağrıyordu ki… Hem dinlenmiş, hem yorgun. Hem toparl

